Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu: Ana muhalefet çaresiz bir şikayet hastalığına yakalanmıştır

"Ana muhalefet çaresiz bir şikayet hastalığına yakalanmıştır. Kime neyi şikayet ettiğini karıştırmaktadır, önüne kim gelirse ona ülkesini şikayet eden bir ana muhalefet anlayışı, maalesef bugüne kadar olduğu gibi ülkenin yönetimine hiçbir katkı sağlamayacak bir acziyet içinde kıvranıyor"

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu: Ana muhalefet çaresiz bir şikayet hastalığına yakalanmıştır

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, "Siyasi tarihe bakarsanız, vatandaşın değil de başka güç ve vesayet odaklarının gözüne bakarak siyaset yapmaya kalkanların uzun soluklu olamadığını, belirli kesitler akabinde silinip gittiğini görebilirsiniz. İnsanımızın gözünün içine bakarak istikamet çizenler ve halka hizmet edenler ise hem uzun soluklu olmuşlardır hem de milletimizin gönlünde kalıcı olmak şerefine ermişlerdir." dedi.

Bursa'da Çelik Palas Otel'de basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya gelen Çavuşoğlu, hükümette tevdi edilen yeni görev sonrası basın mensuplarıyla en geniş katılımlı buluşmayı gerçekleştirdiklerini belirtti. Çavuşoğlu, şahsına tevdi edilen Başbakan Yardımcılığı görevinin tamamıyla Bursalı hemşehrileri adına olduğunu, bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım'ın kente verdiği büyük önemin açık bir göstergesi olduğunu bildirdi.

"İnsanımızın yüce gönlü kendini anlayana kayar. Milletimiz kendinden olana, kendi içinden çıkana her zaman ayrı bir teveccüh göstermiştir." diyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız, Bakan ve Milletvekili arkadaşlarımız hepimiz, aile olarak, doğup büyüdükleri çevreler olarak tamamen milletimizin içerisinden çıkmışızdır. Bu özellik sadece geldikleri yerle sınırlı kalmamış, bulundukları her görevde, makam ve mevki mevzubahis etmeden halkın içinde yer almayı sürdürmüşlerdir. Zira bizim inancımızda halka ve Hakk'a hizmet birdir. Önümüzdeki dönemde de halka ve Hakk'a hizmet noktasında Bursalı hemşehrilerimizin gözlerine, gönüllerine bakarak hizmet anlayışımızı ve çalışmalarımızı sürdüreceğimizi belirtmek isterim. Siyasi tarihe bakarsanız, vatandaşın değil de başka güç ve vesayet odaklarının gözüne bakarak siyaset yapmaya kalkanların uzun soluklu olamadığını, belirli kesitler akabinde silinip gittiğini görebilirsiniz. İnsanımızın gözünün içine bakarak istikamet çizenler ve halka hizmet edenler ise, hem uzun soluklu olmuşlardır hem de milletimizin gönlünde kalıcı olmak şerefine ermişlerdir. Bu düşüncelerle Bursalı hemşehrilerimin gönlünü her şeyden çok önemsediğimi, Bursalıların düşüncelerinin önceliğim olduğunu altını çizerek vurgulamak isterim."

Kendilerinin Türkiye ve Bursalı hemşehrileri için çalıştığına dikkati çeken Çavuşoğlu, "Gönül verdiğimiz AK Parti’mizle insanımıza hizmet davamızda, Türkiye için çatışmak değil çalışmaktan yana olduğumuz tüm Türkiye’nin malumu. İktidarımızda geride kalan sürede ödün vermediğimiz bu ilkemizden vazgeçmeyi asla ve asla düşünmüyoruz. Bursalı hemşehrilerim birlik ve beraberliğimizin halel görmemesi için, tek vücut olarak yola devam etmek için en üst seviyede hassas olduğumuzu unutmasınlar. Birliğimiz, dirliğimiz zarar görürse, kardeşliğimize halel gelirse ne gittiğimiz yolların ne vardığımız neticelerin anlamı kalmaz." ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın millete hitabında dilinden düşürmediği "Beraber yürüdük biz bu yollarda beraber ıslandık yağan yağmurda şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor" dizesinde olduğu gibi milletle beraber yürüyecek çok yolları olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "AK Parti'nin hikayesi bir milletin aşk hikayesidir." dediği gibi hizmete aşık olduklarına işaret eden Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bu aşkın gereği neyse o minvalde yürümeye, koşmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde Bursa bizim aşkımızın özünde, merkezinde yer alıyor. Özellikle ifade etmeliyim ki, Ankara’daki tüm mesaimizin çok büyük bir bölümü Bursa için yapılacaklara ilişkin oluyor. Bursalı hemşehrilerim yeni görevimizde bizleri kesinlikle yalnız bırakmıyorlar. Hepsine, gelen gelemeyip telefonla, mesajla veya sosyal medya aracılığıyla iyi dileklerini ileten tüm hemşehrilerime ayrı ayrı minnettarım, teşekkür ederim."

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, "Ana muhalefet çaresiz bir şikayet hastalığına yakalanmıştır. Kime neyi şikayet ettiğini karıştırmaktadır, önüne kim gelirse ona ülkesini şikayet eden bir ana muhalefet anlayışı, maalesef bugüne kadar olduğu gibi ülkenin yönetimine hiçbir katkı sağlamayacak bir acziyet içinde kıvranıyor." dedi.

Bursa'da Çelik Palas Otel'de basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya gelen Çavuşoğlu, ilk günden bu yana her vatandaşı eşit şekilde kucaklayan, aynı şekilde derdini tasasını soran, bununla kalmayıp sıkıntılarına çözüm arayan bir siyasi anlayışı benimsediklerine işaret ederek, bununla milli iradenin sesini daha gür hale getirmekten, ülkede demokrasiyi ve milli iradeyi güçlü kılmaktan başka bir gayeleri bulunmadığını kaydetti.

"Güçlü demokrasi ve milli irade" dediklerinde de kamuoyunun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesinin gereğinin öne çıktığını belirten Çavuşoğlu, şöyle konuştu:

"İşte bu noktada basın mensuplarımızın rolü önem kazanmaktadır. Büyük medya kuruluşları siyasetin, ülkenin ve dünyanın gündemini vatandaşa haber olarak ulaştırırken, bu haber akışının iki yönlü olduğu gözden kaçıyor. Halka gündem gidiyor, peki halkın tepkisi ve halkın gündemi nedir? Bu sorunun cevabını veren sizsiniz. Yerelde sunduğunuz haber ve değerlendirmelerle siyasetin sağlıklı işleyişindeki rolünüzün önemini bu vesileyle bir kez daha ifade etmek isterim. Sadece siyasi olarak değil bölgenize, şehrinize yapılacak gerek özel gerek kamusal yatırımlarda birçok etkenle birlikte sizlerin de etkisi olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Zira her eylemin temelinde bilgi vardır ve yerel medya göz ardı edilmemesi gereken bir bilgi kaynağıdır."

Çavuşoğlu, ilkeli, güçlü ve bağımsız bir medyanın milli iradenin gücünü artırdığını söyledi.

Bunun en canlı ve en yeni örneğinin 15 Temmuz hain darbe kalkışması esnasında yaşandığını ve görüldüğünü belirten Çavuşoğlu, "Medyamız, 15 Temmuz'da Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın meydanlara davetini, milletimize ulaştırarak bağımsız ve milli bir tavır sergilemiş, güçlü bir milli iradeden ve demokrasiden yana net tavır koymuştur." diye konuştu.

"Aziz milletimizin yazdığı 15 Temmuz destanında, güçlü demokrasi için medyanın rolünün ehemmiyetini tüm dünyaya anlatan basınımızın siz değerli temsilcilerine, buradan bir kez daha teşekkür ediyorum." diyen Çavuşoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tüm dünya o gece, yalan, iftira ve çarpıtma yerine doğru ve güvenilir bilgilere yer verdiği zaman medyanın demokrasiyi nasıl güçlü kıldığını görmüştür. Bu millet tarihe bağımsızlığını altın harflerle bir kez daha kazırken, sizler de demokrasimizin lehine cansiperane görev yaparak gerçekleştirdiğiniz aralıksız canlı yayınlarınızla destek oldunuz. Bu açıdan medyamızın dünyaya verdiği dersi ayrıca vurgulamak isterim. Özellikle günümüzde yanlı, tek taraflı, hatta kasıtlı bir propaganda dilinin hakim olduğunu gördüğümüz Batı medyasının, bu noktada ülkemiz basınının 15 Temmuz’da sergilediği net tavırdan çıkarması gereken büyük bir ders söz konusudur."

- "Ana muhalefet çaresiz bir şikayet hastalığına yakalanmıştır"

Çavuşoğlu, özellikle son dönemlerde, partisine ve Cumhurbaşkanına yönelik olarak, siyasi rekabetin adeta düşmana dönüştürüldüğü bir süreci yaşadıklarını savunarak, "Özellikle ana muhalefetin öğrenmekte çok geç kaldığı bir hususu burada bir kere daha vurgulamak isterim ki bizim insanımızın yüce gönlü kendini anlayana, kendinden olana kayar. Milletimiz her zaman kendi içinden olana teveccüh göstermiştir." ifadelerini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, şunları söyledi:

"CHP yönetimi ve Sayın Kılıçdaroğlu ise bu gerçeği bir türlü öğrenemezken, bir şikayet hastalığına tutulduğunu ne yazık ki görmekteyiz. Milletimizin yanında durmadıkları gibi her fırsatta ülkelerini yabancılara şikayet ediyorlar. Biliyorsunuz önce Alman dergisine, geçtiğimiz günlerde de kendisini ziyaret eden İngiliz bakana şikayet ettiler. Bu arada İngiliz bakana yapılan şikayet sırasında, Brexit kararıyla İngiltere'nin Avrupa Birliğinden çıkma temayülünde olduğunu unutarak, Avrupa Birliği değerlerine uygun olmadığı gerekçesiyle Türkiye'yi şikayet ettiler. Ana muhalefet çaresiz bir şikayet hastalığına yakalanmıştır. Kime neyi şikayet ettiğini karıştırmaktadır, önüne kim gelirse ona ülkesini şikayet eden bir ana muhalefet anlayışı, maalesef bugüne kadar olduğu gibi ülkenin yönetimine hiçbir katkı sağlamayacak bir acziyet içinde kıvranıyor. Ülkesinden ve milletinden kopuk bu anlayış, milletimizi de bizleri de açıkçası çok üzmektedir. Siyasette tek doğru adres vardır, o da millettir, bunu onların da öğrenmesi gerekir."

- Yerel basın

Çavuşoğlu, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün ülke genelinde yerel basınla gerçekleştirdiği bu ve benzeri organizasyonların, ifadelerinin sadece sözlerden ibaret olmadığının da bir göstergesi olduğuna değinerek, şöyle devam etti:

"Sizlerin katılımlarıyla yapılan seminerler, eğitimler, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında gerçekleştirilen gezi ve toplantılar yerel basının hem ödüllendirilmesi ve geliştirilmesi hem de eksikleri ve sıkıntılarını ortaya koyarak en etkili, hızlı çözümün hayata geçirilmesi amacını taşımaktadır. Bakınız yaklaşık 1 ay önce, 14 Temmuz'da Yerel Medya Özendirme Yarışmasını yine Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğümüzün himayesinde gerçekleştirdik. Bu yıl bu organizasyonun 30. yılı. Bu son derece önemli bir rakam. 30 yıldır bu ülkenin yerel basınına yönelik, taşıdığınız sorumluluğun önemine dair bir büyük organizasyon gerçekleştiriliyor ve emeklerinizin ödüllendirilmesi, onore edilmesi için bir çaba ortaya konuluyor. Bu yıl 516 kişi 629 eserle katıldı yarışmaya. Bu katılım geçen yıla oranla iki kat fazla bir rakamı ifade ediyor. Demek yerel medyanın önemi konusunda ortak bir paydada buluşabilmişiz. Bunun artarak devam etmesi yönünde bir tavır ortaya koyabilmişiz."

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, "Tarihi kodları, kültürel birikimi, tevarüs ettiği değerleri bu manada temayüz etmiş bir milletin içinden bu milleti ve bu ülkeyi idare etmek üzere ortaya çıkmış bir insanın, Suriyelilere 'Gitsin artık' demesi vicdansızlıktır." dedi.

Bursa'da Çelik Palas Otel'de basın mensuplarıyla kahvaltıda bir araya gelen Çavuşoğlu, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Çavuşoğlu, bir gazetecinin, "CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun dün medyaya yansıyan açıklamaları vardı, 'Suriyeliler artık geri gitsin' diye. Siz bu yaklaşımı nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine, "Maalesef bir akıl tutulması yaşıyor Kemal Kılıçdaroğlu." diye konuştu.

Çavuşoğlu, 19 Ağustos'un Dünya İnsani Yardım Günü olduğunu ve bugün de AFAD ve Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün 'Yüreğimize Sığınanlar' temalı bir fotoğraf sergisi gerçekleştirdiğini anımsattı.

Hem uluslararası örgütlerin temsilcilerinin hem de birçok ülkenin büyükelçisinin bulunduğu ortamda, gelip Türkiye'ye sığınan, göç eden çocukların bir program sahnelediklerini aktaran Çavuşoğlu, "Bunları izlerken hep gözlerimiz dolu doluydu. Ondan sonra şöyle de bir karar aldık, bu fotoğraf sergimizi sadece Ankara'da değil, kentlerin, şehirlerin meydanlarında gösterme düşüncesi hasıl oldu, üzerinde çalışacağız ve hatta diğer dünya ülkelerinde de bunu yapalım diye düşündük. Oradaki fotoğraf karelerinden bile görülen o ki, bizim gerçekten de mazlum, mağdur, ihtiyaç sahibi insanlara vermiş olduğumuz bu destek bambaşka bir şey." ifadesini kullandı.

- "Bu bir vicdan meselesi"

Çavuşoğlu, konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bu bir vicdan meselesi" sözlerini hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Bunu yapabilmek bir vicdan meselesi. Eğer vicdanınız ölmüşse her şeyi konuşabilirsiniz. Milletvekilliğim döneminde Meclis kürsüsünden de CHP'den bir arkadaşımız, Suriyelilerle ilgili olarak 'Geri gönderilsin' dediğinde şunu söyledim, 1989'da yüz binlerce Bulgaristan göçmeni soydaşımız buraya sığındı. Onlarla ilgili de mi 'Geri gitsinler' diyecektiniz. Tarihten bu yana, ta İspanya'daki Endülüs Müslümanlarının engizisyon mahkemelerinde yargılandığı sırada buraya elini uzatan biz olduk. Yine İspanya'da Yahudiler din değiştirmeye zorlanırken inançlarını özgürce yaşamaları için kendilerine açılan kapı gene biz olduk. Yine Avrupa'daki mezhep savaşları sırasında kanlı çatışmalar yaşanırken Hristiyanların sığındığı ülke gene biz olduk. Aynı şekilde Nazi Almanya'sında kaçanların sığındığı ülke biz olduk. Avrupa Birliği Nazi tehlikesine karşı Yunanistan'ı tampon bölge telakki ederek kıtlığa terk ettiğinde yine biz sahip çıktık. Sonra 1991, 500 bin Iraklı Kürt, Arap kardeşimiz Körfez Savaşı'ndan kaçarak bize sığındı. 1989'da Bulgaristan göçmeni soydaşlarımız bize sığındı."

- "Kılıçdaroğlu'na biri cimcik atsın"

Hakan Çavuşoğlu, bunun aynı zamanda bir kültür meselesi olduğuna da değinerek, şu görüşlere yer verdi:

"Siz kendinizi bu kültüre ait hissediyorsanız böyle düşünemezsiniz. Ama bu kültüre ait hissetmiyorsanız, bunu farklı düşünebilirsiniz. Bunu neden söylüyorum, bugün İngiliz kaynaklarına, Avrupa, Arap ve Çin kaynaklarına bakın, temel bir ilke kayda geçmiştir, 'Türk kendisine sığınanı teslim etmez' der. Bizim Mevlana'mızın bir sözü var, 'Bir mum diğerini tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez.' Dolayısıyla tarihi kodları, kültürel birikimi, tevarüs ettiği değerleri bu manada temayüz etmiş bir milletin içinden bu milleti ve bu ülkeyi idare etmek üzere ortaya çıkmış bir insanın, Suriyelilere 'Gitsin artık' demesi vicdansızlıktır. Suriyeliler zaten yeterli şartlar haiz olduğunda gideceklerdir. Çünkü onların ülkesi orası. onların doğup büyüdükleri yer orası. Ama bunu, toplumumuzun da sinir uçlarına dokunacak şekilde bir sorun olarak göstermek için, bunu dahi siyasete malzeme etmek suretiyle yaklaşım ortaya koyması, hakikaten bir akıl tutulması. Kılıçdaroğlu'na biri çimdik atsın, bence şu anda ne yaptığını bilmiyor. "

- Yüksek Hızlı Tren projesi

Başbakan Yardımcısı Çavuşoğlu, Yüksek Hızlı Trenin Bursa'da hizmete girmesine ilişkin soru üzerine de açıklamalarda bulundu.

İki etaplık projenin ihale süreçleriyle ilgili de bilgi veren Çavuşoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Biliyorsunuz, Bursa Yenişehir iki etap. Diğeri de Yenişehir-Osmaneli etabı, İstanbul etabıyla birleşecek. Yenişehir-Osmaneli 47 kilometre. Buranın proje çalışmaları tamamlanmış durumda. Yenişehir-Osmaneli altyapısıyla, Bursa, Yenişehir, Osmaneli üst yapı ve elektromekanik ihale hazırlıkları hala devam ediyor. Öbür taraftan, Bursa-Yenişehir 56 kilometre. Bunun 16 bin 500 metresi tünel, bunun da 6,8 kilometresi ki yüzde 41'i oluyor, tamamlanmış durumda. Geri kalanındaki çalışmalar devam ediyor. 6,2 kilometresi viyadük. Bunun da 1 kilometresi tamamlanmış durumda. Altyapının genelinde yüzde 31 fiziki ilerleme sağlanmış durumda."

Diğer bölümlerde altyapı, tünel ve viyadük çalışmalarının devam ettiğinin altını çizen Çavuşoğlu, şöyle dedi:

"Zamanın geciktiğinin biz de farkındayız. Milletvekili arkadaşlarımızla beraber bir araya geldiğimizde konuştuğumuz en önemli proje bu oluyor. Ama burada ortaya çıkan zorlu coğrafi şartlar ve sanatsal yapılarla ilgili olarak ortaya çıkan ihtiyaçlar nedeniyle bir gecikme hasıl oluyor. Ama biz bundan sonraki süreçte de mutlaka takipçisi olacağız. Benim zaman vermem çok doğru değil. Ama nihayete erdirmek konusunda kararlı olduğumuzu ve Bursa'nın hizmetine de sunmamız gerektiğini çok iyi biliyoruz. Çünkü bununla beraber Ankara-Bursa arası 2 saat 15 dakikaya inecek. Bu, Bursalı insanımıza ve Bursa'ya gelecek olanlara müthiş bir kolaylık sağlayacak."

Çavuşoğlu ayrıca Gemlik'e bir tren yolu projelerinin olduğunu, şu anda hazırlıklarının tamamlandığını ve yatırım programına alınması için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.

- Batı Trakya Türkleri

Çavuşoğlu, "Batı Trakya Türkleri ile ilgili ele almayı düşündükleri konular nelerdir?" sorusu üzerine ise "Biz, soydaşlarımızın sağlık güvencesini Türkiye'ye endeksledik, Türkiye'nin güvencesine dahil ettik." diye konuştu.

Bunun nasıl olduğuyla ilgili de bilgi veren Çavuşoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Nasıl ki burada bir vatandaşımız 53 lira sigorta primi ödemek suretiyle sağlık güvencesinden istifade ediyorsa aynı şekilde Bulgaristan'da ve Batı Trakya'da yaşayan soydaşlarımızın da burada ikameti olmasa bile, burada yaşamıyor olsa bile, orada yaşamaya devam etse bile ödeyeceği 53 liralık sigorta primiyle onun sağlık güvencesini Türkiye'nin sağlık güvencesinin teminatı altına aldık. Ama bu sadece sağlık güvencesi bakımından bir teminat sağlıyor. Asla bir emeklilik hakkı güvencesi vermiyor onun da altını çizeyim. Bundan sonraki süreçte de tabi toplum yaşayan bir organizma, canlı. Bugün çözdüğünüz bir sorunun farklı boyutlarıyla başka bir şekilde karşınıza yarın çıkması muhtemel. Ama şu bir gerçek ki içinden çıktığım, dernek başkanlığını yaptığım ve bu konularla sürekli haşır neşir olduğum bir yerden gelmiş bir kimse olarak bundan sonra da ortaya çıkabilecek sorunları çok kolay aşacağımızı düşünüyorum."

Etkinlikte, Vali İzzettin Küçük, AK Parti Bursa milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç, İsmail Aydın, Muhammet Müfit Aydın, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şükrü Köse ve Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Akarca da bulundu.

AA

Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2017, 15:11

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER