Mehmet Şimşek: Anayasa değişikliği; ikinci, üçüncü nesil reformların ön koşulu

BAŞBAKAN Yardımcısı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yönetimde istikrarı pekiştireceğini belirterek, "Onun için bu Anayasa değişikliği, bütün bundan sonra yapacağımız; ikinci, üçüncü nesil reformların aslında ön koşuludur" dedi.

Mehmet Şimşek: Anayasa değişikliği; ikinci, üçüncü nesil reformların ön koşulu

BAŞBAKAN Yardımcısı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yönetimde istikrarı pekiştireceğini belirterek, "Onun için bu Anayasa değişikliği, bütün bundan sonra yapacağımız; ikinci, üçüncü nesil reformların aslında ön koşuludur" dedi.

Başbakan Yardımcısı Şimşek ile Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, 'Savunma Sanayi KOBİ'lerle Büyüyor Gaziantep Buluşması'na katıldı. Gaziantep Ortadoğu Fuar Merkezi'nde düzenlenen ve Vali Ali Yerlikaya, milletvekili Nejat Koçer, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adil Konukoğlu ile savunma sanayisi firmalarının temsilcileri katıldı. Programda konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ülkeye getirilerini anlattı.

Mehmet Şimşek, Türkiye'nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte iç ve dış şoklardan dolayı gerçekleştirmekte güçlük çektiği reformların gerçekleştirilebileceğini kaydederek, şöyle dedi:

"Türkiye'nin sıçrama yapması yapısal reformlarla yakından ilişkilidir. Türkiye 2000'li yılların başında birinci nesil diye addedebileceğimiz önemli reformlar başardı. Hükümetlerimiz döneminde gerçekten bu reformlar çok güçlü bir şekilde uygulamaya konuldu ve Türkiye sınıf atladı. Orta alt gelirli bir ülkeden, orta üst grubuna geçtik. Türkiye gerçekten önemli bir mesafe kat etti birinci nesil reformlarla. Şimdi ikinci nesil reformlar peşindeyiz. Ama en kritik reform, bütün bu reformlara zemin hazırlayacak reform da Anayasa reformudur. Şu gerçeği bir kere görmemiz gerekiyor. Basit şeyleri tekrar etmekte ben her zaman fayda görüyorum. Amerika bugün dünyanın nüfus bakımından gerçekten önemli bir ülkesi ama dünyanın en zengin ülkesi. Kişi başı mili geliri de 60 bin dolara dayanmış, nüfusu 300 milyona varan bir ülke, dünyanın en güçlü, en zengin, en müreffeh ülkesi, kim ne derse desin. 240 yıllık bir tarihe sahip daha 45'inci devlet başkanı yani 45'inci başkan yeni göreve başladı. Dolayısıyla bugüne kadar 44 başkan gelmiş, 240 yıldan daha fazla sürede. Türkiye Cumhuriyetimiz 1924 yılında kurulmuş. Dolayısıyla bence en kritik reformlardan bir tanesi 16 Nisan'da oylanacak. Milletimiz yönetimde istikrarı artık pekiştirecek ve önümüzdeki dönemde ortalama 17 aylık, 18 aylık, hükümetlerle değil de inşallah 5 yıllık hükümetlerle çok daha güçlü bir performans ortaya koyabilecek. Onun için bu Anayasa değişikliği, bütün bundan sonra yapacağımız; ikinci, üçüncü nesil reformların aslında ön koşuludur."

'CUMHURBAŞKANI İLE HÜKÜMET ARASINDA CİDDİ ÇATIŞMALAR OLABİLİR'

Başbakan Yardımcısı Şimşek, şu anki sistemin ilerleyen yıllarda ülkenin önüne ciddi problemler çıkarabileceğini de ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bu sanayi erbabını da ilgilendiriyor. Yani sadece basit siyasi bir mesele değil, bir partinin de meselesi değil. Bu aslında ülke, memleket meselesi. Memleketimizin artık kaybedebilecek bir zamanı yok. Bizim yönetimde istikrarı sağlamamız lazım. Millet karar verecek. Yani millet, aynı gün sandığa gidecek meclisi seçecek, aynı ün sandığa gidecek hükümetin başkanını seçecek. Ertesi gün hükümet görevinin başında olacak. Bu çok kritik bir reformdur. Ama mevcut sistemin çok iyi olduğu da çok yanlış bir varsayımdır. İki başlılık ileride Türkiye'nin gerçekten karşı karşıya kalabileceği en önemli yapısal problemdir. Çünkü yarın öbür gün farklı siyasi eğilimlerden milletin seçtiği, ciddi yetkileri olan bir Cumhurbaşkanı ile yine milletin seçtiği meclis içerisinde çıkacak hükümet arasında ciddi çatışmalar söz konusu olabilir. Belki bugün bu hissedilmiyor, yaşanmıyor çünkü aynı parti, aynı gelenekten ekiplerle gidiyor. Türkiye'nin şu anda kurguladığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, uluslararası normlara da uygundur. Bunu başardığımız ertesi gün de Türkiye'nin önünde, bugüne kadar aslında gündemde olup da bir şekilde Türkiye'nin başına gelen iç ve dış felaketlerden veya şoklardan dolayı önceliklendirmede zorlandığımız hususların hepsini bir an önce hayata geçireceğiz."

BAKAN IŞIK: KENDİLERİNE TERİTORYAL ALANLAR OLUŞTURAN ÜLKELER VAR

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ise Türkiye'nin çevresinde kendilerine teritoryal alanlar oluşturan ülkeler olduğunu kaydederek, savunma sanayinin önemini anlattı. Işık, Rusya ile NATO gerilimi nedeniyle dünyanın ilerleyen süreçlerde daha fazla çatışmayı konuşacağını ifade ederek, şöyle devam etti:

"Bölgemiz özellikle Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük türbülansı yaşıyor. Dünyanın genelinde de çok ciddi bir sıkıntının olduğunu görmezden gelemeyiz. Şuanda hemen bitişiğimizdeki ülke, onun yanındaki ülkede, pek çok ülkede adeta devlet otoritesi ortadan kalkmış durumda. Maalesef terör örgütlerinin cirit attığı, kendilerine teritoryal alanlar oluşturan ülkeler var. Bu bölgemiz için gerçekten çok büyük bir tehdit ve çok büyük bir sınav. Bundan da en çok etkilenen ülke Türkiye. Eğer bir şeyiniz varsa yok olma riski vardır, yoksa zaten neyi kaybedeceksiniz. Onun için bölgedeki en büyük sınamalardan, türbülanslardan en çok etkilenen ülkenin Türkiye olduğunu kabul etmek durumundayız. Dünyada çok ciddi sorunlar var. Bakınız artık dünyanın yeni problem alanı Asya- Pasifik olacak. Şu anda da bunun işaretlerini almaya başladık. Rusya- NATO gerilimi, dünyanın önümüzdeki dönemde daha fazla çatışmayı konuşacağını gösteriyor. Bunları niçin söylüyorum; önümüzdeki dönemde ülkeler savunma harcamalarını arttırmak zorunda kalacaklar. Çünkü tehdit artıyor."

Dünyadaki teknolojinin gelişerek arttığını ve bu nedenle inovasyon ve ar-ge'ye önem verilmesi gerektiğine değinen Bakan Işık, "Bugün çok fazla hissetmeyebiliriz ama her geçen gün önemli risklerle karşı karışa geleceğimizi bilinmesi gerekiyor. Artık dünya hızla üretimde yüksek teknolojiyi kullanmaya gidiyor. Sanayi 4-0 dediğimiz karam artık bütün dünyayı etkilemeye başladı. Artık niteliksiz insan unsurunun yerini, daha çok kodlamayı bilen, yazılımı bilen, yazılımla mekaniği buluşturan anlayışın aldığı bir yeni döneme gidiyoruz. Türkiye birinci, ikinci hatta üçüncü sanayi devrimini ıskaladı, geriden takip etti. Dördüncü sanayi devrimini ıskalamamak zorundayız. Bu, artık dördüncü sanayi devriminde insana daha fazla ihtiyaç var ama niteliksiz insana ihtiyaç yok" diye konuştu.

'BAZI KALEMLERDE ALMANYA İLE BAZI ZORLUKLAR YAŞIYORUZ'

Konuşmasında Avrupa'nın tutumu ile Almanya'nın Türkiye'ye yönelik ihracat kalemlerine ambargo uygulamasını da eleştiren Işık, şunları söyledi:

"Bugün bazı gazetelerde bazı haberler vardı. Almanya 11 kalem malda bize ambargo uyguluyormuş. Evet uzun zamandır bazı kalemlerde Almanya ile bazı zorluklar yaşıyoruz. Değerli arkadaşlar, Avrupa'da bu sene seçim senesi. Hani Avrupa'da Türk karşıtlığının seçimlerde prim yapıyor olması aslında Türkiye'nin hangi noktadan hangi noktaya geldiğinin bir göstergesi. 99'daki depremde gönderilen yardımların bu ülkede emekli ve memur maaşı gibi yerlerde kullanıldığını merhum Başbakan Bülent Ecevit söylemişti, itiraf etmişti. Şimdi böyle bir Türkiye elbette Avrupa'nın seçim malzemesi olmaz. Ama her gün büyüyen, gelişen Türkiye, maalesef Avrupa'daki ırkçıların seçim malzemesi olabiliyor. Biz sabırlı olacağız. Almanya bizim NATO'da müttefikimizdir. Sorunlarımız olacak ama o sorunları çözeceğiz. Türkiye ve Almanya daha güçlü işbirliği yapması gereken iki ülkedir. Siyaseti, zaman zaman esir alan ırkçı yaklaşım inanın geçicidir. Biz, Türkiye ile Almanya'nın işbirliğinden her iki ülkenin de kazançlı çıkacağına inanıyoruz. Bu arada bakanlarımıza, milletvekillerimize yönelik yapılan hadsizliği de asla ve asla mazur görmeyiz, gereken tepkimizi en açık, en net ve en sert şekilde ortaya koyarız. Burada da hiç kimse Türkiye'yi suçlayamaz. Ama Türkiye her zaman olduğu gibi bugün de dostluktan ve işbirliğinden yanadır. Türkiye her zaman olduğu gibi bölgemizin ve dünyamızın bir barış gezegeni olmasından yanadır. Seçim için, 3- 5 fazla oy fazla almak için Türkiye'yi bu kampanyada argüman olarak kullananlara söyleyeceğimiz söz; tuzağa düşmeyin. Bu bir tuzaktır, Avrupa için bir tuzaktır. Eğer bu ırkçılığı sizler de beslerseniz, inanın bu ırkçılık en çok sizi vurur. Bugüne kadar ortaya koyduğunuz değerlerle kendiniz çelişirsiniz ve bunun bedelini en ağır yine siz ödersiniz. Şundan emin olunsun ki Türkiye bu zamana kadar uzatılan hiç bir eli geri çevirmedi."

Konuşmaların ardından Başbakan Yardımcısı Şimşek ve Bakan Işık, beraberindekilerle açılışını yaptıkları Güney Anadolu Savunma, Havacılık Yerleştirme Zirvesi'nin açılış kurdelesini kesip savunma ve havacılık firmalarının stantları dolaştı.

DHA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER