<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>EtikHaber</title>
    <link>https://www.etikhaber.com</link>
    <description>Doğru Haberin Adresi...</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.etikhaber.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 31 May 2026 03:47:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Kurt'tan deri kanseri uyarısı]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/dermatoloji-uzmani-dr-kurttan-deri-kanseri-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/dermatoloji-uzmani-dr-kurttan-deri-kanseri-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Bekir Kurt, deri kanserlerinde erken tanının hayati önem taşıdığını belirterek, benlerde meydana gelen değişimlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Bekir Kurt, deri kanserlerinde erken tanının hayati önem taşıdığını belirterek, benlerde meydana gelen değişimlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Dr. Bekir Kurt, 'Cilt Kanseri Farkındalık Ayı' dolayısıyla yaptığı açıklamada, deri kanserlerinin erken teşhis edildiğinde tedavi edilebildiğini ifade etti. En sık görülen deri kanseri türlerinin bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom olduğunu kaydeden Kurt, bu hastalıkların dermatologlar tarafından erken dönemde tespit edilerek cerrahi ya da farklı yöntemlerle tedavi edilebildiğini belirtti. Melanomun ise daha ciddi seyredebildiğine dikkati çeken Kurt, açık tenli, kızıl saçlı, renkli gözlü, güneşte kolay yanan kişiler ile ailesinde deri kanseri öyküsü bulunanların risk grubunda yer aldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Benlerdeki değişimlerin önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Kurt, 'Asimetrik, sınırlarının düzensiz, renginde değişim, ani boyut artışı ve iyice kabarması var olan benlerimizde bu değişiklikleri gözlemlediğimiz zaman bir dermatoloji muayenesi öneriyoruz. Bununla ilgili dikkat edeceğimiz husus özellikle bir kaos olması, var olan standart benlerimizin ani değişimi, renk çürümesi olması, sınırlarının düzensiz olması ve çap farklılığı. Asimetrik hale gelmesi özellikle bizi endişelendirebilir' dedi.</p>

<p>Bazal hücreli karsinomun genellikle parlak görünüm ve iyileşmeyen yaralarla ortaya çıktığını ifade eden Kurt, skuamöz hücreli karsinomun ise kalın kabuklu yaralar şeklinde görülebildiğini aktardı.</p>

<p>'Güneş kremine bir kez sürmek yeterli olmaz'</p>

<p>Güneşin zararlı etkilerine karşı korunmanın önemine değinen Kurt, özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneşe çıkılmaması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>'Çıkmak durumunda isek şapka ve güneş koruyucu ile kendimizi korumalıyız. Güneş koruyucu kullanımında ise güneş kremine bir kez sürmek genellikle yeterli olmaz. 2 Saatte bir yenilenme önerilir ve ardından terlediğimiz zaman ya da suya girip çıktığımız zaman ya da deniz kenarındayken su ile etkisini kaybedebilmektedir. O yüzden 2 saatte bir güneş koruyucumuzu yeniliyoruz. Solaryum kesinlikle deri açısından önerilmeyen bir uygulamadır. Bronzlaşmanın popülaritesi önceye göre azalmakla birlikte deri için sağlıklı bir uygulama değildir. İyileşmeyen yaralar, bereler, bağışıklığı düşük özellikle organ nakili hastalarımız, çok ileri yaşlı hastalar ya da bağışıklığını düşürecek ilaç kullanımı olan hastalarımızın iyileşmeyen yaraları özellikle güneş gören bölgelerde mutlaka dermatoloji kontrolü öneriyoruz.'</p>

<p>'Dermatoloji muayene olmadan benler yakılmamalı'</p>

<p>Benlerin dermatoloji muayenesi olmadan yakılması ya da aldırılmasının risk oluşturabileceğini vurgulayan Kurt, 'Benleri lazerle sildirmek, yakmak, koparmak ya da iple boğmak çeşitli metotları hastalarımız tarafından sorulur. Özellikle biz derideki tüm lezyonları tanırız ve uygun metodu söyleriz. Bizim doğuştan gelen benlerimiz ya da sonradan çıkan benlerimiz kesinlikle yakılması, dermatoloji muayenesi olmadan önerilmeyen bir uygulamadır. Çünkü özellikle üzerinden gelişebilecek kötü huylu dönüşüm potansiyelini o yakma işlemiyle gölgelemiş oluruz' dedi.</p>

<p>Güneş koruyucu seçiminde en az 30 faktör ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Bekir Kurt, ürünlerin hem UVA hem de UVB filtresi içermesine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Çocuklar ve gebelerde mineral filtreli güneş koruyucuların önerildiğini ifade eden Kurt, diğer erişkinlerde ise kimyasal filtreli ürünlerin kullanılabileceğini kaydetti.</p>

<p>Güneş koruyucuların yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca kullanılması gerektiğini vurgulayan Kurt, 'Ultraviyolenin yoğun olduğu günlerde mutlaka güneş koruyucu kullanılmalı. Güneş gözlüğü, geniş şapkalar ve ultraviyole korumalı kıyafetler de korunmada önemli' diye konuştu.</p>

<p>Güneşin yalnızca deri kanserine değil, leke oluşumu, kılcal damar artışı ve cilt kırışıklıklarına da neden olabileceğini belirten Kurt, düzenli dermatoloji muayenesinin deri sağlığı açısından önem taşıdığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YALOVA</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/dermatoloji-uzmani-dr-kurttan-deri-kanseri-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/dermatoloji-uzmani-dr-kurttan-deri-kanseri-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="59636"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı öncesinde 'köpek kistine' dikkat]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/kurban-bayrami-oncesinde-kopek-kistine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/kurban-bayrami-oncesinde-kopek-kistine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, Kurban Bayramı öncesinde hidatik hastalığı hakkında bilgiler vererek, 'Bu hastalık insanları etkileyebildiği gibi, otçul hayvanlara da enfekte yumurtaların otlar ve sular aracılığıyla alınması sonucu bulaşabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, Kurban Bayramı öncesinde hidatik hastalığı hakkında bilgiler vererek, 'Bu hastalık insanları etkileyebildiği gibi, otçul hayvanlara da enfekte yumurtaların otlar ve sular aracılığıyla alınması sonucu bulaşabilir' dedi.</p>

<p>Karaciğerde görülen hidatik kistleri hakkında bilgi veren Acıbadem Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, 'Halk arasında 'köpek kisti' olarak bilinen karaciğer kist hidatik hastalığı, paraziter bir hastalıktır. Bu parazitin ismi Echinococcus granulosustur. Bu parazit yaklaşık yarım santimetre boyutundadır ve çakal, köpek gibi etçil hayvanların bağırsaklarında tutunarak yaşar. Köpeğe herhangi bir zarar vermez ve köpeği hasta etmez. Fakat köpeğin bağırsağındaki parazitin yumurtlamasıyla, milyonlarca yumurta dış ortama saçılabilir. Bu yumurtaların insan tarafından alınmasıyla insanlarda kist hidatik dediğimiz hastalık oluşur. Bu yumurtalar enfekte köpeğin sevilmesi, ardından elin ağza götürülmesiyle oral yoldan bulaşabildiği gibi, enfekte sular, meyveler ve çiğ sebzeler aracılığıyla da bulaşabilir. Bu parazitin yumurtaları dış ortamda bir yıl boyunca canlı kalabilir. Yumurtalar oral yolla insana bulaştığında bağırsaktan kana geçer. Özellikle yüzde 75 oranında karaciğerde hastalık yapar. Daha sonra yüzde 15-20 oranında akciğerde hastalık yapabilir. Yüzde 5 oranında ise göz, kalp, beyin, cilt dokusu gibi aklımıza gelebilecek tüm organlarda hastalık oluşturabilir. Hastalık küçük ve yavaş büyüdüğü için ilk yıllarda belirti vermez. Ancak ilerleyen zamanlarda 15-20 santimetre boyutlarına ulaşabilir. Karaciğerde safra yolu tıkanıklıklarına, ağrıya, nefes darlığına ve çeşitli semptomlara neden olabilir. Bu parazitin tanısı ultrason ile konulur. Tedavisi ise girişimsel radyoloji tarafından ya da başarısız olması durumunda genel cerrahi tarafından ameliyat edilerek yapılır' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalığa yakalanmamak için öneriler</p>

<p>Kurban Bayramı öncesinde hastalığa yakalanmamak için yapılması gerekenleri söyleyen Doç. Dr. Arıkan, 'Peki bu hastalığa nasıl yakalanmayacağız? Öncelikle bu hastalık insanları etkileyebildiği gibi, özellikle otçul hayvanlara da enfekte yumurtaların otlar ve sular aracılığıyla alınması sonucu bulaşabilir. Böylece onların da karaciğerinde, akciğerinde ve diğer organlarında hastalık oluşabilir. Özellikle hayvan kesiminde enfekte organlar çevreye atıldığı ve derin olarak toprağa gömülmediği zaman, bu enfekte sakatatları köpekler yediğinde döngü yeniden başlar. Maalesef ülkemiz, karaciğer kist hidatik hastalığının sık görüldüğü ülkelerden biridir. Bu durum, kontrolsüz kesimler ile enfekte karaciğer ve iç organların derin şekilde gömülmemesinden kaynaklanmaktadır. Enfekte otçul hayvanların sakatatları derin şekilde gömülmeli ve etçil hayvanlara, özellikle köpek ve çakal gibi hayvanlara tekrar bulaştırılmamalıdır. Serbest dolaşan köpekler yılda dört kez antiparaziter ilaçlarla ilaçlanmalıdır. Toplum bilinçlendirilmeli ve el hijyenine dikkat edilmelidir. Özellikle çocukların köpek temasından sonra elleri bol su ve sabunla yıkanmalıdır. Sebzeler iyi yıkanarak tüketilmelidir. Köpeklerin dışkıları, ilaçlı olsalar dahi sahipleri tarafından toplanmalı ve çöpe atılmalıdır. Kist hidatik hastalığıyla mücadelemizi bu şekilde sürdürebiliriz' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, KAYSERİ</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/kurban-bayrami-oncesinde-kopek-kistine-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/kurban-bayrami-oncesinde-kopek-kistine-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="54343"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolon kanserinde erken tanı için düzenli tarama önerisi]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/kolon-kanserinde-erken-tani-icin-duzenli-tarama-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/kolon-kanserinde-erken-tani-icin-duzenli-tarama-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer: - 'Erken teşhis edilen hastalarda tedavi başarısı belirgin şekilde artıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Mutluay Soyer, erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilen kolon kanserinin erken tanıyla önlenebilen ve tedavi başarısı yüksek bir kanser türü olduğunu, bu nedenle düzenli taramaların hayati önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, kolorektal kanserler, dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer almaya devam ediyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kolon ve rektum kanserleri erkeklerde en sık görülen üçüncü, kadınlarda ise ikinci kanser türü olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Uzmanı Soyer, kolorektal kanserlerin yaklaşık yüzde 95'inin polip adı verilen oluşumlardan kaynaklandığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soyer, bağırsak iç yüzeyinde gelişen et beni benzeri yapılar olan poliplerin özellikle adenomatöz türlerinin zaman içerisinde kansere dönüşme potansiyeline sahip olduğunu belirterek, 'Poliplerin büyük bölümü başlangıç döneminde herhangi bir şikayete yol açmadan gelişebiliyor. Bu nedenle düzenli tarama programları erken tanı açısından kritik önem taşıyor.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bazı poliplerin yıllar içerisinde büyüyerek kansere dönüşebildiğini aktaran Soyer, 'Erken dönemde çıkarılan poliplerle bu riskin azaltılabildiği ifade ediliyor. Bu polipler kolonoskopi sırasında çıkarılmasıyla kanser gelişimini önlüyor. Yaş ilerledikçe polip görülme sıklığı artıyor. Bu nedenle düzenli taramalar ihmal edilmemelidir.' değerlendirmelerini yaptı.</p>

<p>Soyer, kolon kanseri taramasında dışkıda gizli kan testi, rektosigmoidoskopi ve kolonoskopi yöntemlerinin kullanıldığı bilgisini paylaşarak, kolonoskopinin tüm kalın bağırsağın ayrıntılı şekilde değerlendirilmesine olanak sağladığını ifade etti.</p>

<p>İşlem sırasında şüpheli alanların değerlendirilebildiğini ve gerekli durumlarda biyopsi alınabildiğini aktaran Soyer, 'İşlem sırasında saptanan polipler aynı seansta çıkarılabiliyor. Bu durum kansere dönüşebilecek lezyonların erken dönemde ortadan kaldırılmasına katkı sağlar. Kontrol kolonoskopi zamanlamasının ise çıkarılan poliplerin sayısı, boyutu ve patolojik özelliklerine göre planlanır.' değerlendirmelerinde bulundu.</p>

<p>- Genetik ve çevresel etkenler önemli</p>

<p>Soyer, normal risk grubundaki bireylerde 45 yaş sonrası kolon kanseri taraması önerildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:</p>

<p>'Ailesinde kolon kanseri veya polip öyküsü bulunan kişilerde taramaya daha erken yaşlarda başlanması gerekiyor. Son yıllarda genç yaş grubunda kolon kanseri vakalarında artış görüldüğüne dikkat çekilirken, bu nedenle uluslararası kılavuzlarda tarama yaşının güncellendiği belirtiliyor. Özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli kontrollerini aksatmamasının erken tanı açısından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Tarama programlarının yalnızca şikayeti bulunan bireyler için değil, sağlıklı kişiler için de koruyucu sağlık yaklaşımının önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor. Özellikle aile öyküsü bulunan bireylerde taramalar, ailede tanı alan kişiden yaklaşık 10 yıl önce veya en geç 40 yaşında başlaması gerekiyor. Genetik geçişli bazı hastalıklarda ise çok daha erken yaşlarda takip gerekiyor.'</p>

<p>Kolon kanseri gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin de önemli rol oynadığını aktaran Soyer, sigara kullanımı, fazla kırmızı et tüketimi, obezite, diyabet, insülin direnci ve inflamatuvar bağırsak hastalıklarının risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Soyer, işlenmiş gıdaların yoğun tüketildiği beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzının kolon sağlığını olumsuz etkileyebildiğini, düzenli fiziksel aktivite yapılması, lifli gıdalarla beslenme ve sebze-meyve tüketiminin koruyucu etki gösterdiğini belirtti.</p>

<p>Dışkılama alışkanlığında değişiklik, uzun süren kabızlık veya ishal, dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı ve kansızlık gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Soyer, şunları kaydetti:</p>

<p>'Özellikle uzun süre devam eden sindirim sistemi şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, erken dönemde yapılan değerlendirmelerin hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından önemli avantaj sağlayabildiğini ifade ediyor. Düzenli sağlık kontrollerinin ve tarama programlarının kolon kanserine bağlı ölüm oranlarının azaltılmasında önemli rol oynadığı vurgulanıyor. Düzenli tarama programları sayesinde kolon kanseri erken dönemde saptanabiliyor. Erken teşhis edilen hastalarda tedavi başarısının belirgin şekilde artıyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/kolon-kanserinde-erken-tani-icin-duzenli-tarama-onerisi</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/kolon-kanserinde-erken-tani-icin-duzenli-tarama-onerisi.jpg" type="image/jpeg" length="88803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban etinin dinlendirilip sebzeyle tüketilmesi öneriliyor]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/kurban-etinin-dinlendirilip-sebzeyle-tuketilmesi-oneriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/kurban-etinin-dinlendirilip-sebzeyle-tuketilmesi-oneriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya: - 'Kurban kesilirken kaslar kasılmış oluyor, bu nedenle ette 'ölüm sertliği' denilen sertleşme gelişiyor. Bu sertliğin giderilmesi için etin mutlaka 12 ila 24 saat arasında serin bir yerde veya buzdolabında dinlendirilmesi gerekiyor. Etin 'ölüm sertliği' geçmezse kişilerde hazımsızlık, şişkinlik hatta hipertansiyon gibi sorunlar varsa kalp krizlerine yol açabiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (AA) - VEYSEL ALTUN - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, kurban etlerinin sağlıklı tüketimi, saklanması ve hijyen kurallarına ilişkin önerilerde bulundu.</p>

<p>Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı sofralarında temel yemeğin et olduğunu ancak özellikle kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin tüketim miktarına ve hazırlama yöntemlerine dikkat etmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kesim işleminde hijyene ve et eve getirilene kadar ısısına dikkat edilmesinin önem taşıdığını vurgulayan Kaya, 'Kurban kesilirken kaslar kasılmış oluyor, bu nedenle ette 'ölüm sertliği' denilen sertleşme gelişiyor. Bu sertliğin giderilmesi için etin mutlaka 12 ila 24 saat arasında serin bir yerde veya buzdolabında dinlendirilmesi gerekiyor. Etin 'ölüm sertliği' geçmezse kişilerde hazımsızlık, şişkinlik hatta hipertansiyon gibi sorunlar varsa kalp krizlerine yol açabiliyor. Mümkünse en az bir gün dinlendirilerek tüketilmesi önem arz ediyor.' dedi.</p>

<p>Kurban kesildikten hemen sonra etin tüketilmesi uygulamasının yaygın olduğunu dile getiren Kaya, 'Eti dinlendirmeden tüketeceksek mutlaka sebzelerin içerisinde pişirmek veya yanında sebzelerle tüketmek, miktarına dikkat etmemiz gerekiyor. Yoğun veya fazla miktarda tüketiminden kaçınmalıyız. Özellikle diyabet ve kalp hastaları, hazımsızlık çeken, mide, bağırsak sorunu olan hastalarımız için miktarı da çok önemli. Etin tek başına değil de yanında sebzeyle, salatayla, kuru baklagillerle, pilav, çorba, yoğurt, ayranla alınmasını öneriyoruz.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Etin tüketilmesi kadar saklanmasının da son derece önemli olduğuna dikkati çeken Kaya, 'Büyük parçalı etler şeklinde değil, bir pişirimlik, belki 250'şer gramlık, belki 100 gramlık, belki yarım kiloluk, bir kiloluk şeklinde küçük poşetler halinde veya yağlı kağıda sarılmış olarak buzlukta eksi 2 derecede bir hafta saklayabiliyoruz. Eksi 18 derecede 3 ay ve daha fazla saklayabiliyoruz.' diye konuştu.</p>

<p>- Dondurulmuş etler mutlaka buzdolabında çözdürülmeli</p>

<p>Prof. Dr. Pınar Sökülmez Kaya, dondurulmuş etin çözülme işleminin de buzdolabında yapılması gerektiğinin altını çizerek, 'Oda ısısında, kaloriferde veya başka bir yerde çözdürme işlemi yapılmamalıdır veya direkt yemeğe atılacak şekilde yaparak pişme işlemini başlatmamız gerekiyor. Bu şekilde daha sağlıklı olacaktır.' bilgisini verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayram sofralarında etin genellikle kavurma şeklinde tüketildiğini belirten Kaya, şunları kaydetti:</p>

<p>'Eti kendi yağıyla, kendi suyuyla pişirmemiz, katı ya da sıvı yağ eklemememiz gerekiyor çünkü etin kendi içinde görünmeyen bir yağı var. Dolayısıyla ilave yağ koymamamız kalp damar sağlığımız için çok çok önemli. Etin aynı zamanda kolesterol riski olan hastalar için de miktarı çok önemli. Izgara olacaksa, ızgaradan etin yüksekliği en az 10-15 santimetre olmalıdır. Yani mangal ateşine yüksekliği fazla olması lazım çünkü etten damlayan su kömür ateşine değdikten sonra çıkan buhar ete tekrar bulaşırsa kanserojen madde açığa çıkıyor. Bu da sağlık sorunlarına yol açabiliyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, SAMSUN</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/kurban-etinin-dinlendirilip-sebzeyle-tuketilmesi-oneriliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/kurban-etinin-dinlendirilip-sebzeyle-tuketilmesi-oneriliyor.jpg" type="image/jpeg" length="74316"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ardahan Üniversitesi'nde uygulamalı MR ve BT görüntüleme teknikleri eğitimi düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/ardahan-universitesinde-uygulamali-mr-ve-bt-goruntuleme-teknikleri-egitimi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/ardahan-universitesinde-uygulamali-mr-ve-bt-goruntuleme-teknikleri-egitimi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ARDAHAN (AA) - Ardahan Üniversitesi'nde, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından uygulamalı 'Manyetik Rezonans ve Bilgisayarlı Tomografi Görüntüleme Teknikleri Sertifikalı Eğitim Programı' gerçekleştirildi.</p>

<p>Türk Medikal Radyoteknoloji Derneği ve United Imaging desteğiyle Mühendislik Fakültesi Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu Konferans Salonu'nda düzenlenen programa 85 öğrenci katıldı.</p>

<p>Programda katılımcılara, manyetik rezonans (MR) görüntüleme teknikleri, ileri MR uygulamaları, veteriner radyolojide MR görüntüleme yöntemleri, bilgisayarlı tomografi (BT) fiziği ve görüntüleme süreçlerine ilişkin teorik ve uygulamalı eğitim verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Moderatörlüğünü Öğr. Gör. Sinan İrtegün'ün üstlendiği programda, Klinik Uygulama Uzmanı Selim Akkoyunlu ile Kars Harakani Devlet Hastanesi'nde görevli radyoloji teknikeri Ferhat Kaya sunum yaptı.</p>

<p>Eğitimlerde MR ve BT sistemlerinin çalışma prensipleri, görüntü oluşum süreçleri, modern görüntüleme teknikleri, klinik çekim protokolleri ve görüntü optimizasyon yöntemleri anlatıldı.</p>

<p>Workstation destekli uygulamalarda öğrenciler, MR ve BT görüntülerinin düzenlenmesi, multiplanar rekonstrüksiyon, görüntü işleme ve temel son işleme uygulamaları üzerinde birebir çalışma imkanı buldu.</p>

<p>Veteriner radyoloji oturumlarında ise hayvanlarda MR görüntüleme yöntemleri ve anatomik değerlendirme süreçlerine ilişkin güncel bilgiler paylaşıldı.</p>

<p>Program sonunda katılımcılara uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalar verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, ARDAHAN</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/ardahan-universitesinde-uygulamali-mr-ve-bt-goruntuleme-teknikleri-egitimi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/ardahan-universitesinde-uygulamali-mr-ve-bt-goruntuleme-teknikleri-egitimi-duzenlendi.jpg" type="image/jpeg" length="67986"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı'nda 'Tatil Kalbi Sendromu' uyarısı: 'Kırmızı et ve hareketsizlik kalbi zorluyor']]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/kurban-bayraminda-tatil-kalbi-sendromu-uyarisi-kirmizi-et-ve-hareketsizlik-kalbi-zorluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/kurban-bayraminda-tatil-kalbi-sendromu-uyarisi-kirmizi-et-ve-hareketsizlik-kalbi-zorluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Gültekin Günhan Demir, Kurban Bayramı'nda artan kırmızı et tüketimi, hareketsizlik ve yoğun fiziksel eforun kalp sağlığı üzerinde ciddi risk oluşturabileceğini belirterek özellikle 40 yaş üstü vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Gültekin Günhan Demir, Kurban Bayramı'nda artan kırmızı et tüketimi, hareketsizlik ve yoğun fiziksel eforun kalp sağlığı üzerinde ciddi risk oluşturabileceğini belirterek özellikle 40 yaş üstü vatandaşları uyardı.</p>

<p>Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Kalp Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Aritmi Kliniği'nden Doç. Dr. Gültekin Günhan Demir, Kurban Bayramı döneminde artan kırmızı et tüketimi, yoğun yemek düzeni ve hareketsiz yaşamın kalp sağlığı üzerinde ciddi risk oluşturabileceğini söyledi. Yurt dışında 'Holiday Heart Syndrome' olarak bilinen ve Türkçede 'Tatil Kalbi Sendromu' şeklinde ifade edilen durumun bayram dönemlerinde daha sık görüldüğünü belirten Demir, özellikle risk grubundaki vatandaşların ölçülü davranması gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Bayram dönemlerinde kalp rahatsızlıkları artıyor'</p>

<p>Bayram dönemlerinde sadece acemi kasap vakalarının değil, kalp krizi ve ritim bozukluğu gibi acil kardiyolojik rahatsızlıkların da arttığını belirten Demir, 'Noel ve Şükran Günü gibi yoğun yemek tüketiminin olduğu dönemlerde yapılan çalışmalarda acil kardiyoloji başvurularında yüzde 30-40 oranında artış olduğu görülüyor. Ülkemizde de Kurban Bayramı'nda durum farklı değil, hatta daha ağır olabilir' dedi.</p>

<p>'Kırmızı et ve hareketsizlik kalbi zorluyor'</p>

<p>Kurban Bayramı boyunca günlerce kırmızı et, kavurma ve sakatat tüketildiğine dikkat çeken Demir, 'Bu yiyecekler yüksek oranda kolesterol, doymuş yağ ve tuz içeriyor. Bunun yanında pilav, börek, turşu ve ayran gibi ürünlerle birlikte tuz yükü daha da artıyor. Bayramlarda insanlar genellikle oturuyor, dinleniyor ve hareket minimum seviyeye düşüyor. Tüm bunlar kalp ve damar sistemi üzerinde ciddi yük oluşturuyor' diye konuştu.</p>

<p>'Anahtar kelime ölçü olmalı'</p>

<p>Özellikle 40 yaş üstü, hipertansiyon, diyabet, hiperlipidemi, sigara kullanımı ve kilo fazlası bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini ifade eden Demir, ölçülü beslenmenin önemine vurgu yaparak, 'Et tüketiminin yanında yeşillik tüketmek, öğün aralarını açmak ve porsiyonları küçültmek önemli. Ağır yemek yenildiyse şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. Sigara tüketiminden kaçınılmalı ve mümkünse yürüyüş yapılmalı' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Büyükbaş kurban kesimi ciddi efor gerektiriyor'</p>

<p>Kurban kesiminin özellikle büyükbaş hayvanlarda ciddi fiziksel güç gerektirdiğini belirten Demir, yakın zamanda kardiyak kontrolden geçmemiş vatandaşların dikkatli olması gerektiğini söyledi. Demir, '40 yaş üstü kişiler kendilerini fit hissetseler bile büyükbaş hayvan kesimi ciddi kondisyon gerektiriyor. Ani ve yoğun fiziksel yüklenme altta yatan damar tıkanıklıklarını tetikleyebilir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin profesyonel destek alması önemli' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Belirtiler hafife alınmamalı'</p>

<p>Bayram ortamının bozulmaması düşüncesiyle birçok kişinin şikayetlerini ertelediğini belirten Demir; göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve baskı hissi gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini kaydetti. Demir, ''Çok yemek yedim, hazımsızlıktır geçer' düşüncesi yanlış olabilir. Bu tür şikayetler varsa vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalı. Ayrıca ağır yemek sonrası uzun yola çıkılmamalı' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/kurban-bayraminda-tatil-kalbi-sendromu-uyarisi-kirmizi-et-ve-hareketsizlik-kalbi-zorluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/kurban-bayraminda-tatil-kalbi-sendromu-uyarisi-kirmizi-et-ve-hareketsizlik-kalbi-zorluyor.jpg" type="image/jpeg" length="28284"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gastronomi uzmanından kurban etinin sağlıklı muhafazası için 'soğuk zincir' vurgusu]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/gastronomi-uzmanindan-kurban-etinin-saglikli-muhafazasi-icin-soguk-zincir-vurgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/gastronomi-uzmanindan-kurban-etinin-saglikli-muhafazasi-icin-soguk-zincir-vurgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Şen: - 'Poşetlerle eve getirilen et havalandırılmazsa en fazla 1 saat içerisinde parçalanıp dolaba atılması gerekiyor, aksi takdirde etin birbirine değen kısımlarında yeşillenme ve kokuşma meydana geliyor. Bu da sağlık sorunlarına sebep oluyor' - 'Hızlı çözündürmeyle hücreler arasındaki su hızlı boşalmakta, bu da etin öz suyunun kaybolmasına sebebiyet vermekte.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAKARYA (AA) - MİNE YILDIRIM - Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Akif Şen, kurban etinin lezzetini ve besin değerini korumak için doğru saklama ve çözündürme yönteminin önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Doç. Dr. Şen, AA muhabirine, kurbanlık hayvanın kesim aşamasına gelmeden önce stresten uzak tutulması, sıcakta veya soğukta uzun yoldan kesime getirildiyse en az 10-12 saat dinlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Hayvanın stresli ortamda kesilmesi durumunda ise etin kalitesinin düştüğünü, bu durumda mikroorganizmaların geliştiğini dile getiren Şen, 'Hayvanın derisi, bağırsakları, bağırsakların iç tarafı, yani sindirim artıklarının bulunduğu yerlerin yanlışlıkla delinmesi, patlatılmasıyla kesim anında steril olarak gördüğümüz hayvan etine bazı mikroorganizmalar bulaşabiliyor. Patojen hastalık diye tabir ettiğimiz bağırsak kökenli mikroorganizmalar steril olan hayvanın etine bulaşabiliyor, bulaştığı zaman çoğalma meydana geliyor. Çoğalmayla bazen toksin fazla miktarda olunca tüketildiğinde zehirlenme meydana gelebiliyor.' diye konuştu.</p>

<p>Şen, etin ilk gün tüketilmesinin sağlık açısından sakıncası olmadığını fakat lezzet anlamında problem oluşturduğunu anlatarak, 'Ette özellikle sırt kısmında antrikot dediğimiz bölgede et çok yumuşak olmakta. Yumuşak olan bu bölge ilk gün çok az miktarda olsa kesilip yenilebilir.' dedi.</p>

<p>- 'Dolaba atacağınız et bir defada pişirilebilecek boyutta olmalı'</p>

<p>Belirlenen yerler dışında özel mülkiyet alanlarında gerçekleştirilen kurban kesimlerinde bölme, parçalama ve pay etme aşamalarında çok zaman geçtiğini söyleyen Şen, şöyle devam etti:</p>

<p>'Hayvan kesiliyor, pay etmek için derinin veya bir şeyin üzerinde bekletiliyor. Hayvanın iç sıcaklığı 30 ila 38 derece. Bu sıcaklıklarda ve rüzgardan, tozdan, havadan, insanların konuşmasından ve bir arada bulunmasından ete mikroorganizmalar bulaşıyor ve çoğalıyor. Eve giderken de torbayla taşındığı takdirde et kızıştığı için hava almadığı ve sıcak kaldığı için mikroorganizmalar çoğalarak et bozulmaya başlıyor. Poşetlerle eve getirilen et havalandırılmazsa en fazla 1 saat içerisinde parçalanıp dolaba atılması gerekiyor, aksi takdirde etin birbirine değen kısımlarında yeşillenme ve kokuşma meydana geliyor. Bu da sağlık sorunlarına sebep olur.</p>

<p>Eti hemen eve gelir gelmez işleyip dolaba atmak gerekiyor. Bu işlem çok fazla büyük porsiyonlarda olmamalı. Dolaba atacağınız et bir defada tencereye koyup pişirilebilecek boyutta olmalı. Dondurucuya atıldıktan sonra çıkarılıp bir kısmını alıp tekrar dolaba atmak, mikroorganizmaların gelişmesi açısından son derece uygun ortam, bunu tasvip etmiyoruz, istemiyoruz.'</p>

<p>- 'Buzdolabında saklanan et 4-5 gün içerisinde tüketilmeli'</p>

<p>Şen, buzdolabında saklanan etin 4-5 gün içerisinde tüketilmesi, dondurucuda muhafaza edilen etin ise önce buzdolabında çözündürülmesi gerektiğini anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Etin donma sıcaklığı eksi 18 derece, oda sıcaklığı yaz döneminde yaklaşık 30 derecelerde, arada 48 derece fark var. Buzdolabında çözündürdüğümüz zaman mikroorganizmalar kolaylıkla gelişemiyor. Dolayısıyla ette bozulma meydana gelmiyor. Donuk eti buzdolabı dışında çözündürmemek gerekir. Buzdolabı dışında çözünürse hızlı çözündürmeyle hücreler arasındaki su hızlı boşalmakta, bu da etin öz suyunun kaybolmasına sebebiyet vermekte. Öz suyu kaybolduğunda mineral, protein, vitamin gibi ete hem besin değeri hem de lezzet katan unsurlar ortamdan uzaklaşmış oluyor. Böylece lezzet anlamında daha düşük kalitede et karşımıza çıkmış oluyor. Ayrıca, mikroorganizmalarda da gelişme olur ve zehirler.'</p>

<p>Kıyma çektirecek kişilere soğutuculu hazneli kıyma makinesi bulunan kasapları tercih etme tavsiyesinde bulunan Şen, ortamın hijyenine dikkat edilmesi gerektiğini, aksi takdirde sağlıklı olan etin sağlıksız hale gelebileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şen, hayvan kesimi yapıldıktan sonra bazı zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) hastalıkların meydana gelebileceğine işaret ederek, hayvanların iç organlarının ve derilerinin bir yerde değerlendirilmeyecekse kedi, köpek ve vahşi hayvan vasıtasıyla döngüye girerek insanlara ulaşmasını engellemek amacıyla derin çukur açılıp gömülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, SAKARYA</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/gastronomi-uzmanindan-kurban-etinin-saglikli-muhafazasi-icin-soguk-zincir-vurgusu</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/gastronomi-uzmanindan-kurban-etinin-saglikli-muhafazasi-icin-soguk-zincir-vurgusu.jpg" type="image/jpeg" length="76243"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda ekran süresinin uzaması miyopi riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/cocuklarda-ekran-suresinin-uzamasi-miyopi-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/cocuklarda-ekran-suresinin-uzamasi-miyopi-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Mega Üniversite Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sevil Karaman: - 'Her bir diyoptri artış, göz arkasında oluşabilecek ciddi komplikasyon riskini artırır. Bu nedenle erken farkındalık ve düzenli takip büyük önem taşıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sevil Karaman, dijitalleşmenin etkisiyle çocuklarda miyopi görülme yaşının giderek düştüğünü ve günlük ekran süresinin iki saatin altında tutulması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, günümüzde hızla artan ekran maruziyeti, çocukların göz sağlığı üzerinde kalıcı hasarlar bırakma riskini beraberinde getiriyor. Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının kontrolsüzce yaygınlaşması, çocukların göz sağlığını ciddi bir tehdit altında bırakırken, dijitalleşmenin etkisiyle çocuklarda miyopi görülme yaşı da giderek düşüyor.</p>

<p>Açıklamada Mayıs Miyopi Farkındalık Haftası kapsamında görüşlerine yer verilen Karaman, günümüzde çocukların çok daha erken yaşlarda miyopi ile karşı karşıya kaldığını aktararak, 'Anne babalar ekran süresini sınırlamaya çalışsa da bu tek başına yeterli değil. Çocukların yaşam alışkanlıkları, genetik yatkınlık ve günlük aktiviteleri birlikte değerlendirilmeli.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Miyopinin önlenmesi ve ilerlemesinin yavaşlatılması için çevresel faktörlerin büyük önem taşıdığını belirten Karaman, 'Çocukların günde en az iki saat dışarıda vakit geçirmesi gerekiyor. Ekran süresi mümkün olduğunca iki saatin altında tutulmalı. Bunun yanında okuma ve yakın çalışma koşulları da doğru şekilde düzenlenmeli.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Karaman, miyopinin tamamen önlenemediği durumlarda ilerleme hızının kontrol altına alınabildiğini, damla tedavileri, özel gözlükler ve kontakt lenslerle hastalığın ilerlemesini yavaşlatabildiklerini ve yıllık artışı 0.25-0.50 seviyelerinde tutmanın kendileri için çok önemli olduğunu aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Miyopide her artışın göz sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını vurgulayan Karaman, şunları kaydetti:</p>

<p>'Her bir diyoptri artış, göz arkasında oluşabilecek ciddi komplikasyon riskini artırır. Bu nedenle erken farkındalık ve düzenli takip büyük önem taşıyor. Ailelerin bu konuda bilinçli olması, çocukların düzenli göz kontrollerine götürülmesi ve gerekli önlemlerin alınması, ileride oluşabilecek ciddi göz hastalıklarının önüne geçebilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/cocuklarda-ekran-suresinin-uzamasi-miyopi-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/cocuklarda-ekran-suresinin-uzamasi-miyopi-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="72133"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından bayramda diyabet ve tansiyon hastalarına uyarı]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/uzmanindan-bayramda-diyabet-ve-tansiyon-hastalarina-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/uzmanindan-bayramda-diyabet-ve-tansiyon-hastalarina-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas Numune Hastanesi'nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Emine Hande Öksüz, özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarının bayram sürecinde beslenme düzenlerini korumaları gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sivas Numune Hastanesi'nde Dahiliye Uzmanı olarak görev yapan Emine Hande Öksüz, özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarının bayram sürecinde beslenme düzenlerini korumaları gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bayram dönemlerinde artan kırmızı et, tatlı ve ikram tüketiminin kronik hastalıklarda sağlık risklerini artırabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Öksüz, vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu.</p>

<p>Özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarına dikkat çeken Uzm. Dr. Öksüz, 'Bayramlar; ikramların, tatlıların ve düzensiz öğünlerin arttığı özel dönemlerdir. Ancak özellikle diyabet ve hipertansiyon hastalarının bu süreçte beslenme ve yaşam düzenlerine daha fazla dikkat etmeleri gerekmektedir. Artmış kırmızı et, şerbetli tatlı ve ikramların fazlaca tüketilmesi hastalarımızın tedavilerinde aksaklıklara yol açmaktadır' dedi.</p>

<p>'Gün içerisinde yeterli su tüketin'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dikkat edilmesi gereken hususları vurgulayan Uzm. Dr. Öksüz, 'Bu hususta dikkat edilmesi gereken noktalar, diyabet hastalarımız için öğün saatlerini mümkün olduğunca düzenli sürdürün. Uzun süre aç kalmayın. Şerbetli tatlılar, şekerlemeler ve çikolataları kontrollü tüketin. Mümkünse sütlü tatlıları tercih edin ve küçük porsiyonlar kullanın. Bayram diye ilaç ve insülin dozunuzu aksatmayın, tedavilerinizi düzenli alın. Gün içerisinde yeterli su tüketin. Bayram ziyaretlerinde kısa yürüyüşler yapmak kan şekeri kontrolüne katkı sağlar. Kan şekeri ölçümlerinizi ihmal etmeyin. Halsizlik, aşırı susama, çarpıntı gibi belirtilerde mutlaka kan şekeri ölçümlerinizi yapın. Hipertansiyon hastalarımız için artmış kırmızı et ve işlenmiş et ürünlerinin tüketimi kardiyovasküler hastalıklar ve hipertansiyonla ilişkili bulundurulmuştur. Tuzlu yiyecekler, salamura ürünler, işlenmiş etler, aşırı çay-kahve tüketiminden kaçının. Ağır ve yağlı yemekler yerine dengeli porsiyonlar tercih edin. İlaçlarınızı düzenli kullanmaya devam edin. Tansiyon takibinizi ihmal etmeyin; baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı gibi belirtilerde tansiyon ölçümünüzü yapın. Yeterli uyku ve dinlenme sağlamaya çalışın. Aşırı stres ve uykusuzluk tansiyonunuzda yükselmelere yol açabilir' dedi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün en sık tüketilmesi gereken besinleri; sebze, meyve, tam tahıllar ve bakliyatlar olarak belirlediğini dile getiren Öksüz, 'Bu besinler yüksek lif içerikleri sayesinde bağırsak mikrobiyatasını destekler, kolesterol düşürücü etkiye sahiptir ve kan şekerinizdeki dalgalanmaların önüne geçer. Son olarak; tuzu günlük bir çay kaşığını geçmeyecek şekilde tüketmek böbrek sağlığının korunmasında ve hipertansiyonun önlenmesinde yardımcı olur. Unutmayın, bayram sofralarında önemli olan miktar değil, paylaşım ve keyiftir. Sağlıklı tercihlerle bayramınızı güvenle ve huzurla geçirebilirsiniz' ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, SİVAS</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/uzmanindan-bayramda-diyabet-ve-tansiyon-hastalarina-uyari</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/uzmanindan-bayramda-diyabet-ve-tansiyon-hastalarina-uyari.jpg" type="image/jpeg" length="25901"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramında et tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/kurban-bayraminda-et-tuketiminde-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/kurban-bayraminda-et-tuketiminde-dikkat-edilmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tavas Sağlıklı Hayat Merkezi'nde görevli Diyetisyen Tuncay Karabaş, kurban bayramında artan et ve tatlı tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban bayramının sağlıklı geçirilebilmesi için yapılması gerekenleri anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tavas Sağlıklı Hayat Merkezi'nde görevli Diyetisyen Tuncay Karabaş, kurban bayramında artan et ve tatlı tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban bayramının sağlıklı geçirilebilmesi için yapılması gerekenleri anlattı.</p>

<p>Kurban Bayramı'nda artan et tüketimiyle birlikte beslenme düzenine dikkat edilmesinin büyük önem taşıdığının altını çizen Tuncay Karabaş; 'Bayram sofralarının keyfini çıkarırken sağlığın korunması için dengeli ve kontrollü beslenmeye özen gösterilmelidir. Yeni kesilmiş et sert yapıda olduğu için sindirimi zor olur ve mide bağırsak rahatsızlıklarına sebep olabilir. Bu nedenle etlerin en az 12-24 saat buzdolabı şartlarında dinlendirildikten sonra tüketilmesi önerilmektedir. Buzdolabında muhafaza edilen et, ortalama 3 gün boyunca tazeliğini koruyabilir. Derin dondurucuda ise bu süre 6 aya kadar uzayabilir, ancak çözündükten sonra hemen tüketilmesi önerilir. Ayrıca etleri kavurma ve kızartma gibi pişirme yöntemleri yerine haşlama, ızgara, fırında veya kendi suyunda pişirme yöntemleriyle hazırlanması daha sağlıklı olacaktır. Ekstra yağ kullanımından kaçınılmalı, etin görünür yağları alınmalı ve etin kendi yağıyla pişirilmesi tercih edilmelidir' dedi.</p>

<p>Etin yanında sebzeyi ihmal etmeyin</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayram süresince yalnızca et ağırlıklı beslenmenin sindirim problemlerine neden olabileceğinden öğünlerde sebze, salata ve lif açısından zengin besinlere de mutlaka yer verilmesi gerektiğini belirten Tuncay Karabaş; 'Bayram ziyaretlerinde tüketilen tatlı ve hamur işi miktarına dikkat edilmeli, şerbetli ağır tatlılar yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları veya taze meyve tercih edilmelidir. Porsiyon kontrolü sağlanmalı ve aşırı yemek tüketiminden kaçınılmalıdır. Bayram süresince artan protein tüketimi nedeniyle günlük su ihtiyacı da artmaktadır. Bu nedenle gün içerisinde en az 2-2,5 litre su tüketilmeli, aşırı çay ve kahve tüketiminde kaçılmamalıdır. Bayram boyunca uzun süre hareketsiz kalmak yerine özellikle yemeklerden 1,5 - 2 saat sonra yürüyüşler yapılması sindirimi destekleyecek ve genel sağlık açısından fayda sağlayacaktır. Tansiyon, diyabet, kalp-damar ve böbrek hastalığı bulunan bireylerin ise beslenmelerine daha fazla dikkat etmeleri ve öğün düzenlerini korumaları önemlidir' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, DENİZLİ</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/kurban-bayraminda-et-tuketiminde-dikkat-edilmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/kurban-bayraminda-et-tuketiminde-dikkat-edilmesi-gerekenler.jpg" type="image/jpeg" length="98680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nefes darlığı, çabuk yorulma ve ayaklarda şişliğe dikkat]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/nefes-darligi-cabuk-yorulma-ve-ayaklarda-sislige-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/nefes-darligi-cabuk-yorulma-ve-ayaklarda-sislige-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, kalp yetmezliğinin toplumda görülme sıklığının her geçen yıl arttığını belirterek, özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli kardiyolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, kalp yetmezliğinin toplumda görülme sıklığının her geçen yıl arttığını belirterek, özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli kardiyolojik kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, erken tanı, düzenli takip ve uygun tıbbi tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin artırılabileceğine ve hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Soydinç, 'Kalp yetmezliği, dünyada ve Türkiye'de giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Kalp yetmezliği kalbin vücudun ihtiyaç duyduğu kanı yeterli şekilde pompalayamaması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Nefes darlığı, çabuk yorulma, ayaklarda şişlik, çarpıntı ve gece nefes darlığı gibi belirtilerle kendini gösterebilen hastalık, özellikle ileri yaş grubunda daha sık görülüyor' dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, diyabet ve obezite gibi risk faktörlerinin kontrol altına alınmasının kalp yetmezliğinin önlenmesinde büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, 'Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımı sayesinde hastaların yaşam süresi ve yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabiliyor. Özellikle düzenli takip, tedaviye uyum ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları hastalığın kontrolünde kritik rol oynuyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>Kalp yetmezliğinin tanısında ekokardiyografi, elektrokardiyografi (EKG), kan testleri ve çeşitli görüntüleme yöntemlerinin önemli rol oynadığını belirten Soydinç, hastaların düzenli doktor kontrolü altında olması gerektiğini vurguladı. Düzenli izlem sayesinde hastalığın seyri yakından takip edilirken, komplikasyonların erken dönemde önüne geçilebildiğini ifade etti.</p>

<p>Modern tıbbi tedavi yöntemleri sayesinde kalp yetmezliğinin artık daha etkin şekilde yönetilebildiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, ilaç tedavilerinin yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin de tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz yapılması, sigaranın bırakılması ve sağlıklı beslenmenin tedavi sürecine önemli katkı sağladığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Mehmet Serdar Soydinç, toplumda kalp yetmezliği konusunda farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çekerek, erken tanının ve tedaviye uyumun hastaların yaşam süresi ve kalitesi üzerinde belirleyici rol oynadığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, GAZİANTEP</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/nefes-darligi-cabuk-yorulma-ve-ayaklarda-sislige-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/nefes-darligi-cabuk-yorulma-ve-ayaklarda-sislige-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="76066"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yardım etmek isterken canından oldu: Batman'da asansör boşluğuna düşen vatandaş hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/yardim-etmek-isterken-canindan-oldu-batmanda-asansor-bosluguna-dusen-vatandas-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/yardim-etmek-isterken-canindan-oldu-batmanda-asansor-bosluguna-dusen-vatandas-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batman'da elektrik kesintisi nedeniyle asansörde mahsur kalan baba ile çocuğu kurtarmaya çalışan 67 yaşındaki vatandaş, asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Batman'da elektrik kesintisi nedeniyle asansörde mahsur kalan baba ile çocuğu kurtarmaya çalışan 67 yaşındaki vatandaş, asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay, sabah saatlerinde Belde Mahallesi'nde bulunan 14 katlı bir sitede meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaşanan elektrik kesintisi nedeniyle binanın 7'nci katındaki asansörde bir baba ile çocuğu mahsur kaldı. Durumu fark ederek yardım etmek isteyen 67 yaşındaki Ziya Baltaş, asansör kabininin 6'ncı katta olduğunu düşünerek kapıyı açtı. Kabinin katta olmadığını fark edemeyen Baltaş, dengesini kaybederek asansör boşluğuna düştü. İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Baltaş'ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Evli ve 3 çocuk babası olduğu öğrenilen Ziya Baltaş'ın cenazesi, olay yerindeki incelemelerin ardından otopsi yapılmak üzere Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.</p>

<p>Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, BATMAN</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/yardim-etmek-isterken-canindan-oldu-batmanda-asansor-bosluguna-dusen-vatandas-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/yardim-etmek-isterken-canindan-oldu-batmanda-asansor-bosluguna-dusen-vatandas-hayatini-kaybetti.jpg" type="image/jpeg" length="68670"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Değişken hava şartları kronik hastalığı olanları tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/degisken-hava-sartlari-kronik-hastaligi-olanlari-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/degisken-hava-sartlari-kronik-hastaligi-olanlari-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, mevsim geçişlerinde yaşanan hava değişimlerinin astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalığı bulunan bireylerde atak riskini yükseltebildiğini söyleyerek, 'Kronik hastalığı olan kişilerin bu dönemlerde ilaçlarını düzenli kullanmaları ve ani sıcaklık değişimlerine karşı daha dikkatli olmaları gerekiyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, mevsim geçişlerinde yaşanan hava değişimlerinin astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalığı bulunan bireylerde atak riskini yükseltebildiğini söyleyerek, 'Kronik hastalığı olan kişilerin bu dönemlerde ilaçlarını düzenli kullanmaları ve ani sıcaklık değişimlerine karşı daha dikkatli olmaları gerekiyor' dedi.</p>

<p>Bağışıklık sistemi, mevsim geçişlerinde yaşanan ani hava değişimlerinden genellikle olumsuz etkileniyor. Bunun sonucunda ise üst solunum yolu enfeksiyonlarından alerjiye, bağırsak sorunlarından migrene kadar birçok probleme kapı aralanıyor. Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, özellikle kronik hastalığı olanların bahar aylarında daha yüksek risk altında olduklarını söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu.</p>

<p>Mevsim geçişlerinde risk artıyor</p>

<p>Uzm. Dr. Zeydan, mevsim geçişlerinde en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında üst solunum yolu enfeksiyonları, grip, nezle, sinüzit ve boğaz enfeksiyonlarının yer aldığını belirterek, 'Ani sıcaklık değişimleri nedeniyle özellikle sabah ve akşam saatlerinde ince giyinmek, vücudun savunma sistemini zayıflatabiliyor. Bunun yanı sıra alerjik bünyeye sahip kişilerde polen artışı ve hava değişiklikleri nedeniyle alerjik rinit, göz sulanması, hapşırık ve nefes darlığı gibi şikayetlerde artış görülüyor. Astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalığı bulunan bireylerde ise atak riski yükseliyor. Kronik hastalığı olan kişilerin bu dönemlerde ilaçlarını düzenli kullanmaları ve ani sıcaklık değişimlerine karşı daha dikkatli olmaları gerekiyor. Bahar aylarındaki dengesiz hava şartları yalnızca bağışıklık sistemini değil, dolaşım sistemini de etkileyebiliyor. Hava basıncındaki değişiklikler ve sıcaklık dalgalanmaları, tansiyon hastalarının kan basınçlarında ani yükselme veya düşmelere yol açabiliyor. Özellikle ileri yaş grubunda bulunan kişilerde kalp ve damar hastalıkları açısından risk artabiliyor. Bunun yanında migren hastalarında baş ağrısı ataklarının sıklaştığı, romatizmal rahatsızlığı olan kişilerde ise eklem ağrılarının arttığı gözlemleniyor' diye konuştu.</p>

<p>Depresyona yol açabiliyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hava değişimlerinin ruh sağlığı üzerinde de etkisini gösterdiğini belirten Zeydan, 'Düzensiz iklim şartları bazı kişilerde mutsuzluk, isteksizlik ve enerji düşüklüğüne neden olabiliyor. Özellikle uyku düzeninin bozulmasıyla birlikte dikkat dağınıklığı, konsantrasyon kaybı ve tahammülsüzlük gibi şikayetler ortaya çıkabiliyor. Bazı bireylerde ise kaygı düzeyinde belirgin bir artış görülürken, depresif ruh hali bile gelişebiliyor' dedi.</p>

<p>Uzm. Dr. Meriç Zeydan, şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>'Hava durumunu günlük takip edin ve ani sıcaklık değişimlerine karşı hazırlıklı olun. Sabah ve akşam saatlerinde sıcaklık farkı arttığı için katmanlı giyinmeyi tercih edin. Bağışıklık sistemini desteklemek için sebze, meyve ve protein açısından dengeli beslenin. Gün içerisinde yeterli miktarda su tüketerek vücudun sıvı dengesini koruyun. Uyku düzenine dikkat edin, her gün yeterli ve kaliteli uyumaya özen gösterin. Düzenli yürüyüş ve hafif egzersizlerle hem metabolizmayı hem de ruh sağlığınızı destekleyin. Kapalı ve kalabalık ortamlarda hijyen kurallarına dikkat edin, ellerinizi sık sık yıkayın. Astım, alerji, tansiyon veya kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlığınız varsa ilaçlarınızı düzenli kullanın, kontrollerinizi aksatmayın. Güneş ışığından mümkün olduğunca faydalanarak açık havada vakit geçirmeye çalışın. Uzun süren halsizlik, yüksek ateş, nefes darlığı veya şiddetli baş ağrısı gibi belirtilerde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, ADANA</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/degisken-hava-sartlari-kronik-hastaligi-olanlari-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/degisken-hava-sartlari-kronik-hastaligi-olanlari-tehdit-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="86655"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Kurban Bayramı öncesi 'sağlıklı kesim ve et muhafazası' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/uzmanindan-kurban-bayrami-oncesi-saglikli-kesim-ve-et-muhafazasi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/uzmanindan-kurban-bayrami-oncesi-saglikli-kesim-ve-et-muhafazasi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- OMÜ Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Gücükoğlu: - 'Hayvanlar kesildikten sonra pıhtılaşmayan koyu renkte kan, deri üzerine çiçek benzeri kabarcıklar, ağız boşluğu ve dilde erozyonlu bölge ya da etlerde pirinç tanesi büyüklüğünde oluşum, anormal görüntüye sahip iç organların varlığında mutlaka veteriner hekimden görüş alınmalıdır' - 'Büyük ve parça etler buzdolabında 5-6 gün muhafaza edilebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (AA) - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Gücükoğlu, kurban seçimi, kesimi ve et muhafazası hakkında uyarı ve önerilerde bulundu.</p>

<p>Gücükoğlu, Canik Hayvan Pazarı'nda gazetecilere, Kurban Bayramı'nın toplumsal dayanışmanın yanı sıra tüketim tercihleri üzerinde de büyük etkisi olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye'de her yıl Kurban Bayramı süresince yaklaşık 1 milyon büyükbaş ve 3 milyon küçükbaş hayvanın nakledilip kesildiğini belirten Gücükoğlu, 'Tarım ve Orman Bakanlığı, il ve ilçelerdeki yerel yönetimlerce belirlenen hayvan pazarlarından ya da veteriner hekimi bulunan kasaplık hayvan yetiştiricilerinin denetiminde olan yerlerden hayvanların alınmasını önemsiyoruz. Satın alınacak hayvanların küpeli olmaları ve hayvanlara ait veteriner sağlık raporunun mutlaka bulunması gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığının, 'Tarım Cebimde' uygulamasıyla kulak küpesi numarasından hayvanın ırkı, cinsiyeti ya da yaş gibi bilgilerini sorgulayabilirsiniz.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurbanlık hayvanlarda birtakım özellikler bulunması gerektiğine dikkati çeken Gücükoğlu, 'Bir gözünün kör, kulağında parça kopukluğu, boynuzlarında kırık, kuyruk ya da meme başlarında dokusal eksiklik, diş kaybı ya da topallığın olmamasına dikkat edilmelidir. Sığır ve mandanın 2, devenin 5, keçi ve koyun ise en az 1 yaşında olması gerekiyor. Çok zayıf, gebe, yeni doğum yapmış, yüksek ateşli, aşırı öksürük ya da hırıltılı solunumlu, ishalli, çevreye karşı aşırı tepkili, uygun olmayan renk ve kıvamda ağız ve burun akıntıları olan hayvanların tercih edilmemesi önem taşıyor.' diye konuştu.</p>

<p>- Kesimden sonra hayvanda sorun görülürse veterinere danışılmalı</p>

<p>Gücükoğlu, park, bahçe, cadde, sokak, bina önleri, meydan gibi umuma açık yerlerde kurban kesimi yapanlara idari para cezası uygulanacağına işaret ederek, 'Kesimden sonra büyükbaş hayvanlar için 6, küçükbaş hayvanlar için ise 5 dakikalık kan akıtma süresinin geçmesi beklenmelidir. Hayvanlar kesildikten sonra pıhtılaşmayan koyu renkte kan, deri üzerine çiçek benzeri kabarcıklar, ağız boşluğu ve dilde erozyonlu bölge ya da etlerde pirinç tanesi büyüklüğünde oluşum, anormal görüntüye sahip iç organların varlığında mutlaka veteriner hekimden görüş alınmalıdır.' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Hayvan kesildikten sonra etlerinin 5-6 saat serin bir yerde dinlendirilmesi, sonrasında buzdolabına alınması gerektiğini vurgulayan Gücükoğlu, şunları kaydetti:</p>

<p>'Tavsiyemiz buzdolabında dinlenen etlerin bir gün sora parçalanarak paylara bölünmesi ve tüketilmesidir. Çünkü hayvanlar hemen kesildikten sonra kasların ete dönüşmesi için sürenin geçmesi gerekiyor. Büyük ve parça etler buzdolabında 5-6 gün muhafaza edilebilir. Daha uzun süreli muhafazalarda eksi 18 derecede bu süre 6-12 ayı bulabilir ama iç organlar hayvanlar kesildikten sonra en geç 24 saat içerisinde tüketilmelidir. Bu kurallara uyulması Kurban Bayramı'nın sağlıkla, huzurla ve güvenle geçmesini sağlayacaktır. Aynı zamanda da gıda israfının önlenmesine ve kaynaklarının verimli kullanılmasına da katkı sağlayacaktır.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, SAMSUN</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/uzmanindan-kurban-bayrami-oncesi-saglikli-kesim-ve-et-muhafazasi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/aa/uzmanindan-kurban-bayrami-oncesi-saglikli-kesim-ve-et-muhafazasi-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="39786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UV ve sıcağa karşı korunun]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/uv-ve-sicaga-karsi-korunun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/uv-ve-sicaga-karsi-korunun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DÜZCE(İHA) - Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdinç Şengüldür, değişen iklim şartlarında, artan sıcaklıklar ve UV ışınlarının olumsuz etkilerinden kaçınmak için uygun kıyafet tercihinin önemli olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DÜZCE(İHA) - Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdinç Şengüldür, değişen iklim şartlarında, artan sıcaklıklar ve UV ışınlarının olumsuz etkilerinden kaçınmak için uygun kıyafet tercihinin önemli olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzce Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü ve Turizm Fakültesi iş birliğiyle bilim iletişimi kapsamında düzenlenen Aile Okulu, ikinci sezonunda da hız kesmeden devam ediyor. Akçakoca'daki Turizm Fakültesi Uygulama Birimi Ömer Ağalar ve Hacı Şakirler Konağı'nda düzenlenen 'Sıcak Havalarda Nelere Dikkat Etmeliyiz?' başlıklı seminere, vatandaşlar, öğrenciler ve personel ilgi gösterirken, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdinç Şengüldür davetli konuşmacı olarak katıldı. Şengüldür, sıcak havaların insan ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerine değinerek bu etkilerden korunmanın yolları hakkında aydınlatıcı bilgiler paylaştı. Değişen iklim şartları, artan sıcaklıklar ve UV ışınlarının olumsuz etkilerinden kaçınmak için uygun kıyafet tercihleri, koruyucu krem ve losyon kullanımıyla ilgili bilgi ve deneyimlerini aktaran Şengüldür, katılımcıların sorularını da yanıtladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, DÜZCE</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/uv-ve-sicaga-karsi-korunun</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/uv-ve-sicaga-karsi-korunun.jpg" type="image/jpeg" length="17244"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Polen alerjisine dikkat: 'Başvurular arttı, çoğu zaman griple karışıyor']]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/polen-alerjisine-dikkat-basvurular-artti-cogu-zaman-griple-karisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/polen-alerjisine-dikkat-basvurular-artti-cogu-zaman-griple-karisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özellikle bahar aylarında birçok insanı etkileyen polenlere karşı uyaran Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, 'Özellikle bahar, yaz aylarında şikayetler ortaya çıkartır, astım ataklarına neden olabilir. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda şikayetler daha ağır seyreder. Çoğu zaman grip gibi şeylerle karışıyor. Polen alerjileri yaz döneminde de devam ediyor hatta bazı polenler var, ağustos gibi ortaya çıkıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle bahar aylarında birçok insanı etkileyen polenlere karşı uyaran Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, 'Özellikle bahar, yaz aylarında şikayetler ortaya çıkartır, astım ataklarına neden olabilir. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda şikayetler daha ağır seyreder. Çoğu zaman grip gibi şeylerle karışıyor. Polen alerjileri yaz döneminde de devam ediyor hatta bazı polenler var, ağustos gibi ortaya çıkıyor. Poliklinikte özellikle şu dönemde polen alerjileri çok daha fazla, 2 ay öncesinde ev tozu alerjileri daha fazlaydı ama bu dönemde polenler daha fazla şikayetleri daha çok arttı o yüzden de başvurular arttı' dedi.</p>

<p>Polenler bitkilerin üreme döneminde havaya yayılan tanecikler olarak ifade edilirken çoğunlukla ilkbaharda insanları etkiliyor. Uzmanlar, yaz sonu ve sonbaharda ise genellikle yabani otların polen üretmeye başladığını söylerken polen alerjisine karşı önemli uyarılarda bulundu. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, polenlerin kaşıntı, peş peşe hapşırık, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkardığını belirtirken tanı ve tedavi süreçlerine yönelik bilgi verdi. Uzm. Dr. Aysun Aynacı, son dönemlerdeki başvurulara ilişkin de konuştu.</p>

<p>'Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda daha ağır seyreder'</p>

<p>'Polen bitkilerin üremek için oluşturduğu toz tanecikleri' diyerek sözlerine başlayan Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, 'Özellikle çayır, çimen, yabani ot ve ağaçlardan kaynaklanır. Bahar, yaz aylarında şikayetler ortaya çıkartır. Rüzgarla havaya karışır, yatkınlığı olan kişilerde semptomlara sebep olur. Burun akıntısı, kaşıntısı, hapşırma, göz sulanması, gözlerde kaşıntı, kızarma, yanma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, yanma ve bazı durumlarda alt solunum yollarını etkileyerek nefes darlığı, hırıltı, hışıltı, öksürük, astım krizine kadar yol açabilen ciddi semptomlara sebep olabilir. Astımlı hastaların polen zamanında alerjik şikayetleri daha fazla olur, astım ataklarına neden olabilir. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda şikayetler daha ağır seyreder. Çoğu zaman grip gibi şeylerle karışıyor. Ateş olmadığı sürece, mevsim boyunca devam ederse ve her yıl tekrarlarsa bu polen alerjisiyle uyumlu. Böyle bir durumda alerji uzmanına başvurmalarını öneriyoruz' dedi.</p>

<p>'Mutlaka kıyafetlerini değiştirerek, duş alarak, polenleri uzaklaştırmaları gerekiyor'</p>

<p>Tedaviye ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Aynacı, 'Tedavi noktasında burun spreyleri, göz damlaları, alerji hapları astımlı hastalarda özellikle cihazlarla kullanılabilen astım ilaçları semptomlarını gidermede oldukça etkili. Ayrıca polene yönelik tedaviler uygulanabiliyor, tamamen kişiye özel planlanıyor. Alerji aşısı dediğimiz bazı tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Kuru, rüzgarlı havalarda, sabah saatlerinde mümkün olduğunca çayır, çimenden uzak durmaları gerekiyor, mecburen çıkılacaksa koruyucu önlemler; şapka, gözlük, uzun kollu kıyafetler kullanılarak eve geldiklerinde de mutlaka kıyafetlerini değiştirerek, duş alarak, polenleri uzaklaştırmaları gerekiyor. Ev içerisinde de sabahları kuru ve rüzgarlı havalarda havalandırma amaçlı pencerelerinin açılmaması faydalı' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Polen alerjisi önemli değil' denerek alt solunum yollarını da tutan bir sorun haline gelebiliyor'</p>

<p>Sosyal medyadan alerjilere karşı önerilere yönelik konuşan Aynacı, 'İçeriğini bilemediğimiz ürünler alerjisini gidermek yerine daha büyük alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Çok tehlikeli buluyorum, tıp ehli olmayan kişilerin çeşitli, ilaç adı altında önerdikleri şeylerin faydadan daha çok zarar getireceğine alerjik reaksiyonlara tehlikeli boyutta zemin hazırlayabileceğini düşünüyorum. Kimi zaman alerjilerinin farkında değiller, genellikle semptomlarını çok önemsemiyorlar, gelir geçer olarak düşünüyorlar. 'Normal bir polen alerjisi önemli değil' şeklinde davranıyorlar ama bu ilerleyen süreçlerde her geçen yıl daha da ağırlaşıp sonrasında alt solunum yollarını da tutan bir sorun haline gelebiliyor. Polen alerjileri yaz döneminde de devam ediyor hatta bazı polenler var, ağustos gibi ortaya çıkıyor; yabani ot polenleri. Ağustos, eylül, ekim, kasım aylarında hastanın özellikle şikayet ortaya çıkarmasına sebep oluyor. İlkbaharda olmadığı için hastalar tarafından çok polenmiş gibi hissedilmiyor ve ne olduğunu anlamadan bize geliyor. Yabani otların bazıları özellikle sonbaharda etki gösteriyor ve bunlar da polen alerjisi' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Şikayetleri daha çok arttı o yüzden de başvurular arttı'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Her zaman sağlıklı beslenmeyi öneriyoruz' diyen Aynacı, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>'Katkı maddeli besinler, çok fazla fast food tüketmek hiçbir zaman istediğimiz şeyler değil. Hem alerjiye yatkınlığı artırıyor hem de alerjik reaksiyonlara sebep oluyor. Kapalı alanlarda kalınca ev tozunun etkisi çok fazla artıyor. Yaz kış çok fark etmiyor. Bahar aylarında özellikle polen alerjisi çok miktarda geliyor, bu aralar çayır, çimen polenleri çok görüyoruz ama kendi adıma servi ağacının polenini de çok görmeye başlıyorum. Bazıları farkında, 'Alerjim var' diyerek geliyor. Çeşitli testler yapıyoruz, bazıları kan testi, bazıları koldan yapılan testler. Bunları yapıp hastanın alerjisini doğruluyoruz. Neye karşı alerjisi olduğunu buluyoruz sonrasında tedavisini düzenliyoruz. Hastanın şikayetleri geçtikçe alt solunum yollarına inmeyip astım gelişmesini bir nebze önlüyor. Alerji aşıları, immüno terapi dediğimiz yöntemle polene, ev tozuna ya da evcil hayvana karşı hastanın alerjisini ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Poliklinikte özellikle şu dönemde polen alerjileri çok daha fazla, 2 ay öncesinde ev tozu alerjileri daha fazlaydı. Bu dönemde polenler daha fazla gelmeye başladı çünkü şikayetleri daha çok arttı o yüzden de başvurular arttı. Hastalar şikayetleri olmayınca genelde zaten başvurmuyorlar' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/polen-alerjisine-dikkat-basvurular-artti-cogu-zaman-griple-karisiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/polen-alerjisine-dikkat-basvurular-artti-cogu-zaman-griple-karisiyor.jpg" type="image/jpeg" length="35551"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ön çapraz bağ hasarı dizde başka hasarlara yol açabilir]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/on-capraz-bag-hasari-dizde-baska-hasarlara-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/on-capraz-bag-hasari-dizde-baska-hasarlara-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diz ekleminin en önemli destek yapılarından biri olan ön çapraz bağın, vücudun dengeli ve güvenli hareket etmesini sağlayan temel yapılardan biri olarak öne çıktığını belirten Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Harun Kütahya, ön çapraz bağ yaralanmalarının, diz ekleminin biyomekaniğini bozan ve zamanında müdahale edilmediğinde kalıcı hasarlara yol açabilen ciddi ortopedik durumlar oluşturabileceğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diz ekleminin en önemli destek yapılarından biri olan ön çapraz bağın, vücudun dengeli ve güvenli hareket etmesini sağlayan temel yapılardan biri olarak öne çıktığını belirten Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Harun Kütahya, ön çapraz bağ yaralanmalarının, diz ekleminin biyomekaniğini bozan ve zamanında müdahale edilmediğinde kalıcı hasarlara yol açabilen ciddi ortopedik durumlar oluşturabileceğini belirtti.</p>

<p>Uyluk kemiği ile kaval kemiğini birbirine bağlayan, dizin öne doğru kaymasını engelleyen ve dönme hareketlerinde stabilite sağlayan en önemli bağ olan ön çapraz bağ, yürüme, koşma, ani duruş ve yön değiştirme gibi hareketlerde aktif rol oynarken bu bağın zarar görmesi, günlük yaşamı doğrudan etkileyebiliyor.</p>

<p>Özellikle hareketli yaşam süren bireylerin diz sağlığını korumaya yönelik bilinçli davranması gerektiğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Harun Kütahya, ön çapraz bağın korunmasında düzenli fiziksel aktivite ve doğru egzersiz alışkanlıkları büyük önem taşıdığını söyledi. Uzm. Dr. Kütahya, diz çevresindeki kasların güçlü tutulması, esneklik çalışmalarının ihmal edilmemesi ve spor öncesi yeterli ısınma yapılmasının sakatlanma riskini azalttığına da dikkat çekti.</p>

<p>Hastalarda sıklıkla görülen yaralanma tipleri ve nedenleri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ön çapraz bağ yaralanmalarının yalnızca sporcuları değil, aktif yaşam sürdüren herkesi etkileyebilecek bir sağlık sorunu olarak değerlendirildiğini ifade eden Medicana Konya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Harun Kütahya, 'Dizde oluşabilecek bağ hasarları zamanla hareket kısıtlılığına, denge kaybına ve farklı eklem problemlerine neden olabilir. Erken müdahale ve koruyucu önlemler, uzun vadede sağlıklı hareket kabiliyetinin korunmasına katkı sağlıyor. Ayrıca bilinçsiz hareketlerden kaçınılması ve uygun spor ekipmanlarının kullanılması da diz sağlığını destekliyor. Ön çapraz bağ yaralanmalarını genellikle üç derecede incelemekteyiz. Hafif (grade 1) derece, bağ hafifçe gerilmiş ancak dizin stabil kaldığı evredir. Kısmi yırtık (grade 2) evresi, bağın bir kısmı kopmuş haldedir. Tam kopma (grade 3) evresi ise bağ tamamen ikiye ayrılmış ve dizde artık stabilitenin kaybolduğu kesindir. Ön çapraz bağların hasarında sık görülen nedenler ise genelde ani yön değiştirme yani koşarken aniden durma veya dönme hareketi yapmak. Hatalı iniş, zıplama sonrası yere dengesiz basmak ve direkt travma olarak nitelendirdiğimiz dize gelen sert bir darbe (futbol müdahalesi veya trafik kazası vb.) etkili olmaktadır' dedi.</p>

<p>Ön çapraz bağ yaralanmalarında tanı ve tedavi yöntemleri</p>

<p>Toplumda diz sağlığı konusunda farkındalığın artırılması ve yaralanmalar konusunda korunmanın tedaviden daha etkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Harun Kütahya, 'Günlük yaşamda bilinçli hareket etmek, düzenli egzersiz yapmak ve vücudu zorlayacak hareketlerden kaçınmak, ön çapraz bağ sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Ön çapraz bağlarda yaralanmalar ya da hasar gerçekleştiyse klinik ortamda çeşitli tanı ve tedavi şekilleri ile hastaların sorunlarına çözüm bulmak mümkündür. Yapılan fiziki muayene ile dizde hassasiyet, şişlik ve hareket kısıtlılığının değerlendirilmesi ve stabiliteyi değerlendiren özel muayene testleri 'Ön Çekmece Testi' veya 'Lachman Testi' ile dizdeki gevşeklik ölçülür. Görüntüleme ile tanı için altın standart MR'dır. Dizdeki ödem, kıkırdak ve menisküs hasarları bu yöntemle tespit edilir. Tedavi aşamasında ise ilk olarak cerrahi dışı yöntem ile aktif spor yapmayan yaşlı hastalarda veya kısmi yırtıklarda; buz uygulaması, dizlik kullanımı ve yoğun fizik tedaviyle diz çevresi kasların güçlendirilmesi hedeflenir. Bir diğerinde ise cerrahi yöntem düşünülür. Bağ kendiliğinden iyileşmediği için özellikle genç ve aktif bireylerde kapalı yöntemle yeni bir bağ nakli yapılır. Eğer hastalar tedavi sürecinde gecikme yaşarlarsa yani ön çapraz bağ kopuğu ile yaşamaya devam ederlerse dizde 'kronik instabilite' oluşturur ve bazı ek sorunlara yol açabilirler. Bunlar menisküs yırtıklarına sebebiyet verir. Dizdeki dengesizlik, her 'boşalma ya da boşa çıkma' anında menisküslere aşırı yük bindirerek ikincil yırtıklara neden olur. Ayrıca erken kireçlenme meydana gelir. Eklem yüzeylerindeki sürtünme artar ve kıkırdaklar hızla aşınır; bu da genç yaşta kireçlenmeye yol açar. Son olarak tekrarlayan yaralanmalar görülür. Dizde güven hissinin kaybı, hastanın günlük aktivitelerde bile düşmesine ve diğer bağların zarar görmesine neden olabilir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, KONYA</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/on-capraz-bag-hasari-dizde-baska-hasarlara-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/on-capraz-bag-hasari-dizde-baska-hasarlara-yol-acabilir.jpg" type="image/jpeg" length="48822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Koruk, 'Mide ağrısı, şişkinlik ve hazımsızlığı hafife almayın']]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/prof-dr-koruk-mide-agrisi-siskinlik-ve-hazimsizligi-hafife-almayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/prof-dr-koruk-mide-agrisi-siskinlik-ve-hazimsizligi-hafife-almayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Koruk, toplumda oldukça yaygın görülen mide ağrısı, şişkinlik ve hazımsızlık şikayetlerinin bazı durumlarda ciddi sindirim sistemi hastalıklarının habercisi olabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Koruk, toplumda oldukça yaygın görülen mide ağrısı, şişkinlik ve hazımsızlık şikayetlerinin bazı durumlarda ciddi sindirim sistemi hastalıklarının habercisi olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Günlük yaşam temposu, düzensiz beslenme, stres ve yanlış alışkanlıkların sindirim sistemi sorunlarını artırdığını belirten Prof. Dr. Mehmet Koruk, özellikle uzun süren mide şikayetlerinin mutlaka uzman değerlendirmesinden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>'Mide ağrısı ve hazımsızlık geçici sanılabiliyor'</p>

<p>Mide ağrısı, şişkinlik, yanma, gaz ve hazımsızlık gibi şikâyetlerin birçok kişi tarafından geçici sorunlar olarak değerlendirildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Koruk, 'Bu belirtiler basit beslenme hatalarından kaynaklanabileceği gibi gastrit, reflü ve ülsere bağlı olabilir. Bunun yanı sıra safra yolları, pankreas hastalıkları ve irritabl (huzursuz) bağırsak sendromu belirtisi olabilir. Özellikle mide bölgesi ağrılarına iştahsızlık, bulantı ve zayıflama eşlik ediyorsa mutlaka en kısa gaztroenterolojiye başvurmada büyük fayda olur' dedi.</p>

<p>Beslenme alışkanlıkları büyük önem taşıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sindirim sistemi sağlığında doğru beslenmenin önemine değinen Prof. Dr. Koruk, aşırı yağlı ve baharatlı yiyecekler, fast food tüketimi, düzensiz öğünler ve yetersiz su tüketiminin mide ve bağırsak sorunlarını tetikleyebileceğini belirtti. Sağlıklı bir sindirim sistemi için düzenli beslenme, yeterli lif tüketimi ve fiziksel aktivitenin önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Koruk, aşağıdaki durumlarda mutlaka gastroenteroloji uzmanına başvurulması gerektiğini söyleyerek, 'Uzun süren mide ağrısı. Sürekli şişkinlik ve hazımsızlık. Yutma güçlüğü. Sebepsiz kilo kaybı. Dışkıda kan görülmesi. Sürekli mide yanması ve reflü şikayeti. Bulantı ve kusmanın sık tekrar etmesi ve nedeni izah edilmeyen kansızlık' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi olarak sindirim sistemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde modern teknolojik altyapı ve uzman kadro ile hizmet verdiklerini belirten Prof. Dr. Mehmet Koruk, erken teşhisin birçok hastalıkta tedavi başarısını artırdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, GAZİANTEP</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/prof-dr-koruk-mide-agrisi-siskinlik-ve-hazimsizligi-hafife-almayin</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/prof-dr-koruk-mide-agrisi-siskinlik-ve-hazimsizligi-hafife-almayin.jpg" type="image/jpeg" length="96822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Eski akciğer ve karın filmleri skolyoz teşhisinde ipucu olabilir']]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/eski-akciger-ve-karin-filmleri-skolyoz-teshisinde-ipucu-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/eski-akciger-ve-karin-filmleri-skolyoz-teshisinde-ipucu-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukluk ve ergenlikte görülen skolyozun çoğu zaman belirgin ağrı oluşturmadan ilerlediğine dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kadir Abul, 'Türkiye'de e-Nabız sistemi üzerinden daha önce çekilmiş görüntülerin (filmlerin) tekrar kontrol edilmesi, skolyozun erken teşhis edilmesinde faydalı olabilir. Bazen başka nedenlerle çekilmiş akciğer grafileri ya da karın filmlerinde skolyoza ait erken bulgular bulunabiliyor. Erken tanı sayesinde bazı çocuklarda cerrahiye ihtiyaç kalmadan takip ve korse tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk ve ergenlikte görülen skolyozun çoğu zaman belirgin ağrı oluşturmadan ilerlediğine dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kadir Abul, 'Türkiye'de e-Nabız sistemi üzerinden daha önce çekilmiş görüntülerin (filmlerin) tekrar kontrol edilmesi, skolyozun erken teşhis edilmesinde faydalı olabilir. Bazen başka nedenlerle çekilmiş akciğer grafileri ya da karın filmlerinde skolyoza ait erken bulgular bulunabiliyor. Erken tanı sayesinde bazı çocuklarda cerrahiye ihtiyaç kalmadan takip ve korse tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabilir' dedi.</p>

<p>Liv Hospital Ulus Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kadir Abul, skolyozun her zaman çocukluk çağından itibaren belirgin şekilde görülmeyebileceğini belirtti. Ailelerin çoğu zaman skolyozun yıllardır var olan bir durum olduğunu düşündüğüne dikkat çeken Dr. Abul, 'Oysa bazı çocuklarda erken çocukluk döneminde hiçbir belirti olmayabilir. Özellikle ergenlik dönemindeki hızlı büyüme atağı sırasında skolyoz yeni başlayabilir ya da çok kısa sürede belirgin hale gelebilir' diye konuştu.</p>

<p>Skolyozun özellikle ergenlik döneminde sessiz ilerleyebildiğini ifade eden Dr. Abul, 'Bu süreçte çocukta belirgin bir ağrı, hareket kısıtlılığı ya da günlük yaşamı etkileyen ciddi bir şikayet olmayabilir. Eğrilik ilerlediği halde aile uzun süre bunu fark etmeyebilir' dedi.</p>

<p>'Küçük duruş değişiklikleri önemsenmeli'</p>

<p>Skolyozun en yanıltıcı yönlerinden birinin ağrı oluşturmadan ilerlemesi olduğunu belirten Abul, ailelerin yalnızca ağrı şikayetine odaklanmaması gerektiğini söyledi. Abul, 'Bir omuzun diğerinden daha yüksek olması, kürek kemiklerinden birinin daha belirgin görünmesi, bel oyuntularında eşitsizlik olması, kalçalardan birinin yukarıda görünmesi ya da gövdenin hafif yana kaymış gibi durması skolyoz açısından önemli ipuçları verebilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ergenlik dönemindeki çocukların fiziksel değişimlerinin aileler tarafından her zaman kolay fark edilemeyebileceğini anlatan Abul, 'Çocuk büyüdükçe mahremiyet duygusu artıyor. Bu nedenle ailelerin çocuğu detaylı gözlemlemesi zorlaşabiliyor. Hafif asimetriler çoğu zaman duruş bozukluğu ya da büyüme sürecinin doğal bir parçası sanılarak gözden kaçabiliyor' dedi.</p>

<p>'Hızlı büyüme döneminde risk artıyor'</p>

<p>Skolyozda 'sessiz ilerleme' kavramının önemine dikkat çeken Abul, hızlı büyüme dönemlerinde riskin belirgin şekilde arttığını belirtti. Abul, 'Çocuk hızlı büyürken omurga da hızlı uzar. Eğer omurgada skolyoza ait bir eğrilik başlamışsa, bu eğrilik de aynı dönemde hızla artabilir. Özellikle birkaç ay içinde belirgin boy uzaması olan çocuklarda omurga dikkatle takip edilmelidir' diye konuştu.</p>

<p>Kız çocuklarında adet öncesi ve sonrası dönemin, erkek çocuklarında ise hızlı boy uzamasının olduğu yılların skolyoz açısından kritik dönemler olduğunu dile getiren Abul, düzenli gözlem ve kontrollerin önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>'Daha önce yoktu' düşüncesi yanıltabiliyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ailelerin çoğu zaman 'Daha önce hiçbir sorun yoktu' şeklinde düşündüğünü kaydeden Abul, şu bilgileri paylaştı: 'Küçük eğrilikler uzun süre fark edilmeyebilir. Skolyoz başlangıç aşamasında ağrı yapmayabilir. Kıyafetlerin altında fark edilmesi zor olabilir. Özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarda gözden kaçması oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.</p>

<p>Erken fark edilmeyen eğrilikler zamanla ileri seviyelere ulaşabilir. 60 dereceye ulaşan skolyoz çoğu zaman bir anda oluşmaz. Başlangıçta küçük olan eğrilik, düzenli takip yapılmadığında hızlı büyüme döneminde ilerleyebilir.'</p>

<p>'e-Nabız'daki eski filmler, erken teşhiste önemli ipuçları verebilir'</p>

<p>Türkiye'de ailelerin e-Nabız sistemi üzerinden daha önce başka nedenlerle çekilmiş görüntüleri hekimlerine tekrar kontrol ettirmelerinin erken teşhis konusunda faydalı olabileceğini belirten Abul, 'Bazen başka nedenlerle çekilmiş akciğer grafileri ya da karın filmlerinde skolyoza ait erken bulgular bulunabiliyor. Ancak bu durum o dönemde aileler tarafından fark edilmemiş olabiliyor. Bu yüzden eski görüntülerin uzman hekim tarafından değerlendirilmesi, eğriliğin ne kadar süredir var olduğu ve ilerleme gösterip göstermediği konusunda önemli bilgiler sağlayabilir' dedi.</p>

<p>'Korse tedavisi ameliyat riskini azaltabiliyor'</p>

<p>Korse tedavisinin doğru hastada etkili sonuçlar sağlayabildiğini hatırlatan Abul, 'Her skolyoz hastasının korse adayı olmayabilir. Korse tedavisi özellikle büyümesi devam eden, eğriliği ilerleme riski taşıyan ve orta dereceli skolyozu bulunan çocuklarda uygulanır. Buradaki amaç çoğu zaman eğriliği tamamen ortadan kaldırmak değil, büyüme tamamlanana kadar ilerlemesini durdurmaktır. Korse tedavisi yalnızca teknik bir uygulama olarak görülmemelidir. Çocuğun yaşı, büyüme potansiyeli, eğriliğin tipi, Cobb açısı ve tedaviye uyum birlikte değerlendirilmelidir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'Tedavide hasta uyumu büyük önem taşıyor'</p>

<p>Bilimsel çalışmaların korse kullanım süresi ile tedavi başarısı arasında doğrudan ilişki olduğunu gösterdiğine değinen Abul, şunları söyledi: 'Korse yapılmış olması tek başına yeterli değildir. Asıl önemli olan korsenin önerilen süre boyunca düzenli kullanılabilmesidir. Ergenlik dönemindeki çocuklar için korse kullanımı psikolojik ve sosyal açıdan zorlayıcı olabilir. Okul hayatı, kıyafet seçimi, arkadaş çevresi ve beden algısı bu süreci etkileyebilir. Bu nedenle ailelerin baskıcı değil destekleyici yaklaşması gerekir.'</p>

<p>'Cerrahi tedavi kişiye özel planlanıyor'</p>

<p>Skolyozda cerrahi tedavinin genellikle ileri dereceli eğriliklerde gündeme geldiğini belirten Doç. Dr. Abul, Modern cerrahi yöntemler artık çok daha güvenli hale gelmektedir. Günümüzde skolyoz cerrahisinde üç boyutlu planlama yapılıyor. Sadece eğriliği düzeltmek değil, omurganın dengeli yapısını korumak da hedefleniyor. Modern cerrahide pedikül vidası sistemleri, nöromonitörizasyon ve seçici füzyon teknikleri kullanılır. Amaç yalnızca röntgen görüntüsünü düzeltmek değil, uzun vadede dengeli, güvenli ve sağlıklı bir omurga yapısını koruyabilmektir' dedi.</p>

<p>'Evde basit gözlemler erken farkındalık sağlayabilir'</p>

<p>Ailelerin evde yapabilecekleri basit gözlemlerin erken teşhis açısından önemli olabileceğini dile getiren Abul, 'Çocuklar belirli aralıklarla gözlemlenmelidir. Çocuk dizlerini bükmeden öne eğildiğinde sırtın bir tarafında belirgin yükseklik, kaburga çıkıntısı ya da bel bölgesinde asimetrik kabarıklık görülüyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi gerekir. Evde yapılan gözlemler tanı koymak için yeterli olmaz. Bu gözlemler yalnızca farkındalık sağlar. Kesin değerlendirme mutlaka uzman muayenesiyle yapılmalıdır. Skolyozda erken teşhis tedavi başarısını artırır. Erken tanı sayesinde bazı çocuklarda cerrahiye ihtiyaç kalmadan takip ve korse tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabilir' diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, İSTANBUL</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/eski-akciger-ve-karin-filmleri-skolyoz-teshisinde-ipucu-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/eski-akciger-ve-karin-filmleri-skolyoz-teshisinde-ipucu-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="45555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastanede vatandaşlar cilt kanseri konusunda bilgilendirildi]]></title>
      <link>https://www.etikhaber.com/hastanede-vatandaslar-cilt-kanseri-konusunda-bilgilendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.etikhaber.com/hastanede-vatandaslar-cilt-kanseri-konusunda-bilgilendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayburt Devlet Hastanesinde, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hastane çalışanlarına eğitim verilerek, hasta ve hasta yakınları bilgilendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bayburt Devlet Hastanesinde, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hastane çalışanlarına eğitim verilerek, hasta ve hasta yakınları bilgilendirildi.</p>

<p>Kanser farkındalığını artırmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen eğitim, Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sena Kocabıyık tarafından verildi. Eğitimde, cilt kanserinde erken tanının önemi, risk faktörleri ve korunma yolları ele alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastane çalışanlarına yönelik eğitimde, ciltte meydana gelen değişikliklerin takip edilmesi, şüpheli durumlarda sağlık kuruluşlarına başvurulması ve düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiği anlatıldı.</p>

<p>Farkındalık çalışmaları kapsamında hastanede stant da açıldı. Stantta hasta ve hasta yakınlarına cilt kanseri konusunda bilgilendirme yapılırken, erken teşhis ve korunma yollarına ilişkin broşürler dağıtıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, BAYBURT</category>
      <guid>https://www.etikhaber.com/hastanede-vatandaslar-cilt-kanseri-konusunda-bilgilendirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://etikhabercom.teimg.com/crop/1280x720/etikhaber-com/uploads/2026/05/agency/iha/hastanede-vatandaslar-cilt-kanseri-konusunda-bilgilendirildi.jpg" type="image/jpeg" length="55044"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
