banner55

MHP Lideri Bahçeli: MHP cumhurbaşkanlığı adayı göstermeyecektir

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "MHP, Cumhurbaşkanlığı adayı göstermeyecektir, MHP'nin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır. MHP, Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Yenikapı ruhuyla hareket ederek Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleme kararı alır." dedi.

MHP Lideri Bahçeli: MHP cumhurbaşkanlığı adayı göstermeyecektir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, televizyonlardaki tartışma programlarında MHP konusundaki değerlendirmelere ilişkin, "Oralardaki tartışmalar sabitleşmiş şahsiyetlerle yapıldığı için zaman zaman bu şahsiyetler artık bilgiyi nereden alırlar, MHP ile diyaloğu nasıl kurarlar, MHP'nin görüşlerini hangi gerçeklik içerisinde kavrarlar orasını bilemiyorum." dedi.

Bahçeli, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile sohbet toplantısında bir araya geldi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

MHP üzerinde iç ve dış politikadaki bazı gelişmelere ilişkin tespitlerde, bazen doğru, bazen de haksız, aşağılayıcı ve yanlış yorumlar yapıldığını, bu tartışmalar sırasında küçültücü ve karalayıcı üsluplara şahit olduklarını aktaran Devlet Bahçeli, bunlara anında cevap verme imkânının da her an mümkün olmadığına işaret etti.

Televizyonlarda MHP ile ilgili "yanlış" tartışmalara şahit olduklarını belirten Bahçeli, "Oralardaki tartışmalar sabitleşmiş şahsiyetlerle yapıldığı için zaman zaman bu şahsiyetler artık bilgiyi nereden alırlar, MHP ile diyaloğu nasıl kurarlar, MHP'nin görüşlerini hangi gerçeklik içerisinde kavrarlar orasını bilemiyorum. Ama 2018 yılı siyaseten çok hareketli olacaktır." diye konuştu.

TBMM'de temsil edilen siyasi partilerin büyük kurultay sürecinin bu yıl içinde olacağına değinen Bahçeli, partilerin bu süreçte önemli hedefler ortaya koyacaklarını, Türkiye'yi ve dünyayı yorumlamaya gayret edeceklerini bildirdi.

Bahçeli, kurultay sonuçlarının netleşmesinden sonra Türkiye'nin siyasi gündemi olan üç konu üzerinde faaliyetlerini sürdüreceğini kaydetti.

Bunlardan birinin 30 Mart 2019'daki yerel yönetimler seçimi, diğerlerinin de 3 Kasım 2019'daki cumhurbaşkanlığı seçimi ve eş zamanlı gerçekleştirilecek milletvekilliği genel seçimleri olduğunu anlatan Bahçeli, Türkiye'nin 3 Kasım 2019'da yeni bir dönemin başlangıcı olarak işler bir konuma geleceğini belirtti.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, parlamenter sistem yerine, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle Türkiye'nin yönetileceğini vurgulayarak, yoğun bir siyasi ortamın başlangıcında bulunulduğunu, MHP'nin ve şahsının görüşünün burada verdiği cevaplar olacağını, farklı yorumlara girilmemesi gerektiğini ifade etti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2019'da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin, "MHP cumhurbaşkanlığı adayı göstermeyecektir, MHP'nin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır." dedi.

Bahçeli, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile bir araya geldi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile seçim ittifakına ilişkin bir görüşme takviminiz var mı? Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde nasıl bir adım izleyeceksiniz?" sorusu üzerine Bahçeli, bu sorunun büyük oranda basının yaptığı tartışmaları ve verdiği hükümleri kapsadığını söyledi.

Bahçeli, "MHP olarak şu an AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey ile ittifak konusunda ve siyasetin geleceği konusunda herhangi bir görüşmemiz olmamıştır. Ancak kamuoyunda tartışılan konular, Sayın Cumhurbaşkanı'nın gündemine veya bizim gündemimize de düşmektedir. Onun için bu konu, ileriki günlerde arzu ediliyorsa bir görüşme talebi olduğu takdirde görüşülür. Olmadığı takdirde biz inandığımız konular üzerinde görüşlerimizi tekrarlayarak, Türkiye'nin istikrarlı bir ortama kavuşması açısından yükleneceğimiz sorumluluğu yerine getirme gayreti içinde olabiliriz." diye konuştu.

- 1991 SEÇİM İTTİFAKI

Partilerin geçmiş yıllarda "seçimlerde ittifak" kavramı üzerine çalıştığını ifade eden Bahçeli, 1991'de Refah Partisi, Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisinin ittifak yaptığını anımsattı.

Bu ittifakın yasal olmamakla beraber o zaman için "zorunlu bir ittifak" olarak nitelendirildiğini söyleyen Bahçeli, siyasi partilerin önlerindeki engeli aşmak ve demokrasiyi tıkayan unsurları kırmak amacıyla birçok şeye katlandığını belirtti.

Milliyetçi Çalışma Partisinin, Refah Partisi adı altında seçime girdiğini ve 3 partiden oluşan ittifakın 62 milletvekili ile TBMM'de temsil edildiğini anlatan Bahçeli, seçime Refah Partisi adıyla girildiği için sonuçların bu parti adına yazıldığını, Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi'nin ne kadar oy aldığının belli olmadığını söyledi.

Bahçeli, ittifakın ardından partilerin oy oranları belli olmadığı için hazine yardımından mahrum kaldıklarını anımsattı.

- "İTTİFAK YASAL OLMALIDIR"

Siyaset biliminin analizlerinde Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisinin hiç konu edilmeden Refah Partisinin oyları üzerinden siyasi yorumların ve siyasetin geleceğinin şekillendirildiğini anlatan Bahçeli, "Bu tecrübeyi yaşayan biri olarak özellikle önümüzdeki yılları göz önüne aldığımız takdirde MHP bir ittifak olayı söz konusu olacaksa bu yasal olmalıdır. Bu yasal olmanın bugünkü imkanı cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulamaya geçeceği süre içinde de çıkartılacak uyum yasalarında Siyasi Partiler, Cumhurbaşkanlığı Seçimi, Milletvekilliği Seçimi Kanunları olacak ise o zaman siyasi partilere ittifak yapma imkanı ve seçim sistemine de bu ittifakın nasıl gerçekleşeceğine dair maddelerin konulması gerekmektedir. İşte MHP çok pratik bir çözüm olarak üzerinde tartışılması mümkün olabilecek bir yaklaşımı ortaya koymuştur." ifadelerini kullandı.

- YÜZDE 10 SEÇİM BARAJI

Bahçeli, yüzde 10'luk seçim barajının ağır bir baraj olduğunu, bu ifadeyi kullandıklarında televizyonların daimi personeli haline gelen yorumcuların "MHP barajı aşamama endişesine sahiptir, onun için yüzde 10 barajı ağır demektedir" yorumunda bulunduğunu dile getirdi.

Bu ittifakı izah edebilmek için; partilerin aldıkları oy oranıyla Türkiye genelinde geçirdikleri sıkıntıları ifade ederken bir cümle sarf etmişizdir 'yüzde 10 barajı ağır bir barajdır.' Hala doğru ve doğru zamanda sarf edilmiştir. Bu sözler üzerine, basında yer alır almaz, TV'de yorumcular 'MHP barajı aşamama endişesine sahiptir. Onun için yüzde 10 barajı ağır demektir.' denildi. Kamuoyu yönlendirme ile görevlendirilmiş şahsiyetler ölçüyor, biçiyor 'MHP bir çıkış yolu olarak barajı aşamayacağı için bir başa bir şey söylüyor diye…'

Sanki yeni kurulmuş 15 günlük parti barajı aşıyor, muhtemelen olabilecek, gelecekteki birtakım siyasi oluşumlar barajı aşabilecek ama MHP aşamayacak gibi ters bir yorum içine giriyorlar. Bu haksızlıktır. MHP'nin baraj diye bir sorunu yoktur. Barajın aşılıp aşılmaması meselesi MHP'nin meselesidir ama Türkiye'nin içine düştüğü durumları dikkate alan bir takım yorumlar yaptığımızda eğer Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni uygulama sürecine girdiğimiz Meclisteki içtüzük değişimiyle beraber uyum yasaları da gündeme gelecekse MHP, 'Bugün veya yarın bazı gelişmeleri de göz önüne alarak Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu'nda ittifak kavramı yer alabilir mi, bu nasıl olabilir' sorusunu soruyor ve kamuoyunda tartışılmasını istiyor.

Hem kalkacaksınız 16 Nisan referandumunda yüzde 49 oyla bir 'hayır' kampanyasının önderi olduğunuzu söyleyeceksiniz, arkasından da ona destek veren aydınlar ve gazeteciler olarak değerlendirmelerde bulunacaksınız. Bunun gerçekleşmesi için de yine yasal olmayan yollarla bir ittifak arayışı içine gireceksiniz. Bunu yapacağınız yerde buyrun Mecliste bir ittifakın nasıl yapılabileceğine dair yasal ve ahlaki boyutu ortaya koyalım."

C'DE BİR SIR VARDIR O DA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİDİR

Buradan hareketle A partisi seçime girecek, B partisi seçime girecek C partisi seçime girecek, diğer partilerden de varsa alfabe 29 istediğiniz harfi koyabilirsiniz. Ama A partisi seçime girerken bu milletvekilliği seçimi, cumhurbaşkanlığı seçimi olabilir o ayrı bir konu. Böyle bir durum karşısında MHP C partisini ittifak olarak takdim ediyor. İki partinin aldığı oylar belli olacak ama ikisiyle beraber ittifakın oyları da belli olacak. Bu temsilde adalete bir başka yönüyle kapı açmak demektir. Yoksa yine karmakarışık ilişkiler ile Türkiye'yi farklı yerlere sürüklemeye gerek yok. C'de bir sır vardır o da Cumhurbaşkanlığı seçimidir. Bu önemli bir çağrıdır kimse farklı yorumlara gitmesin.

HAYIR DİYENLER BUNA GÖLGE DÜŞÜREMEZ. EVET DİYENLER İSE ŞIMARAMAZ

Bu anayasa değişikliği cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir. Farklı yorumlamaya gerek yoktur. Meclis'in bir bölümü evet bir bölümü hayır der. Hayır diyenler buna gölge düşüremez. Evet diyenler ise şımaramaz. Gerçeği kabullenmek durumunda olacaksınız. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi TBMM'de anayasa değişikliği olarak kabul edilmiştir. Halk oylamasıyla da kabul edilmiştir. Üzerinde itiraz söz konusu olmamalıdır. Söz konusu yapmaya çalışanlar, zaten başka amaçlara dolaylı veya dolaysız hizmet etmeye gayret gösterenlerdir. Türkiye'de cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi vardır. Anayasa değişikliği ile kabul edilmiştir. Referandum ile de onaylanmıştır. Bir oy dahi Türkiye'de geçerli kabul edilmeyecekse o zaman ne yapacağız? Bunu dikkate almak lazım."

- CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ

Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin çok net olduğunu dile getirerek, farklı yorumlara yer olmadığını vurguladı. Bahçeli, "Meclis'in bir bölümü 'evet' bir bölümü 'hayır' der. 'Hayır' diyenler buna gölge düşüremez, 'evet' diyenler ise şımaramaz. Bu gerçeği kabullenmek durumunda olacaksınız." dedi.

Sistemin önce TBMM'de ardından da referandumda kabul edildiğini, itiraz edilecek bir nokta olmadığını vurgulayan Bahçeli, "Söz konusu itirazı yapmaya çalışanlar başka amaçlara dolaylı veya dolaysız hizmet etmeye gayret gösterenlerdir. 'Efendim referandumla yüzde 49 ile yüzde 51'. Bir oy dahi Türkiye'de geçerli kabul edilmeyecekse o zaman ne yapacağız. 49 bin 999 öbür taraftan da 50 bin oldu. Aradaki bir oy bu milletin evladının oyu değil mi? Bunu dikkate almak lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 3 Kasım 2019'da yapılacak milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimiyle bütün kurum ve kurallarıyla uygulamaya geçeceğini söyledi.

- "MHP CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYI GÖSTERMEYECEKTİR"

MHP'nin 2019 seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı göstermeyeceğini belirten Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu süreç, 3 Kasım 2019 tarihinde yapılacak olan milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimi ile uygulamaya bütün kurum ve kurallarıyla beraber geçecektir. Böyle bir süreci gölgelemek, farklılaştırmak ayrımlarla her türlü krizi, kaosu davet etmek doğru bir şey değildir. Bugün bu süreç başlamıştır. Bu sürecin anayasal desteklerini sağlayan partiler bir anlayışla hareket etmek durumundadır.

Böyle bir süreci gölgelemenin, kaos, bunalım ve krizi davet etmenin doğru olmadığına dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bu sürecin anayasal desteklerini ve halk oyu desteklerini sağlayan partiler bir anlayışla hareket etmek durumundadır. Anayasayı değiştirip cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçmeye katkı sağlayanlar 'Siyasi şartlar değişti, Türkiye şöyle oldu, ben şunu düşünüyorum' deme hakkına sahip değildir. Ne demek istediğim tam olarak anlaşılıyor mu? Çok net ifade ediyorum. Buradaki cümlem şudur, MHP cumhurbaşkanlığı adayı göstermeyecektir, MHP'nin genel başkanı cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır.

Yenikapı diye başlayan bir ruhla, hareketle anayasada ve halk oylamasında beraber hareket ettiğimiz, bütün kurum ve kurallarıyla uygulamasına öncülük ve önderlik yapan partiyle beraber sonuç almanın Türkiye'nin hayrına olacağı inancındayız. Bunun manası şudur, daha net olarak ifade ediyorum, herhangi bir sebeple Sayın Recep Tayyip Erdoğan aday olmaktan vazgeçerse, başka türlü gerekçeler ortaya konur, 'Ben böyle bir yola girmek istemiyorum' derse o kendisinin bileceği iştir ama 7 Ağustos'ta başlatılan bir ruha MHP sadıktır."   

MHP, Türkiye'nin geleceğini dikkate alarak birliğini, dirliğini dikkate alarak, etrafımızdaki ateş çemberlerini yurt içinde ve yurt dışındaki bir takım kaosçu faaliyetleri de göz önünde bulundurarak eğer yeni bir sürece girilmişse, bu sürecin başlama tarihi 3 Kasım 2019 olacaksa o zaman 2019'da MHP, cumhurbaşkanlığı seçimi veya milletvekilliği seçiminde bu yönüyle hareket edecektir. Düşüncemiz cumhur ittifakıdır. Bu, partileri ilgilendiren bir konudur. Eğer cumhur ittifakında büyük bir birlik, yani anayasa değişikliğinde veya halkoylamasındaki birliğin devam etmesi gözüküyor ise o zaman cumhurbaşkanlığının ittifakı da bu ittifak olur. Artık o 5 tane televizyoncu, bu akşam 'Acaba Bahçeli ne dedi? Recep Tayyip Erdoğan bu teklifi kabul eder mi etmez mi? AKP'nin içinde şöyle olur, dışarıda böyle olur'... Bunlara benim aklım ermez. Benim aklım hep Türkiye’dedir. Onun için söylüyorum, MHP'nin cumhurbaşkanı adayı yoktur. Genel Başkan aday olmayacaktır.

Başkaları gibi bir 'Aday olacağız', sonradan 'Genel kurullarımızda tartışırız, isterlerse olabilirim' gibi, kamuoyunu sekiz yapmaya çalışan ortama sürüklemeye de gerek yoktur. MHP, ittifak olursa ittifakla, olmazsa kendi partisi olarak milletvekilliği seçimlerine girer. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Yenikapı ruhuyla hareket ederek Recep Tayyip Erdoğan'ı destekleme kararı alır. Bu kadar nettir."

Bahçeli, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile bir araya geldi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Yenikapı ruhunun iyi anlaşılması gerektiğini belirten Bahçeli, "Yenikapı" adına vesile olduğu rivayet edilen ve IV. Murat ile bir sandalcı arasında geçen hikayenin bir kısmını aktardı. Bahçeli, "Türkiye'de yeni bir kapı açılmıştır." ifadesini kullandı.

- "TERÖRÜN KÖKÜ KAZINMALIDIR"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Fransa seyahati dönüşünde uçakta yaptığı açıklamada terörle mücadelede Türkiye'nin kararlılığını ifade etmek için "Vurduk mu oturturuz" ifadesini kullandığının hatırlatılması ve "Siz terörle mücadele sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Hükümete ve iktidar partisine bu konuda ilave önerilerde bulunuyor musunuz?" diye sorulması üzerine Bahçeli, MHP'nin terörle kesintisiz ve kararlı bir şekilde mücadelenin sürdürülmesi için iktidara tam destek verdiğini bildirdi.

"Terörün kökü kazınmalıdır. İç ve dış unsurları tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Bu PKK terörü için geçerli olduğu kadar FETÖ terörü için de geçerlidir." diyen Bahçeli, Türkiye'nin önemli konularının başında ekonomik ve sosyal başlıklar olduğu kadar terörle mücadelenin de bulunduğuna işaret etti.

Bahçeli, terörle mücadelede iki yıllık süreçte önemli başarılar elde edildiğine işaret ederek, mücadelenin terör odaklarının tamamen yok edilmesi çerçevesinde sürdürüldüğünü, bunun sonucunun mutlaka alınması gerektiğini söyledi. 

- "FETO'NUN MUTLAKA İADE EDİLMESİ"

15 Temmuz'un Türkiye açısından "yüz karası" olduğuna vurgu yapan Bahçeli, "Milletimizin kabul etmeyeceği bir davranıştır. Buna sebep olan her unsur tamamen yargı önünde hesap vermelidir ve terörün bu boyutunun, yani FETÖ'nün bütün unsurlarının yargı yoluyla cezalandırılmasındaki kararlılık sürdürülmelidir." ifadesini kullandı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, terör örgütü FETÖ'nün elebaşının ABD'de olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Amerika eğer dost ve müttefik bir ülke olarak Türkiye ile birlikte değerlendirmeler yapmayı tercih ediyorsa 15 Temmuz felaketini anlayıp, görüp, Türkiye'nin davetine de cevap vermek suretiyle Pensilvanya'yı Türkiye'ye göndermeli ve Türk yargısının önüne çıkarılmalıdır. Bunun haricinde Amerika'nın takip ettiği yol, yol değildir. Nereye kadar varırlar, onu bilemeyiz ama Amerika'nın da bu davranışlarla fazla bir huzur bulacağına da ihtimal vermiyorum. Çünkü Suriye'yi, İran'ı karıştıran Amerika, FETÖ'yü karıştıran Amerika, terörü karıştıran Amerika. Böyle bir gerçek karşısında nasıl bir dost ve müttefiklik ise Amerika buna karar vermelidir.

Milletimiz dost ve müttefiklerle her zaman barış içinde kalmayı, beraber çalışmayı düşünmüşlerdir ama ihanetle de karşı karşıya kaldığında gereğini yapmalıdır. Bu sorun Amerika'nın sorunudur, bu mesele Amerika'nın meselesidir. Feto'nun mutlaka iade edilmesi, yargılamanın mutlaka Türkiye'de yapılması lazım. Amerika Türkiye'yi dost ve müttefik olarak görüyorsa, 'stratejik ortak'mış gibi de bir algılama içerisindeyse o zaman Ortadoğu politikasında, diğer politikalarda Türkiye ile samimi bir işbirliği içinde olmasında yarar vardır."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2019'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından kurulacak hükümetle ilgili MHP'nin herhangi bir talebi olmayacağını belirterek, "MHP bu talebi yapanlara karşı da sert cevap verir, ahlaksızlık olarak görür." dedi. 

Bahçeli, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile sohbet toplantısında bir araya geldi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"MHP'NİN BARAJI AŞMA AŞAMAMA GİBİ BİR MESELESİ YOK"

Bir basın mensubunun "Israrla 'Partilerin ne oy aldığı belli olsun' demeniz 'MHP yüzde 10 barajını aşamaz' iddiasına karşı bir meydan okuma mıdır?' Temel amaç o mudur?" sorusu üzerine MHP Genel Başkanı Bahçeli, MHP'nin barajı aşma ya da aşamama gibi meselesi olmadığını, seçim barajı konusunun sadece MHP için değil, her parti için sıkıntı yarattığını belirterek, bununla ilgili geçmişte de sıkıntı yaşandığını anımsattı.

Bahçeli, " Bahçeli, "MHP'nin barajı aşma, aşamama gibi bir meselesi yoktur. MHP,  inandığı yolda yoluna devam etmektedir. Bazı ittifakların da normal olması isteniyorsa o zaman ittifak yapılabilir diyoruz. Geçmiş dönemlerdeki kaygılarımızı dile getiriyoruz. MHP bu sefer refah diyecek, dağ bayır dolaşacak, seçim sonuçları ortaya çıkacak, kendi oyunun ne olduğu belli değil. Bu belli olsun, bunda bir kötülük var mı? Bu belli olunca arkadaşlarımız diyecek ki 'Ben ittifakta şunu şöyle yaptım, şu kadar da oy aldım.' Kendi aralarında tartışacak 'Az mı aldım, çok mu aldım.'  Ne olduğunu bilecek." değerlendirmesinde bulundu.

"Madem ki Türkiye'de partiler Hazine'den yardım alıyor, o zaman ittifak çalışmalarını sürdüren bir parti de aldığı oy oranı, Hazine'den yardım alacak oy oranına yaklaşmış ya da aşmış ise o da yardımını alsın." diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Yani parti faaliyeti olarak sağdan soldan, sermayeye, holdinglere el açan bir parti olmasın. Bugüne kadar MHP holdinglerin kapısını çalmayan tek siyasi partidir, bundan sonra da böyle olacaktır. Öyleyse hakkını alman lazım, nereden alman lazım, idareden alacaksın. İttifak olacaksa bize düşen neyse onu alırız, yüzde 10 olur 12 olur yüzde bilmem ne olur ama tek başına seçime girdiğimizde de ne alırsak o olur."

- "İYİLER ONLARIN OLSUN, HALİHAZIR BİZİM OLSUN"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "İYİ Parti kurulduğunda partinizden sürekli istifa haberleri geliyordu fakat bu hafta sonu Sakarya'da 2 bin 500 kişi toplu bir törenle MHP'ye katıldı. Buradaki tablo da lehinize mi değişiyor." sorusuna karşılık, MHP üzerinde çok büyük oyunlar oynandığını belirterek, MHP varoluş gayesini devam ettirdiği ve vizyonunu terk etmediği sürece küresel güçlerin, iç ve dış odakların buna devam edeceğini ifade etti.

Bahçeli, " MHP üzerinde çok büyük oyunlar var. MHP varoluş gayesini sürdürdüğü sürece misyon ve vizyonun terk etmediği sürece üzerinde küresel güçlerin iç ve dış odakları önemli oyunlar oynayabilir. Bu oyunlar geçmişte olmuştur, şimdi de olmaktadır, gelecekte de olacaktır. Eğer bir gün birileri MHP'yle uğraşmaktan, onun faaliyetini engellemekten vazgeçerse, bilin ki MHP'nin misyonu ve vizyonu, varoluş gayesi ortadan kalkmış, 87 tane sıradan partiden biri haline gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu. 

"CENABI ALLAH BİZE İYİLİK YAPAR; İYİ PARTİ DİYE BİR PARTİYİ KURAR"

MHP'yi engellemeye çalışanların bulunduğuna işaret eden Bahçeli, "MHP, inanan insanların partisidir, duyarlı bir partidir, bu partiyle kim uğraşıyorsa iki yakası bir araya gelmez. Bazen de görmediğimiz bir şekilde Cenab-ı Allah bize bir iyilik yapar, İYİ Parti diye bir partiyi kurar, o partiyi bir sepetin içine doldurur, bir hanımefendinin de koluna takar 'Hadi güle güle' der, giden gider. İyiler onların olsun halihazır bizim olsun." ifadelerini kullandı. 

MHP PAZARDA SATILMAZ, PAZARLANAMAZ BİR PARTİDİR

MHP'nin hazine yardımı alacak oranın yüzde 7’den aşağı düşmesi ve kabineye girme talebinin olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Bahçeli:

"Bizim 'Yüzde 7 gibi bir oy oranı, ittifak içerisinde olsun, olmasın, değişsin, değişmesin' gibi bir kaygımız yok. MHP pazarda satılmaz, pazarlanamaz bir partidir. Bizim yüzde 7'yle, 3'le, 5'le, Hazine yardımıyla bir şeyimiz yok. Nitekim Genel Başkan Yardımcımız Mevlüt Karakaya Bey bir not verdi. 16 Nisan'daki anayasa değişikliği öncesi bu da yüzde 3'e düşmüş. Demek biraz daha düşse her şey beleş demektir, onun için canınızı sıkmayın." dedi.

MHP'NİN HİÇBİR ŞART ALTINDA HÜKÜMETİN OLUŞMASI SIRASINDA BİR TALEBİ OLMAZ"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, "İttifak görüşmelerinde, dışarıdan olacağı için, MHP'nin kabineye girme gibi bir şartı, talebi ya da isteği var mı?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçildiği anda MHP kimin cumhurbaşkanı olmasıyla alakalı önceki sözlerinin arkasında durarak Recep Tayyip Erdoğan veya başka birisi cumhurbaşkanı olduğunda kuracağı hükümetin içerisinde şu kadar bakanlık isteriz gibi ahlak dışı bir davranışın partisi olamaz, bu kadar net söylüyorum. Cumhurbaşkanı seçilecek olan kişi anayasaya göre yürütmeyi kendisi kurar. Destek verdik diye ortaklık şeklinde veya koalisyon devam edermiş gibi bir anlayış ile sağdan soldan sarkmaları kabul etmez. Cumhurbaşkanı da bunu kabul etmemesini de tavsiye ederim. MHP'nin hiçbir şart altında hükümetin oluşması sırasında bir talebi olmaz. Bu talebi yapanlara karşı da sert cevap verir, ahlaksızlık olarak görür" diye konuştu.

16 Nisan 2017'de halk oylaması ile kabul edilen anayasa değişikliğine göre cumhurbaşkanı seçilecek kişinin yürütmeyi de kendisinin kuracağını hatırlatan Bahçeli, "MHP, kendisine destek verdik diye ortaklık şeklinde ya da yanlış bir kavram olarak hala koalisyon devam edermiş gibi bir anlayışla sağdan soldan sarkmaları kabul etmez. Cumhurbaşkanı'na da bunu kabul etmemesini tavsiye ederim. Kendisi cumhurbaşkanı olacaksa, kuracağı hükümette de kendisinin istediği çalışma arkadaşlarının olmasında yarar vardır. MHP'nin hiçbir şart altında hükümetin oluşması sırasında bir talebi olmaz, bu talebi yapanlara karşı da çok sert cevap verir, ahlaksızlık olarak görür." diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Abdullah Gül'ün böyle bir süreçte 'Ben adayım' diye ortaya çıkması hiç izah edilebilecek bir durum değildir. Sağın solun dolduruşuna gelmemesinde yarar vardır." dedi.

“HEDEFTE OLMAKTAN DA ZEVK DUYARIZ”

Bahçeli, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile sohbet toplantısında bir araya geldi, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan'ı destekleyerek sizi HDP ya da CHP ile yan yana getirmek isteyenlerin tekrar hedefi olacaksınız. Bunu nasıl göğüsleyeceksiniz?" sorusu üzerine Devlet Bahçeli, her zaman hedefte olduklarını belirterek, "Hedefte olmaktan da zevk duyarız. O çevreler bizi hedef dışı tutarlarsa 'bizde bir arıza başlamış, bir yanlışlık var' demektir." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin normalleşme süreci içerisinde demokratikleşmeye katkı sağlayabilecek bir yolun bulunması gerektiğini ve söylemek istediklerinin de bu olduğunu vurgulayan Bahçeli, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine anayasa değişikliği ve halk oyuyla geçildiğini kaydetti.

Bu geçiş sürecinin sağlıklı yürüyebilmesi için 3 Kasım 2019'da milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçiminin tamamlanması gerektiğini belirten Bahçeli, "Bu tamamlanmayı da yapabilmek için bu süreci başlatmış olan kişi, bu konuda bir hak elde etmek arzusu taşıyor. Normaldir. Öyleyse cumhurbaşkanı adayı olmak onun en tabii hakkıdır. Anayasa değişikliğindeki, halk oylamasındaki beraberliğimiz gibi, 7 Ağustos'taki Yenikapı ruhuyla hareket ederek destek vereceğimizi söylüyoruz. MHP'nin siyasetteki ahlaki duruşu budur." diye konuştu.

- "ERKEN SEÇİM DOĞRU DEĞİL"

Erken seçimin doğru olmadığını vurgulayan Bahçeli, "İran karışıyor, Suriye şu, Türkiye bu... Böyle bir ortamda kim, hangi erken seçimi düşünüyor, hangi maksatla bunu düşünüyor, onun da tartışılması lazım. Türkiye'nin normal sürece geçinceye kadar onu gölgeleyecek, tartıştıracak bir yola sapmak doğru değildir. Bir kavramın altını çiziyorum, 'tekrar parlamenter sisteme döneceğim' diyor. Neyle döneceksin? Anayasa göre 400 milletvekiline sahip olursan döneceksin. 400 milletvekiline sahip olursan parlamenter sisteme döneceğin yerde, cumhurbaşkanı sen ol be birader sistemi niye zedeliyorsun. Öyle değil mi?" ifadesini kullandı.

ile ilgili başka bir soru üzerine de Bahçeli, cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçiminin aynı gün yapılmasına rağmen, ayrı iki unsur olduğuna işaret etti.

Milletvekili seçimlerinde MHP'nin, TBMM'de, Anayasa'da yer alan "temsilde adalet ilkesi"ni hayata geçirebilecek bir konumda olmayı düşündüğünü aktaran Bahçeli, "Ama onun haricinde başka unsurlar önümüze ne getirir, ne götürür onu bilemeyiz. Bu kadar da ayrıntıyı burada girmeye gerek yok. 'Aslı yok yaylasında şu kadar sürüm var' demenin de bir manası yok. Biraz sabırlı olalım. Bundan sonra bu konuyu tartışmaya açan kimse, bu kadar net ifadeye karşı bu tartışmayı yapıyorsa hayatı boyunca soru işareti kafada taşır." dedi.

- "GÜL'ÜN ADAY OLACAĞI" YORUMLARI

"11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de 2019 seçimlerinde aday olabileceği" yorumları yapıldığının hatırlatılması üzerine Bahçeli, Gül'ün AK Parti içinde özel ve önemli bir yeri olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve parti kurucusu arkadaşlarıyla önemli çalışmalar içinde bulunduğunu ve kademe kademe yükselerek, Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yaptığını belirtti.

Bahçeli, "Türkiye'nin bugünkü konjonktüründe cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiş sürecinin sağlıklı olmasında herhangi bir engelleyici yanlışı yaşamamasında yarar vardır. Abdullah Gül Bey'in böyle bir süreçte 'Ben adayım' diye ortaya çıkması hiç izah edilebilecek bir durum değildir. Sağın solun dolduruşuna gelmemesinde yarar vardır." değerlendirmesinde bulundu.

"İTTİFAK HAYATIN BUNDAN SONRA HER ALANINDA OLACAKTIR ANLAMINI TAŞIMAZ"

"AK Parti ile MHP yerel seçimde de bir işbirliğine gidebilir mi?" sorusuna Bahçeli, şu yanıtı verdi:

" 'İttifak hayatın bundan sonra her alanında olacaktır' anlamı taşımaz. Yani biz ittifak kavramını TBMM'de temsilde adaleti oluşturmak için geçmişteki kötü örneklerden sıyrılarak yapmanın doğru olacağını söylüyoruz. O gerçekleşirse orada 'C ittifakı' diye adını koyduğumuz için C'deki sırrı da açıkladım, cumhurbaşkanlığı seçimidir. Bunun yanına çok daha değişik şeyler ilave etmenin bugün için hiçbir manası yoktur. İttifak herkesin vazgeçtiği ve hayatımızın gerçeği olarak bundan böyle yaşacağımız bir kavram da değildir. İttifak olur ama ittihata doğru gidecek bir durum söz konusu hiçbir zaman olmaz."

"MHP'NİN 12. BÜYÜK KURULTAYI'NDA BARAJ 12'DİR YÜRÜYÜN HEDEFE DEME ŞANSINI YAKALARIM"

Seçim barajına ilişkin sorunun yinelenmesi üzerine Bahçeli, "Her türlü tartışmadan sıyrılmak için yüzde 12 olsun. Evet başka türlü ne söylemiş olsam tartışacaksınız, MHP'yi yerden yere vuracaksınız, o anlaşılıyor. Bu bakımdan yüzde 12 olursa hayırlı olur, MHP'nin 12. büyük kurultayında, 'baraj 12'dir yürüyün hedefe' deme şansını yakalar." karşılığını verdi.

"Türkiye'de normalleşmenin sağlanabilmesi için sizce anahtar adımlar neler olmalıdır?" sorusu üzerine de Bahçeli, Türkiye'nin normalleşmesini istediklerini bildirdi.

Kaos yaratabilecek her türlü davranıştan, siyasi üslubu çirkinleştirecek kavramlardan uzakta kalmakta, "görüşürdüm, görüşmezdim" tartışmasına bir son vermekte ve uzlaşma yolunu aramakta fayda olduğunu belirten Bahçeli, FETÖ ile mücadelede mutlak suretle milletçe işbirliği yapıp, kararlılığın ortaya konulmasında da yarar bulunduğunu ifade etti.

MHP lideri Bahçeli, şunları söyledi:

"Bütün bu gelişmeler olduktan sonra demokratikleşmenin hangi unsurlarla, nasıl olacağını bazı çevreler OHAL'in devamı sırasında belki fazla mümkün görmeyebilir. OHAL kalktıktan sonra da, devam ederken de uyum yasaları çerçevesinde TBMM'de bunların adımları atılır. Yoksa Türkiye'yi, yanılmayı da tercih ederim, bu kaos bir kargaşaya, kavgaya yöneltirse bundan kimse yararlanamaz. FETÖ'yü bir başka yönüyle tekrar diriltme, güçlendirme, onlara yeni güç kazandırma kimseye fayda getirmez. O bakımdan FETÖ'nün bütün unsurlarıyla kökünden kazınması lazım. FETÖ ile ilgili mücadelede bütün siyasi partilerin ortak hareket etme zaruretinde olduğunu bilmesi lazım."

Bahçeli, Türkiye'nin beka meselesinin 3 unsur içerdiğini vurgulayarak, bunları "FETÖ ve PKK, mutlak suretle uzlaşıcı bir üslupla sorunların çözümü noktasına gidilmesi, Türkiye'yi herhangi bir kaos ve krize sokabilecek davranış ve yaklaşımlardan uzak kalınması" olarak sıraladı.

OHAL kapsamındaki son yasal düzenlemeyle ilgili MHP'nin tavır ortaya koyduğunu ve bu konuda 11. Cumhurbaşkanı Gül'ü eleştirdiğini ifade eden Bahçeli, "Bunda haklı olduğumuzu ileride göreceğiz. Çünkü böyle 15 ve 16 Temmuz sabahına kadar Türkiye'de ne olduğunu bilen insanlar olarak bir milli direnci ortaya koyan, kalkışmaya 'dur' diyen insanları gelecekte bir suçlayacak fırsatı kollamak ayıp bir şeydir, acı bir şeydir." dedi.

- "PAŞALAR BURADA, MAŞALAR NEREDE"

Bahçeli, 4 Nisan 2012'de başlayan 12 Eylül davasına atıfta bulunarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"4 Nisan rahmetli Alparslan Türkeş Bey'in de anma töreninin yapıldığı gündür. En az on binler Beştepe'de toplanmıştır ama aynı gün Sıhhiye'de 12 Eylül'ün davası görülmektedir. Gecenin saat 03.00'ü Beştepe'den Sıhhiye'ye gidebilecek hangi anayol varsa o yolların kontrol altında tutulmasını ülkü ocaklarından istedim ve talimatlandırdım. 4 Nisan toplantısından sonra provokatörlere alet olarak 'şurada şöyle oluyor, burada böyle oluyor' diye birtakım çevrelerin tahrikine kapılmamak için, Beştepe'den Sıhhiye'ye gidebilecek bütün güzergahlar ülkücü gençlik tarafından talimatım üzerine kontrol altına alınmıştır. Sadece mahkeme salonuna 15'e yakın arkadaşımızı görevlendirdik. Devrimci unsurlar 200'ü aşkın geldiler, nümayiş yapmaya başladılar ve ileri geri konuşmalar oldu. 'Paşalar burada, maşalar nerede'. 'Maşalar' dedikleri MHP. Büyük hukukçular, devrimci hukukçular mahkemeye müracaat ediyorlar, '12 Eylül'ü yapanlardan hesap soracağız da onu hazırlayan unsurlardan niye hesap sormuyoruz?'. Türkiye'de bu gerçekler yaşanıyor.

Şimdi bu aşağılık davranışı 15 Temmuz günü karşı direnişle durduran ve 251 şehit, 2 bin 193 kişinin ailesinden veya kendilerinden hesap sorabilecek bir konuma getirmek için bunu görmemezlikten gelip demokrasi adına bu sözü söyleyenler 4 Nisan 2012'deki 'Paşalar' davasını bir hatırlasın. Yine devrimcileri yalnız bırakan o ana faktör dediğiniz unsurdur. Sol ana faktörden kurtulmalı, devrimciler hak ettikleri payı bana göre almalıdır. İşte Mecliste var, hepsi toplanmış orada. Kurun ayrı parti düşürün 3'e, düşürün sıfıra, Mecliste temsil edin. Niye CHP'nin içerisine giriyorsunuz, 8 tane orada militan milletvekiliyle ortalığı karıştırıp duruyorsunuz. Bunları da artık görmek lazımdır diye söylüyorum. OHAL'deki 231. maddeyle alakalı samimi ve dürüst olmak lazım. Gelecek ne gösterir belli olmaz. Bütün bunların hepsini yaşayarak gelen bir siyasi hareket olarak ifade ediyorum."

“ÜLKÜCÜLERİN KESİNLİKLE SOKAKTA OLMAMALARI GEREKİR. BU KESİN BİR TALİMATTIR”

"Sözlerinizden Türkiye'de hala sokakların karışma riskini gördüğünüz sonucunu çıkarabilir miyiz?" şeklindeki soru üzerine Bahçeli, şu yanıtı verdi:

"Ükücülerin kesinlikle sokakta olmamaları gerekir. Bu kesin bir talimattır. Bazen sokak hareketlerinde herkesin yapabileceği şöyle (bozkurt işareti) işaretler görülmektedir. Bunun burnu dik olursa bozkurt, şöyle (heavy metal) olursa heavy metalci olur. Ama heavy metalci mi el sallıyor, başkası mı el sallıyor onu bilemiyoruz. Fakat ülkücü kadro bu işin içinde olmayacaktır. Türkiye'yi karıştırmak isteyen, sokağa dökmek isteyen hiçbir gayri milli unsur, küresel işbirlikçiler uyumaz. O sebepten dolayı 24 saat Türkiye uyanık kalmak, sokağa dikkat etmek mecburiyetindedir. Kendisinde yaşamış olduğu Gezi olayı, İran'da yaşanmış olanı görün, başka yerleri görün bütün bunlardan artık millet olarak ders çıkartalım. Bir taraftan demokrasi isteyeceksin, öbür taraftan bilmem ne talebinde bulunacaksın. Böyle şeylerden artık vazgeçme zamanı gelmiştir. Sokağa iltifat vermemek gerekir."

“BU KADAR 5 BENZEMEZ BİR ARAYA GELİYORSA BUNLARI BİR KAĞIDA BAĞLAMAK LAZIM”

"Seçim ittifakı hayata geçerse AK Parti-MHP blokunun karşısında CHP, HDP, İYİ Parti'yi görebilir miyiz?" sorusuna da Devlet Bahçeli, şu yanıtı verdi:

"Valla onların kapısını açıyorum. Zaten beraberler, bir ittifak yapsınlar, üstüne de ne diyorlarsa desinler. CHP, HDP, İP beraber onlar da bir ittifak yapsın yüzde 49 sahip çıkıyorsunuz da bunu yasal bir kağıt haline dönüştürmekten niye vazgeçiyorsunuz? 'Sadece yüzde 49 benim olsun' diye siyaset yapıyorsan ondan bir şey çıkmaz. Onu geçmiş dönemlerde çok yaşayanlar oldu. Şimdi gerek yok. O bakımdan bu ittifaklaşma cepheleşmeyi, kutuplaşmayı da önler. Cepheleşme ile kutuplaşmanın olmadığı yerde zaten çatışma olmaz. Onun için yasal zemine çekmekte yarar var. Bizim için söylemiyorum biz her şart altında yolumuza devam eden bir siyasi hareketiz. Ama bu kadar 5 benzemez bir araya geliyorsa bunları bir kağıda bağlamak lazım."

- "BU KADAR DA AMERİKANCI OLMAMAK LAZIM"

Tek tip kıyafet konusundaki görüşlerinin sorulması üzerine Bahçeli, bunun zaman zaman gündeme getirildiğini belirterek, "Cezaevi şartlarına göre bazıları farklı hareketlerde bulunuyor. Bunlar daha sonra hükümetle ilgililer arasında verilecek bir karara bağlıdır. Büyük bazı davetiyelerde olur ya üzerinde yazar, siyah smokin giyin. Mahkumların alayı da smokin giyip gelecek hali yok herhalde." diye konuştu.

Rıza Sarraf davasıyla ilgili bir soru üzerine ise Bahçeli, "Eğer suç Amerika'da işlenmişse Amerikan yargısı, suç birilerinin söylediği gibi Türkiye'de işlenmişse Türk yargısı olması lazım. Türk yargısını ilgilendiren bir konu olduğu için Amerika onu paketleyip bize göndersin, elindeki delillerle beraber. Bu kadar açık. Amerika ne oluyor ki Türk'ün egemenlik hakları üzerinde söz sahibi oluyor. Bu kadar da Amerikancı olmamak lazım." yanıtını verdi.

"MECLİS'TE DÖRDÜNCÜ PARTİ OLARAK GİDİP BİZ SİZLERLE İTTİFAK YAPIYORUZ DEMEK SİYASETEN YAKIŞIK OLMAZ"

"İttifak konusunda Cumhurbaşkanı'ndan bir randevu talep edecek misiniz ya da sizinle görüşmek istemesini mi bekleyeceksiniz?" sorusuna da Bahçeli, "Cumhurbaşkanı iki sorumluluğu taşıyan bir şahsiyet oldu. Malumunuz bir yandan partinin genel başkanı, bir yandan Cumhurbaşkanı. Bizim muhalafet partisi olarak, Mecliste 4. parti olarak gidip 'Biz sizlerle ittifak yapıyoruz' demek siyaseten yakışık olmaz. O zaman biz eli ayağı bağlanmış, kimsesiz kalmış... Yani bizim seyrettiğimiz filmde 'Dostum Yaşar' var. Dostum Yaşar gibi de olmayalım yani. Ne demek istediğimi anladınız mı?" karşılığını verdi.

Bu arada konuşması sırasında Bahçeli, "Müsaade ederseniz köstekli saatime bakayım." diyerek saati kontrol etti ve toplantıyı bitirme vaktinin geldiğini belirtti.

Kaynak: AA/ DHA

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2018, 13:42

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER