Kaynak: İran tarafının da bu açıklamayı yanlış tercüme ettiğini düşünüyorum

BAŞBAKAN Yardımcısı Veysi Kaynak, dün CNN Türk'te yaptığı İran'dan Türkiye'ye 3 milyon mülteci gelebileceği söylemiyle ilgili İran Dışişleri Bakanlığı'nın "alakasız ve tuhaf" yorumlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Kaynak, "İran tarafının da bu açıklamayı yanlış tercüme ettiğini düşünüyorum" dedi.

Kaynak: İran tarafının da bu açıklamayı yanlış tercüme ettiğini düşünüyorum

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, "Türkiye'ye, İran üzerinden 3 milyon mülteci gelebileceği" yönünde bir açıklamasının olmadığını ve sözlerinin yanlış tercüme edildiğini düşündüğünü belirterek, "'İran'dan yeni bir 3 milyon bekliyoruz' asla böyle bir şey değil. Orada öyle bir potansiyel olduğunu ve onu da engellediğimizi ifade ettim. Bunun Türkiye tarafından başarıyla engellendiğini ve engelleneceğini ifade ettim." dedi.

Kaynak, Avrupa Afet Risklerinin Azaltılması Forumu (EFDRR) kapsamında düzenlenen basın toplantısındaki konuşmasında Türkiye'nin milli gelirine oranla en fazla insani yardım yapan ülke olduğunu kaydetti.

BM, AB, Avrupa Komisyonu'nun temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve yöneticilerin katkı verdiği forumun temel amacının afet risklerinin nasıl azaltılabileceğinin yol haritasını çıkarmak olduğunu vurgulayan Kaynak, forumda afetin sınır tanımayacağının dünyaya deklere edilmesinin önemli bir olay olduğunu kaydetti.

Kıtlık, kuraklık ve düzensiz göçün de afet olarak tanımlanmasının önemini vurgulayan Kaynak, forumda insanlığın ortak problemi olan insani konulara eğilme fırsatı bulduğunu, insanların savaştan, kıtlıktan ve açlıktan göç ettiğini dile getirdi.

Kaynak, Türkiye'nin insan odaklı çalışmalar yaptığını, artık dünyada Türkiye modeli diye bir şey olduğunu belirterek, "Bizim politikalarımızın temelinde insan vardır. Peygamberimiz insanlığa merhameti, hoşgörüyü ve cömertliği öğretmiştir. Ege'nin Akdeniz'in soğuk sularında boğulan göçmenlerin, 3 yaşındaki Aylan bebek görüntüleri vicdanımızda derin yaralar açmıştır. Aslında model basit bir model. Hoşgörü, merhamet ve var olanı paylaşmak. İnsanları dilinden, renginden, ırkından, inancından dolayı birbirinden ayırmamak." diye konuştu.

BM Afet Risk Azaltma Ofisi Temsilcisi Robert Glasser'in afet öncesi 1 avroluk harcamanın afet sonrası harcanan 7 avro ile bile karşılanamayacağı şeklindeki sözlerini anımsatan Kaynak, şöyle devam etti:

"Sosyal hadiselerde insanlığa el uzatmazsak insanlık bunun faturasını çok daha büyük öder. Yerinden kendi ülkesinden alınmış insanlar, yetim kalmış çocuklar, kötü niyetli insanların istismarına uğrayan kadınlar, eğitimsiz kalmış çocuklar, bunlar insanlık için çok daha büyük maliyetler açarlar. İstanbul forumunda katılımcıların bu konulara da değinmesi benim için sevindirici ve yapacağımız işler açısından da cesaret verici olmuştur."

- "Türkiye düzensiz göçe karşı mücadele veriyor"

Gazetecilerin sorularını cevaplayan Kaynak, katıldığı bir televizyon programında Avrupa'nın güvenliğinin Türkiye'den başladığına vurgu yaptığını anlattı.

Kaynak, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın şakağına silah dayamış bir büyük afişin altında, 'Recep Tayyip Erdoğan'ı öldürün' sloganıyla miting düzenleyenlere izin veren Avrupa'nın aslında kendi güvenliğinin nerede başladığını düşünmesi gerektiğini hatırlattığını kaydetti.

Türkiye'nin sınırlarının hem DEAŞ hem PKK hem diğer terör örgütleri hem de düzensiz göçe karşı kuvvetlendirildiğini aktaran Kaynak, "Suriye'den başlayan göç hareketinin neticesinde 3 milyon mülteci, Türkiye'de. Bunlar, düzensiz göçmenler olarak Avrupa'ya geçmesinler diye bir geri kabul anlaşması yapıldı. Geri kabul anlaşmasının şartlarını ve yükümlülüklerini Türkiye yerine getirdi ama Avrupa Birliği tarafından bu yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ifade ettim. Bildiğiniz gibi geri kabul anlaşmasının üç aşaması vardı. Her düzensiz göçmen Türkiye'ye iade edilecekti ve karşılığında bir düzenli göçmen Avrupa'ya gönderilecekti. Avrupa da bunun için Türkiye'de bulunan göçmenler için mali yardımda bulunacaktı. Birinci etapta 3 milyar avro, ikinci etapta 1.5 milyar avro ödeyecekti. Ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına Avrupa'da vizesiz, serbest dolaşımına imkan sağlanacaktı." diye konuştu.

Anlaşma yürürlüğe girdikten ve başarıyla uygulanırken mart ayında yapılan anlaşmanın henüz haziran ayında AB tarafından vizesiz seyahat kısmının askıya alındığını anımsatan Kaynak, şöyle devam etti:

"Benim söylemek istediğim şudur: Avrupa kendi güvenliğinin Türkiye'de başladığını bilmelidir ve ona göre hareket etmelidir. Şunu ifade ettim: Sadece Suriyeli göçmenler meselesi değil. İran'ın daha doğusundan gelip, İran üzerinden ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçmeye kalkışan, bunun için çaba gösteren bir başka mülteci sorununu da engelliyor dedim. Bizim İran sınırımızda; Van'da, Ağrı'da, Iğdır'da, kolluk kuvvetlerimizin TSK'nın, Jandarmamızın, Emniyet teşkilatımızın en önemli faaliyet alanlarından biri bu olmuştur. 2016'da 30 bin düzensiz göçmenin Türkiye'ye gelip, Türkiye üzerinden Avrupa'ya gitmesini engelledik. Bu insanları yakaladık. Bu yılın ilk üç ayında da yine 3 bin civarında insanları engelledik. Bu mücadeleyi yaptığımızı ortaya koydum."

"Türkiye'ye İran'dan yeni bir göç dalgası bekliyoruz. Bu yeni göç için hazırlıklıyız" gibi bir ifadeyi asla kullanmadığını vurgulayan Kaynak, "Türkiye'ye 3 milyon mülteci gelebilir de demedim. Benim söylediğim tam da budur." ifadelerini kullandı.

- "Herkesin aklı herkese hayırlı olsun"

İran tarafından gelen açıklamalara da değinen Kaynak, sözlerini şöyle tamamladı:

 "Bu açıklamanın yanlış tercüme edildiğini düşünüyorum. İran, düzensiz bir göçü tahrik ediyor, teşvik ediyor demedim ki. İran 'Biz yıllardan beridir en fazla mülteciyi yönetiyoruz. Çok başarılıyız. Türkiye'nin aklına ihtiyacımız yok demiş.' Tabii herkes aklının hayrını görsün. Öyle söyleyeyim. Söylediğim şudur: İran üzerinden Türkiye'ye gelecek, İran'ın daha doğusundan Afganistan, Burma, Pakistan ve Orta Asya'dan gelebilecek ve bunu engellediğimiz 3 milyon kişilik bir başka düzensiz göçmen ve kitleden bahsediyorum. Bununla ilgili Türkiye gerekli mücadelesini başarıyla yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir. Asla bu düzensiz göç için kapılarımızı ve sınırlarımızı gevşetmeyeceğiz. Zaten bu yaza kadar İran sınırında da ülke güvenliğimiz için yapmaya karar verilen duvar inşaatları tamamlanmış olacaktır. Tablo budur. 'İran'dan yeni bir 3 milyon bekliyoruz' asla böyle bir şey değil. Orada öyle bir potansiyel olduğunu ve onu da engellediğimizi ifade ettim. Bunun Türkiye tarafından başarıyla engellendiğini ve engelleneceğini ifade ettim."

- "Afet riskini azaltmak için önleyici faaliyetlerde bulunmak gerekir"

Basın toplantısında konuşan UNIDSR Avrupa Bölge Ofisi Sorumlusu Paola Albrito, forumda insanların güvenli şekilde yaşayabilmeleri konusunun ele alındığını belirterek, özel sektörden, sivil toplumdan, yerel temsilcilerden katılım olduğunu görmenin memnuniyet verici olduğunu söyledi.

Afetler söz konusu olduğunda en önemli şeyin engellemek olduğunu vurgulayan Albrito, Avrupa'da afet nedeniyle yıllık kayıpların 14.3 milyar avroya kadar yükseldiğini kaydetti.

BM Afet Risk Azaltma Ofisi Temsilcisi Robert Glasser, Türkiye'nin afet durumunda ne şekilde yanıt verileceğine ve alınacak tedbirler konusunda kendilerine örnek olduğunu söyledi.

İnsani ihtiyaçların dünyada arttığını ifade eden Glasser, "Bunlar olmaya devam edecek. Hepsine yanıt veremeyiz. Bu nedenle afet riskini azaltmak için önleyici faaliyetlerde bulunmak gerekir." dedi.

Glasser, forumda afet riskinin azaltılmasıyla ilgili yol haritası çıkarılacağını, bunun mayısta Meksika'da yapılacak toplantının temelini oluşturacağını dile getirdi.

Avrupa Komisyonu İnsani Yardım Operasyonları ve Sivil Koruma Genel Müdürlüğü Üyesi Christos Stylianides, acil durumlar ve afetlerin Avrupa ve dışındaki herkesi etkilediğini söyledi. Stylianides sadece doğal afetlerin değil, nüfus artışı, sürdürülemez bir şehirleşmenin de afet riskini artırdığını dile getirdi.

Christos Stylianides, sabah saatlerindeki oturumda yaptığı konuşmasında ise acil durumlar ve felaketlerle her zaman karşılaşılabileceğini, gelişmekte olan ülkelerin acil durumlarda neler yapabilecekleri konusunda yetkin olamayabileceğini söyledi.

Felaketlerin boyutunun değişeceğini, nüfus artışı, şehirleşme, kötü arazi kullanımı, iklim değişikliği gibi konuların felaketlerin riski artırdığını ifade eden Stylianides, felaketlere hazırlanmak için kolektif bir eylem planı gerektiğini kaydetti.

Forumun önemli olduğunu dile getiren Stylianides, afetlerin önlenmesinde özel sektörle iş birliğinin önemine değindi.

AA

Güncelleme Tarihi: 27 Mart 2017, 15:04

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER