Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kılıçdaroğlu sen Atatürk Havalimanı'nda kaçıyordun

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz'da tankların karşısında, helikopterlerden atılan o mermiler karşısında yılmayan gençler vardı ama Kılıçdaroğlu, sen neredeydin? Atatürk Havalimanı'nda kaçıyordun." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kılıçdaroğlu sen Atatürk Havalimanı'nda kaçıyordun

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünya üzerinde iyiye ve güzele dair ne varsa savunan, daima hakkın ve adaletin tarafında olan bir neslin Türkiye'ye, hatta bütün insanlığa kazandırılması için gayret gösterdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdi İpekçi Spor Salonunda düzenlenen 4. Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Gençlik Buluşması Programı'nda, etkinlikteki gençlerin şahsında, Gazze'nin, Halep'in, Bosna'nın, Rumeli'nin, Kudüs'ün ve Afrika'nın gençlerini gönülden selamladığını söyledi.

Erdoğan, "Buradan acı vatan Almanya'yı sıla eyleyen, onuruyla, vakarıyla helal rızk mücadelesi veren genç gurbetçilerimize muhabbetlerimi yolluyorum. Hollanda'nın polis terörü karşısında hukuktan, demokrasiden asla taviz vermeyen gençlerimizi alnından öpüyorum. Tendürek'i, Amanos'u, Bestler Dereleri'ni, Kutu Deresi'ni, PKK'lı teröristlere mezar eden, El-Bab'ta, Cerablus'ta DEAŞ'a karşı destan yazan Mehmetçiklerimizi yürekten selamlıyorum." dedi.

Bu ülkenin güvenliği için gözünü kırpmadan canlarını ortaya koyan polislere, koruculara, askerlere de bu salondan hep birlikte dualarını ve teşekkürlerini ilettiğini dile getiren Erdoğan, bu vesileyle yüz yıllardır bu toprakları kendilerine vatan kılmak için bir gonca gül gibi toprağa düşen tüm şehitleri rahmetle yad ettiğini aktardı.

Bu kutlu dava uğrunda yaralanan gazilere, ülke ve  millet adına şükranlarını sunan Erdoğan, "Rabbim hepsinin yar ve yardımcısı olsun." ifadelerine yer verdi.

Gençlerle geçen yıl Uluslararası Öğrenci Buluşması vesilesiyle bir araya geldiklerini hatırlatan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Dünyanın her köşesinden gelen binlerce misafir öğrencimizle çok farklı bir atmosferi çok güzel bir kardeşlik ortamını hep beraber teneffüs etmiştik. Adeta bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulunu andıran o muhteşem toplantının verdiği mesajları çok önemli görüyorum. Bugün siz genç kardeşlerimle bir kez daha kucaklaşmaktan, hasret gidermekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bugün burada bizleri bir araya getiren Türkiye Gençlik Vakfı'na, Sayın Başkan ve ekibine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Türkiye'nin farklı yerlerinden, ülkemizin değişik üniversitelerinden programa katılan siz TÜGVA'lılara hoş geldiniz diyorum. Kurulduğu günden beri TÜGVA'yı, sizlerin yaptığı faaliyetleri çok yakından takip ediyorum. Türkiye Gençlik Vakfımız, maşallah adeta kendisiyle yarışıyor. Ülkemizin 81 vilayetinde ve 150 ilçemizde tesis ettiği temsilcilikleriyle, 40'ı bulan yurtlarıyla vatan sathının tamamında örgütleniyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vakfın düzenlediği konferans, panel ve seminerleri gençlerin ufkunu açan, onlara farklı bakış açıları kazandıran çok kıymetli programlar olarak gördüğünü dile getirerek, yıl sonuna girmeden yeni açılacak genel merkeziyle TÜGVA'nın çok daha etkin, çok daha agresif çalışmalar içerisinde olacağına inandığını anlattı.

Erdoğan, "Burada bir noktanın altını çizerek ifade etmekte fayda görüyorum. Dünya üzerinde iyiye ve güzele dair ne varsa savunan, daima hakkın ve adaletin tarafında olan bir neslin ülkemize, hatta bütün insanlığa kazandırılması için gayret gösteriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Al-i İmran süresinin 110. Ayetini Arapça okuyan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Rabbimiz burada bize ne buyuruyor. Siz insanlık içerisinden çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. Doğruyu emreder, kötüden men edersiniz. Karşımda şu an da ben böyle bir gençliği görüyorum. Bizim arzumuz bu ülke gençliğinin elinde molotofla, taşla, silahla değil, kalemle, bilgisayarlar, kitapla dolaşan bir nesil olmasıdır. Onun için siz böyle bir ümmetin nüvesisiniz, çekirdeğisiniz. Gençler, insana sarf malzemesi gibi bakan, ölümü, öldürmeyi ve şiddeti kutsayan ideolojilere prim vermeyen bir gençlik yetişsin istiyoruz. Derdimiz o. Bu öyle bir gençlik olmalı ki; hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun, hangi fikri savunursa savunsun okumalı, araştırmalı, sorgulamalı, zihnini birilerine asla kiraya vermemeli. Pensilvanya'ya kiraya verenler gibi olmamalı. Adam profesör ama maalesef kiracı. Ondan bir şey olmaz. Onlarla ilgili Peyami Safa'nın çok güzel bir tespiti var ama bu toplulukta o ifadeyi kullanmak istemem."

"İlkelerin çiğnendiği günler yaşıyoruz"

Terör örgütlerinin en büyük zararı Müslümanlara verdiğini kaydeden Erdoğan, "Avrupa'nın ulvi değerleri diye parlatılan kavramların, bizzat o değerlerin sahipleri tarafından çiğnendiğine, ayaklar altına alındığına şahit oluyoruz. Eşref-i mahlukat olan insana ruh katan, ona yaşama gayesi veren her ne kadar ilke varsa hepsinin içinin boşaltıldığı günler yaşıyoruz. Bu süreçte öne çıkan DEAŞ, YPG gibi terör örgütlerinin, FETÖ gibi ihanet çetelerinin en büyük zararı Müslümanlara verdiklerini görüyoruz." diye konuştu. 

Dünyanın yeni bir değişim, dönüşüm dalgasıyla sarsıldığını aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ülke ve bölge olarak biz de kritik bir dönemden geçiyoruz. İçinde bulunduğumuz coğrafya çok büyük kırılmalara, sancılara, çatışmalara sahne oluyor. Sizler bu genç yaşınızda kimi zaman yürek yaralayıcı olsa da tarihin dönüm noktalarından birine şahitlik ediyorsunuz. 7. yılına giren Suriye'deki zulüm, yaklaşık 1 milyon kardeşimizin hayatına mal oldu. 3 milyonu ülkemizde olmak üzere yaklaşık 5 milyon Suriyeli geride evlerini, yurtlarını bırakarak dünyanın farklı bölgelerine göç etti. Halep gibi binlerce yıldır medeniyetlere beşiklik etmiş şehirler yıkıldı, enkaza döndü. Irak'ta, Yemen'de, Libya'da etnik ve mezhep temelli çıkar kavgaları sebebiyle kardeş kardeşi katlediyor. Dünyanın en köklü kütüphanelerine, tarihe yön vermiş medreselerine ev sahipliği yapmış, İslam beldeleri harap oluyor. Son bir umutla can havliyle kendilerini Avrupa kapılarına atan mültecilerin karşılaştıkları insanlık dışı muameleler hepimizi yürekten yaralıyor."

"Cübbeli, sakallı modern Lawrence'ler" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, on yıllardır Türkiye'ye demokrasi dersi veren, kendileri dışındaki ülkeler için insan hakları karneleri hazırlayan kimi Avrupa ülkelerinin vicdanlarını iptal ettiğini vurgulayarak, "Avrupa'nın ulvi değerleri diye parlatılan kavramların, bizzat o değerlerin sahipleri tarafından çiğnendiğine, ayaklar altına alındığına şahit oluyoruz. Eşref-i mahlukat olan insana ruh katan, ona yaşama gayesi veren ne kadar ilke varsa hepsinin içinin boşaltıldığı günler yaşıyoruz. Bu süreçte öne çıkan DEAŞ ve YPG gibi terör örgütlerinin, FETÖ gibi ihanet çetelerinin en büyük zararı Müslümanlara verdiklerini görüyoruz. 

İpleri kendilerini kullanan güçlerin elinde olan bu katil sürüleri, İslam dışı, insanlık dışı eylemleriyle bölgemizin parçalanmasına taşeronluk yapıyorlar. Nasıl bir asır önce coğrafyamızdaki ülkelerin sınırları kanla, gözyaşıyla ve fitneyle çizilmişse bugün de aynısı terör şebekeleri üzerinden yapılmak isteniyor. Yüz yıl önce Arapça konuşan, faaliyet gösterdiği yerlerin insanları gibi giyinen Lawrence vardı. Bugün de cübbeli, sakallı, hoca ve alim kılıklı modern Lawrence'ler aynı şeyi yapıyor. Bir asır evvel Sykes ile Picot arasında yapılan gizli anlaşmalar vardı, bugün de kapalı kapılar arkasında süren kirli pazarlıklar var. Yunus ne diyor; 'Dervişlik olaydı taç ile hırka biz dahi alırdık 30'a, 40'a.' İman başka bir şey, inanç başka bir şey. Figüranlar, argümanlar, oyuncular farklı olsa da kurgulanan oyun aynı oyun." değerlendirmesinde bulundu.

"Ey Kılıçdaroğlu, sen o on beşleri gördün mü?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhuriyetin kendileri için yeni bir dönem olmadığını, cumhuriyetin bir devam olduğunu belirterek, "Selçuklu, Osmanlı... Cumhuriyet bir devamdır. Sizler birilerinin hasta adam olarak görüp, cenaze merasimi için geldiği bir dönemde, Çanakkale'yi yedi düvele mezar etmiş bir milletin mensuplarısınız. Sizler, Seyid Onbaşılar, Mahmud Yüzbaşılar, Yahya Çavuşlar ve başlarında Gazi Mustafa Kemaller olmak üzere, Çanakkale destanını yazmış bir neslin evlatlarısınız. Öyle ki düşmanlarımız bile Çanakkale'de şehit düşen askerlerimizi, vakti gelmeden solan gül goncasına benzetmişlerdir. Çünkü bu savaş gençlerin, körpe fidanların, ana kuzusu on beşlilerin savaşıydı. Ey Kılıçdaroğlu, sen o on beşleri gördün mü? Gazi Mustafa Kemal'in partisinin başıyım diyorsun. Ne diyor Gazi Mustafa Kemal, 'Gençler Cumhuriyeti size emanet ediyorum.' diyor. Her şey ortada." değerlendirmesinde bulundu. 

Çanakkale'nin ayağında çarığı, doğru düzgün üniforması, silahında mermisi olmayan o genç Mehmetçiklerin savaşı olduğunu dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İşte sizler tüm imkansızlıklara, tüm yokluk ve yoksulluklara rağmen, tarihe 'Çanakkale geçilmez' diye yazdırmış bir ecdadın torunlarısınız. Bütün bu hadiseleri mazide kalmış olaylar olarak görebilir, bazı gafiller ülkemize baktıkça yeni Sevrlerin hayalini kurabilir ama ben bu muhterislere 15 Temmuz gecesi yazılan kahramanlık destanını hatırlatmak istiyorum. Orada F16'lar karşısında yılmayan gençler vardı. Tankların karşısında yılmayan gençler vardı. Helikopterlerden atılan o mermiler karşısında yılmayan gençler vardı. Ama Kılıçdaroğlu, sen neredeydin? Atatürk Havalimanı'nda kaçıyordun. Halbuki biz seninle Atatürk Havalimanı'nda buluşabilirdik ama yoktun. Neymiş, Bakırköy'e gitmiş. Destan yazan gençliği ben karşımda görüyorum. Destan yazacak gençliği de karşımda görüyorum. Onun için durmak yok yola devam. Ne diyor Akif, 'Asım'ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek / İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek / Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar / O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar / Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor / Bir hilal uğruna, ya Rab ne güneşler batıyor.' İşte ben o gençliği karşımda görüyorum. Hepiniz bir hilal uğruna yola çıkmış güneşlersiniz. Sizi öyle görüyorum."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bazı gafiller ülkemize baktıkça yeni Sevrlerin hayalini kurabilir ama ben bu muhterislere 15 Temmuz gecesi yazılan kahramanlık destanını hatırlatmak istiyorum. Orada F16'lar karşısında yılmayan gençler vardı. Tankların karşısında yılmayan gençler vardı. Helikopterlerden atılan o mermiler karşısında yılmayan gençler vardı. Ama Kılıçdaroğlu, sen neredeydin? Atatürk Havalimanı'nda kaçıyordun. Halbuki biz seninle Atatürk Havalimanı'nda buluşabilirdik ama yoktun. Neymiş, Bakırköy'e gitmiş. Destan yazan gençliği ben karşımda görüyorum. Destan yazacak gençliği de karşımda görüyorum. Onun için durmak, yok yola devam." dedi. 

Erdoğan, Abdi İpekçi Spor Salonunda düzenlenen 4. Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Gençlik Buluşması Programındaki konuşmasında, imanın, inancın başka bir şey olduğunu belirterek, figüranların, argümanların, oyuncuların farklı olsa da kurgulanan oyunun aynı olduğunu belirtti.

Bölgenin geleceğinin ipotek altına alınmak istendiğini, Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan, İkinci Dünya Savaşı sonrası tahkim edilen nizamın bugün aynı kodlarla yeniden kurgulandığını dile getiren Erdoğan, "Millet olarak imtihanımız büyüktür. Müslümanlar olarak sorumluluğumuz ağırdır. Şartlar ne olursa olsun bu imtihandan başarıyla çıkmak boynumuzun borcudur." ifadelerini kullandı. 

Erdoğan, herkesi derinden etkileyen bu acılar karşısında sergilenen çifte standardın gençleri kimi zaman ümitsizliğe, kimi zaman kızgınlığa sevk ettiğini bildiğini vurgulayarak, şunları şöyle devam etti:

"Okuduklarınızın, seyrettiklerinizin, sosyal medyaya kesintisiz şekilde boca edilen vahşet görüntülerinin sizleri karamsarlığa yönelttiğini biliyorum. Unutmayın, bizler Müslümanız ve bizler Allah'ın rahmetinden ümidimizi kesmeyeceğiz. Bizler 'Maliki Yevmiddin' olan, din gününün sahibine, yerlerin ve göklerin Rabbine inanan insanlarız. Bizler zulüm ile yapılan binanın hiçbir zaman payidar olmayacağına, tarihte yüzlerce kez şahit olmuş bir inancın mensuplarıyız. Birilerinin, sizin bu duygularınızı istismar etmesine asla fırsat vermeyin. Bu tablo gönlünüzde ümit tomurcuklarının yeşermesine mani olmasın. Unutmayın, her imtihan, bir imkandır. Gecenin en karanlık olduğu an, şafağın sökme anıdır. Şairin dediği gibi 'Tasalanma yiğidim, zaman bizden yanadır / Külümüzden yükselen duman, bizden yanadır / Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır / Dünya düşman olsa da iman bizden yanadır / Kapıları açacak coşkun bin niyaz kaldı / Ufka bir bak yiğidim, inkılaba az kaldı.' Mesele bu. Asla ese düşmeyin, umudunuzu hiçbir zaman yitirmeyin. Çünkü istikbal Allah'ın izniyle bizimdir, hiç şüpheniz olmasın. Çünkü sizler çok büyük bir medeniyetin, tarihe destan yazmış köklü bir milletin evlatlarısınız. Bizim atamız Sultan Alparslan'dır. Osman Gazi'dir, Orhan Gazi'dir, Yavuz'dur, Kanuni'dir, Sultan Abdülhamit'tir. Velhasıl bizim ecdadımız dünyaya asırlarca nizam vermiş Osmanlı'dır, Selçuklu'dur."

- "Ey Kılıçdaroğlu, sen o on beşleri gördün mü?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhuriyetin kendileri için yeni bir dönem olmadığını, cumhuriyetin bir devam olduğunu belirterek, "Selçuklu, Osmanlı... Cumhuriyet bir devamdır. Sizler birilerinin hasta adam olarak görüp, cenaze merasimi için geldiği bir dönemde, Çanakkale'yi yedi düvele mezar etmiş bir milletin mensuplarısınız. Sizler, Seyid Onbaşılar, Mahmud Yüzbaşılar, Yahya Çavuşlar ve başlarında Gazi Mustafa Kemaller olmak üzere, Çanakkale destanını yazmış bir neslin evlatlarısınız. Öyle ki düşmanlarımız bile Çanakkale'de şehit düşen askerlerimizi, vakti gelmeden solan gül goncasına benzetmişlerdir. Çünkü bu savaş gençlerin, körpe fidanların, ana kuzusu on beşlilerin savaşıydı. Ey Kılıçdaroğlu, sen o on beşleri gördün mü? Gazi Mustafa Kemal'in partisinin başıyım diyorsun. Ne diyor Gazi Mustafa Kemal, 'Gençler Cumhuriyeti size emanet ediyorum.' diyor. Her şey ortada." değerlendirmesinde bulundu.

Çanakkale'nin ayağında çarığı, doğru düzgün üniforması, silahında mermisi olmayan o genç Mehmetçiklerin savaşı olduğunu dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İşte sizler tüm imkansızlıklara, tüm yokluk ve yoksulluklara rağmen, tarihe 'Çanakkale geçilmez' diye yazdırmış bir ecdadın torunlarısınız. Bütün bu hadiseleri mazide kalmış olaylar olarak görebilir, bazı gafiller ülkemize baktıkça yeni Sevrlerin hayalini kurabilir ama ben bu muhterislere 15 Temmuz gecesi yazılan kahramanlık destanını hatırlatmak istiyorum. Orada F16'lar karşısında yılmayan gençler vardı. Tankların karşısında yılmayan gençler vardı. Helikopterlerden atılan o mermiler karşısında yılmayan gençler vardı. Ama Kılıçdaroğlu, sen neredeydin? Atatürk Havalimanı'nda kaçıyordun. Halbuki biz seninle Atatürk Havalimanı'nda buluşabilirdik ama yoktun. Neymiş, Bakırköy'e gitmiş. Destan yazan gençliği ben karşımda görüyorum. Destan yazacak gençliği de karşımda görüyorum. Onun için durmak yok yola devam. Ne diyor Akif, 'Asım'ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek / İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek / Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar / O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar / Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor / Bir hilal uğruna, ya Rab ne güneşler batıyor.' İşte ben o gençliği karşımda görüyorum. Hepiniz bir hilal uğruna yola çıkmış güneşlersiniz. Sizi öyle görüyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "15 Temmuz gecesi bir hilal uğruna 249 güneşimizin batışına şahitlik ettik. Ama biliyoruz ki biz de daha nice 249 güneşler var. Milletimiz o gece tankların altında ezildi, bombaların altında parçalandı, helikopterler ateşinin altında can verdi ama namusunu çiğnetmedi. Şimdi ben Safiye kardeşimizi unutabilir miyim? Safiye kardeşimizin o elinde silahıyla duran alçağın üzerine gidişini unutabilir miyim? Yılmadı, üzerine gitti ve onlar ona elleriyle çeşitli hareketler yaptılar ama yılmadı. Çünkü Nene Hatunların torunları farklıdır."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hollanda'da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'ya yönelik diplomatik skandala ilişkin, "Benim hanım bakanım Hollanda'ya gidiyor arabaya mahkum ediyorlar. Hani bunlarda kadın hakları vardı. Hani bunlarda kadın haklarıyla ilgili olarak saygı vardı. Bunlar dürüst değil, bunlar samimi değil, bunlar cahiliye dönemini yaşıyorlar. Hani o kız çocuklarını diri diri toprağa gömenler vardı ya bunlar onların devamıdır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenen 4. TÜGVA Gençlik Buluşması Programı'nda yaptığı konuşmada, bu gençlikle beraber aklına çok farklı ufukların geldiğini belirtti. 

Bulundukları yerin anlamlı bir yer olduğunu ifade eden Erdoğan, Fatih Sultan Mehmet'in Bizans surları önünde söylediği "Ya İstanbul beni alır ya ben İstanbul'u alırım." sözünü anımsattı.

Bu milletin, tıpkı 102 yıl önce olduğu gibi istiklaline ve istikbaline pranga vurdurmayacağını tüm dünyaya bir kez daha ilan ettiğini belirten Erdoğan, "Böyle bir milletin mensubu olmakla hep birlikte iftihar etmeliyiz. Ülkemizin demokraside, ekonomide, yatırımlarda bugünkü seviyesine gelmesi elbette kolay olmadı. Davamızın büyüklerinden devraldığımız sancağı, daha yükseklere çıkarmak, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşımak için çetin mücadeleler verdik. Bugün ekonomide, sanayide, istihdamda, gençlerine sunduğu imkanlarda geçmiş dönemle karşılaştırılamayacak kadar müreffeh bir ülke vardır. Gençlerinin önünü açmak için çabalayan yenilikçi bir yönetim anlayışı var. İşte o biziz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, genç kızları geçmişte üniversite kapılarının önünde boynu bükük beklettiklerini anımsatarak, "Şu anda işte bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine karşı çıkanlar, dün üniversite önlerinde bizim başörtülü kızlarımızı boynu bükük bekletenlerin ta kendileridir. İkna odalarını da kuranlar onlardır. İkna odalarında bizim kızlarımızı inim inim inleten onlardır. İşte ben de o kızlardan iki tanesinin babasıyım. Ama onların öyle bir derdi, öyle bir sorunu yok ama bizim öyle bir sorunumuz var. Biz damdan düştük, damdan düşerek buralara geldik. Biz inanç özgürlüğü nedir biliriz. Biz düşünce özgürlüğü nedir biliriz. Hak ve özgürlükler nedir biliriz. Ama bunların kitabında böyle bir şey yok." dedi.

- "Bunlar cahiliye dönemini yaşıyorlar"

İsviçre'de kendisini hedef alan mitinge değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Şu anda İsviçre'de benim posterimi devasa yapıp, şakağıma silah dayayanlar kimse, onlarla beraber yürüyenler kimse, şu anda bunlar burada da ne yaptılar? İşbirliği yaptılar. Öyle mi? Gençler soruyorum, hayır diyenler kim? Kandil. Hayır diyor. Kandil'in verdiği talimatla, Avrupa'da ve Türkiye'de şu anda çalışmalar yürütülüyor. İmralı hayır diyor. Pensilvanya hayır diyor. Artık daha sormaya gerek var mı gençler? Onlar hayır dediğine göre biz istikamet üzereyiz, doğru yoldayız.

Benim bakanım Avrupa'ya gidecek, uçuş izni vermiyorlar. Benim hanım bakanım Hollanda'ya gidiyor arabaya mahkum ediyorlar. Hani bunlarda kadın hakları vardı. Hani bunlarda kadın haklarıyla ilgili olarak saygı vardı. Bunlar dürüst değil, bunlar samimi değil, bunlar cahiliye dönemini yaşıyorlar. Hani o kız çocuklarını diri diri toprağa gömenler vardı ya bunlar onların devamıdır."

Genç kızların artık üniversite kapılarında boynu bükük beklemediğini, üniversiteyi bitirdikten sonra istedikleri devlet kurumunda artık baş örtülü, başı açık hepsinin görev alabildiğini anlatan Erdoğan, "Artık üst yargıda bile başörtülü hanım kardeşlerimiz var mı? Var. Bak nereye geldik. Daha da olacak. Hak yerini buluyor. Delikanlılar mezun oldukları liselere göre ayrımcılığa tabi tutulmuyor. Üniversite harçları, gençlerimiz için, sizlerin anne-babaları için kabusa dönüşmüyor. Gençlerimiz, ülkemizin tüm devlet üniversitelerinde hiçbir ücret ödemeden başvuran herkese bursu veya kredisi verilerek, kılık kıyafeti sebebiyle hiçbir baskı görmeden, özgürce eğitim hayatlarına devam ediyor. Bütün bunları sizlerin daha rahat etmesi, derslerine, akademik çalışmalara daha fazla yoğunlaşması için yapıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

- "18 yaşa beyefendi karşı çıkıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu akşam saat 20.00'da katılacağı canlı yayın programında yeni anayasa değişikliğini anlatacağını söyledi.

Yeni sistemde seçme yaşının 18'e düşürülmesine değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

"18 yaşa beyefendi karşı çıkıyor. Diyor ki; '18 yaşındaki gençler, gelecekler, iki yıl içinde emekli olup maaşlarını almaya başlayacaklar.'. Bunlarda yalan gani. Çünkü bu zat bir yalan makinesidir. Akşam başka, sabah başka. Utanmadan, sıkılmadan diyorlar ki; 'Sabah, öğle, akşam benle uğraşıyorlar.'. Uğraşılmayacak gibi değil ki. Millete göz göre göre yalan söylüyorsun. Yaşlı, ihtiyar amcalara gidiyorlar, onları kandırmaya çalışıyorlar. Niye? Çünkü bakıyor ki saf, temiz. 'Bana bunları anlatma. Ben bunları 15 yıldır görüyorum. Biz hastanelere giderdik, ne çileler çekerdik. Şimdi ben hastaneye gidiyorum, bir kuruş para vermiyorum.' diyor. O ona hala yalan söylüyor, 'Açıktan sizden para alıyorlar.'. Bunlarda yalanın bini bir. "

Salonda 10 bine yakın gencin bulunduğunu belirten Erdoğan, "Şimdi diyorum ki durmak yok, yola devam. Bunu anlatacağız." dedi.

- "Üç haftanın sonunda yeni bir milat oluyor"

Erdoğan, özellikle gençler üzerinde yapacakları çalışmayı çok önemsediğini belirterek, 7,5 milyon gencin oy kullanacağını söyledi.

"Biliyorsunuz biz bunu önce 30'dan 25'e indirdik, şimdi de 25'ten nereye indiriyoruz, 18'e. Bunu yapan kim? Biz yaptık" diyen Erdoğan, bunların yaşlı bir parlamento istediğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Biz de diyoruz ki hayır. Batı dünyasında 59 ülkede 18-21 arası bir parlamento söz konusu ve 22 yaşında, 23 yaşında, 25 yaşında bakan olanları biliyorum. Kimi aldatıyorsunuz. Kaldı ki gitme oralara. Benim ecdadım Fatih, 19 yaşında geldi padişahlığı aldı, 21 yaşında bir çağı kapadı, bir çağı açtı. Gençler, siz Evlad-ı Fatihan değil misiniz? Evlad-ı Fatihan'a icrai bir görev yakışmaz mı? Soruyorum. Yakışmaz mı? Parlamentoda görev alarak siz de bu milletin geleceğine hükmedeceksiniz ve 25'ten, 18'e indirirken, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24. Hepsi girebilir. Sanki aynı anda parlamento 18 yaşla dolacak gibi bir yalan. Sadece erkek gençler girmeyecek, tabi genç kızlarımız da parlamentoya girecek. Şimdi bunların hazırlığı yok, ondan dolayı rahatsızlar ama bizim hazırlığımız var.

Ben gerek Sayın Başbakan Binalı Yıldırım Bey'e, gerek Sayın Devlet Bahçeli Bey'e, ortadaki koydukları tavır sebebiyle o birlikteki hareketleriyle 339 milletvekilinin oyuyla ülkemizi halk oylamasına taşıma noktasındaki kararlılıkları sebebiyle milletim adına, şahsım adına teşekkür ediyorum. Şimdi onlar ekranları başında bizi izleyenlere sesleniyorum. Parlamentoda görevlerini yaptılar. Ama şimdi de milletçe görevimizi yapmamız lazım. Öyle mi? O zaman ne yapacağız, kapı kapı dolaşacağız. Kaç gün kaldı? 20 gün kaldı. 20 gün. Şurada üç hafta var. kapı kapı dolaşacağız ve değerli kardeşlerim inşallah üç haftanın sonunda yeni bir milat oluyor ve gençlerimiz inşallah 2019 seçimlerinde parlamento için aday olabiliyor."

- Mevlana'nın altın öğütleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı yerlerde Mevlana Hazretlerine atfedilen tavsiyeleri gençlere aktararak ve bunların gençlerin kulağına küpe olmasını istediğini belirterek, bu öğütleri şöyle sıraladı:

"Paranı ver, gönlünü ver canını ver ama sırrını verme. Bitmedi. Günlerini say, kazancını say, büyüklerini say ama yerinde sayma. Bitmedi. İşini beğen, aşığını beğen, eşini beğen ama kendini beğenme. Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama sakın boş verme. Fidan büyüt, çocuk eğit, yoksul besle ama kin besleme. Davet et, hayret et, ülfet et, affet ama ihanet etme. 

Kitap oku, meslek oku, dünyayı oku ama lanet okuma. Sınıfını geç, hayatını seç, rakibini geç ama gülüp geçme. Gönül al, dost al, yoldaş al ama beddua alma. Yaklaş, tanış, konuş, uzaklaş ama uşaklaşma. Doğrul, sıyrıl, evril, devril ama eğrilme. Hislen, tasalan, seslen, uslan ama paslanma. İtil, ütül, atıl, katıl ama satılma. Bu altın öğütleri asla unutmayın."

AA

Güncelleme Tarihi: 27 Mart 2017, 16:23

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER