Erdoğan: Savaş suçlarına karşı atılmış bir adım olarak bunu olumlu buluyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin Suriye'de rejime ait hava üssünü vurmasına ilişkin, "Esad rejiminin savaş suçlarına karşı atılmış bir adım olarak bunu olumlu bulduğumuzu ifade etmek istiyorum." dedi.

Erdoğan: Savaş suçlarına karşı atılmış bir adım olarak bunu olumlu buluyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hiç kimse işledikleri insanlık suçlarını, çocuk katliamlarını 'DEAŞ ile mücadele' kılıfı altında gizlemeye kalkmamalıdır. Suriye'de yaşananlar, DEAŞ kılıfına sığmayacak kadar açıktır, trajiktir." dedi.

Erdoğan, İtfaiye Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış törenindeki konuşmasına, "Bu meydandan Hatay'ın tüm ilçelerindeki, mahallerindeki kardeşlerimize selamlarımı gönderiyorum. Buradan Hatay'ın, sizlerin yıllardır kendi canınızdan bir parça gibi görerek sahip çıktığınız muhacir kardeşlerimi selamlıyorum." sözleriyle başladı.

Hatay'ın, tarihin her döneminde olduğu gibi bugün de kardeşliğin şehri olduğunu gösterdiğini belirten Erdoğan, Hatay'ın, bu kavramı dillerinden düşürmedikleri halde fiiliyatta yanından bile geçmeyenlere, medeniyet şehri olduğunu gösterdiğini söyledi.

Erdoğan, medeniyetin sözle ve şekille değil, mağdurlar ile mazlumlara kucak açarak, yaşatarak mümkün olduğunun ispatının Hatay olduğunu vurguladı.

Bu duyguları hissetmek için insan olunması ve insanlığın kaybedilmemesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, "İşte İdlib'te yaşananlar ortada. İdlib, Hatay'ın neredeyse bir el uzatımı mesafesinde. Suriye rejiminin orada yaptığı vahşi katliamı gördünüz değil mi? Günahsız, suçsuz, savunmasız çocukların kimyasal silahlarla, konvansiyonel silahlarla nasıl katledildiğini gördünüz değil mi? O, biçare yavruların görüntülerini seyretmeye bile yüreğimiz dayanmıyor. Allah onların ailelerine sabırlar versin." diye konuştu.

- "Yaralananları hastanede ziyaret edeceğim"

Bugün imkan bulursa kimyasal silah saldırısında yaralananları hastanede ziyaret edip, geçmiş olsun dileklerini ileteceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Saldırıda hayatını kaybeden çocuklarımızın ve sivillerin, hayatta kalabilmiş olan yakınlarına başsağlığı diliyorum. Buradan açıkça ifade ediyorum, çocukların hunharca katledildiği bir dünyada, kimsenin kendini huzur ve güvenli hissetmeye hakkı yoktur. Bu yaşananların ardından herkesin bulunduğu yeri, pozisyonunu gözden geçirmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.

Hiç kimse işledikleri insanlık suçlarını, çocuk katliamlarını 'DEAŞ ile mücadele' kılıfı altında gizlemeye kalkmamalıdır. Suriye'de yaşananlar, DEAŞ kılıfına sığmayacak kadar açıktır, trajiktir. Rejimin, rejim tarafından desteklenen, kullanılan terör örgütlerinin PYD, YPG gibi bütün o güçlerin gerçekleştirdikleri hoyratça saldırıların hiçbir meşruiyeti, vicdanlara teskin edecek hiçbir gerekçesi kalmamıştır. Unutulmamalıdır ki Suriye'de aynı şekilde Irak'ta katledilen her masumla birlikte insanlığın ortak vicdanı da ölüyor."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  ABD'nin Suriye'de rejime ait hava üssünü vurmasına ilişkin, "Esed rejiminin kimyasal ve konvansiyonel silahlarla işlediği savaş suçlarına karşı atılmış somut bir adım olarak bunu olumlu buluyoruz. Bunu da yeterli görmüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtfaiye Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, Yunus Emre'nin "Olsun be aldırma yaradan vardır. Sanma ki zalimin ettiği kardır. Mazlumun ahı indirir şahı. Her şeyin bir vakti vardır" dizelerini okudu.

İdlib'teki ve diğer bölgelerdeki mazlumların ahının, birgün mutlaka o zalim şahları, devlet terörü estirenleri yerinden indireceğini belirten Erdoğan, bu zamanın çok da uzak olmadığına inandığını ifade etti.

Son zamanda bu doğrultuda ABD'nin, olumlu açıklamaları ve girişimlerinin bulunduğunu kaydeden  Erdoğan, kendilerinin de Suriye halkının can güvenliğini hedefleyen her türlü çabaya destek vereceklerini ifade ettiklerini anımsattı.

Erdoğan, bu gece ABD'ye ait savaş gemilerinden İdlib'e yönelik saldırıların gerçekleştirildiği hava üssüne yönelik bir operasyon düzenlendiğine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akdeniz'deki ABD savaş gemilerinden atılan Tomahawk füzeleriyle Suriye'nin bu hava üssünün vurulduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

"Esed rejiminin kimyasal ve konvansiyonel silahlarla işlediği savaş suçlarına karşı atılmış somut bir adım olarak bunu olumlu bulduğumuzu burada, Hatay'dan ifade etmek istiyorum. Yeterli mi bunu da yeterli görmüyorum. Çünkü bundan sonraki süreçte ne olacağını hep birlikte takip etmeliyiz. Artık başka hiçbir hesap gütmeksizin sadece ve sadece mazlum Suriye halkını korumaya yönelik olarak her alanda ciddi ve netice almaya yönelik adımlar atılmasının zamanı gelmiştir.

Bize göre son gelişmeler Türkiye'nin, Suriye'de terörden arındırılmış güvenli bölgeler oluşturma çabasının ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bunu defaatle söyledim. Kuzey Suriye'de Türkiye'nin sınırında güvenli bölge ilan edelim. Bu 4 bin kilometrekare, 5 bin kilometrekare olabilir, buralarda konutlar inşa edelim. Burada Suriyeli vatandaşlarımızı iskan edelim. Türkiye'den oraya dönebilecek olan Suriyeli kardeşlerimiz de olabilir. Kendi topraklarında onlara yaşama imkanı verelim. Uluslararası toplum, 'doğru söylüyorsunuz' dediler ama ne yazık ki bu konuda adım atmadılar. Şimdi uluslararası toplumun göstereceği ortak kararlılıkla, rejimi ve bölgede insanlık suçu işleyen tüm terör örgütlerini durdurma imkanına sahip bulunduğunu özellikle düşünüyoruz. ABD'nin İdlib saldırısına karşı ortaya koyduğu aktif tutumun, bu yönde gelişmelerin adeta bir başlangıç olmasını diliyorum."

- "Kendi politik hesaplarının kavgasını verenler değil..."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün saat 04.00'ten itibaren Suriye'deki gelişmeleri takip ettiğini, bu konuyla ilgili arkadaşlarıyla süreci izlediğini belirtti.

Kendilerine düşen görevin, ellerindeki imkanları sonuna kadar kullanarak, mazlumların yanında yer almak olduğunu anlatan Erdoğan, bunun için yıllardır Suriye'de çatışmalar dursun, katliamlar son bulsun diye çalıştıklarını, çabaladıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye'nin geleceğini binlerce kilometre öteden gelip, burada kendi politik hesaplarının kavgasını verenler değil, Suriye halkı karar versin diyoruz." dedi.

İdlib'deki gibi katliamlardan kaçarak ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan 3 milyon Suriyeli'ye gönüllerini, kapılarını, sofralarını da kendilerinin açtıklarını belirten Erdoğan, DEAŞ'ın, Türkiye'yi hedef almasının nedeninin Suriyeli kardeşlerine sahip çıkmak olup olmadığını sordu.

- "Parmaklarını sallayarak bizi tehdit edenlere yazıklar olsun"

 "İdeolojik saplantıları nedeniyle bu çocuk katillerinin yanında yer alan hatta askerliğine soyunanların bize saldırmasının nedeni bu değil mi? Reyhanlı saldırısı niye yapıldı? Cerablus, Rai, El Bab operasyonlarını niye gerçekleştirmek zorunda kaldık?" sorularını yönelten Cumhurbaşkanı Erdoğan,  "Türkiye tüm bu fedakarlıkları yaparken sırf kendi konforları bozulmasın diye parmaklarını sallayarak bizi tehdit edenlere yazıklar olsun. Türkiye, kardeşlerinin can güvenliğini, kendisi gibi görüyor, siyasi hesabı yoktur ve olmayacaktır. Türkiye'nin hem kendi güvenliği hem bölgenin huzuru için mücadele ettiği terör örgütlerini koruma kalkanına alanlara yazıklar olsun." diye konuştu.

"HDP, PYD, bunlar birbiriyle danışıklı dövüş yapıyorlar. YPG aynı şekilde..." diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Tek başına Hatay'ın gösterdiği fedakarlığın onda birini, yüz milyarlarca dolarlık bütçeleriyle göstermeyenlere yazıklar olsun. Dünyada garip gurebaya, fakir fukaraya elini uzatan bir numaralı ülke Türkiye. 16 Nisan, Türkiye'nin işte bu çocuk katilleriyle anladıkları dilden hesaplaşmasının da yolunu açacaktır. 16 Nisan, Türkiye'nin topraklarına göz diken terör örgütlerini koruyanlara sadece sesini yükseltmekle kalmayacağı çok daha kararlı şekilde dur diyeceği bir dönemin de başlangıcı olacaktır. Hatay, 16 Nisan'da büyük Türkiye için evet diyor mu? Hatay, 16 Nisan'da müreffeh Türkiye için evet diyor mu? Hatay, 16 Nisan'da istikralı Türkiye için evet diyor mu? Hatay, 16 Nisan'da güçlü Türkiye için evet diyor mu? Şimdi öyle bir cevap verin ki evet, evet, evet... Halep, İdlib, Musul'daki insanlık suçlarını işleyenlerin ve onları destekleyenlerin kulakları işte sizin bu sesinizle Allah'ın izniyle çınlayacaktır. Hatay, 16 Nisan'da çocuk katillerine dersini  verecek Türkiye için evet diyor mu?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Neden istikrarsızlık üreten bir sistemde ısrar ediyoruz? Çünkü Türkiye'yi her 10 yılda bir darbelerle, cuntalarla dizayn edenler böyle istediler. Güçlü bir Türkiye'nin önünü kesmek için özel olarak geliştirilmiş, çarpık bir sistemi, gelin 16 Nisan'da değiştirelim." dedi. 

Erdoğan, Hatay'da İtfaiye Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, büyük devlet olmak için büyük millet olmak gerektiğini, Türk milletinin büyük bir millet olduğunu vurguladı.

Beyazıd-ı Bestami'nin şehrinden gür sedalar çıktığını belirten Erdoğan, "Allah sizden razı olsun. Siz kendinizi 15 Temmuz'da ispat ettiniz. Siz 15 Temmuz'da İstiklal Marşımızda olduğu gibi, 'Arkadaş yurduma alçakları uğratma sakın, siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın, doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın, kim bilir belki yarın balki yarından da yakın'. Siz tanklara göğüs gerdiniz. F-16'lara, helikopterlere göğüs gerdiniz. Üzerine üzerine gittiniz, yılmadınız, durmadınız. Ya Rab, beni bu milletin bir evladı olarak görevlendirdiğin için sana sonsuz hamdüsenalar olsun." diye konuştu.

Türkiye'nin demokrasisine burun kıvıranlara 15 Temmuz'da demokrasiye nasıl sahip çıkılacağını 80 milyonun hep birlikte gösterdiğini ifade eden Erdoğan, milletin istiklaline ve istikbaline sahip çıktığını dile getirdi.

Erdoğan, 80 milyonun tek yürek olarak demokrasiye sahip çıktığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi sıra milletimizin büyüklüğüne uygun bir devlet yönetimine sahip olmaya geldi. Çünkü ülke olarak kalkınma yarışına benzer şartlarda başladığımız pek çok ülkenin maalesef çok gerisinde kaldı. Koalisyonlar yüzünden hem zaman olarak hem imkan olarak çok büyük kayıplara uğradık. İstikrarsızlığın ülkemize maliyetini göstermesi bakımından size birkaç örnek vereceğim. 1970 yılında Türkiye'nin kişi başına milli geliri 580 dolar. Güney Kore'nin 260 dolar, Portekiz'in 820 dolar. 2003 yılına gelindiğinde Türkiye 3 bin dolara yeni ulaşırken, Güney Kore 12 bin doları aşmış, Portekiz de bu rakama yaklaşmıştır. Bugün Türkiye 2003'e göre üç katın üzerinde bir büyüme ile 11 bin dolara ulaştı bizim iktidarımızda. Güney Kore ve Portekiz 23-24 bin dolar civarında milli gelire sahip. Bu şu anlama geliyor; Türkiye tüm bu dönem boyunca hep, son yıllarda olduğu gibi istikrarlı bir yönetime sahip olsaydı, biz de diğerleriyle aynı civarda bir milli gelire ulaşacaktık. Ekonomik olarak büyük devlet olmamızın önündeki en büyük engel istikrarın korunamamasıdır. Ülkemizin önünün darbelerle, krizlerle, kaoslarla sürekli kesilmesi yönünden sürekli geride kaldık."

-"Sorunda hemfikir miyiz?"

"Sorunun; istikrar ve güven ortamının tesisinde yaşanan sıkıntılar olduğunda hemfikir miyiz?" diye soran Erdoğan, çözümün ise sorunun kaynağı olan yönetim sistemini değiştirmek olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kore ve Portekiz'in gerekli değişiklikleri Türkiye'den çok önce gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek,"Peki biz neden istikrarsızlık üreten bir sistemde ısrar ediyoruz? Çünkü Türkiye'yi her 10 yılda bir darbelerle, cuntalarla dizayn edenler böyle istediler. Adeta güçlü bir Türkiye'nin önünü kesmek için özel olarak geliştirilmiş, çarpık bir sistemi işte gelin diyorum; 16 Nisan'da değiştirelim. Bu reformun ilk adımını 2007'de attık, şimdi bu işi nihai noktaya ulaştırıyoruz." ifadesini kullandı.

Meydanda bulunanlara "Hatay, 16 Nisan'da evet diyerek, istikrar ve güven ortamını kalıcı hale getiriyor mu? 16 Nisan'da evet diyerek, geçmişteki kavga, kaos dönemlerinin üzerine en kalınından bir çizgi çekiyor mu? Hatay 16 Nisan'da evet diyerek, Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması kararlılığını destekliyor mu? 'Büyük millet için, büyük devlet' diyor muyuz?" sorularını yönelten Erdoğan, "evet" yanıtını alması üzerine, "İşte 16 Nisan bu özlemin adıdır. Şimdiden hayırlı olsun." karşılığını verdi.

-"Hatay istikrarın kıymetini bilir"

Hatay'ın bağımsızlığın şehri olduğunu belirten ve Tayfur Sökmen'i rahmetle yad ettiğini belirten Erdoğan, kentin demir çelik sektörünün lokomotifi, tarımın ve bereketli toprakların diyarı olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, Hatay'ın ticaretin merkezi, sahip olduğu kültürel değerleri turizmle birleştiren önemli bir kent olduğunun altını çizerek, "Bunun için Hatay istikrarın kıymetini bilir. Krizlerin ülkemize ve kendisine neye mal olduğunu Hatay çok iyi bilir. Bizler çok partili hayata geçtiğimiz 1950'den bu yana 16 ayda bir hükümet değiştirmişiz. Bunların içinde 25 günde hükümet değiştiği zamanlar da olmuş. Burada istikrar olur mu?" şeklinde konuştu.

Ülkenin son 14 yılda istikrara kavuştuğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Son 14 senede istikrar var. Seçimler ilan edildiği zamanda yapılıyor. Bu istikrar sebebiyle de Türkiye tırmanıyor. İşte bunun devamı, daha iyi bir noktaya gelmesi için. Geçtiğimiz 14 yılda Hatay'a 21 katrilyon yatırım yaptık. Hatay'ı tarihine uygun yeni bir kalkınma yoluna soktuk. Bugün Hatay dış ticaret hacmi itibariyle ülkemizin 11'inci şehri haline geldi." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sandığa giden herkesi, hangi oyu verirse versin, anlayışla karşılayacaklarını belirterek, "Biz İzmir'den denize dökenlerden değiliz, onlar gibi yapmayız. Biz onlara güzel bir demokrasi müzesi kuracağız, orada bazı objelerle beraber onları tarihe emanet edeceğiz. Farkımız bu." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay İtfaiye Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, eğitimde, sağlıkta, ulaşımda ve toplu konutta yapılan yatırımların en yakın şahidinin Hatay olduğunu belirtti.

Bitenlerin yanında halen inşaası devam eden projelerin de olduğunu  anlatan Erdoğan, İskenderun'da 600 yataklı, Dörtyol'da 250 yataklı birer devlet hastanesi yapıldığını kaydetti.

Bunların yanında bir de yapılmakta olan dev şehir hastanesi  bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu benim aşkımdır. Bu yola çıktığımızda 'Türkiye'yi özellikle büyükşehirlerde şehir hastaneleri ile donatacağız' dedik. Bunlardan bir tanesi de Hatay'a yapılıyor. İnşaatı sizlere göstereceğim." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar 336 kilometre bölünmüş yolu Hatay'da hizmete soktuklarını ve yeni çalışmaların devam ettiğini vurgulayarak, Amanos Tüneli projesi ile Hatay'ı Osmaniye ve Gaziantep tarafına bağlayarak, yeni bir sanayi ve ticaret aksı oluşturmayı hedeflediklerini bildirdi.

Erdoğan, "Çünkü artık Hatay da diğer bölgelerimiz de kaplarına sığmıyor. Bu tünelle bölgemize nefes tazeletiyoruz, büyük yatırımların önünü açıyoruz." ifadesini kullandı.

Amanos Tüneli ve bağlantılı yol projelerinin bu yıl yatırım programına alınacağına işaret eden Erdoğan, Hatay'ın, 4 milyonluk yolcu kapasitesine sahip terminali ile bölgenin en önemli havalimanına sahip olduğunu belirtti.

Recep Tayyip Erdoğan, böyle bir eseri Hatay'a kazandırdığı için mutlu olduğunu bildirdi. 

Erdoğan, sanayi kuruluşlarının demiryolu ulaşımı ihtiyacını karşılamaya yönelik yük merkezi için proje çalışmalarının sürdüğünü vurguladı.

- "Yatırım bedeli 530 trilyon lira olan 114 proje"

Bugün toplam yatırım bedeli 530 trilyon lira olan 114 projenin toplu açılış törenini yapacaklarını anlatan Erdoğan, açılışını gerçekleştireceği eserler arasında, 750 yataklı Hatay Devlet Hastanesi, 150 yataklı Kırıkhan Devlet Hastanesi'nin de bulunduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOKİ'nin 248 konutu, çeşitli restorasyon projeleri, spor tesisleri, derslikler, yurtlar, emniyet hizmet binaları, kültür merkezleri, balıkçı barınağı, atık su arıtma tesislerinin de açılışını yapacağı yatırımlar arasında yer aldığını ifade etti.

Belen, İskenderun, Kırıkhan, Kumlu ve Reyhanlı belediyelerinin çeşitli yatırımlarının da açılışını yaptıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz yola çıkarken bir şey söyledik. 'Türkiye'yi dört direk üzerinde yükselteceğiz' dedik. Bir eğitim dedik, iki sağlık dedik, adalet dedik, emniyet dedik; ilave ettik, ulaşım, enerji gıda ve tarım. Bütün bu alanlarda büyük adımlar attık. 16 Nisan halkoylaması sürecinde birtakım gerçekleri yeniden ve daha açık şekilde görme imkanı elde ettik. Kimlerin bu ülkede terör örgütleri ile yan yana gelebildiğini, kimlerin de milletin yanında dimdik durduğunu gördük. Şimdi bir şey soruyorum. Hayır diyenler kim? Kandil hayır diyor mu, İmralı hayır diyor mu, Pensilvanya'daki FETÖ hayır diyor mu? Bunlar hayır diyorsa, güzel bir söz var, 'söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu.' Ama bir de sevgililer sevgilisi Peygamberimizin bir sözü var, ne diyor: 'Elmer'u mea men ehabbe.' 'Kişi sevdikleri ile beraberdir.' diyor. Öyle mi?

Şimdi siz onlarla madem ki aynı yolda berabersiniz, güle güle. Ama Kılıçdaroğlu ne diyor? Diyor ki 'bunlar hayır diyenlere terörist diyor.' Dağdaki Kandil'deki terörist, İmralı terörist, Pensilvanya o da terörist. Fakat biz burada bir uyarı yapmak durumundayız. Yoksa biz sandığa giden herkesi, hangi oyu verirse versin anlayışla karşılarız. Biz İzmir'den denize dökenlerden değiliz, biz onlar gibi yapmayız. Biz onlara güzel bir demokrasi müzesi kuracağız, orada bazı objelerle beraber onları tarihe emanet edeceğiz. Farkımız bu."

"Recep Tayyip Erdoğan" sloganları üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Size can gurban. Kaç gün kaldı? 9 gün kaldı. 9 gün kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Telefonlarla eş dost, ahbap herkesi aramaya var mıyız? Sandıkları patlatmaya var mıyız?" ifadesini kullandı.

- "Bayrağımızın dışında asılan paçavraları kabul etmeyiz"

Recep Tayyip Erdoğan, bölücü terör örgütünün tüm imkanlarını seferber ederek, "Hayır" kampanyası yaptığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Öyle ki bunların güdümündeki parti artık bizim alametifarikamız olan Rabiamız var ya hani tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyoruz ya, bundan da rahatsız olmuşlar, bunu reddediyorlar. Geçenlerde çok farklı bir şeyle reddeden ve buna karşı çıkan kampanya sürdürmek istediler, İçişleri Bakanlığımız hemen bunları toplamaya başladı. Niye? Sen buna nasıl karşı çıkarsın. Tek millet değil mi? Biz 80 milyon tek millet değil miyiz? Tek bayrak değil mi? Bizim bayrağımızın dışında asılan paçavraları asla kabul etmeyiz. Bu ülkenin semalarında bayrağımızdan başka bayrak asla tanımıyoruz. Bayrağımızın rengi, şehidimizin kanıdır, hilal bağımsızlığımızın ifadesidir, yıldız şehidimizin ta kendisidir. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır."

"780 bin kilometrekare ile bu ülke tek vatandır." diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

" Bak, Tendürek Dağlarında, Cudi'de, Gabar'da, Bestler Deresinde silahlı kuvvetlerimiz, polisimiz, bunun yanında bütün güvenlik güçlerimiz operasyonlarını yapıyor. Bedelini ödetiyorlar. Bizim tek devletimiz var, Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Devlet içinde devlet asla. Milleti bölmek için her yolu kullananların, faşistlikle CHP'yle yarışanların bu değerlere sahip çıkmasını biz elbette beklemiyoruz. Ama ilk defa 16 Nisan vesilesiyle gerçek yüzlerini bu derece açıkça gösterdiler." 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sünnisi, Nusayrisi, Alevisi lütfen bu ayrımların içine girmeyelim. Bırakalım o ayrımı Esed denilen zalim yapsın. O zalimle beraber anılmak aynen, Allah göstermesin, onun gibi olmaktır. 1 milyona yakın insanı o adam katletmedi mi? Öyleyse o adam ancak lanetle anılır." dedi.

Erdoğan, Hatay'da katıldığı toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Pensilvanya'daki şarlatanın örgütü FETÖ sadece ülkemizde değil dünya çapında bir kampanya yürütüyor. Milletimizden alamadıkları desteği yeni yönetim sistemimizden rahatsız olanlardan elde etmenin çabası içindeler. Tabii bir kısım Batı bunlara destek veriyor." ifadesini kullandı.

Meydandaki vatandaşların "İdam isteriz" sloganı atması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşte 16 Nisan aynı zamanda bu talebinizin tescili olacaktır." diye konuştu.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Kılıçdaroğlu ne diyor? 'Ben idama evet diyorum' diyor. Bakalım onu da göreceğiz. 16 Nisan'da inşallah 'evet' de çıkacak, ben buna inanıyorum. Parlamentoya geldiğinde Sayın Bahçeli açıkladı, 'Biz, bu teklife evet deriz'. Sayın Yıldırım'ın kanaatini de biliyorum. Bu, parlamentodan geçip bana geldiği zaman ben de bunu onaylarım. Çünkü şehitlerimizin katillerini affetme yetkimiz yok. Olay bu kadar açık. Şimdi çıkmış, televizyonda geçenlerde Kılıçdaroğlu diyor ki 'Cumhurbaşkanı, Başbakan vesaire bu darbe girişimini örtbas etmek istiyorlar'. Kılıçdaroğlu, kendinde misin? O gecenin, o darbe girişiminin bütün faillerini toparlayıp cezaevlerine tıkan kim? Biz. Güvenlik güçlerimiz bu operasyonları yapıyor, şu anda da yargı süreci devam ediyor. Sen yargılamayı da bizden mi bekliyorsun? Şu anda bunların hepsi yargıda. Binlerce, şu anda cezaevlerinde olan o darbe girişiminin mensupları var. Biraz insaf olur insanda, biraz görür insan. Sen ki 15 Temmuz gecesi, ben 01.30 veya 03.00 gibi İstanbul'a indim. Bana dediler ki '11.30'da Kılıçdaroğlu buraya indi'. 'Nerede, buralarda mı?' dedim, 'Yok, ayrıldı' dediler. Şimdi diyor ki, bakın çok enteresan, 'Cumhurbaşkanı madem Yeşilköy'e gelecekti, bana haber verseydi ben de orada onu beklerdim' diyor. Ben haberi verdim. Facetime'den açıklamayı yaptım. Bütün milletimi oraya davet ettim. Sen de milletin bir ferdi olarak nasıl millet oraya toplandıysa binlerce insan, sen de orada bekleseydin. Niye beklemedin? Dert başka. Ne yaptı? Hemen Bakırköy Belediye Başkanı'nın evine gitti. Sıkılmadan, daha önce diyordu ki 'Darbe yapıldığı anda ilk defa tankın üzerine ben çıkarım'. Her şey yalan, akşam yalan, sabah yalan. Bununla da kalmadı. Şimdi de eline bazı kağıtlar tutuşturuyorlar, onunla ilgili de 'Şu şöyleydi, bu şöyleydi'. İşte Milli İstihbarat Teşkilatı açıklamayı yaptı. 'Bu kişilerin bizim teşkilatımızla yakından uzaktan alakası yok' dedi."

- "Bu sistem, demokrasinin güçlendirildiği bir sistemdir"

Emin adımlarla ilerlediklerini belirten Erdoğan, önümüzdeki 9 günde yapacakları çalışmalarla Türkiye'nin, yeni bir sistemi seçmenin bayramını yapacağını ifade etti.

Erdoğan, "Bu sistem, demokrasinin güçlendirildiği bir sistemdir. Bu sistem, hak ve özgürlüklerin çok daha güçlü bir şekilde kullanılabildiği bir sistemdir. Buna hazır mıyız? 15 Temmuz darbe girişimini unutturmak için, bu ihanetle ilişkilerini inkar etmek için atmadık takla, söylemedik yalan bırakmıyorlar. Halbuki Hatay onların ihanetini unutur mu?" dedi.

Hatay'ın, 15 Temmuz'daki darbe girişiminde Ankara ve İstanbul'da 4 şehit verdiğini anımsatan Erdoğan, Hatay'ın, terörle mücadelede ise sadece son iki yılda 24 şehit verdiğini ve sıradan bir şehir olmadığını belirtti.

Erdoğan, "Bu tabii Rabbimizin bizlere aynı zamanda bir emri. Ne diyor Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'inde? 'Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz. Onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz.' İşte o gece, o tankların üzerine gidenler var ya, o F-16'ların üzerine yılmadan gidenler var ya onlar ne diye gidiyorlardı? Şehadete koşuyorlardı. Çünkü şehitler tepesi boş değildi. 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda. Canı cananı bütün varımı alsın da hüda. Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.' diyerek gidiyorlardı." ifadesini kullandı.

- "16 Nisan, Türkiye'nin ve Türk milletinin beka meselesidir"

Reyhanlı saldırısını unutmanın mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Hatay'ın, tüm terör örgütleriyle ve onların arkalarındaki güçlerle görülecek hesabı var. Gerçi biz faillerini yakaladık, biliyorsunuz. Gereği yapıldı. Böyle bir şehrin 16 Nisan'a karşı çıkan terör örgütlerine derslerini vermesinden daha tabii ne olabilir? Bu mesele siyaset meselesi, siyasi parti meselesi değildir. Bu mesele, şu veya bu kökenden olma, şu veya bu mezhepten olma meselesi değildir. Hatay'ı hep mezhepçilikle anıyorlar. Ben diyorum ki 16 Nisan'da mezhebi falan hepsini bir kenara koyun. Ülkemizin birliğini, beraberliğini düşünün. Zira 'Esed şu mezheptendir, ben de o mezheptenim' diye yaklaşmayın olaylara. Bu işi bir kenara koyun. Bu, insanlık meselesidir, insanidir. Her şeyden önce biz birbirimizi seveceğiz. Aynı mezhepten olduğumuz için değil, yaradılanı Yaradan'dan ötürü seveceğiz. Sünnisi, Nusayrisi, Alevisi lütfen bu ayrımların içine girmeyelim. Bırakalım o ayrımı Esed denilen zalim yapsın. O zalimle beraber anılmak aynen, Allah göstermesin, onun gibi olmaktır. 1 milyona yakın insanı o adam katletmedi mi? Öyleyse o adam ancak lanetle anılır. Şu anda dünyada yanında birkaç ülkenin dışında kimse kalmıyor, kalmayacak. Gereği de yapılacak."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, halkoylamasının Türkiye'nin ve Türk milletinin beka meselesi olduğunun altını çizerek, "Bakınız ne kadar isabetli bir tercih olduğunu inşallah 16 Nisan'dan sonra daha da iyi anlayacağız." diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin bekasının da terör örgütlerinin ve arkalarındaki güçlerin üstesinden gelmek için ne icap ediyorsa yapmayı gerektirdiğini vurguladı.

"Bunun için Hatay, 16 Nisan'da tek millet için 'evet' diyor mu, tek bayrak için 'evet' diyor mu, tek vatan için 'evet' diyor mu, tek devlet için 'evet' diyor mu? Hatay, şu Amanos Dağları var ya, şu Amanos Dağları'nı bu değerlere karşı savaş açan terör örgütlerine mezar yapmaya hazır mı? Hatay, Amanos Dağları'nı sınırın ötesinde kendisine karşı hain emeller besleyenlerin başlarına yıkmaya hazır mı? Bunun için Hatay, 16 Nisan'a kadar seferber olmaya, kapı kapı dolaşıp bu hakikatleri anlatmaya hazır mı?" sorularını yönelten Erdoğan, meydandakilerin "evet" demesi üzerine "Bu sesi duyup da yüreği titremeyeni gidin ne yapın yapın bulun, uyarın." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Meclis'i feshedecekler.' diyor. Şimdi son zamanlarda diyemiyor. Bir defa cumhurbaşkanının, Meclis'i fesih yetkisi yok. Meclis, sandıkla geliyor ve cumhurbaşkanı ile beraber iki sandık. Cumhurbaşkanı bir sandıktan, Meclis diğer sandıktan geliyor. Dolayısıyla böyle bir şey asla söz konusu olmadığı gibi Meclis'in şu anda çok daha ciddi bir denetim yetkisi var. Olmayan yetkiler veriliyor." dedi. 

Erdoğan, Hatay'daki İtfaiye Meydanı'nda düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, anayasa değişikliği ile getirilen yeni sistemi meydanlarda, televizyonlarda, toplantılarda konuştuklarını ve anlatmaya devam edeceklerini belirterek, "Bize düşen görev esbaba tevessüldür. Netice Allah'tan." ifadelerini kullandı.

Ana muhalefet partisinin "yalan rüzgarının" ilk zamanlar belki milletin kafasını biraz bulandırdığını, gerçekler ortaya çıktıkça sisin dağıldığını, yeni yönetim sisteminin ne olup olmadığının her geçen gün daha iyi anlaşıldığına dikkati çeken Erdoğan, yeni sistemde cumhurbaşkanının yetkileri, Meclis'in ne olacağı, yargının nasıl şekilleneceği, 18 yaşın ne olduğu ve seçimlerin nasıl yapılacağıyla ilgili milletin bilgi sahibi olduğunu söyledi.

Seçilme yaşının 18'e düşürülmesine ilişkin düzenlemeyi anlatan Erdoğan, "Şimdi, 'Ne işi var bunların Meclis'te?' diyor. Son zamanda ne diyor? 'Ben ona karşı değilim.' diyor. Neye karşısın? 'Askerlik yapmayacaklar, ona karşıyım.' diyor. Parlamento, o kadar başı boş bir yer mi? Şimdi burada aynı anda 600 kişi olacak, bu 600 kişinin içinde, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25 kaç kişi olur? Diyelim ki 10, 15, 20 olur.  Bunlar askerliği yapmayabilir. Bunlar icabında bedelli askerlikte olduğu gibi bedelli askerliğe de tabii tutulabilir. Bunlar problem değil ama bunun derdi başka. 600'ün 600'ü de böyle olacak değil." diye konuştu.

Gençlerle iftihar ettiğini vurgulayan Erdoğan, sadece erkek gençlerin değil, kızların da bu haktan istifade edeceklerini, onun için gençlerin daha çok çalışacağını anlattı. Erdoğan, "Çünkü biz 21 yaşında bir çağı kapatıp, bir çağı açan Fatih Sultan'ın torunları değil miyiz? O, karadan gemileri yürütmedi mi? 21 yaşındaydı. Kılıçdaroğlu, anlamazsın sen bu işlerden. Bak, sana SSK'nın genel müdürlüğünü verdiler, batırdın, rezil ettin." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürü olduğu dönemde hastanelerin durumunu anlatan ve merhum gazeteci Savaş Ay'ın programından hazırlanan videonun vatandaşlara izlettirilmesini istedi.

- "Hastanelerdeki en önemli reformu yaptık"

"Kılıçdaroğlu'nun genel müdürü olduğu SSK'nın hali bu." diyen Erdoğan, daha sonra da şehir hastanesinin görüntüsünün gösterilmesini istedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hatay Devlet Hastanesinin halini görüyorsunuz değil mi? Hijyen, her şey pırıl pırıl. Aramızdaki fark budur. '10 sene önce daha iyiydi, şimdi daha kötü.' diyor. Seni oraya niye koydular? Sen ne işe yararsın? Sen bunu düzeltmek için oradasın. Biz Türkiye'yi 14 yıl önce devraldığımızda, '10 yıl önce daha iyiydi, şimdi daha kötü.' demedik ki. Tam aksine, 'Biz şu anda muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız.' dedik. Bu hastanelerdeki en önemli reformu yaptık. Şu güzelliğe bak, 5 yıldızlı otel. Niye? Benim Hataylı kardeşime bu yakışır da onun için ama onlar benim vatandaşıma insan muamelesi yapmadılar. İlacımızı alamadık, kuyruklarda ömür tükettik. Ah o günleri yaşadık biz. Biz onun dertlisiyiz. Dertlisi olduğumuz için işte bu adımları atıyoruz."

İstenilen eczaneden ilaç alındığını, istenilen hastaneye gidip tedavi olunabildiğini ve buralara durup dururken gelinmediğini dile getiren Erdoğan, 16 Nisan'ın aynı zamanda bunun tescili olacağını kaydetti.

"Bunlar, İstanbul'da birinci köprüye 'Hayır' dediler." ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne 'Hayır' dediler. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü biz yaptık. Başladığımızda 'Hayır' dediler. İstanbul ve İzmir arası körfezde Osmangazi Köprüsü'nü yaptık, buna da 'Hayır' dediler. Marmaray'a 'Hayır' dediler. Avrasya Tüneli'ne başladık, 'Hayır' dediler ama biz bunlara rağmen Yavuz Sultan Selim, Osmangazi Köprüsü'nü, Marmaray'ı, Avrasya Tüneli'ni bitirdik. Biz bu köprülerden Sünni mi, Alevi mi geçiyor, Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı mı geçiyor? Böyle bir şeye bakmadık. Kim geçerse geçsin. Bu ülkenin her ferdine, tüm insanlığa buraları açık. Biz bu hizmeti böyle yapıyoruz." 

Erdoğan, 81 ilin tamamında üniversite olduğunu, iş başına geldiklerinde ise 75 üniversite bulunduğunu anımsatarak, bu sayının 181'e çıktığını, bütün okullarda kitapların ücretsiz dağıtıldığını, doktora öğrencilerine burs ve kredi verdiklerini ve bu şekilde yola devam ettiklerini söyledi.

- "Bu sistemin lehte olduğu bilindiği için karşı çıkıyorlar"

Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Kardeşlerim, eğer bu sistem ülkemizin aleyhine olsaydı emin olun, şu anda karşı çıkan herkes destekliyor olurdu ama bu sistemin lehte olduğu bilindiği için karşı çıkıyorlar. 'Meclis'i feshedecekler.' diyor. Şimdi son zamanlarda diyemiyor. Bir defa cumhurbaşkanının, Meclis'i fesih yetkisi yok. Meclis, sandıkla geliyor ve cumhurbaşkanı ile beraber iki sandık. Cumhurbaşkanı bir sandıktan, Meclis diğer sandıktan geliyor. Dolayısıyla böyle bir şey asla söz konusu olmadığı gibi Meclis'in şu anda çok daha ciddi bir denetim yetkisi var, olmayan yetkiler veriliyor.

Mesela, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu eski adıyla, şimdi Hakimler Savcılar Kurulu. Eskiden oraya üye atayamazdı ama şimdi 7 üyeyi parlamento atıyor. Cumhurbaşkanının, 4 üye atama yetkisi vardı, gene 4 üyedir. Dürüst ol, niye yalan söylüyorsun? Dersini çalış dersini ama çalışmamış. Bakınız, diyelim ki erken seçim kararı veya seçimlerin yenilenmesi gibi bir adım mı atacak cumhurbaşkanı ki bunu atması zaten adeta mümkün değil, fevkalade olaylar dışında. Bu, Meclis'le beraber aynı anda yapılır. Bunun adı da fesih değildir. Seçimlerin yenilenmesidir. Yine iki sandık kurulur. Aynı günde millet sandığa gider."

"Parlamentonun soru önergesi verme yetkisi yok." denildiğini anımsatan Erdoğan, "Şimdi biz ne getiriyoruz? Yazılı önerge vermeyi getiriyoruz. Yazılı önergeyi verir, bu yazılı önergeye de ilgili bakan veya bakanlık yazılı cevabını verir. Vermez diye bir şey yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhurbaşkanının şu anda ancak "ihaneti vataniye"den Yüce Divan'a gidebileceğini, bundan sonra kişisel suçlar sebebiyle de cumhurbaşkanının Meclis tarafından Yüce Divan'a gönderilebileceğini ve parlamentonun şu anda çok daha güçlü bir denetim imkanına sahip olacağını, bunların maalesef yalanlarla ortadan kaldırıldığını söyledi.

- "16 Nisan bir milat, başlangıç olsun"

Erdoğan, "Benim milletim tabii bunları yutmayacak ve bağımsızlığını çok iyi kavramış olan milletim, 16 Nisan'da bunu daha da güçlendirecek. Buna sahip çıkacak. Ben buna inanıyorum. Şimdi kendimiz ve umudunu bize bağlamış tüm kardeşlerimiz için bu reformu şöyle tarihi bir oranla hayata geçirmeye hazır mıyız? 16 Nisan'da benim gözüm burada olacak. Takip edeceğim. 16 Nisan ülkemiz, milletimiz için inşallah bir milat, başlangıç olsun." şeklinde konuştu.

- Notlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtfaiye Meydanı'ndaki toplu açılış törenine Cumhurbaşkanlığına ait otobüsle geldi.

Erdoğan’a törende Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Şahin ile bölge milletvekilleri de eşlik etti.

Öte yandan, Erdoğan, "Evet, bir sana doyamadık reis, bir de künefeye." yazılı afişe işaret ederek, kendisinin de Hataylıları çok sevdiğini söyledi.

Konuşmalar sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, yapımı tamamlanan eserlerin açılış kurdelasını kesti.

AA

Güncelleme Tarihi: 07 Nisan 2017, 18:39

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER