Canikli: Kimsenin hayal dahi edemeyeceği istikrarı yakalayacağız

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, yayımlanması beklenen yeni Kanun Hükmünde Kararnamelere (KHK) ilişkin, "İhraç da olur, iade de olur. İstihbaratla ilgili konular gündeme geliyor, onlar bu KHK'larda yok, o ayrı bir konu. Onun dışında güvenlikle ilgili her türlü tedbir alınıyor." dedi.

Canikli: Kimsenin hayal dahi edemeyeceği istikrarı yakalayacağız

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, yayımlanması beklenen yeni Kanun Hükmünde Kararnamelere (KHK) ilişkin, "İhraç da olur, iade de olur. İstihbaratla ilgili konular gündeme geliyor, onlar bu KHK'larda yok, o ayrı bir konu. Onun dışında güvenlikle ilgili her türlü tedbir alınıyor." dedi.

Canikli, NTV'de katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonunun ne zaman çalışmaya başlayacağının ve komisyonun üyelerinin belli olup olmadığının sorulması üzerine Canikli, "Çok kısa süre içinde açıklanacak, üyeler belirlenecek ve faaliyete başlayacak." diye konuştu.

Amaçlarının bir an önce bu süreci başlatmak olduğunu belirten Canikli, şöyle devam etti:

"Bu sadece müracaatların yeniden daha ehil bir komisyon tarafından incelenmesi değil, buna ilave olarak bunlara yargı yolunun açılmasını sağlamak amacıyla yapıldı yani savunma hakkı ve yargılama hakkının kullanması amacıyla. En büyük eleştiri biliyorsunuz şuydu, ihraçlar KHK ekinde yapıldığı için bunlara yargı yolu kapalıydı. O zaman gerekiyordu, şartlar ağırdı, bir yangın vardı, önce yangının söndürülmesi gerekiyordu, bir alev topunun önce kontrol altına alınması gerekiyordu. Şimdi o büyük oranda sağlandı, dolayısıyla şimdi bunlara yargı yolunu açacağız."

Komisyon kurulduktan sonra müracaatların buraya yapılacağını anlatan Canikli, "Taleplerin reddedilmesi durumunda yargıya gidilecek, sonra bir üst yargı var, temyiz merci olacak ve daha sonra Anayasa Mahkemesi, sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) var. Dolayısıyla bu süreci de açmış olacağız." dedi.

İhraç edilenlerin tamamına yakınının tekrar inceleme talebiyle başvuruda bulunduklarını dile getiren Canikli, şunları söyledi: 

"Bunların önemli bir bölümünün tek elden koordine edildiğini, özellikle standart şablon dilekçelerden anladık. İtiraz dilekçelerinin bazılarında kelime, cümle bile aynı. Bunların önemli bölümünün örgüt tarafından yönlendirildiğini, koordine edildiğini, hatta dilekçe formatlarının bile belki onlar tarafından gönderildiğini anlıyoruz. Sonuç itibarıyla biz bunların hepsini idari açıdan ciddiyetle inceledik, iadeler oldu, devam ediyor. Önümüze çıkacak, ilk yayımlanacak KHK'da da iadeler var. Sayıları elbette sınırlı. İade oranının düşük olması bizim yaptığımız işin doğruluk ve isabet oranının çok yüksek olduğunu gösteriyor."

Hem OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna müracaat etme ve itirazların orada değerlendirilmesi sürecini hem de bu karara karşı yargı yolunu açtıklarını bildiren Canikli, böylece herkesin kendini yargı önünde savunma hakkının ortaya çıkacağını ifade etti.

- "İhraç da olur, iade de olur"

Canikli, yeni KHK'da hangi alanlarda düzenlemenin öngörüldüğünün sorulması üzerine, şu anda üzerinde çalışıldığını, OHAL ile bağlantılı konuların gündeme geldiğini söyledi.

Başta FETÖ olmak üzere terör örgütlerinin ortaya çıkardığı güvenlik problemlerinin bertaraf edilmesi için OHAL'in ilan edildiğini anımsatan Canikli, "Dolayısıyla OHAL ilan edilme gerekçesine uygun şekilde konular olacak. İhraç da olur, iade de olur. İstihbaratla ilgili konular gündeme geliyor, onlar bu KHK'larda yok, o ayrı bir konu. Onun dışında güvenlikle ilgili her türlü tedbir alınıyor." şeklinde konuştu.

- "Kimsenin hayal dahi edemeyeceği istikrarı yakalayacağız"

Canikli, referandum sonucunun ekonomiye etkisinin sorulmasına karşılık da Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yönetimde istikrarı sağlayacağını ve çok başlılığı ortadan kaldıracağını söyledi.

Sistemin güçlü bir yönetim yapısını garanti altına alacağına dikkati çeken Canikli, yönetimde sıkıntıyı, kavgayı, çatışmayı körükleyen problemlerin tamamının ortadan kalkacağını belirtti.

Canikli, "Ekonominin olmazsa olmazı siyasette, yönetimde istikrardır, işin alfabesidir, işin birinci maddesidir, anayasasıdır. Ekonomide istikrar olacaksa bunun ön şartı kesinlikle siyasette, yönetimde öngörülebilirlik olması gerekir. İşte bu onu sağlıyor. İstikrarı sağlayacak bu yönetimin inşallah 16 Nisan'dan sonra kabul edilmesiyle, ekonomide bakın göreceksiniz hiç kimsenin hayal dahi edemeyeceği bir istikrarı ve bütün makro göstergelerde yukarı yönlü hareketi yakalayacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, şu an itibarıyla kayyum atanan ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilen 800'den fazla şirket bulunduğunu belirterek, "Bunların toplam aktif büyüklüğü 48 milyar lira civarında, ciroları da 30 milyar liranın üzerinde. Müdahale etmemiş olsaydık şu anda bunların önemli bir bölümünde çok ciddi mali bozulmalar, iflaslar yaşanabilirdi. Bunların profesyonelce yönetilmesi gerekiyor.  Şu ana kadar mali yapısı bozulan hiçbir firma olmadı. Hatta birçoğunun mali yapıları düzeldi." dedi.

Canikli, NTV'de katıldığı canlı yayında, gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.

Yılın iki ayı itibarıyla Türkiye ekonomisinin nasıl bir performans gösterdiğine dair soru üzerine Canikli, ekonomi açısından en kötü dönemin geride kaldığını söyledi. Para piyasalarındaki dalgalanmanın boyu ve şiddetinin azaldığını, azalmaya da devam edeceğini dile getiren Canikli, üretim ve istihdamda da en olumsuz tablonun geride kaldığını söyledi.

Canikli, piyasalardaki dalga boyunun makul seviyelerde olacağının altını çizerek, "Bu süreç içinde zaman zaman günlük ciddi yüksek oranlı volatilite ortaya çıkabiliyor. Bunlara aldanmamak lazım. Bunlar da geçici. Özellikle 5-6 aydaki dalga boyuyla ve şiddetiyle kıyasladığımızda para piyasalarında son birkaç ayda göreceli bir istikrarın ortaya çıktığını söyleyebiliriz." diye konuştu.

Üretim ve talep tarafında da ciddi bir yukarı yönlü hareketin başladığını anlatan Canikli, bunun geçici bir durum olmadığını ve daha da ivme kazanacağını ifade etti.

Hanehalkının ağırlıklı olarak güvenlikle ilgili konular nedeniyle taleplerini ertelediğini dile getiren Canikli, piyasadaki alışverişi olumsuz yönde etkileyen bu algının hızla dağıldığının altını çizdi. Söz konusu algının dağılmasını sağlayacak ciddi tedbirlerin hayata geçirildiğini belirten Canikli, "Satın alma gücü artırıldı ve artırılmaya devam ediyor. Önümüzdeki yaklaşık 1 ay içinde 10,8 milyar liralık sadece KOBİ'lere Faizsiz Destek Projesi kapsamında kaynak aktarılacak. Bu aynı zamanda ciddi bir satın alma gücüdür. Bu paranın çok önemli bir bölümü talep olarak ortaya çıkacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

- KGF destekleri ve istihdam

Dolar kurundaki dalgalanmaya ilişkin de görüşleri sorulan Canikli, piyasanın hareketlerini tahmin etmenin mümkün olmadığını söyledi. Canikli, piyasalarda aşağı ve yukarı yönlü hareketler olabileceğini ve bunun doğal karşılanması gerektiğini anlatarak, dalgalanmanın dar bir bantta gerçekleştiğine dikkati çekti.

KOBİ'lere Kredi Garanti Fonu (KGF) aracılığıyla sağlanan destekler ve bunun bütçeye maliyeti hakkında da konuşan Canikli, söz konusu kaynağın 3 yıllık maliyetinin 2,7 milyar lira olacağını ifade etti. Bütçe dengesi içinde kaldıklarını ve bundan taviz vermediklerini belirten Canikli, KGF destekli 250 milyar liralık çok geniş bir kredi alanı bulunduğunu kaydetti. Canikli, anılan kredi alanının 3 yıl için bütçeye yükünün 17,5 milyar lira olduğunu anımsattı.

Canikli, 2 milyon 100 bin kişilik istihdam paketine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, "Orada da çok hızlı gidiyoruz. Hedeflerin önündeyiz. Cuma günü aldığımız rakamlara bakılırsa 300 bine doğru gidiyoruz. Ayrıca 200 bin istihdam da toplum yararına çalışma kapsamında. Onu da ilave ettiğiniz de 500 bini geçiyor. Kısa süre içinde 500 bin kişilik istihdam, inanılmaz bir rakam." dedi.

- TMSF'ye devredilen şirketler

Canikli, olağanüstü hal sürecinde TMSF'ye devredilen şirketler ve özellikle vatandaşların yoğun çalıştığı bazı şirketlerin taahhütlerini yerine getirememesi nedeniyle yaşanan mağduriyetlere dair soruya şu yanıtı verdi:

"Özellikle TMSF'ye devredilen ve konut alanında faaliyette bulunan şirketlerin bir kısmıyla ilgili ciddi mağduriyetler ve sıkıntılar var. Bunlardan bir tanesi Fi Yapı. Fi Yapı şu anda kayyum sıfatıyla TMSF'de. 5 bin 500 civarında konutun parası alınmış, tamamı tahsil edilmiş ama tamamlanmamış. Tamamlanma oranları değişik seviyelerde. Kaynağı da yok. Firmanın bunları tamamlayacak 250 milyon lira civarında bir kaynağa ihtiyacı var. Şöyle güzel bir gelişme oldu. Bir yerde bir arazisi olduğunu anladık. Bununla ilgili değerlemeler yapıldı. Onu paraya çevirerek kalan kısmı tamamlayıp bütün mağduriyetleri inşallah gidereceğiz."

Şu an itibarıyla 800'den fazla şirketin TMSF bünyesinde bulunduğunu bildiren Canikli, bunların toplam aktif büyüklüğünün 48 milyar lira civarında, cirolarının da 30 milyar liranın üzerinde olduğunu dile getirdi.

- "İki seçenek de masada"

Bu şirketlerin arasında çok güçlü firmaların da bulunduğunu anlatan Canikli, şunları kaydetti:

"Bu sistem; kara para aklama, teröre finansman sağlama kapsamında soruşturulan şirketlere soruşturma sonuna kadar kayyum atanması anlamına geliyor. Eğer müdahale etmemiş olsaydık şu anda bunların önemli bir bölümünde çok ciddi mali bozulmalar, iflaslar yaşanabilirdi. Onun da emareleri ortaya çıkmaya başlamıştı. Çünkü mahkemenin durduğu yer ve öncelikleri farklı. Orada ceza soruşturması yapılıyor. Mahkemenin odaklandığı nokta orası ama bunların da profesyonelce yönetilmesi gerekiyor. Onunla ilgili kanun hükmünde kararname ile müdahale ettik. O tarihten bu yana TMSF tarafından yönetiliyor. Mali yapısı bozulan hiçbir firma olmadı. Hatta birçoğunun mali yapıları düzeldi. Örneğin Koza Altın, 15 Temmuz öncesinde halka açık bir şirket. Şu anda fiyatları 15 Temmuz öncesinden daha fazla yükselmeye başladı."

Canikli, anılan firmaların satışıyla ilgili, "Hukuk gereği, mahkeme sonuçlanana kadar bunlar kalacak. Mahkeme bunları suçlu bulursa müsadere kararı verip, devlete aktaracak suçlu olmazsa sahiplerine iade edecek. Teorik olarak bunların büyük bir bölümü müsadere edilecek ama şu an itibarıyla hukuki olarak iki seçenek de masada. Ancak mali yapısı bozulmuş, zarar eden ya da firmaların finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla firmaların bir kısmı, bazı varlıkları ya da zarar edenlerin tamamı satılabilir. Çünkü zarar eden bir firmanın faaliyetine devam etmesi demek zararının artması demek." diye konuştu. 

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER