MEKTUP*

Okuduğum kadarıyla gevur kardeşlerin olmuş senin, İsa doğunca size isimler konmuş... Öncesi mi; İsa'dan önce... Kesip atmış onca peygamberi, tarih kitaplarımız, nasıl olsa İsa doğdu diye... Anlamadılar o güzel insanı ya ve putperest dünya yerini papaperest Avrupa'ya bıraktı. Yamalı kahverengi pelerinleriyle yoksulluğa tanıktı erkek kardeşlerin...

Ve sonra Allah Nurunu tamamladı; Muhammed.

İnsanlığın ezeli kurtuluş reçetesiyle geldi. En güzel kardeşindi, kendisine imanın mıh gibi çakıldığı asır değil mi? Nasıl da erkek duruşlu bir asırdı. Alileri, Hamzaları, Hasan ve Hüseyinleri ile... Sonra iki cihan serveri Hicret etmişti de Müslümanca adları olmuştu kardeşlerinin... İslam'ın doğuş, fütuhat ve medeniyet devri diye... Şimdilerde Miladı takvimle Kutlu Doğumlar kutlar olmuşuz, başka... Medine'den Kahire'ye, Urfa'dan Endülüs'e koskoca bir medeniyeti görmüş kaç kardeşin var senin biliyor musun? Geçenlerde Endülüs'e (ispanya diyorlar şimdilerde) gitmiş bir ağabeyim; Endülüs-İslam Medeniyetinden kalmış üç hilal işlemeli evler görmüş, anlattı da yine sana çatacaktım, vazgeçtim...

Atalarım Müslüman olduğunda nasıl da mutlu olmuştur değil mi dünyadaki cümle mahlûkat. Sanki duymuş gibiyim senden öncekilerden. Rey'den İsfahan'a, Mekke'den Erdebil'e, Uygur elinden Hazar kıyısına, Kerkük'ten Tuna'ya nasıl da reyhan kokmuştur tüm dünya... Bilirdi adı ‘devir' olan tüm kardeşlerin.

Sen; 21. yüzyıl. İdealist bir dişi, yürek hoplatan alımınla yosmalar yosması... Son üç kardeşinden emanet sana bu etek ve kardeşlerini hasede düşürecek belindeki ‘özgürlük' kemeri...

Biliyorum ben böyle isem biraz da senden. Sen böyle isen en çok da benden.

Sen bir iddiaya gebesin ve bunun kontrolü olacak Anadolu'dan çıkacak bir erkek ses. Kurulacaksa bir medeniyet, sen buna hazırlan, ben hazırım, senin şimdiki erkeğinle her alanda cenge...

Sana yazacak çok sözüm var, ha bir de müsvedde hamam oğlanların Bülent, Kemal, Erdoğan...

Hani diyor ya şair;

Ey kahpe zaman..."

Tüm ezberlerden sıyrılıp temize çekelim her ne varsa. Kirlettiler dostlar cebimizin içindekini bile. Hatta mektuplar yazdılar bir satışın faturası mahiyetinde ve biz kendimizi davamıza satalım ve bunun hesabıyla hesaplanalım...

Ayrıca önümüzdeki günlerde kutlanacak ‘kutlu doğum'un her birimizin yeniden doğumuna vesile olmasını niyaz ediyor, Miladi Takvimle kutlanmasını fikrini ortaya atanı da bu geniş mezhebinden dolayı ilgiye şayan bulduğumu ifade ediyorum.

*Ben bu mektubu ‘devr'e yazdım. Yazacağım daha.


Selametle...

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.