AHH CUMHURİYET…

‘Etrak-î bîidrak' ahmaklığı ile yoğrulan devşirme hegemonyası, ‘Ne mutlu Türküm diyene' cevabını aldığında, ‘uçurumdan düşerken tutunduğu tuğlayı kendisine Rab edinen' yeni ahmaklar çoktan türemişti bu coğrafyada... Makedonya'dan Hicaz'a...

Malumunuzdur, ‘Türkiye'nin sancılı demokrasi süreci' tasnifi ile evvelden beri gündemde tutulan ‘özgürlükler' talebi, kah hükümetler yıkmış, sultanlar devirmiş kah ‘devlet için devlete rağmen' gerekçesiyle devlet yıkmış, hürriyetimizin katili olmuştur. Bu tasnif bazen sosyalist bazen de liberal elitte nefes bulurken işin aslında hep ‘saltanat'ını sürmüştür. Adı cumhuriyet, şanı demokrat bir ülkede görülen o ki son devirde ‘sultan' sayısı da bir hayli artmıştır.

Fes giyen bir padişahın ‘gevur padişah' yaftasına itirazımız kadar, sarığını çıkarmayan bir alimin idam sehpasına itilmesini tasvip etmediğimizden aşikardır bugün zor anlaşılmamız...

Evvelce bir ailenin saltanatına karşı çıkarken, bu saltanatın ne İslami ne de rasyonel olduğunu halka anlatan ‘entel Müslümanlar',  devletçi sol devrindeki 150 ailenin saltanatına ciddi ciddi reddiye düzerken, şimdiki ‘devletsiz sağ' devrinin 1500 ailesinin saltanatını nereye koyacaklar.

Bu arada 2011 seçimleri ile teşekkül eden yeni mebuslar arasında 49 Mehmet varmış. Koca Osmanlıda aynı anda yoktu bu kadar Mehmet. Muhalif Mehmetleri ayıralım, kalan her Mehmet bir şehzade değil midir? Demokrasinin seçilmiş şehzadeleri...

Bu Mehmetleri, 28 Ali, 20 Ahmet, 19 Mustafa ve 6 tane de Ayşe takip ediyormuş. Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığına tavsiyem odur ki memleket çocuğuna ilk dört yıl boyunca yalnızca isminin anlamı ve isim büyüğü öğretilse daha manidar olur.

Meclis'te 78 kadın vekil varmış. Bildiğim ‘Valide Sultan'ların yanında tahminim o ki bu vekil-i nisa taifesinin büyük bir çoğunluğu da muhtelif sultanlardır.

Filhakika, Türkiye'de bir liderin, kendisinin başbakan yardımcılığı döneminde, ‘iftarınızda size .... Kebaptan yemek söyleyelim mi efendim' teklifini şöyle cevapladığını duymuştum en yakınlarından ; ‘Hakkari'de vatandaş çöplükte oruç açarken bizim bu makamda o söyleyeceğiniz yemeği yememiz hiç doğru olmaz'.

Evet, gecekonduda yaşayan vekiller ile demokrasi daha manidar olur kanaatimi de hemen ekleyim. Zira Türkiye'nin terakkisi de bundan geçer. Lüks araba saplantılı ‘sultan'lar bizim kapitalizme direnen yanımızı anlar mı bilmem ama ‘tamir sevaptır' şiarımızı da yazımızın bu kenarına iliştirmiş olalım.

Selametle...

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.