Soy Ve Huy Kırım

 

Malumunuz her 24 Nisan’da Türkiye tabiri caizse ölür ölür dirilir. Mevzu; “Ermenilere soykırım yapmadık, vallahi yapmadık, inanın yapmadık, yalvarırız, ne olur, …”

Hani bir hikaye vardır, kurt ile kuzu arasında; kurt kendisine göre daha aşağıdan dereye su içmek için uzanmış kuzuya ‘suyu bulandırma’ demiş ya, o cinsten bir mevzudur bu. Lakin bu hariciye siyasetinde ne Türkler kuzudur, ne de bilcümle küfür ittifakı kurt.

Vaat edilmiş topraklar için kurulan bir tezgahtır bu, önce Büyük Ermenistan, sonra Kürdistan, nihayetinde de yeniden Büyük Yahudi Krallığı.

Fırat ve Nil arasında Davut yıldızı…

Bu meselede anlamadığım, 1. Cihan Harbi çıktığında, kendi topraklarınızda size isyan eden bir güruha karşı aldığınız tedbirler ve onların size silahla suikastının akabinde verdiğiniz silahlı mücadele soykırım ise binlerce km öteden gelip, Afrika'da, Irak'ta velhasılı İslam coğrafyasının hemen her yerinde maddi çıkarları ve azgın kapitalist iştahları/rejimleri için kıyılan bunca canın, bırakılan onca acının topyekün adı tam olarak nedir?

Soykırım deyince benim aklıma, Erzurum, Kars, Iğdır, Karabağ, Filistin, Türkistan, Arakan, Irak ve Kırım gelir... Soykırım en çok Kırım'dır hatta... ve bir gün bu ülkede Kürtlere karşı da bir soykırım yaptığımızı iddia edecekler. cevabım şudur ki; küfür tek millettir, ayağa kalkmış bir Türk, bunlar için çok büyük bir illettir; küfrün illeti... Çözüm önerim; "evet hadlerini aşmışlardı, insan onuruna yakışmayacak hiçbir menfi mücadeleye tevessül etmeden cevaplarını verdik, yarın haddini aşan olursa yine aynı cevabı veririz" demektir. Zira ortada bir kavga var ve semtin şımarık veledini yanına alıp, "kim dövdü lan bunu" diye ortada gezen birkaç külhanbeyi... Eğer maksat bizsek -ki biziz-, erkekçe çıkıp, "ben dövdüm", diyebilmeliyiz, bu bizim sonumuzsa da -ki asla değil- şereflice ve mertçe olur. Şerefimize, geleneğimize, tarihimize ve Devlet İtibarımıza yakışan budur... Sonra bir de Ayasofya'da namaz... Şarkın, garbın yüzüne nakşedeceği bir güzel tokat... O namaz Allah rızasının yanında batıya ve onun literatürüne verilecek ne güzel bir cevap olur. Muhalif iken Ayasofya kavgasını verenler, ülke genelinde restore edilmeyen kilise bırakmadı, bu da başka mesele. Hasılı bu ülkeyi yönetenler, bazen kahve köşesine de itibar etmeli, o kahve köşesi falı değil de hâli görür...

Filhakika bizim milletimiz tarihin hiç bir döneminde soykırım yapmamıştır, lakin adamlar ısrarla "yaptınız" diyorsa da elden ne gelir? Lakin asıl kırılmamız "soykırım" değil, "huykırımdır"... Milletimizin, geleneğimizin ve hamisi olduğumuz büyük medeniyetin huyu kırılmıştır. Biz, huyumuzu kurtaralım, soykırım masalı kendiliğinden biter.

Türklüğü bir soy ve aynı zamanda bir huy meselesi olarak gören bilcümle dostumuz bilir ki, Türkler bu batılı jargona ve literatüre esir olmuştur.

Esir Türklere Hürriyet Davasının en büyük ve mühim noktası Türkiye’dir.

“Vallahi yapmadık,

Billahi yapmadık,

ABD senatosu bu sefer yanımızda,

…”

Soru; biz hangi milletin evladı, hangi ‘huy’un ruhuyuz?

Selametle…

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.