TBMM Genel Kurulu’nda dış politikadaki gelişmeler ve artan terör olaylarının nedenlerinin araştırılması amacıyla verilen önerge üzerine söz alan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Doç.Dr. Mehmet Günal, Milliyetçi Hareket Partisi olarak hem son dönemde artan terör olaylarına bakışlarını hem de dış politikadaki gelişmelerle ilgili görüşlerini paylaştı. Türk milletinin son dönemde üst üste felaketler yaşadığını ve terörle mücadelenin milli bir politika olduğunu belirten Günal, günlük siyasi kaygılardan arındırılmış, uzun vadeli ve istikrarlı millî ve etkin bir terörle mücadele politikası geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğini söyledi. Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmelere değinen Günal, bölgede yaşanan kargaşa, kaos ve çatışmaların sona erdirilmesi için Kandil’den Afrin’e güvenli bölge oluşturulması ve bu bölgenin terörden arındırılmadı gerektiğini vurguladı. Kıbrıs’la başlayan müzakereler hakkında MHP olarak gerçekçi, uygulanabilir ve devam edilebilecek bir çözümün iki bölgeli, iki milletli ve iki devletli bir ortaklık yapılanması olması gerektiğine inandıklarını dile getiren Günal, sözlerini “İktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, medyasıyla hep birlikte el ele verirsek Türkiye’yi 2023’te lider ülke, 2053’te süper güç yapma hedefine ulaşabiliriz.” diyerek bitirdi. 

            Topyekun Terörle Mücadele Stratejisi Uygulanmalıdır!

Türk milleti üst üste felaketler yaşıyor. Her yönden korkunç ve dış destekli bir terör kuşatmasıyla karşı karşıyayız. Sayın Genel Başkanımızın da tabiriyle, artık bıçak kemiğe dayanmıştan ileri aşamaya geçti ve kemiği delmiş durumda, artık sabır taşımız da çatlamış bulunmaktadır. Kısacası, sistematik cinayetler ve infial dalgasına yol açacak terör eylemleriyle ülkemiz köşeye sıkıştırılmaya, bölgesel ve küresel planda eli zayıflatılmaya çalışılmaktadır. Bölgesel ve küresel plandaki bu gelişmelere rağmen Türkiye bu zor günleri aşacak, saldırıları göğüsleyip püskürtebilecek güçtedir. Bu komplolar, tuzaklar, menfur terör saldırıları Türkiye Cumhuriyeti’ni yolundan döndüremeyecek, terör örgütleri ve arkalarındaki çevreler de amaçlarına ulaşamayacaklardır.

Terörü, insanımızın can ve mal güvenliğini, millî birliğimizi, demokrasimizi ve ekonomik gelişmemizi tehdit eden en büyük tehlike olarak kabul eden partimiz terörle mücadeleyi hiçbir şartta ihmal edilmemesi gereken millî bir politika olarak görmektedir. Bu kapsamda, terör belasından ülkemizi kurtarmak için etkili, sonuç alıcı ve çok boyutlu politikalar uygulanması gerektiğini defalarca belirttik. Günlük siyasi kaygılardan arındırılmış, uzun vadeli ve istikrarlı millî ve etkin bir terörle mücadele politikası geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğini Sayın Genel Başkanımızla beraber defalarca belirttik. Bu kapsamda, teröristi merkeze alan mücadele anlayışı yerine, terörle topyekûn bir mücadele şeklinde ele alınmalıdır. Terörle ve teröristlerle etkin bir şekilde mücadele edilirken vatandaşların can ve mal güvenliği öncelikle temin edilmeli ve zarar görmelerine de fırsat verilmemelidir. Terörle mücadele sırasında haksız ile haklı, suçsuz ile suçlu ayırt edilmeli ve mücadele, hukuk devletinin yöntemleriyle kararlı bir şekilde yürütülmelidir.

Güvenlik birimlerinin yürüttüğü mücadelenin yanı sıra, istismar edilen ve bu nedenle terörü besleyen unsurların ortadan kaldırılmasına dönük olarak ekonomik, sosyal, psikolojik, idari, demografik ve kültürel etkenlerin ortadan kaldırılması temelinde de köklü bir mücadele yürütülmelidir. Bu amaçla geniş kapsamlı bir ekonomik ve sosyal kalkınma programı, gerekli mali destek ve kaynaklarıyla uygulanmalıdır.

Bu kapsamda Hükûmetin açıklamış olduğu Cazibe Merkezleri Destekleme Programı’nın hemen ertesinde Milliyetçi Hareket Partisi olarak “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Kalkındırma Programı”nı Genel Başkanımız Sayın Bahçeli eylül ayı sonunda kamuoyuyla paylaştı. Bu programın temel amacı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizdeki yirmi üç ilde ekonomik büyümeyi, sosyal gelişme ve toplumsal uzlaşmayı artırarak millî birlik ve bütünleşmeyi sağlamaktır.

            Kandil’den Afrin’e Güvenli Bölge Oluşturulmalı!

Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmeler de ülkemizin gündemini meşgul etmektedir. Özellikle şu anda Halep’te ve çevresinde yaşanan dram hepimizin şahit olduğu gelişmelerdir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bugün geldiğimiz noktada, uygulanan yanlış politikaların sonuçlarını hep birlikte görüyoruz. Ama her zaman söylediğimiz gibi, MHP olarak bizim amacımız üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değildir. Onun için daha çok çözüm üzerine odaklanmak ve Türkiye’nin çıkarlarını savunmak, yapılması gerekenleri önermek ve doğru yapıldığı zaman da buna destek olmak yaklaşımı içerisindeyiz. MHP’nin, bölgesinde yaşanan gelişmelere bakış açısının temelinde öncelikli olarak Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden unsurların ortadan kaldırılması ve millî çıkarlarının korunması ve gerçekleştirilmesi yatmaktadır.

İkinci bir husus ise bölgede yaşanan kargaşa, kaos ve çatışmaların sona erdirilmesidir. Sorunların çözümü için de bölgemizdeki ülkelerle ve uluslararası toplumla birlikte hareket edilmelidir. Ülkemizin sınırlarının ötesinde süren bu iç kaos ve çatışmanın önemli nedenleri 2 tane terör örgütüdür. PKK (bir taraftan PYD’yle birlikte) ve IŞİD şu anda mücadele ettiğimiz önemli terör örgütleridir. Aslında MHP olarak bunu 6 Ağustos 2012 tarihinde Sayın Bahçeli’nin açıklamasıyla iletmiştik. Sadece Fırat’ın doğusu, batısı değil, Kandil’den Afrin’e kadar bir terör koridorunu temizleyecek güvenli bölge oluşturulması gerektiğini belirtmiştik. Bu konunun hassasiyeti, kısacası, bugün bu söylediğimiz uyarı ile ne kadar haklı olduğumuz tekrar ortaya çıkmıştır.

 Öbür taraftan, dikkat etmemiz gereken bir başka husus da müttefiklerimiz, Suriye’de yaşanan bu iç savaşın içerisinde bir başka savaşı sürdürmekteler. Her gün gazetelerde onlara yapılan destekleri, mühimmat, lojistik desteklerini, bazı silah desteklerini hep birlikte okuyoruz. Maalesef, burada, saldırılarla Türkiye’yi Irak ve Suriye’ye çevirmeye çalışan birtakım güçlerin hep birlikte hareket ettiğini de sizlerle birlikte izliyoruz. Aslında Orta Doğu’daki bu haritaların değişeceğini söyleyenlerin hedefinin de nihai olarak Türkiye’yi bölmek olduğunu biliyoruz. Bu kapsamda yapılan Fırat Kalkanı Operasyonu’nun IŞİD’le mücadele etmesi doğrudur ancak bu işlerin boşa çıkarılması için yeterli değildir.

Bu kapsamda, Fırat’ın doğusu, batısı gibi bir ayrıma gitmeden ve bütün unsurlarıyla buradan terörü kazımak üzere köklü mücadelenin devam etmesi gerekmektedir. Türkiye’nin yapması gereken, bu mücadeleyi samimi bir şekilde sürdürmek ve uluslararası arenada da haklılığını anlatmaktır.

        Kıbrıs’la İki Bölgeli, İki Milletli ve İki Devletli Ortaklıktan Vazgeçilemez!

Öte yandan, Kıbrıs’la ilgili müzakereler tekrar başlamıştır. Bu hafta itibarıyla da görüşmeler yapılarak garantör devletlerin de katılımıyla beşli görüşmelerin yapılacağı duyurulmuştur. Biz MHP olarak gerçekçi ve uygulanabilir ve devam edilebilecek bir çözümün iki bölgeli, iki milletli ve iki devletli bir ortaklık yapılanması olması gerektiğine inanıyoruz. Böylesi bir çözüm için tek taraflı iyi niyetin bizim tarafımızdan gösterilmesinin yeterli olmadığını da belirttik. Hem Rum Yönetiminin hem de AB’nin bu konuya artık iyi niyetli bir yaklaşım göstermesi gerekmektedir. Türkiye'nin kırmızı çizgilerini ortadan kaldıracak, Kıbrıs Türklüğünü azınlık statüsüne indirerek adadaki varlığını tehlikeye atacak, iki kesimlilik ve siyasi eşitlik anlayışını zayıflatacak bir düzende sürdürülmesini asla kabul edilir bulmamaktayız. Kıbrıs’ta Kıbrıs Türkü’nü 1974 öncesi şartlara zorlayacak hiçbir oldubitti kabul edilmemelidir. Türkiye'nin garanti ve ittifak anlaşmalarından kaynaklanan haklarından da asla vazgeçilmemelidir. Eğer anlaşma sağlanırsa yapılacak düzenlemelerin Avrupa mahkemelerinde bozulmaması için de bu düzenlemelere AB birincil hukuk statüsü kazandırılmalıdır. Tüm bunları yapabilmek için, bir birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmeliyiz. İktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, medyasıyla hep birlikte el ele verirsek Türkiye’yi 2023’te lider ülke, 2053’te süper güç yapma hedefine ulaşabiliriz. Bir olalım, iri olalım, diri olalım.