Kurtulmuş: Alparslan Türkeş’i iyi anlamış birisinin ‘evet’ diyeceğini düşünüyorum

"MHP içerisindeki muhalif bazı unsurlar üzerinden 'hayır' kampanyası köpürtülmeye çalışılıyor. Dolayısıyla bu sanal bir şey. MHP’lilerin 'hayır' diyeceği konusu, sanal bir şeydir. Alparslan Türkeş’i iyi anlamış, MHP’nin doktrinini iyi anlamış, başkanlık meselesini iyi anlamış birisinin ‘evet’ diyeceğini düşünüyorum"

Kurtulmuş: Alparslan Türkeş’i iyi anlamış birisinin ‘evet’ diyeceğini düşünüyorum

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Ne oldu da bu adamlar birden bütün cephelerden, davetsiz misafirler, Türkiye’deki referanduma dahil olmaya çalıştırlar? Bu millet ne diyecekse başımız üstüne. 'Evet' de diyecek olsa 'hayır' da diyecek olsa bizim vatandaşımız diyecek. Sana ne İsviçre, sana ne Almanya, sana ne Norveç, sana PKK, sana ne PYD. Siz ne oluyor da hepiniz 'hayır' cephesinde bir araya geliyorsunuz?" dedi.

Kurtulmuş, İvedik Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Binası Konferans Salonunda, bölgede faaliyet gösteren reel sektör temsilcileri, sanayici ve iş adamlarıyla bir araya geldiği toplantıda, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini anlattı.

Türkiye ekonomisinin çok hızlı çalışması sayesinde ülkenin çok daha ileriye gitme imkanının olacağını dile getiren Kurtulmuş, 16 Nisan'daki referandumun, Türkiye'nin ekonomik sistemine de büyük etkilerinin olacağını bildirdi.

"Referandumda çıkacak 'evet' kararının, Türkiye ekonomisinin çok daha hızlı, çok daha etkili bir şekilde yürütülmesine vesile olacağı"nı belirten Kurtulmuş, 16 Nisan'a kadar gece gündüz çalışarak güçlü bir "evet"in çıkmasına da vesile olacaklarını söyledi. Memleketin geleceğiyle ilgili bir halk oylamasının yapılacağını aktaran Kurtulmuş, seçmenler bilinçlendikçe "evet"e daha çok sahip çıktıklarını ifade etti.

"Niye şimdi böyle bir anayasa değişikliğine gidildi, ne ihtiyaç vardı?" şeklinde soruların yöneltildiğini vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye'de 1982 anayasası, bu mevcut sistemin yasal çerçevesini oluşturan anayasa, artık bu milleti, bu ülkeyi taşımıyor. Bu anayasanın çok farklı hastalıkları var, ülkenin üstünde büyük bir yük şeklindedir. Bu sırtımızdaki yükü, yere koyup, yeni bir sistemle yolumuza devam etmemiz lazım." diye konuştu.

Mevcut anayasanın 18 kez değiştirildiğini şimdi de 19'uncu değişikliğin yapılması için halk oylamasına gidildiğini aktaran Kurtulmuş, bunun da bir ihtiyaçtan kaynaklandığına değindi.

Mevcut sistemin "vesayetçi ve çatışmacı" yapıya sahip olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'de siyasetin, çok partili sisteme geçildiğinden bugüne kadar hep vesayetçi yapının etkisi altında olduğuna dikkati çekti. Kurtulmuş, vesayetin en somut göründüğü dönemin, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı dönemler olduğunu ifade ederek, bazı örnekler verdi.

Anayasa değişikliğiyle vesayet odaklarının Türkiye'de iş yapamayacaklarına işaret eden Kurtulmuş, bundan sonra sandıktan kim iktidar olarak çıkarsa, Türkiye'yi beş yıl onun yöneteceğini söyledi.

Yönetimdeki çift başlılık konusunun mevcut sistemin hastalıklarından birisi olduğunu belirten Kurtulmuş, başbakanlar ve cumhurbaşkanları arasında yaşanan krizler ve buna bağlı olarak Türkiye'de oluşan toplumsal, ekonomik ve siyasi sorunlara dikkati çekti. Numan Kurtulmuş, artık yönetimde çift başlılık ve ondan kaynaklanan birtakım siyasi ve ekonomik krizlerin olmamasını istediklerini vurguladı.

- "400 bin artı istihdam sağlanmıştır"

Siyasi istikrarsızlıklar ve ekonomik krizlerin de sistemin hastalıklarından olduğunu aktaran Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Türkiye olarak bundan sonra yeni bir faz yakalamak durumundayız. 65. Hükümet'in ekonomisinin ana ekseni üretimi, sanayiyi güçlendirmektir, yüksek teknolojilere dayalı sanayinin gücünü artırmaktır, ihracat potansiyelini artırmak ve istihdamı kuvvetlendirmektir. Yeni büyüme modeliyle yolumuza devam ediyoruz. Yeni ve kaliteli kurumlarla 16 Nisan'daki referandumdan sonra çok daha güçlü, kaliteli kurumlarla yolumuza devam edeceğiz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, ekonomiye olan güveni artıracağı gibi kurumları daha kaliteli hale getirecek, bürokrasinin de daha iyi çalışmasını sağlayacaktır."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısı üzerine başlatılan istihdam kampanyasına da değinen Kurtulmuş, "Bugün itibarıyla o gün konuşulan hedeflerden 400 bin artı istihdam sağlanmıştır. Allah razı olsun. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum." ifadesini kullandı.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye’deki halk oylamasına Avrupa ülkelerinin de davetsiz misafir olarak katıldıklarını ve "hayır" cephesine katkıda bulunmak için ortaya koydukları uygulamalara tepki gösterdi. Rotterdam'da Türkiye'nin bakanına destek olmak için toplanan Türklerin maruz kaldığı polis şiddeti, köpeklerle müdahalelerin yer aldığı resimleri de göstererek, bunların unutulmamasını isteyen Kurtulmuş, aynı Avrupa'nın PKK mitingine izin verdiğini aktardı.

Kurtulmuş, Türkçe manşetlerle gazetelerin de bu süreçte devreye sokulduğunu anımsatarak, "hayır" kampanyasına bu şekilde de destek sağlandığını anlattı.

- "İstedikleri Türkiye, 25 milyon için IMF'ye el avuç açan bir Türkiye'dir"

İsviçre'nin Bern şehrindeki PKK terör örgütünün gösterisinde açılan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef gösteren pankartı da salondakilere gösteren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Ne oldu da bu adamlar birden bütün cephelerden, davetsiz misafirler, Türkiye’deki referanduma dahil olmaya çalıştırlar. Bu millet ne diyecekse başımız üstüne. 'Evet' de diyecek olsa 'hayır' da diyecek olsa bizim vatandaşımız diyecek. Sana ne İsviçre, sana ne Almanya, sana ne Norveç, sana PKK, sana ne PYD. Siz ne oluyor da hepiniz 'hayır' cephesinde bir araya geliyorsunuz? Mesele çok açıktır. Bunların telaşı şu; bunlar, güçlü bir Türkiye istemiyorlar. Bunların sevdikleri, hoşlandıkları Türkiye, 25 milyon için IMF'ye el avuç açan bir Türkiye'dir. Bunların istedikleri Türkiye, Avrupa'nın terbiye salonunda tek ayak bekleyen Türkiye'dir. Dünyadaki büyük siyaset çevrelerinden gelenlere 'baş üstüne' diyerek emir komuta içerisinde uyan bir Türkiye'dir. Bunların istediği Türkiye, kolay kolay hükümet kuramayan, iki de bir hükümet krizleri içerisine düşen Türkiye'dir."

- "Sayın Kılıçdaroğlu da bunu biliyor galiba"

Numan Kurtulmuş, anayasa değişikliği içerisinde yer alan, "Hem cumhurbaşkanı hem TBMM, seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek" maddesinin darbe savar bir madde olduğunu belirtti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve CHP'lilerin de maddeyi tersinden okuduğunu, millete yanlış anlattığını dile getiren Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Cumhurbaşkanı, Meclisi yenilemeye karar verdiğinde kendi seçimi de düşecek. İkinci dönemi ise gidecek, bir daha cumhurbaşkanı olamaz. İlk dönemi ise bir daha sandığa gideri gelir ya da gelmez Allah bilir, millet bilir. Aynı şekilde TBMM seçimi yenileme kararı aldığında milletvekillerinin liderlerinden de hangileri geri gelir Allah bilir. Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi, 'Kafası bozuldu, hemen Meclisi yeniledi.' Yok böyle bir şey. Hiç bir sorumlu devlet adamı böyle davranmaz. Ama sistem kilitlenir, sorun çözülemeyecek kadar büyük bir noktaya gelirse hakem olarak sistemin sahibi olan millete tekrar müracaat edilir, millet karar verirse krizi o istikamette çözer. Şimdi sorun, CHP, uzun yıllardır iktidar olmadı. Eğer böyle devam ederse de daha uzun yıllar iktidar olacak gibi görünmüyor. Sayın Kılıçdaroğlu da bunu biliyor galiba. Bu sistem, CHP'nin iktidara gelebilme ihtimalinin olduğu tek sistemdir. Çalışın çabalayın, milletle birlikte olun, milletin dertlerini çözün, milletin dertlerini çözecek projeler üretin, milletin önünde rehberlik edecek siyasi liderler yetiştirin, milletin karşına geçin. Çalışın sizin de olur."

- "Evet oyu ne kadar yüksek çıkarsa..."

Kuvvetler ayrımının bu değişiklikle daha net olacağını vurgulayan Kurtulmuş, mevcut anayasanın 104. Maddesinin, tek adamlık üzerine kurulan bir cumhurbaşkanlığı modeli olduğunu bildirdi.

Kurtulmuş, güçlü, büyük Türkiye istemeyenlerin Türkiye'nin karşısına geçtiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Evet oyu ne kadar yüksek çıkarsa Türkiye karşıtı olan çevrelerin de sesi o kadar kısılacaktır. Bazı lafları tersten okumayı seviyorlar. Biz hayır cephesinin içerisinde önemli bir miktarda 'Türkiye düşmanları var' diyoruz. 'Terör gruplarına destek verenler var' diyoruz. Bu lafı tersinden okuyarak, 'Her hayır oyu verecek olan vatandaşımız teröristtir, Türkiye düşmanıdır' gibi birileri okumaya kalkmasın.

Konuştuğumuz, açık, temiz, sahih bir Türkçedir. Evet veren de hayır veren de bizim vatandaşımızdır, kardeşimizdir. Ancak hayır cephesine özellikle son haftalarda Türkiye düşmanlarından çok ciddi bir destek geliyor. Uyanık olmanız için bunları söylüyoruz. Ey 'hayır' vermeye temayülü olan kardeşim, şu fotoğraflara bak da meselenin aslını anla diye söylüyorum. Lafı da kime tersinden okumaya kalkmasın. Biz bu milletin tamamını bir biliriz, kardeş biliriz, her birisini vatanımızın öz evladı olarak kabul ederiz, her birisini medeniyetimizin öz evladı olarak kabul eder, hep beraber yolumuza devam ederiz. Bizim istediğimiz bu değişiklik, toplumun bir kesimi için değil, 80 milyonun tamamı içindir."

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "MHP içerisindeki muhalif bazı unsurlar üzerinden 'hayır' kampanyası köpürtülmeye çalışılıyor. Dolayısıyla bu sanal bir şey. MHP’lilerin 'hayır' diyeceği konusu, sanal bir şeydir. Alparslan Türkeş’i iyi anlamış, MHP’nin doktrinini iyi anlamış, başkanlık meselesini iyi anlamış birisinin 'evet’ diyeceğini düşünüyorum." dedi

Kurtulmuş, AK Parti Genel Merkezi'nden canlı yayınlanan TRT Haber’deki özel programda, gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları cevapladı.

Halk oylaması kampanyası sürecinde Avrupa’dan da Türkiye’ye yönelik ağır saldırıların olduğunun hatırlatılmasının ardından değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, Türkiye’nin bakanları, milletvekillerine "evet" propagandası izni verilmeyip AB’de tarafından da terör örgütü kabul edilen PKK ve diğer terör örgütlerinin “hayır” propagandasına izin verildiğini anımsattı.

Kurtulmuş, Avrupa’daki bu çifte standartlı uygulamayı eleştirdi.

Kampanya sürecinde, Türkiye üzerine siyasi baskı kurmak için de açıklamalar, çeşitli uygulamalar yapıldığını anımsatan Kurtulmuş, "Bunlar, maalesef güçlü Türkiye görmek istemediklerinden dolayı bir yerde insiyaki olarak, kendilerini tutamayarak içlerinde olanı ortaya koyuyor bazı çevreler. Maalesef önemli bir kısmı da Avrupa’da artan Neonazi, neofaşist dalganın etkisinde kalıyor. Nedir geçerli olan? İslam düşmanlığı, Türk düşmanlığı, yabancı karşıtlığı, Erdoğan düşmanlığıdır. Bunun üzerinden Türkiye’ye vurmayı siyasi prim vesilesi olarak görüyor." ifadelerine yer verdi.

- “Evet” oyu kullanacakların oranı yükseliyor

Referandum sonuçlarına ilişkin son anketin ne olduğunun sorulması üzerine Kurtulmuş, anketlerin yanı sıra siyasi tecrübeyle de “evet” oyu kullanacakların oranlarının arttığının görüldüğünü söyledi.

Numan Kurtulmuş, kampanyanın başlangıcında “evet”in ne getireceğinin bilinmemesinden dolayı serin bir duruşun bulunduğunu ancak neden “evet” denilmesi gerektiğinin anlatılması üzerine bu yönde oy kullanacakların sayısının her geçen gün çok daha arttığını kaydetti.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, "hayır" çıkması halinde kaos olur şeklinde bir söylemin olduğu ve birkaç gündür bunun üzerinden tartışmaların yapıldığının aktarılması üzerine de mevcut yönetim sisteminin hastalıklarının, "hayır" çıkması halinde devam edeceğini, bunlarla her zaman karşılaşılması ihtimalinin ortada olacağını ifade etti.

Türkiye’de kaos çıksın diye gayret sarf edenlerin olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Millet de bunun farkında. Bütün kriz ve kaoslar geride kalsın diye milletimiz ‘evet’ diyecek. Ferasetle bu olayları takip ediyor. İnşallah sizin söylediğiniz endişe ortaya çıkmayacak." değerlendirmesinde bulundu.

- "Tek adamdan bahseden 104. maddeyi okusun"

Kurtulmuş, "Anayasa kampanyasında ön plana çıkarılan konulardan birisi de tek adamlık konusu. Tek adamlık konusunda ne diyeceksiniz?" sorusu üzerine anayasa değişikliğinin tek adamlığı ortadan kaldırmak için yapıldığını belirtti.

1982 Anayasası'nın cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini belirleyen 104. maddesinin okunmasını isteyen Kurtulmuş, mevcut cumhurbaşkanlığı makamının çok yetkisi bulunduğunu ancak sorumsuz olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Şu anda cumhurbaşkanının tek taraflı olarak Meclisi seçime götürme hakkı var mı? Var. 7 Haziran’dan sonra götürüldü. Cumhurbaşkanının Mecliste istediği adama başbakanlığı verme hakkı var mı? Var. Milletvekili olması yeterli. Yüksek yargının büyük bir kısmını kontrol ediyor. Yüksek Öğrenim Kurumunun büyük bir kısmını kontrol ediyor. Ama bütün bunlara karşı sorumluluğu yok. Şimdi biz diyoruz ki bütün yürütme sorumluluğunu tek elde toplayalım, o kişiden de halkın seçtiği cumhurbaşkanı olmasına rağmen hesap soralım. Hesabı millet sandıkta sorsun.”

Kurtulmuş, konunun çarptırılmadan anlatılması gerektiğini söyleyerek, meselenin, cumhurbaşkanının sorumsuz yetkilerinin önüne geçmek olduğunu söyledi.

- “MHP’lilerin çok büyük bir kısmı ‘evet’ diyecek”

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bir soru üzerine de MHP’li seçmenlerin çok büyük bir kısmının, “evet” diyeceğini sahada da gördüklerini bildirerek, "MHP içerisindeki muhalif bazı unsurlar üzerinden ‘hayır’ kampanyası köpürtülmeye çalışılıyor. Dolayısıyla bu sanal bir şey. MHP’lilerin ‘hayır’ diyeceği konusu, sanal bir şeydir. Alparslan Türkeş’i iyi anlamış, MHP’nin doktrinini iyi anlamış, başkanlık meselesini iyi anlamış birisinin ‘evet’ diyeceğini düşünüyorum." açıklamasında bulundu.

- “Fesih ve seçim yenileme A ve Z kadar birbirine zıt iki durumdur”

Fesih ve seçim yenileme arasındaki farkın sorulması üzerine Kurtulmuş, ikisinin son derece farklı olduğunu belirtti.

Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Fesih, 12 Eylül darbecilerinin gelip TBMM’yi ortadan kaldırmasıdır. Sizin artık bir iradeniz yok, artık irade benim demektir. Meclisin yenilenmesi ise daha yeni yaşadık. 7 Haziran’dan sonra Meclis yenilenmedi mi? Daha evvel birtakım erken seçim kararları alınıp Meclis yenilenmedi mi? Yeni sistemde Meclisin yenilenmesi ise milli iradenin temsilcisi olan milletvekilleri ya da milli irade tarafından seçilen cumhurbaşkanı tarafından alınacak kararla Meclisin yenilenmesidir. Hiç birbirine benzemez. A ve Z kadar birbirine zıt iki durumdur."

Kurtulmuş, "Erdoğan’dan sonra ne olacak?" şeklinde bir soru üzerine de bu sistemin Erdoğan sonrasını dizayn etmek için oluşturulduğunu belirtti.

OHAL’in uzatılıp uzatılmayacağına ilişkin bir soru üzerine de Kurtulmuş, "Dünkü Milli Güvenlik Kurulunda bu konu konuşulmadı. OHAL’in uzatılması için Milli Güvenlik Kurulunun tavsiyesi ve Bakanlar Kurulunun kararı gerekiyor. Dolayısıyla Bakanlar Kurulunun gündemine de gelmedi." diye konuştu.

Kurtulmuş, şu anda OHAL’in uzatılıp uzatılmayacağının belli olmadığını sözlerine ekledi.

AA

Güncelleme Tarihi: 30 Mart 2017, 21:28

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER