"Yaşanılmaz bir dünyaya mecbur kalırız"

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, "Dünyayı bütün insanlar için maddi ve manevi anlamda yaşanılabilir bir ortam olarak korumazsak başta iltica, göç, sığınma olmak üzere herkes için yaşanılmaz bir dünyaya mecbur kalırız." dedi.

"Yaşanılmaz bir dünyaya mecbur kalırız"

Meclis Başkanlığı himayesinde Parlamentolar Arası Birlik (PAB) ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından ortak yayımlanan "Uluslararası Mülteci Koruması ve Ulusal Sığınma Sistemlerinin Geliştirilmesi Hakkında Bir Rehber" isimli kitabın, Türkçe versiyonunun tanıtımı TBMM Tören Salonu'nda gerçekleştirildi.

Meclis Başkanı Şentop, Türkiye'nin, belki de dünyada böyle bir kitabın tanıtımının yapılabileceği en uygun ülke olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin, dünyada en çok sığınmacıyı kabul eden ve onlara yardımcı olan ülke olduğunu söyleyen Şentop, Suriye'deki çatışmalar nedeniyle yurtlarını terk eden 3,6 milyon sığınmacının Türkiye'de misafir edildiğini belirtti.

Bu kadar yoğun mülteci nüfusunu barındıran Türkiye'de maddi ve manevi ciddi bir faaliyet söz konusu olduğunu ifade eden Şentop, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerek hükümetlerimizin, devletimizin gerekse vatandaşlarımızın misafirperverliğiyle bu büyük yükün altından kalkmayı başarıyoruz. Birkaç bin kişilik göçmen, sığınmacı girişinden etkilenen, bunlara karşı çıkan, sınır kapılarını kapatan ve kötü muamelede bulunan ülkelerin, devletlerin, Türkiye'nin bu misafirperver tutumundan ders alması gerekir." diye konuştu.

Hazırlanan kitabın, tanıtımının Türkiye'de yapılmasının ayrıca önemli olduğunu söyleyen Şentop, "Dünyayı bütün insanlar için maddi ve manevi anlamda yaşanılabilir bir ortam olarak korumazsak başta iltica, göç, sığınma olmak üzere herkes için yaşanılmaz bir dünyaya mecbur kalırız. Şu anda iltica, sığınma, göç diye ifade ettiğimiz realite gelecek yıllara ait nüfus projeksiyonları karşısında aslında bize sinyal veren bir başlangıç noktası gibi gözüküyor." ifadelerini kullandı.

Dünyanın, özellikle gelişmiş ülkelerin, gelecek 50 yıl içinde daha büyük göç, sığınma ve iltica dalgalarıyla karşı karşıya kalacağının anlaşıldığını söyleyen Şentop, şöyle devam etti:

"Bu riski aşmanın yolu, dünyadaki bütün insanların kendi evlerinde, ülkelerinde asgari insani şartlarda ve barış içinde yaşamasını garanti eden uluslararası bir düzen oluşturmamız. Bunun da iki temel unsurundan birincisi, dünyadaki barışın bütün insanlık için ama bütün insanlar tarafından samimi olarak istenmesi ve bunun gerçekleştirilmesi için gayret gösterilmesi gerekiyor. İkincisi olarak yine insanların kendi evlerinde, ülkelerinde asgari insani şartlarda yaşayabileceği ekonomik ortamın, refahın sağlanması lazım. Elbette mültecilerin, sığınmacıların, göçmenlerin gittikleri ülkelerde ve geçiş güzergahlarında temel haklarıyla ilgili düzenlemeler önemli ama esas meseleye dikkati çekmek gerekiyor; dünya ancak yaşanılabilir bir dünya olarak korunduğu sürece hepimiz huzur içinde olabiliriz. Bu mesajı Türkiye'den, Ankara'dan teyit ederek ifade etmiş olmaktan memnuniyet duyuyorum."

Şentop, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliğine ve rehberin hazırlanmasında katkıları bulunanlara teşekkür etti.

- "Türkiye'ye teşekkür etmeliyiz"

PAB Başkanı Gabriela Cuevas Barron da mültecilerin korunması konusunun PAB'ın temel çalışmaları arasında yer aldığını belirtti.

İnsanlığın onurunun, insan haklarının risk altında olduğunu söyleyen Barron, yaklaşık 66 milyon kişinin çeşitli nedenlerle yerlerinden edildiğini, bu rakamın giderek arttığını aktardı.

Türkiye'nin, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke konumunda olduğuna işaret eden Barron, "Türkiye'de yaklaşık 4 milyon mülteci ikinci bir ev bulmuş durumda. Şimdiye kadar gösterdiği ev sahipliği için Türkiye'ye teşekkür etmeliyiz. Bunun da her zaman güçlendirilmesi ve desteklenmesi gerekir." dedi.

İnsanların zorla yerlerinden edilmesine yol açan göçün nedenlerine yönelmek gerektiğini dile getiren Barron, "Hiç kimse kendi isteğiyle mülteci olmaz. Göçe neden olan birçok faktör var, bunları incelemezsek konunun ne kadar önemli olduğunu anlayamayız." ifadelerini kullandı.

Mültecilerin korunmasını kapsamlı bir yapıya dönüştürebilmek için yasal çerçevenin değiştirilmesi gerektiğini belirten Barron, şunları söyledi:

"Tam anlamıyla insan haklarının korunmasına imkan sağlamamız ve buna ilişkin doğru prosedürleri sunmamız gerekiyor. Bu anlamda meclislerin harekete geçirilebilmesi için güçlü siyasi irade olmazsa olmaz niteliktedir. Kendi meclisimizde de söylediğimiz bir sözü ifade etmek istiyorum; gerçek sevgiyi bütçeyle gösterirsiniz. Öncelikleriniz bütçeye yansımıyorsa o zaman bunlar gerçek öncelik değildir. Hiçbir zaman ortaklarımızı, yerel yönetimleri unutmamamız gerekir. Uygulamada karşılaşacağımız zorlukları halkla bir arada çalıştığımızda aşabiliriz. Bunun için onlara bütçe vermemiz lazım. Bunu da doğrudan yerel yönetimlerle, toplumla, temsil ettiğimiz halkla birlikte çalışarak başarabiliriz."

- "Duvarlar dikmedik, kapılarımızı açık tuttuk"

PAB Türk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, "Şiddet, ayrımcılık, ırkçılık, özellikle yabancı düşmanlığının endişe veren boyutlara geldiği bir zamanda kimi ülkeler sınırlarına duvarlar örerken, tel örgüler çekerken Türkiye, üzerine düşen sorumlulukları fazlasıyla yerine getirmiştir ve getirmeye devam etmektedir." dedi.

Türkiye'nin, dünyada kimi örneklerine üzülerek şahit olunan insanlık onuru ve vicdanına aykırı uygulamalar karşısında sessiz kalmadığını, "açık kapı" politikasıyla milyonların umudu ve sığınacak limanı olduğunu belirten Kan, "Duvarlar dikmedik, kapılarımızı açık tuttuk." ifadesini kullandı.

Orta Doğu kaynaklı göç dolayısıyla Türkiye'de bulunan diğer ülke nüfusu vatandaşlarının, Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 5'ine tekabül ettiğine işaret eden Kan, bu oranın Ürdün'de yüzde 20, Lübnan'da ise yüzde 25 düzeyinde olduğunu belirtti.

Türkiye'de, Suriye'de sivil katliamların başladığı 2011'den beri göç yönetimi altyapısıyla ilgili birçok adım atıldığına değinen Kan, 2013'te Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün kurulduğunu, emniyet, güvenlik ve acil yardım başta olmak üzere farklı birimlerin koordinasyon içinde çalışmaya devam ettiğini kaydetti.

Suriye'de güvenli alanlar oluşturulması sonucunda 300 bini aşkın Suriyeli misafirin ülkesine döndüğünü ifade eden Kan, nihai hedefin, Suriye'de savaşın sona ermesi ve halkın huzur içinde ülkelerini yeniden inşa edebilme imkanına kavuşması olduğunu ifade etti.

- "Türkiye'nin deneyimleri ışık oldu"

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Türkiye Temsilcisi Katharina Lumpp, Uluslararası Mülteci Koruması ve Ulusal Sığınma Sistemlerinin Geliştirilmesi Hakkında Bir Rehber isimli kitabın, Türkçe versiyonunun lansmanını dünyada en fazla sayıda göçmene ev sahipliği yapan ülkenin parlamentosunda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Dünyada yerlerinden edilen 70 milyondan fazla kişiden 25 milyonunun koruma altında olabilmek için sınırlarını aştığına dikkati çeken Lumpp, dünyadaki mültecilerin üçte ikisinin yalnızca 10 ülke tarafından ağırlandığını, Türkiye'nin de bu ülkelerin arasında yer aldığını belirtti.

Yaklaşık 2 yıl süren müzakerelerden sonra BM çerçevesinde mültecilere sağlanan korumayla ilgili bir sözleşme hazırlandığını hatırlatan Lumpp, şunları kaydetti:

"Bu çerçevede bu kişilerin hak ettiği korumayı onlara sağlamak ortak bir sorumluluk olarak belirlendi. Bu küresel anlaşmanın mültecilerle ilgili geliştirilmesinde Türkiye'nin yoğun mülteciye ev sahipliği yapıyor olmasından kaynaklanan deneyimleri, öğrendiği dersler ve iyi uygulamalar ışık oldu. Bütün bunlar mültecilerin hak ettiği korunma haklarının onlara sağlanması için değerlendirilecek, bu da Parlamentorlar Arası Birlik'in yürüttüğü çalışmalar için önemli bir destek sağlayacak."

TBMM Başkanı Şentop, konuşmaların ardından beraberindekilerle İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün, göç ve göçmen konulu fotoğraf yarışmasında ödül alan eserlerin yer aldığı sergiyi gezdi.

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER