Erdoğan: Edep, erkan bilmeyenler meseleyi peygambere kadar götürdü

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, "Hıyanet nedir, edep nedir, erkan nedir bilmeyenler bu meseleyi peygamberlere kadar götürdüler. İşte muhalefet partisinin bir mensubu, eskiden oranın başındaydı. Alın bunların birini vurun öbürüne. Ve kalktı peygamberimize laf uzattı. Ertesi gün evirdi, çevirdi yine bunu bir yere oturtamadı. Yazıklar olsun" dedi.

Erdoğan: Edep, erkan bilmeyenler meseleyi peygambere kadar götürdü

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ana muhalefetin başı, 'El alem uzaya çıkıyor bizimkiler ülkeyi tek adama bırakıyor' diyor. Yahu el alem uzaya çıkarken siz Türkiye'de darbe peşindeydiniz. Ülkenin sanayileşmesinin gelişmesinin büyümesinin önünü siz kapattınız. El alem demokrasisini ekonomisini büyütürken siz destekçisi olduğunuz muhtıralarınızla ve müsebbibi olduğunuz krizlerinizle ülkeye ve millete bedel ödettiniz bedel." dedi.

Erdoğan, Kuzeykent Miting Alanı'nda düzenlenen toplu açılış törenindeki konuşmasına, "Üç yıllık bir aranın ardından yeniden Kastamonu'da olmaktan, sizlerle bir araya gelmekten, hasret gidermekten büyük bir memnuniyet duyuyorum." diyerek başladı.

Kastamonu'nun herhangi bir şehir olmadığını, aynı zamanda kadim ve bir Osmanlı şehri olduğunu belirten Erdoğan, Türk milletinin başı ne zaman dara düşse yüreğiyle bileğiyle kanıyla mücadeleye koşan Anadolu'nun vefalı şehri olduğunu söyledi.

Erdoğan, Çanakkale'de Kastamonuluların en önde savaştıklarını, bu şehrin en çok şehit ve yaralı veren illerin başında geldiğini vurguladı.

Kurtuluş Savaşı'nda da aynı şekilde yine Kastamonu'nun ilk safta bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Düşman işgaline hiç uğramamış olan Kastamonu, istiklal ve istikbal mücadelelerimizde en büyük bedelleri ödemiş bir şehirdir. Mehmet Akif Ersoy, Nasrullah Camisi'nde kürsüye çıkıp 'Yeisi, meskeneti, ihtirası, tefrikayı büsbütün atalım, azme, mücadeleye, vahdete sarılalım.' dediğinde Kastamonu bu çağrıya koşa koşa icabet etmiştir." ifadesini kullandı.

- "16 Nisan, 15 Temmuz'daki direnişin neticeye ulaştırılmasının adıdır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un milletin topla tüfekle orduyla yıkılmayacağını söylediğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Tıpkı 15 Temmuz'da olduğu gibi. Ona göre asıl tehlike, milletin arasındaki rabıtanın çözülmesi, herkesin kendi derdine, kendi menfaatine düşmesiydi. Bunun için Mehmet Akif Kastamonu'da 'Müslüman yurdunu her yerde felaket vurdu. Bir bu toprak kalıyor, dinimizin son yurdu. O da çiğnendi mi, çiğnendi demektir. Hak-sar eyleme ya Rab, onu olsun.' şeklinde dua etmiştir.

Bugün, Müslümanların mukim olduğu her yerde felaketler yaşanırken, tüm gözler Türkiye'dedir. Umutlar, milletimize bağlanmıştır işte bunun için ülkemizi hedef alıyorlar, bunun için Türkiye'yi kıskanıyorlar. Dün, yenilmez sandıkları donanmalarıyla ordularıyla topraklarımızı işgale gelmişlerdi. Bugün de terör örgütleriyle işbirliği yaparak ekonomiyi, diplomasiyi silah gibi kullanarak aynı heveslerini ortaya döküyorlar. 'Mabetlerimize namahrem eli değmesin, topraklarımıza namahrem ayağı basmasın' diye canından vazgeçen Kastamonu, bugün de aynı tavrı ve aynı dirayeti ortaya koymaya hazır mı? İşte bunun için diyoruz ki '16 Nisan yeni bir çıkıştır, 16 Nisan yeni bir direniştir. Buna hazır mıyız? İşte bunun için 16 Nisan, 15 Temmuz'daki direnişin neticeye ulaştırılmasının adıdır, onun adeta intikamıdır. Buna hazır mıyız?"

Erdoğan, 16 Nisan'da ülkeyi yeni ve aydınlık bir geleceğe hep birlikte taşıyacaklarını belirtti.

Meydandakilere "16 Nisan'da ne için sandık başına gittiğimizi biliyorsunuz değil mi? 'Hayır' diyenler gibi körü körüne sandığa gitmiyoruz değil mi?" sorusunu yönelten Erdoğan, Türkiye için tarihi bir yol ayrımında olduklarını dile getirdi.

Kandil'deki terörist başlarının, PKK terör örgütünün, FETÖ'cülerin "hayır" dediğini vurgulayan Erdoğan, şu görüşlere yer verdi:

"Sevgili peygamberimiz, 'Kişi sevdikleri ile beraberdir' buyuruyor. Onlar PKK terör örgütünün dediklerini diyorlarsa onlarla beraberdirler, FETÖ'cülerle beraberdirler. Bunların 15 Temmuz'da ne yaptıkları ortada değil mi? Bunlar ülkemizi bölmeye çalışmadılar mı? İşte 16 Nisan bunun hesabını sorma günü. Onun için çok çalışacağız, gayret edeceğiz. 25 gün kaldı. Bu halk oylamasında Türkiye'nin yeni yönetim sistemiyle ilgili tercihini ortaya koyacağız. Ya mevcut sistemle devam edeceğiz ya da cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçeceğiz."

- "O günler işte bu sistemin ürünüydü"

Erdoğan, "mevcut sistem" deyince geriye doğru hafızaları bir yoklamak ve 1960'ı hatırlamak gerektiğini aktardı.

Darbe yapılarak, merhum Adnan Menderes ve iki bakan arkadaşının idam edildiğini hatırlatan Erdoğan, şunları ifade etti:

"İşte onların idamını alkışlayanlar bugün 'hayır' diyerek karşımızda duruyor. Farkın ne olduğunu anlayın. O günler işte bu sistemin ürünüydü. Ana muhalefetin başı, 'El alem uzaya çıkıyor bizimkiler ülkeyi tek adama bırakıyor' diyor. Yahu el alem uzaya çıkarken siz Türkiye'de darbe peşindeydiniz. Ülkenin sanayileşmesinin gelişmesinin büyümesinin önünü siz kapattınız. El alem demokrasisini ekonomisini büyütürken siz destekçisi olduğunuz muhtıralarınızla ve müsebbibi olduğunuz krizlerinizle ülkeye ve millete bedel ödettiniz bedel. El alem uzaya çıkarken sizler benim kızlarımın kılık kıyafeti ile uğraşıyordunuz. Bunların derdi bu değil miydi? El alem uzaya gidiyor onlar üniversitelerin kapısından kızlarımızı içeri sokmuyorlar, ikna odalarına sokuyorlardı. Benim kendi kızlarım da giremedi okula. Mecburen yurt dışına gönderdim. 'Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya.' Öyle diyorlardı."

- "Başı açık, başı örtülü kardeşlerim el ele"

Erdoğan, o dönemde kızların başörtüsü ile ABD, İngiltere ve Avusturya'da okuyabildiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Ne yazık ki kendi ülkemde okuyamadı. O ülkelerin liderleri şaşırıyordu. 'Ya siz Müslüman değil misiniz? Sizin ülkenizde nasıl böyle oluyor?' diyorlardır. İşte bizim ülkemizde birileri var da onlar bu işe hazmedemiyorlar. Şimdi ne oldu, devran değişti mi? Meydan burada. Başı açık, başı örtülü kardeşlerim el ele. Nereye yürüyorlar 'evet'e. El ele omuz omuza. AK Partiye gönül veren gençlerim, MHP'ye gönül veren gençlerim omuz omuza 'evet'e yürüyorlar. Mesele ne biliyor musunuz? Bunların gözleri kulakları kalpleri hakikate kapalıdır. Bunlar bir yalan makinesine binmişler gidiyorlar. Akşam yalan ile yatıyorlar, sabah yalan ile kalkıyorlar. Tabii deri kalın olunca yalanın büyüklüğü de sorun olmuyor."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Çıkmış birileri diyor ki 'Cumhurbaşkanı Meclisi feshedecek.' Cumhurbaşkanının böyle bir fesih yetkisi yok. Yalan söylemeyin, milleti aldatmaya kalkmayın. Siz benim milletimi ne zamandan beri bu şekilde, bu olaylara karşı avare gördünüz. Benim milletim kusura bakmayın uyanıktır. Cumhurbaşkanı'nın söylediğine bakar, yalancıların mumu da yatsıya kadar yanar." dedi.

Erdoğan, Kuzeykent Miting Alanı'nda düzenlenen toplu açılış törenindeki konuşmasında, tören alanındakilere CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun katıldığı bir radyo programındaki anayasa değişikliğine ilişkin ifadelerini dinleterek, "Doğrusu şaşırdım. Şimdi bu soruyu okula yeni başlamış torunuma dahi sorsanız vereceği cevap bellidir. 'Dede çift başlılık ortadan kalkar.', torunum bile bunu der. Aslında ana muhalefetin başındaki zat bir radyo programında, 'Cumhurbaşkanı ayrı partiden, başbakan ayrı partiden olsa kavga çıkar' derken bir şey düşünmüyor. İşte biz, bu kavga çıkmasın diye bunu birleştiriyoruz." diye konuştu.

Artık başbakan, cumhurbaşkanı diye bir şey olmayacağını, sadece cumhurbaşkanı olacağını belirten Erdoğan, çift başlılığın ortadan kalkacağını ifade etti.

- "Bu bedavacılığın devri kapanıyor"

"Peki bu anayasa değişikliğiyle ne yapılıyor?" diye soran Erdoğan, "Cumhurbaşkanlığı ile başbakanlık birleştiriliyor. Oldu mu? Meselenin özü, işte bu kadar basit ama yok bırakın bizim söylediklerimizi adam kendi söylediğini dahi dinlemiyor. Ya anlamıyor ya da anladığı halde taammüden yalan söylemeye devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, "Zihin fukara olunca, akıl ukala olurmuş" diye bir söz olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İnsan muvazeneyi kaybedince dilinin freni boşalırmış. Açıkçası CHP seçmeninin böyle bir eziyete maruz kalması beni çok üzüyor. Böyle bir partinin sırtı yerden kalkar mı? Adam 7 seçim kaybetmiş yerinden kımıldamıyor. Niye kımıldasın ki mevcut sistem değil 7, 17 seçim de kaybetse yerinde kalmasına imkan sağlıyor. 16 Nisan'dan sonra işte bu mümkün olmayacak çünkü 5 yılda bir yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini haydi bir defa kaybettin, en fazla ikinci defa şansın olur. Yine kaybedersen geçmiş olsun, kimseyi orada tutmazlar.

Sistem kendi liderlerini kendisi üretecek bir dinamizme sahip. Onun için bu kadar bağırıyor. Biliyor ki 17 Nisan'dan sonra bu zihniyetin, bu bedavacılığın devri kapanıyor. Ben şimdi buradan sesleniyorum, AK Parti'ye gönül veren kardeşlerim, Milliyetçi Hareket Partisine gönül veren kardeşlerim, Büyük Birlik Partisine gönül veren kardeşlerim, Saadet Partisine gönül veren kardeşlerim, HDP'ye gönül veren kardeşlerim. 'Gönül veren kardeşlerim' diyorum dikkat edin, gelin 16 Nisan'da el ele verin, bu tepedekilerin yanlışlarını bozun ve ülkemizi yeni bir aydınlık yarına hep beraber sevk edelim. İşte bu çukurcularla beraber mi yürüyeceğiz? Bu çukurcular benim Güneydoğu'daki kardeşlerime az mı eza cefa çektirdiler. Artık o devir kapandı. Tamam mı."

- "Bu utanç manzaraları bir daha yaşanmayacak"

Erdoğan, cumhurbaşkanlığı hükümeti sistemiyle birlikte koalisyonların ortadan kalkacak olmasının 16 Nisan'da oylanacak sistemle ilgili asıl gerçek olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Geçmişte hükümet kurmak için otellerde milletvekili pazarı kuran parti liderleri vardı. Hükümetleri yıkmak için vaatle, şantajla milletvekili istifa ettiren siyaset baronları vardı. Meclis'de 5. parti olduğu halde başbakanlık koltuğuna oturabilen genel başkanlar vardı. Yeni sistemle birlikte Türkiye artık bu rezillikleri geride bırakıyor çünkü hükümet, Mecliste değil, doğrudan sandıkta kurulacak. Otellerde değil, sandıkta. Milletin yarısından bir fazlasının oyuyla cumhurbaşkanı seçilen kişi, kendi kabinesini oluşturacağı için 1950'den bu yana 48 hükümetin kuruluşuna şahitlik eden Mecliste bu utanç manzaraları bir daha yaşanmayacak."

Meclisin devre dışı kalmak bir yana yasama ve denetim görevlerini daha etkin yapacağını vurgulayan Erdoğan, "Çıkmış birileri diyor ki cumhurbaşkanı Meclisi feshedecek. Cumhurbaşkanının böyle bir fesih yetkisi yok. Yalan söylemeyin, milleti aldatmaya kalkmayın. Siz benim milletimi ne zamandan beri bu şekilde, bu olaylara karşı avare gördünüz. Benim milletim kusura bakmayın uyanıktır. Cumhurbaşkanı'nın söylediğine bakar, yalancıların mumu da yatsıya kadar yanar. Cumhurbaşkanının fesih yetkisi yok. Cumhurbaşkanının kanun yapma teklifi de yok. Sadece bütçe. Bütçenin dışında kanun teklifi dahi veremez. Bunlar 18 maddeyi okumadan milletin huzuruna geldiler." diye konuştu.

- "Bana sorarsanız yoktu"

Türkiye'de 2001'de yaşanan krize de değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ne olmuştu? Dönemin Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında bir anayasa kitapçığı fırlatma hadisesi yaşanmıştı. Bunlar aynı zihniyetten. Aynı zihniyetten oldukları halde bunun sonucunda ülkemiz, tarihimizin en büyük ekonomik ve siyasi krizlerinden biriyle karşı karşıya kalmıştı. Sonuçta ne oldu? Devrin Başbakanı bu krizin bedelini siyaseten silinerek, yok olarak ödedi. Peki Cumhurbaşkanına ne oldu? Hiçbir şey olmadı, o yola devam etti. Şimdi şu andaki ana muhalefetin başı, işte o yok olanın devamıdır çünkü mevcut sisteme göre cumhurbaşkanı sorumsuzdur. Süresi dolmadan yerinden kıpırdatmanız mümkün değildir. Eğer 2001 krizinin ardından cumhurbaşkanlığı seçimi de yenilenmiş olsaydı aynı kişinin yeniden seçilme imkanı var mıydı? Bana sorarsanız yoktu."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bir ülkede anayasa varsa orada 'tek adam' olmaz. Bir ülkede demokrasi, hukuk varsa orada 'tek adam' olmaz. Bir ülkede meclis varsa, orada 'tek adam' olmaz. En önemlisi bir ülkede milli iradeye saygı, milletin kararlarının üstünlüğü varsa yani sandık varsa orada 'tek adam' olmaz. Türkiye'de hamdolsun bunların hepsi var mı? Yeni sistemle bunları daha da güçlendiriyoruz." dedi.

Erdoğan, Kuzeykent Miting Alanı'nda düzenlenen toplu açılış törenindeki konuşmasında, yeni sistemde Meclisin cumhurbaşkanının görevini sonlandırıp kendisinin devam edemeyeceğini, cumhurbaşkanının da Meclisi feshedip seçime gitme hakkına sahip olmadığını, ikisinin beraber millete gideceğini söyledi.

Düğümü çözmek, kilidi açmak için milletin önüne gidileceğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kararı millet verecek. Üstelik artık cumhurbaşkanı eskisi gibi de sorumsuz değil. Şu anda sorumsuzum ben ama yeni anayasayla birlikte her yaptığımdan sorumlu olacağım. 2019 Cumhurbaşkanlığı seçimine milletim veya milletvekilleri aday gösterirse, Meclise hem soru önergelerinden, araştırma ve soruşturma komisyonlarına kadar pek çok denetim imkanı verildi. Hem de Mecliste yeterli çoğunluğun sağlanması halinde Yüce Divan yolu açıldı. Anayasaya ve kanunlara aykırı olması zaten mümkün olmayan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri için de Anayasa Mahkemesine başvurulabiliyor. Burada cumhurbaşkanlığının tek adamlığı nerede? Sorumsuzluğu nerede? İstediği gibi hareket edebileceği nerede? Ayıptır."

Anayasa değişikliği halk oylamasına 25 gün kaldığını anımsatan Erdoğan, kadınlardan evlerde sohbetler yapmalarını istedi.

"Cumhurbaşkanı Meclisi feshedecek, muhtarlıkları, belediyeleri kaldıracak." şeklindeki eleştirilere de yanıt veren Erdoğan, "Bunlara bunu anlatsak da anlamazlar. Dedim ya, gözleri, kulakları ve gönülleri bunların mühürlü. 'Cumhurbaşkanı isterse bir gecede lokantaları kapatacak.' diyecek kadar kendini gülünç duruma düşürmekten çekinmeyen bu zata ne desek boş. Zaten bu sözler ona değil milletimedir. Ola ki bu zatın yalanlarıyla kafası, gönlü bulanan vatandaşlarımız varsa bunları onlar için anlatıyorum." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "tek adam" sözlerine de değinerek, "Bir ülkede anayasa varsa orada 'tek adam' olmaz. Bir ülkede demokrasi, hukuk varsa orada 'tek adam' olmaz. Bir ülkede meclis varsa orada 'tek adam' olmaz. En önemlisi bir ülkede milli iradeye saygı, milletin kararlarının üstünlüğü varsa yani sandık varsa orada 'tek adam' olmaz. Türkiye'de hamdolsun bunların hepsi var mı? Yeni sistemle bunları daha da güçlendiriyoruz." şeklinde konuştu.

- "Onların seviyesine inmeyeceğiz. Muhatabımız milletimiz"

 "Türkiye'de tek olan şeyler yok mu?" diye soran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Elbette var. Tek millet var. Tek bayrak var. Tek vatan var, tek devlet var. Bunların tekliği konusunda en küçük bir tavizimiz en küçük bir müsamahamız yok. Onun dışında bu ülkede kimsenin teklik iddiası olamaz. Bizim inancımızda teklik Allah'a aittir. Bunun dışındaki şirktir. Din, diyanet nedir? Edep nedir? Erkan nedir? Bilmeyenler bu meseleyi Peygamberlere kadar götürdüler. Yine bu muhalefet partisinin bir mensubu, eskiden oranın başındaydı. Alın bunların birini, vurun öbürüne. Kalktı Peygamberimize laf uzattı. Ertesi gün, evirdi çevirdi yine bir yere onu oturtmadı. Yazıklar olsun. Fakat biz onların seviyesine inmeyeceğiz. Bizim muhatabımız milletimizdir. Biz milletimize güveniyoruz çünkü biz milletimizle varız. Biz milletimize hizmet için varız. 15 yıldır meydanlarda, biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik. Yine aynı şekilde hizmet etmeye devam edeceğiz. Rabbim ömür verdiği müddetçe, bu milletin hizmetkarı olmaya talibiz. Millete tahammülü olmayanlar, gençlere tahammülü olmayanlar hatta Meclise tahammülü olmayanlar bunları anlayamazlar."

Milletvekili seçilme yaşının 18'e düşürülmesinin uygunsuz bulunması konusunda ise Erdoğan, "Bu ne terbiyesizliktir, bu ne utanmazlıktır." değerlendirmesinde bulundu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 yaşa evlenme, yasal sorumluluk ve seçme imkanlarının verildiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Peki seçilmeye gelince niye vermiyorsun? Kaldı ki sadece 18 mi? Değil. 19, 20, 21, 22, 23, 24 bütün bu yaşlar bu haktan istifade edecek. Öyle anlatıyorlar ki parlamento 18 yaşındaki gençlerle dolacak. Elinize, dilinize dursun. Son yapılan seçimde 25-30 yaş arası parlamentoya 5 kişi girdi. Şimdi de 18 ile 25 arası bakalım kaç kişi girecek? Kendine güveniyorsan ey CHP Parlamentoya sok bu gençleri, girsinler. Biz öyle bir ecdadın torunuyuz ki Sultan Fatih 21 yaşında bir çağı kapatıp, bir çağı açtı mı? Şimdi biz ecdadımıza layık olmanın gayreti içinde olacağız. Eğer sen 18 yaşındaki gence bu kapıları açmazsan bu evladına güvenmemenin adımıdır. Ben gencime güveniyorum, inanıyorum. Bizim bu gençlerimiz Çanakkale'de o haçlı ittifakının karşısına dikilmiş gençlerdir. Biz bu gençlere güveniyoruz."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "CHP'de demokratlık falan arama, bunlar devletin milletin değil, kendilerinin emrinde olduğu dönemler var ya, işte o dönemin hayaliyle yanıp tutuşuyorlar. Uyanın beyler, uyanın. Sizin için tatlı bir rüya olan o günler, milletin kabusuydu, hepsi de geride kaldı. Artık söz de karar da milletindir, yetki de millete aittir. 16 Nisan, işte bu karanlık dönemin son kırıntılarının ortadan kalkacağı gündür." dedi.

Erdoğan, Kuzeykent Miting Alanı'nda düzenlenen toplu açılış törenindeki konuşmasında, gençlerden sadece erkeklerin değil, kızların da parlamentoya girmelerinin önünü açtıklarını söyledi.

Gençlerin bunu üniversitedeki arkadaşlarına anlatmasını isteyen Erdoğan, "Kimseyi kandırmasınlar, aldatmasınlar. Biz, kız-erkek gençlerimizin parlamentoya girmesinin önünü açtık. Bunu biz yaptık. CHP ön tıkadı. Şimdi bu oyunu 16 Nisan'da bozmaya var mıyız? Bütün gençlik burada bir olacak. Bir olacağız, iri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız ve inşallah 16 Nisan'da da sandıkları patlatacağız." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadın haklarının en büyük savunucuları olduğunu söyleyenlerin, gençlerin yarısının kadın olduğuna bakmadan meseleyi askerliğe bağladığını dile getirerek, "Sorsanız Meclis'i savunuyorlar ama milletvekili sayısının 600'e çıkarak parlamentonun temsil tabanının genişlemesine tahammül edemezler. Niye edemiyorsunuz? Geçmişte senato ve millet meclisi varken sayı kaçtı? Kontenjan senatörleriyle beraber sayı 619'du. Niye bunları konuşmuyorsun? Gel bunları konuş. Konuşamaz, bir taraftan İnönü'yü savunur, halbuki İnönü kontenjandan geldi, orada senatör oldu. Bunları konuşsana. Kendi geçmişinin ne olduğunu bilmeyenlerin gelecek hakkında konuşmaya cüreti olmaz, hakkı olmaz." şeklinde konuştu.

"Onu istemem, bunu istemem." diyenlerin, 1940'lı yıllardaki tek parti CHP'sinin Türkiyesini istediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hani seçimlerin CHP'nin gösterdiği tek bir listeyi oylamak için açık oy, gizli tasnifle laf olsun diye yapıldığı günler var ya, işte onu istiyorlar. Hani milletin kılığından kıyafetinden dolayı Ankara caddelerine sokulmadığını bilir misiniz? Aşık Veysel bile kendine özgü kıyafetiyle Ankara'ya sokulmamıştır. Nerelerden nerelere geldik. Tek tipçi, dayatmacı o günler var ya, işte o günlere geri gitmek istiyorlar. Hani CHP il başkanları hem il başkanı hem de vali koltuğunda oturuyor... Böyle koltuğu kimse bırakır mı? CHP bu ya. CHP'de demokratlık falan arama, bunlar devletin milletin değil, kendilerinin emrinde olduğu dönemler var ya, işte o dönemin hayaliyle yanıp tutuşuyorlar. Uyanın beyler, uyanın. Sizin için tatlı bir rüya olan o günler, milletin kabusuydu, hepsi de geride kaldı. Artık söz de karar da milletindir, yetki de millete aittir. 16 Nisan, işte bu karanlık dönemin son kırıntılarının ortadan kalkacağı gündür."

"Yalanlar hakikatleri örtemez"

Ana muhalefetin, yalanların dozunu her gün artırdığının farkında olduklarını aktaran Erdoğan, güneşin balçıkla sıvanamayacağını, komik yalanların ortadaki hakikatleri örtemeyeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, meydandaki vatandaşlardan 16 Nisan'a kadar durmadan, kapı kapı dolaşıp gerçekleri millete anlatmalarını istedi.

Kendilerinin de şehir ziyaretlerinde, katıldıkları programlarda bu hakikatleri anlatmayı sürdüreceklerini bildiren Erdoğan, "16 Nisan'da tarihi bir oyla ülkemizi yeni yönetim sistemine kavuşturacağız. Yenilikten korkanlara diyoruz ki eğer bu korkuya teslim olsaydık, Türkiye'de geçtiğimiz 14 yılda kazandıklarımızın hiçbirini başaramazdık. Daha delinecek çok dağlarımız var. Ilgaz'ı deldik mi? Biz Ferhatız, Şirin burada. Ferhat dağları deler, biz de dağları deldik." diye konuştu.

Yapılan tüneller ve köprülere muhalefetin hep "hayır" dediğini anımsatan Erdoğan, kendilerinin "evet" diyerek, hepsini yaptıklarını belirtti.

Recep Tayyip Erdoğan, Çanakkale köprüsünün temelini attıklarını hatırlatarak, 2023'te de bitireceklerini yineledi.

Erdoğan, Devrekani ve Taşköprü'nün doğalgaz konusunu çözeceklerinin müjdesini vererek, "Daha kepengi açılacak çok dükkanlarımız var. Daha başı okşanacak çok yetimimiz var. Daha dökülecek çok terimiz var. Gerekirse vatan için, istiklal için, istikbal için dökülecek çok kanımız var. Velhasıl daha yapacak çok işimiz var. Milletimize edecek çok hizmetimiz var. Onun için 16 Nisan'ın yeni bir başlangıcın, yeni bir dirilişin adı olduğunu söylüyoruz." ifadelerini kullandı.

Kastamonu Türküsü'nün "Şu dağlar olmasaydı/ Yaprağı solmasaydı/ Ölüm Allah'ın emri/ Ayrılık olmasaydı" dizelerini hatırlatan Erdoğan, "Ölüm Allah'ın emri, Rabbim yeter ki o güne kadar bizi milletimizden ayrı koymasın." dedi.

Erdoğan, anayasa değişikliğiyle milleti layık olduğu geleceği için lazım olan yönetim sistemine kavuşturmak istediklerine işaret ederek, "16 Nisan'da sandıkta vurulacak her 'evet' mührü, 2023 Türkiyesine giden yola döşenmiş bir taş olacaktır. 16 Nisan'da sandıkta vurulacak her 'evet' mührü, 2053 ve 2071 vizyonlarının şekillenmesi için atılmış birer çizgi olacaktır." şeklinde konuştu.

"Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olan Türkiye için 'evet' mi?" diye soran Erdoğan, kişi başına milli geliri üç kat artırdıklarını, IMF'ye olan borcun sıfırlandığını, Merkez Bankasının döviz rezervinin yükseldiğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kastamonu'da bugün toplam yatırım bedeli 672 milyon lira olan eser ve hizmetlerin açılışını yaptıklarını anlattı.

Geçen 14 yılda ise Kastamonu'nun 9,5 milyar liralık kamu yatırımıyla buluşturulduğunu anımsatan Erdoğan, yapılan yeni eserlerle bunu 10 milyar liranın üzerine çıkardıklarını söyledi.

Açılışı yapılan eserler arasında 400 yataklı Kastamonu Devlet Hastanesi ve 100 yataklı Devrekhane Devlet Hastanesi'nin bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "138 milyon liraya mal olan Kastamonu Doğu Çevre Yolu, 82 milyon lira harcanan İnebolu Kastamonu yolu, 32 milyon liraya mal olan İnebolu- Kastamonu Yolu, Sunta köprülü kavşağı önemli eserler arasında yerini alıyor." dedi.

Toplu açılışı yapılan diğer eserlere ilişkin de bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını alandakilerle "Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda" şarkısının sözlerini söyleyerek tamamladı.

Mitingden notlar

Erdoğan, toplu açılış töreninin yapıldığı alana Cumhurbaşkanlığına ait otobüsle vatandaşları selamlayarak geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerçekleştirdiği toplu açılış törenine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan'ın yanı sıra bölge milletvekilleri de katıldı.

Öte yandan, Erdoğan, tören alanına geldiği sırada kendisini bekleyen vatandaşlara, ambalajında Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine dair ifadelerin yer aldığı fındık paketleri dağıttı.

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER