Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sanal mahkemeler benim ülkemi mahkum edemez

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan: "Biz Kars'ı 300 binin altına düşen nüfusuyla değil, yılda en az 3 milyon turisti ağırlayan yüzüyle görmek istiyoruz. Kars'ın sorunları çözülmeden doğunun sorunları çözülmez, doğunun sorunları çözülmeden de Türkiye'nin sorunları çözülmez"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sanal mahkemeler benim ülkemi mahkum edemez

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Öyle sanal oluşturulan mahkemelerle o Feto denilen alçağın uydurma temsilcileriyle kurulan mahkemeler asla benim ülkemi mahkum edemez." dedi.

Erdoğan, İsmail Aytemiz Spor ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen AK Parti Kars 6. Olağan İl Kongresi'nde partililere hitap etti.

Konuşmasına, yaklaşık iki buçuk yıllık bir aranın ardından Kars'a geldiği için memnuniyet duyduğunu belirterek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin birliği, bayrağın dalgalanması, ezanların susmaması, vatanın selameti ve devletin bekası için bin yıldır bu toprakları kanıyla yoğuran tüm şehitleri rahmetle andı.

Erdoğan, "Benim dedem de burada Sarıkamış'ta şehadet şerbetini içmişti. Bu vesileyle ben de Kemal Dedem'e Allah'tan rahmet diliyorum. İşte onlar çağrı yapıldığı zaman Rize'den yola çıkmışlar, Rize'den yola çıkarak, onlar da Sarıkamış'a gelmişler, bu Sarıkamış'ta şehadet şerbetini içmişlerdi." ifadesini kullandı.

Salonda kendisini dinleyenlere "Şehadet, yüce bir makam. İnananı, işte bizim dinimizde çağrıldığı zaman yaz demez, kış demez yola koyulur ve o makama ulaşırdı. Ben, sizleri bu makama aday insanlar olarak görüyorum. Siz 15 Temmuz'da bunu ortaya koydunuz." diye seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kars'ın 15 Temmuz gecesi sokaklara çıkan, tankların önüne gövdesini siper ederek, kısa sürede hepsinin de kışlalarına geri dönmesini sağladığını anlattı.

Erdoğan, bu kahramanlıkları ve dirayetleri için her bir Karslıya ayrı ayrı şükranlarını sundu.

Kars'ın, dün olduğu gibi bugün de ülkesine saldırmak isteyenlere asla geçit vermeyeceğini bir kez daha gösterdiğini yineleyen Erdoğan, "Sizler bir kez daha Malazgirt'ten çok önce buraları hem manevi olarak hem de kılıcıyla fetheden Hasan Harakani Hazretleri'nin evlatları olduğunuzu gösterdiniz." dedi.

Erdoğan, Kars'a bir teşekkürü de 16 Nisan halk oylaması sonuçları için borçlu olduğunu vurgulayarak, Kars'ın yüzde 51 oy oranıyla "evet" diyerek, tercihini büyük ve güçlü Türkiye'den yana kullandığını gösterdiğini aktardı. İlçeler arasında da yüzde 66,7'lik "evet" oranıyla ilk sırada yer alan Sarıkamış'ı özellikle tebrik eden Erdoğan, Kars'ın gönüllerinde hep ayrı bir yeri bulunduğunu kaydetti.

- "Eğilirseniz hakkımız size helal olmasın, eğilmeyeceksiniz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada kökenine, mezhebine, meşrebine, görüşüne bakmaksızın asırlardır bir arada, kardeşçe, huzur içinde yaşayan Karslıları, tüm Türkiye'ye ve bölgeye örnek gösterdiklerini aktardı.

Erdoğan, Türk'üyle Kürt'üyle Terekeme'siyle Azeri'siyle ayrılığın değil, birliğin olduğunu vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü sevdik. Biz ayırabilir miyiz insanoğlunu birbirinden? Rabbim bizleri farklı kabileler, kavimler halinde yarattı ama ayrılık için değil. Birbirimizi iyi tanıyacağız, iyi anlaşacağız. Üstünlük neyle? Kavimle mi, kabileyle mi? Değil. Ya? İttika, takva. Üstünlük onunla. Ben, sizi bu yarışın içinde işte bu şekilde görüyorum ve sizleri Allah için seviyorum. Makamınız, mevkiniz, paranız, pulunuz değil, sadece ittika."

Erdoğan, salondakilerin "Dik dur eğilme" sloganları üzerine "Biz ne zaman eğildik ki? Beşer planında kimsenin karşısında bugüne kadar eğilmedik, biz sadece ve sadece Rabbimizin huzurunda rükuda ve secdede eğildik, başkası asla. Gençler, ben inanıyorum ki hiçbir zaman ne makamların, ne paranın, ne pulun, ne beşeri bir gücün karşısında eğilmeyeceksiniz, eğilirseniz hakkımız size helal olmasın, eğilmeyeceksiniz. Eğer böyle olursak işte 15 Temmuz'da bize saldıranlar geldikleri gibi giderler." karşılığını verdi.

- Sanal oluşturulan mahkemeler

15 Temmuz gecesi 250 şehidin ve 2 bin 193 gazinin olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşlerini paylaştı:

"Ama birileri Amerika'ya gider, birileri Batı'nın değişik ülkelerine gider ama bu ülkenin asıl sahipleri yine burada kalır. Bak biz buradayız, onlar nerede? Kimisi Hans'ın kulu kölesi oluyor, kimisi Corc'un kulu kölesi oluyor, kimisi kurulan sahte mahkemelerde yargılanmak suretiyle güya benim ülkemi yargılamaya kalkıyor. Boşuna uğraşmayın. Bizim abdestimizden şüphemiz yok ki namazımızdan şüphemiz olsun. Onun için öyle sanal oluşturulan mahkemelerle o 'Feto' denilen alçağın uydurma temsilcileriyle kurulan mahkemeler, asla benim ülkemi mahkum edemez."

Bu sözler üzerine salondaki partililer, "Vur vur inlesin, Amerika dinlesin" sloganları attı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz Kars'ı 300 binin altına düşen nüfusuyla değil, yılda en az 3 milyon turisti ağırlayan yüzüyle görmek istiyoruz. Kars'ın sorunları çözülmeden doğunun sorunları çözülmez, doğunun sorunları çözülmeden de Türkiye'nin sorunları çözülmez." dedi.

Erdoğan, İsmail Aytemiz Spor ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen AK Parti Kars 6. Olağan İl Kongresi'nde partililere hitap etti.

"Kars Kalesi'nden bakınca bu şehre hayran olmamak, maziden atiye bir köprü olan bu şehri sevmemek mümkün mü? Sarıkamış'ın eteklerinde bu konuşmayı yapmamak mümkün mü?" diyen Erdoğan, Bingöl dağlarında doğup Kars sınırlarından geçerek Hazar Denizi'ne dökülen Aras Nehri'nin adeta Kars'ın vizyonunu da çizdiğini aktardı.

Geçen günlerde Azerbaycan'da açılışı yapılan Kars-Tiflis-Bakü demiryolu hattının Londra'dan Pekin'e kesintisiz raylı taşımacılığa imkan sağlayan devrim niteliğinde bir proje olduğuna vurgu yapan Erdoğan, "Verdiğimiz sözü er veya geç tuttuk mu? Elhamdülillah." diye konuştu.

Kars'ın dünyanın iki ucu arasındaki ulaşımın en önemli duraklarından birisi haline geldiğini dile getiren Erdoğan, "Sözümüzü verdik, biraz gecikmeli olsa da yerine getirdik, hamdolsun. Türkiye'de AK Parti işte budur. Biz hizmet ederiz, biz yaparız ama birileri de malum zat gibi ancak iftira eder." ifadelerine yer verdi.

Bölgenin en modern, en büyük havalimanının da yine Kars'ta kurulduğunu anlatan Erdoğan, Kars Valisi Rahmi Doğan'ın kendisine, "Uçak bileti fiyatları biraz pahalı ve uçak sayısı da az. Artık buraya gelişi gidişler baya çoğaldı. Hele hafta sonları Sarıkamış ihtiyaca cevap vermiyor. Günübirlik geliş gidişler ciddi manada arttı. Bin 400 yatak var ihtiyaca cevap vermiyor" şeklinde bilgi verdiğini belirtti.

-"Uçak bileti fiyatları indirilecek"

Erdoğan, bunun üzerine turizm sektörüne, Kars'a yatırım yapılması çağrısında bulundu.

"Biz gerekli teşvikleri zaten bu bölgeye verdik. Dolayısıyla biz bununla birlikte istiyoruz ki istihdamı da sağlayalım." diyen Erdoğan, THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı'nın da yönetimle Kars'a uçuşlar konusunu konuşacaklarını, uçak bileti fiyatlarının indirileceğini açıkladı.

Bu konunun da takipçisi olacağını ifade eden Erdoğan, "İnşallah uçak bileti fiyatlarının düştüğünü, hafta sonundaki uçak seferlerinin de arttığını duyacaksınız." dedi.

Karslılara, yazı kentlerinde, kışı Ege, Marmara, Akdeniz'deki şehirlerde geçirmelerinin yakışmadığını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bundan sonra yaz kış Kars'ta yaşayıp daha çok üretmenin daha çok ticaretin, daha çok ihracatın peşinde koşmamız gerekiyor. Koskoca Kars'ın bu yıl ki dış ticareti ne biliyor musunuz? 4 milyon 200 bin lira civarında. Ne demek bu? Yaklaşık 1 milyon dolar. Bu, Kars'a yakışmaz, burası serhat şehri. Bunun da tamamına yakını ithalattan oluşuyor. Bu rakamlar asla Kars'a yakışmıyor. Havalimanı olan, üç ülkenin sınırına iki adım mesafede bulunan, çok kadim bir tarihe sahip, Ani Harabelerinin olduğu Kars'a bu yakışır mı? Biz Ani Harabeleri'nin o duble yollarını boşuna mı yaptık? Turizmin burada hareketlenmesi lazım. Turizm sektörüne sesleniyorum, Ani Harabeleri artık zannettiğiniz gibi yollar değil, duble yollar, açılışını yapmıştım. O günden bu güne bir sıkıntı var mı Ahmet bey, ulaşım sende ona göre."

Erdoğan, Kars'ta yaşadığı bir anıyı da şu ifadelerle anlattı:

"Başbakan iken Ani Harabelerine geldim. Daha sonra arkadaşlarımla dönerken, 'Şurada bir çat kapı yapalım bir eve girelim' dedim. Arkadaşlar da tabii biraz şaşırdılar. Hemen çat kapı yaptık, bir eve girdik. Bizi kapıda görünce şaşırdılar. 'Beyefendi nerede?' diye sordum. O da çobanmış. 'Müsaade var mı gelelim mi içeri?' dedim, 'Ne demek Sayın Başbakanım' dedi. Gelin de içerideymiş. Girdik içeri. Ben burada Kars'taki anaları, bacıları, kardeşlerimi gördüm. Hemen baktım, peynirler, bal geldi, çay ısıtıldı, gözleme falan hazır onlar geldi. İkramlar yapıldı. Bir taraftan da gelin kayınbabasını arıyor, 'Baba bizde kim var biliyor musun? Başbakanımız var. Gelebilir misin?' diyor. Ben de 'Hayır gelmesin. Siz zaten ev sahipliğini yapıyorsunuz' dedim. Orada o ev sahipliğini gördüm. Benim Kars'taki kardeşim bu. O aşk, o ev sahipliği, o misafirperverlik. Bunlar batıda falan yok."

Erdoğan, buradaki ziyaretinin ardından dönüş yolunda da şehir merkezine yakın bir evi daha ziyaret ettiklerini anlattı. Bu evde de gençler ve evin hanımının bulunduğunu aktaran Erdoğan, kendisine ve beraberindekilere kahve ikram etmek isteyen evdeki kızın nasıl olduğunu bilmediği bir şekilde, kahveyi getirirken elini kestiğini, daha sonra Recep Akdağ'ın onu hastaneye götürdüğünü anlattı. Erdoğan, "O hale rağmen evin büyükleri hiç, 'Gelinimizin eli kesildi, şu oldu, bu oldu.' Yok. Hamdolsun gerekli tedaviler yapıldı. Orada da yine ben o misafirperverliği, o şefkati farklı bir şekilde gördüm. O aileye de lütfen benim selamımı iletin." diye konuştu.

Çok önemli işadamları, sanatçılar, siyasetçiler yetiştirmiş Kars'ı mahzun bırakamayacaklarını vurgulayan Erdoğan, onun için Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığını Kars'a verdiklerini ifade etti.

Erdoğan, "Alt yapıyı kurarak, teşvikleri vererek, sizlere her türlü desteği sağlayarak, inşallah görevimizi sağlayacağız. Karslılar da potansiyellerini harekete geçirecek adımları atacak, buna inanıyorum." şeklinde konuştu.

Türkiye'de uzun süredir et fiyatlarının yüksekliği, hayvancılığın yetersizliği sebebiyle ithalata yönelinmesinin tartışıldığını anımsatan Erdoğan, Kars'ın hayvancılık bakımından çok önemli avantajlara sahip bir şehir olduğunu belirtti. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Eğer Türkiye'nin hayvancılık sorununu Kars çözemiyorsa burada gerçekten bir sıkıntı var demektir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanım burada. Şimdi 50 büyükbaş hayvan bakıyorsa bunların kesime gidişinde her birisi için 250 lira teşvik verecek, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız. Küçük başta da zaten 25 lira. Ne zamandan itibaren başlıyor bu? 1 Ocak'tan itibaren bu başlıyor. Demek ki o zaman 50 adet büyükbaş olarak bunu hedefleyeceğiz. Aynı şekilde ihracat pazarlarına bu kadar yakın mesafede olduğu halde şehrin her köşesinde üretim yapan fabrikalar, atölyeler yoksa Kars'ta gerçekten ters giden bir şeyler var demektir.

Biz Kars'ı 300 binin altına düşen nüfusuyla değil, yılda en az 3 milyon turisti ağırlayan yüzüyle görmek istiyoruz. Kars'ın sorunları çözülmeden doğunun sorunları çözülmez, doğunun sorunları çözülmeden de Türkiye'nin sorunları çözülmez. İnşallah önümüzdeki dönemde el birliğiyle Kars'ı, hayvancılıktan turizme kadar her alanda ayağa kaldıracak adımları hep birlikte atacağız."

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddialarına ilişkin, "Bu zatın belge diye salladığı kağıtları görünce anladık ki bir şirket alışverişi için yapılan ödemelerin dekontlarını kendisine 'Cumhurbaşkanının yakınları yurt dışına para gönderiyor' diye yutturmuşlar. Hesap uzmanı ya sevsinler senin gibi hesap uzmanını. Yani ortada yurt dışına gönderilen bir para falan yok. Halk Bankası ile Al Baraka arasındaki sadece bir alışverişin belgeleri var fakat bunun elindeki belgeler de sahte. Böyle bir hadise de mevcut değil. İnanın bana dünyanın en zor işi yok olan bir şeyi ispatlamaya çalışmak. Peki olan ne? Yurt içindeki bir bankadan, yine yurt içindeki bir başka bankaya yapılan havale." dedi.

Erdoğan, İsmail Aytemiz Spor ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen AK Parti Kars 6. Olağan İl Kongresi'nde partililere hitap etti.

Yaklaşık iki haftadır süren tatsız bir tartışma içerisinde bulunduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konudaki sözlerine "Cevap versek kendimize yakıştıramıyoruz, cevap vermesek de 'acaba' deniliyor. Vaktinizi böyle çirkin iddiaları cevaplamakla israf etmiş olmaktan dolayı sizlerden ve tüm milletimden özür dileyerek, birkaç hususa açıklık getirmek istiyorum." diye başladı.

Bir süre önce CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun bir iddia ortaya attığını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Görünüşte laflar çok büyük ama özüne baktığınızda ortada tam bir komedi var. İşin komikliği daha ilk adımda başlıyor. Bu şahıs, geçen haftaki grup konuşmasında Çorum'da söylediğini beyan ettiği birtakım iddialara atıfta bulundu. Grup konuşmasında aynen, 'Çorum'da 17 Kasım'da bir konuşma yaptım' diye söze başladı. Arkadaşlarımız aradılar taradılar, böyle bir konuşma bulamadılar. Çünkü beyefendi 17 Kasım'da Çorum'a hiç gitmemiş, kendisi o gün Tekirdağ'daymış. Önce Tekirdağ Belediyesi'nin, sonra da Çorlu Belediyesi'nin programlarına katılmış. Demek Çorlu ile Çorum'u karıştırdı. Çorum nire Tekirdağ nire, Tekirdağ nire Çorum nire, Çorlu nire Çorum nire. Kendince güya siyasi hayatının en önemli açıklamasını yapıyor ama daha Çorum'la Çorlu'yu ayırt edecek durumda değil."

Kılıçdaroğlu'nun daha önce de Kağıthane ile Kağıttepe'yi birbirine karıştırdığını anımsatan Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun Tekirdağ'da yaptığı konuşmada, "Senin çocukların vergi cennetlerine para gönderdi mi, göndermedi mi?" ve "Oturup hesaplaşalım." dediğini hatırlattı.

"Benim bu zatı dinleyerek heba edecek vaktim olmadığı için söyledikleri kulağıma biraz geç ulaştı." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'da katıldığı bir toplantıda bu iddialara, "Benim çocuklarım yurt dışında hiç bir yere para göndermediler. Yurt dışı bankalarda da benim çocuklarımın da eniştemin de dünürlerimin de böyle bir parası yok." dediğini hatırlattı.

Kılıçdaroğlu'na "Öne sürdüğün iddiaların belgesi var mı açıkla. Ardından da kendisine elinde belge varsa çıkart milletin önüne ben hemen gereğini yapayım. Yoksa çık milletin önüne iftira attığını söyle, özür dile." diyerek meydan okuduğunu anımsatan Erdoğan değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Tabii azıcık onuru, haysiyeti, şerefi olan, yüreğinde utanma duygusu yüzünde kızarma hissi olan birisinin bu sözler karşısında iki yoldan birini seçmesi gerektiğini de ilave ettim. Sonra bu zat partisinin grup toplantısında çıktı kürsüye, elinde bir takım kağıtlar, sallayarak, 'Bilmem ne adasındaki bir hesaba şu kişi şu kadar, bu kişi bu kadar milyon dolar yatırdı' diye güya iddialarını belgelendirdi. Ama belge dediği bu kağıtları düne kadar da kimseye vermedi. Ben de grup konuşmasının ertesi günü bir açılış töreninde önce kendisinin geçmişte 'var' daha sonra da 'yok' diye çıkan birçok yalanını ifade ettim. Ardından da sorduğu soruya cevabımı bir kez daha tekrarlayarak, 'benim veya yakınlarımdan birisinin yurt dışındaki herhangi bir hesaba giden tek kuruş parası olmadığını' söyledim."

- "Kemal'in kendisini kurban edecekler"

Kemal Kılıçdaroğlu'nun söylediği 5 kişiden birinin "özel kalem müdürü" olduğu yönündeki iddialarına da değinen Erdoğan, "Benim öyle bir özel kalem müdürüm olmadı. O isim bir iş adamı. Özel kalem müdürüm değil. Zerre kadar senin aklın olsa. Gerçekten 'bu isim özel kalem müdürüm mü' bunu bir sor. Kılavuzu karga olanın... Bunlar işte maalesef böyle bir yanlışın içinde gidiyor. Dün 'belge' dedikleri kağıtları gördükten sonra anladık ki birileri bu zatı fena halde tongaya düşürmüş. Sanıyorum CHP'de hiçbir zaman bitmeyen ve bu gidişle bitmeyecek olan adam harcama, adamın ayağını kaydırma oyununa bu defa Kemal'in kendisini kurban edecekler, yazık." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun iftiralarını ortaya dökmekle mükellef olduklarını vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu zatın belge diye salladığı kağıtları görünce anladık ki bir şirket alışverişi için yapılan ödemelerin dekontlarını kendisine 'Cumhurbaşkanının yakınları yurt dışına para gönderiyor' diye yutturmuşlar. Hesap uzmanı ya, sevsinler senin gibi hesap uzmanını. Yani ortada yurt dışına gönderilen bir para falan yok. Halk Bankası ile Al Baraka arasındaki sadece bir alışverişin belgeleri var fakat bunun elindeki belgeler de sahte. Böyle bir hadise de mevcut değil. İnanın bana dünyanın en zor işi yok olan bir şeyi ispatlamaya çalışmak. Peki olan ne? Yurt içindeki bir bankadan, yine yurt içindeki bir başka bankaya yapılan havale. Havalenin yapıldığı kişilerin hepsi de yıllardır ticaretle uğraşan insanlar. Ticaretle uğraştıkları için kimi zaman mal alır mal satarlar kimi zaman şirket alıp, şirket satarlar velhasıl işlerini yaparlar. Yani aslında bu kişiler, ticari faaliyetleri sebebiyle tabii Bay Kemal ticaret falan yapmış değil."

Kılıçdaroğlu'nun "Ben Maliye Bakanlığında çalışmış birisiyim, bu işleri yaptım, bunları gayet iyi bilirim." dediğini de hatırlatan Erdoğan, "Tüccarların birbirleriyle olan bu tür hesaplarını demek ki iyi öğrenmemişsin. Onun için de zaten o kadar bu işlerde aciz birisin ki Sosyal Sigortalar Kurumunu batıran kişi sensin. O kadar zavallısın ki 1 yaşındaki torununu sigortalı yapan kişi sensin. 14-15 yaşındaki oğlunu SSK'lı yapan kişi sensin. Bunlar da kayıtlarda mevcut." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, ortada iddia edildiği gibi yurt dışına giden tek kuruş para olmadığına işaret ederek, "Hani cumhurbaşkanının yakınları yurt dışındaki vergi cennetlerine para gönderiyordu, nerede gönderilen bu paralar? Hani nerede bunun belgeleri?" diye sordu.

Bu konuda herkesin olur olmaz konuştuğunu gördüklerini aktaran Erdoğan, "Siyasetçiysen, hele bir de ana muhalefetin... Ben şimdi 'ana muhalefet' demeyeceğim buna 'ana hıyanet' diyeceğim. Bunun başı isen ağzından çıkana dikkat edeceksin. İddianı ya ispatlayacaksın ya da bedelini ödeyeceksin." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun iddialarına ilişkin, "Hani bir zamanlar meşhur bir şarkı vardı ya 'Allah'ım neydi günahım?' İnanın bana bu zatla muhatap olmak bize aynısını hatırlatıyor. Siyasi hayatımın en seviyesiz saldırılarına bu dönemde muhatap kaldım. Hani şeytan taşlamaktan tavafa fırsat kalmıyor. Bizimki de aynı o." dedi.

Erdoğan, İsmail Aytemiz Spor ve Sergi Sarayı'nda düzenlenen AK Parti Kars 6. Olağan İl Kongresi'nde partililere hitap etti.

Kılıçdaroğlu'nun kendisi, ailesi ve akrabalarına ilişkin iddialarına yanıt vermeyi sürdüren Erdoğan, "Bu kadar açık, bu kadar net, bu kadar tevile kapalı bir iddia karşısında azıcık onuru, haysiyeti, şerefi olan biri ne yapar? Benim yaptığım çağrı ne? Elinde belge varsa milletin önüne koy, ben gereğini yaparım. Cumhurbaşkanlığını da bırakırım, siyasetten de çekilirim yoksa siyasetten çekil, CHP'nin başından da çekil de karşımızda doğru dürüst bir muhalefet bulalım." şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun, "belge" diye gösterdiği kağıtların yurt dışına tek kuruş para gönderildiğini ispatlayamadığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Peki bu şahıs çıkıp iftiracı olduğunu itiraf etti mi? Tabii ki ona da hayır. Eder mi? Onu da sanmıyorum. Hani bir zamanlar meşhur bir şarkı vardı ya 'Allah'ım neydi günahım?' İnanın bana bu zatla muhatap olmak bize aynısını hatırlatıyor. Siyasi hayatımın en seviyesiz saldırılarına bu dönemde muhatap kaldım. Hani şeytan taşlamaktan tavafa fırsat kalmıyor. Bizimki de aynı o. Ben bu zata haddini bildiririm. Orada bir sıkıntı yok da sürekli bu zatın yalanlarını dinlemek zorunda kalan milletimizin Allah yardımcısı olsun. Partisi içinde birileri, sanıyorum kendisinden kurtulmayı kafaya koydukları için olacak, sürekli sahte belgelerle sahte iddialarla bu zatı rezil kepaze ediyorlar. Bir oyun var. Kendisinin surat derisi biraz kalın olduğu için bugüne kadar söylediği onca yalanı yüzüne vurmamıza rağmen hala yerinde durmayı başardı."

- "Yüzüne tükürüldüğü ile kaldı"

Kılıçdaroğlu'nun, daha önce kendisinin "İsviçre'de hesapları olduğu" iddiasında bulunduğunu ancak ispatlayamadığını vurgulayan Erdoğan, "Hadi 'neyse' dedik, terbiyesizliğine verdik, mahkemelerde paralar kazandık. Bir televizyon kanalında 'Erdoğan'ın, Baykal'ın kasetini izlediğini gördüm.' iftirasını attı. İspatlayamadı. Yüzüne tükürüldüğü ile kaldı." dedi.

Yine Kılıçdaroğlu'nun, "Güneydoğu Asya'daki tsunami felaketi için Türkiye'de toplanan paraların Açe'ye gönderilmediğini" iddia ettiğini dile getiren Erdoğan, "Belgeler ortaya konulduğu halde akıl almaz bir yüzsüzlükle kılını bile kıpırdatmadan dönüp gitti. Şimdi de Suriyeliler için harcanan paraya kafayı takmış. Senin zaten Suriyelilerle ne işin var? Senin o mültecilerle ilgili en ufak bir derdin var mı? Sen ne anlarsın muhacirden ne anlarsın ensardan. Bütün bu adımları kararlılıkla atıyoruz." ifadelerini kullandı.

- "Sen kimsin ki sana bunu ispatlayacağım"

Erdoğan, Türkiye'nin, mülteciler için 30 milyar dolar tutarında yardımda bulunduğunu belirterek, "'Çık, bunu bize ispatla' diyor. Sen kimsin ki sana bunu ispatlayacağım. Şu anda AFAD, Kızılay, Diyanet Vakfı, sivil toplum örgütlerimiz ve milletimizle bizler, buraya gıdasından giyimine, ilacına, konteyner kentlere, çadır kentlere, eğitimlerine varıncaya kadar bu insanların her şeyini 7 yıldır biz hallediyoruz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir ara yine grup toplantısında elinde bir kağıt sallayarak, o dönemdeki bir bakan arkadaşımızın, Hayati Yazıcı Bey'in 'ÖSYM Başkanına şu kişiyi üniversiteye yerleştirin.' diye mail attığını ileri sürdü. Mail adresinin de mesajın da sahte olduğu, öyle bir olayın yaşanmadığı ortaya çıktı ama tabii bu zat işi yine pişkinliğe vurdu. Şimdi bakan olan bir belediye başkanımıza da... Söyleyeyim, Çevre Bakanımıza, akıl almaz iddialarla haftalarca kamuoyunu oyaladı. Sonuçta ödediği tazminatlarla kaldı ve Mehmet Özhaseki kardeşimiz de aldığı o tazminatları Kayseri'nin en büyük meydanlarından birinde vatandaşa sucuk ekmek olarak dağıttı."

- "Hanımlara da zerre kadar saygısı yok"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na açılan manevi tazminat davalarına değinen Erdoğan, "Şu anda arkadaşlarımızla beraber 3 milyonluk dava açtık ve bu davalardan kazandıklarımızı da inşallah, tabii milyoner olacağız ya biz hanımlar için onlara bir konaklama yurdu ve evi yapacağız. Geçenlerde hanımlara da bir ters laflar etti biliyorsunuz. Tekrar etmeyeyim. Bunun hanımlara da zerre kadar saygısı yok. Zaten önümüzdeki seçimi kaybettiği zaman eve nasıl gelecek diye merak ediyorum. Hanıma da bir şey söylemek lazım." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi hizmete girdiğinde, "binalarda altın klozet olduğunu söyleyecek kadar işi bayağılaştırdığını" söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Meydan okudum, 'Gel, bak bakalım. Bunlar altın mı, değil mi? Değilse ne yapacaksın?' Bir şey diyemiyorum ki daha ileri gidemiyorum. Güya kadın haklarını savunur, kadınlara şiddeti meşrulaştırır. Duyduğuma göre daha sonra kadınlarımız kendisine ağzının payını vermişler zaten. Çanakkale'de bizim bir hanım belediye meclis üyemiz, orada konuşma yapıyor. Belediye Başkanı CHP'li, bizim meclis üyemizi, o bayan arkadaşımızı susturuyor. En sonunda 'Mikrofonu kapatın.' diyor. Bir belediye başkanı, bir meclis üyesine bunu nasıl yapar. Şimdi 18 Mart geliyor. 18 Mart'ta da hadi bakalım çık sen şimdi Çanakkale'de konuş. Sayın Vali'ye talimatı verdim, 'Bu adamı Çanakkale'de bu sene konuşturmayacaksın.' dedim. Arapların güzel bir sözü var, 'Men dakka dukka.' Konuşmayacak. Bu zatın iftiralarını, yalanlarını, yanlışlarını, cahilliklerini tek tek anlatmaya kalksak bir türlü sonu gelmeyen dizileri dahi geride bırakacak kadar malzeme çıkar."

- "Bu defa yakayı öyle kolay kurtaramayacak"

Kılıçdaroğlu'nun, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) Genel Müdürlüğü dönemini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Savaş Ay'ın programında, A Haber'de izlemişsinizdir. O rezillikleri gördünüz. Ne insanlar gitti. Biz şu anda ne tür hastaneler yapıyoruz görüyorsunuz. 2020'ye kadar şehir hastaneleriyle birinci derecede büyük şehirleri donatıyoruz. Buralarda artık Türkiye yurt dışına kolay kolay evlatlarını göndermeyecek. Her tedavi burada olabilecek. Doktorlarımız yoğun şekilde yetişiyor. Yeni gençlerimiz de yetişiyor. Tıp fakültelerinin sayısını artırdık. Şimdi Sağlık Bilimleri Üniversitelerinin de sayılarını artırıyoruz."

Bu defa yakayı öyle kolay kurtaramayacak. Artık bu yalanın bir bedeli var. Kendisinin sözünde duracağından, özür dileyeceğinden, istifa edeceğinden yana en küçük bir umudum yok. Dikkat ederseniz bu zata cevap verirken onun seviyesine düşmemek için gerçekten çok gayret sarf ettim. Sadece söz sanatımızın en güzel örneklerinden biri olan şair Nefi'nin Tahir Efendi adındaki bir zatın kendisi hakkında söylediklerine verdiği cevabı hatırlatmakla yetiniyorum. Ne demiş, işte o çok önemli."

Türkiye'nin terör örgütlerinden, ekonomik tetikçilere, iç ve dış kumpasçılara kadar pek çok saldırıyla aynı anda mücadele eden bir ülke olduğuna işaret eden Erdoğan, "Böyle bir ortamda ana muhalefetin öyle gizli, saklı falan değil, alenen terör örgütlerinin kuklası, kumpasçıların ortağı haline dönüşmesi en büyük talihsizliğimizdir." ifadelerini kullandı.

Gerçekleri çok iyi gören Türk milletinin bunlara itibar etmediğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin kritik süreçten sağ salim çıkmasının yeterli olmadığını belirtti.

Tarihi dönüşüm sürecinin daha güçlenerek, büyüyerek ve zenginleşerek geride bırakılması gerektiğini bildiren Erdoğan, belirlenen büyük hedefler olduğunu söyledi.

- "Dört ilke kurtuluş reçetemiz"

"Bizim 2023 hedeflerimiz, 2053 vizyonumuz, 2071 hayallerimiz var." diyen Erdoğan, bunların gerçekleştirilmesinin de yapılacak işlere, gösterilecek dirayete, atılacak adımlara bağlı olduğuna dikkati çekti.

"Önemli olan başkalarının bizim için ne düşündüğü, bize ne gömlek biçtiği değil, önemli olan bizim ne istediğimiz, bizim nereye varmak istediğimizdir." değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bizim Rabia'mız var. Dört ilke bizim kurtuluş reçetemiz. Tek millet olmayı başardığımızda bizi yıkacak hiçbir güç tanımıyorum. Tek bayrak, bu ifadeyle sembolleştirdiğimiz değerlerimize sahip çıktığımızda yapılan saldırılar, 'Yel kayadan ne götürür?' misali bize zerre kadar etki etmez. Tek vatan diyerek 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarımız bölemeyecekler. Bu topraklara sahip çıkacağız. Kem gözler göremez, kem dudaklar söylemez, kem kulaklar duyamaz, kem kalpler atamaz hale gelir. Tek devlet, bu kararlılıkla Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka bir devlet tanımıyoruz. Bunu da böyle bilelim. Ne PKK'sı ne FETÖ'sü ne DEAŞ'ı ne de diğer terör örgütlerinin paralel devlet arayışları işe yarar. Eğer biz kendi gündemimizi bir kenara bırakır tüm vaktimizi ve imkanlarımızı başkalarının ne dediğiyle, ne yaptığıyla uğraşarak veya birbirimizle didişerek geçirirsek işte asıl o zaman maalesef kaybederiz. Bu oyuna düşmeyeceğiz."

"Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız." vurgusu yapan Erdoğan, konuşmasını, "Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda, şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey sizi hatırlatıyor." diyerek tamamladı.

- Kongreden notlar

AK Parti Kars 6. Olağan İl Kongresi'ne Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Ataş da katıldı ve kısa birer konuşma yaptı.

Salonda, "Cumhurun reisi Harakani diyarına hoş geldin", "Millet onun yanında sonuna kadar yanında", "Bırak onlar oyun kursun, millet oyunu bozsun" yazılı pankartlar dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında bahsettiği ve başbakan olduğu dönemde, Ani Harabeleri'ni ziyaretinde çat kapı evine gittiği Emine Kaya'yı yanına çağırdı, bir süre sohbet etti. Erdoğan, kendisini yıllar önce evinde ağırladığı için Kaya'ya teşekkürlerini iletti ve bir süre sohbet etti. Emine Kaya da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı tekrar evine çay içmeye davet etti.

AA

Güncelleme Tarihi: 02 Aralık 2017, 18:16

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER