Bozdağ: ABD, tek bir sivilin burnunun kanamadığını Türkiye'den daha iyi biliyor

Başbakan Yardımcısı Bozdağ: Şimdi Amerika'nın sözcüsü de çıkmış konuşuyor, 'Siviller zarar görüyor.' O zaman ben de buradan söylüyorum, 'Yalan söylüyorsun.' Amerika Birleşik Devletleri bölgede tek bir sivilin dahi burnunun kanamadığını Türkiye kadar bilmekte hatta Türkiye'den daha iyi bilmektedir. Buna rağmen bir devlet görevlisinin kalkıp, olmayan bir şeyi varmış gibi göstermesi teröre destekten başka bir anlam ifade etmez."

Bozdağ: ABD, tek bir sivilin burnunun kanamadığını Türkiye'den daha iyi biliyor

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Zeytin Dalı Harekatı'nın geri dönüşü yoktur. Allah'ın izni, yardımı ve muhafazası, aziz milletimizin duası ve desteği ile Zeytin Dalı Harekatı önünde sonunda başarıya ulaşacaktır. Bütün hedefler bir bir ele geçirilecektir." dedi.

Partisinin Yozgat İl Gençlik Kolları Kongresi'ne katılan Bozdağ, burada yaptığı konuşmada, bugün Türkiye'nin dört yanında problemler olduğunu, pek çok oyun çevrilmek istendiğini ancak Allah'ın izniyle bu hesapların bozulduğunu, oyunların boşa çıkarıldığını söyledi.

Zeytin Dalı Harekatı'nın başladığı günden bugüne kadar başarıyla devam ettiğini vurgulayan Bozdağ, şunları kaydetti:

"Zeytin Dalı Harekatı sırasında terörle mücadelede buradan bu millet, bu devlet, bu bayrak için şehit olmuş bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla yad ediyorum. Mekanları cennet olsun, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Zeytin Dalı Harekatı sadece Afrin bölgesinin teröristlerden, terör örgütlerinden temizlenmesi ve bölgede huzur, barış, istikrar ve güvenin sağlanmasıyla sınırlı görülemez bir harekattır. Bu harekat esasında bölgeyi terörden, teröristlerden temizlerken, bölge halkını terör örgütlerinin baskı ve zulmünden korurken, bölgeye ve ülkemizin o bölge sınırlarına güvenli bir ortam hazırlarken en önemli hedefi de bölgede bir terör devletinin oluşmasına engel olmaktır. Bu harekatı sadece buraları teröristlerden temizlemek olarak ifade edenler yanlış ifade eder."

Harekattaki asıl amacın, bölgeyi terörden, teröristlerden, terör koridorundan ve buna giden yoldan kurtarmak olduğuna dikkati çeken Bozdağ, şöyle devam etti:

"Bu bölgede biz bir terör devletine, terör koridoruna, PKK terör örgütünün devletleşmesine, başka birtakım hedeflerle bölgede plan, program uygulamasına Türkiye olarak izin vermeyeceğiz. Bu bölgede Türkiye'nin ve Türk milletinin aleyhine olacak gelişmeler karşısında dimdik durmaya, milletimizin, devletimizin hukukunu sonuna kadar korumaya devam edeceğiz. Zeytin Dalı Harekatı'nın geri dönüşü yoktur. Allah'ın izni, yardımı ve muhafazası, aziz milletimizin duası ve desteği ile Zeytin Dalı Harekatı önünde sonunda başarıya ulaşacaktır. Bütün hedefler bir bir ele geçirilecektir. Kim, nerede durursa dursun, nereye destek olursa olsun bu sonuç mutlaka gerçekleşecektir. Daha önce ne dediysek yaptık. Şimdi de aynısını yapıyoruz ve geri dönüşü yok. Ya kazanacağız ya kazanacağız. Başka bir ihtimal asla düşünülemez."

Harekatı, Kürtlere yönelik gibi göstermek isteyenler olduğunu belirten Bozdağ, bunun gerçeği yansıtmadığını vurguladı.

- "ABD, tek bir sivilin burnunun kanamadığınıTürkiye'den daha iyi biliyor"

Bu harekatın, PKK, PDY, YPG, KCK, DEAŞ terör örgütlerine yönelik yürütüldüğüne dikkati çeken Bozdağ, şöyle konuştu:

"Kim bunun aksini söylüyor bilin ki Türk milletinin de Türkiye devletinin de düşmanı olan birisidir. Bilin ki ya terör örgütünün sosyal medya hesaplarıdır, bilin ki ya terör örgütü adına gönüllü terör sevicileridir ama emin olun ki bunlar Türk milleti ve Türkiye devletinin azılı düşmanlarıdır. Biz defalarca söyledik, bundan sonra da aynı şeyleri söylemeye devam edeceğiz; bu terör örgütü üyeleri bölgede yaşayan Kürt, Türkmen, Arap kardeşlerimizin kendilerine biat etmeyenlerine baskı ve zulüm yapıyor, haraca bağlıyor, vermediği zaman çocuklarını zorla terör örgütüne katmak için elinden alıyor, mal varlığına el koyuyor, sürgün ediyor. Kabul etmeyenleri infaz ediyor. Bugün sivillerin kaygısına düşenler, bu terör örgütlerinin bölgede sivil halka yaptığı zulümden, katliamdan, baskıdan en ufacık bir cümle dahi bahsetmiyor. Harekatta bugün gelinen noktada 2 binin üzerinde teröristin etkisiz hale getirildiği ama bu süre içerisinde tek bir sivilin burnu dahi kanatılmıyor. Bırakın bir tane sivilin öldürülmesini, bölgede bir tane sivilin burnu dahi kanatılmamıştır. Ama terör örgütü kilise, Hatay'ın bazı yerleşim yerlerine attığı roketler sonucu camide ibadet yapan vatandaşlarımız, evlerinde yatan vatandaşlarımız hayatlarını kaybettiler, şehit oldular. Şimdi terör örgütünün öldürdüğü sivillere, şehit ettiği sivillere bakmıyorlar, yaraladığı sivillere bakmıyorlar ve yıktığı mabetlere bakmıyorlar ama hiçbir tane sivil zarar görmediği halde utanmadan arlanmadan 'Siviller zarar görüyor' diyorlar. Şimdi Amerika'nın sözcüsü de çıkmış konuşuyor, 'Siviller zarar görüyor.' O zaman ben de buradan söylüyorum, 'Yalan söylüyorsun.' Amerika Birleşik Devletleri bölgede tek bir sivilin dahi burnunun kanamadığını Türkiye kadar bilmekte hatta Türkiye'den daha iyi bilmektedir. Buna rağmen bir devlet görevlisinin kalkıp, olmayan bir şeyi varmış gibi göstermesi teröre destekten başka bir anlam ifade etmez."

Türk Silahlı Kuvvetlerinin mabetlere, tarihi eserlere, sivillere dönük en ufak bir saldırıda bulunmadığını vurgulayan Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu tarz yerlerde herhangi bir silah kullanılmamıştır, herhangi bir mühimmat atılmamıştır ama onlar mabetlerimizi de sivillerimizi de hedef alan saldırılarda bulunmuştur. O zaman niye görmüyorsunuz bunları? Kimse bunları görmüyor. Biz, Fırat Kalkanı Harekatı sırasında da siviller zarar görmesin diye kılı kırk yaran bir mücadele verdik. Şehitlerimiz oldu. Bunu göze aldık ama sivil, masum insanlar zarar görmesin diye hassasiyeti ve dikkati zirvede tuttuk. Bölgede de aynı şeyi zirvede tutuyoruz. İşte dün gördünüz. Yaşlı kadınların, beylerin elleri bağlanmış ve tuzaklanmış bir şekilde bu teröristler tarafından bırakılıp gidilmiş. Şimdi o bombalar patlasaydı, o sivil masum insanlar hayatını kaybetmiş olsaydı bunun sorumlusu kim olacaktı? Elbetteki terör örgütleri olacaktı. Fotoğraf ortada, görüntüler ortada, çok net. O zaman sivil hassasiyeti olanlara soruyorum, bunu yapan terör örgütlerine ve teröristlerine neden bir şey söylemiyorsunuz?"

Türk ordusunun mücadelesini kararlı bir şekilde sürdüreceğini belirten Bozdağ, şunları kaydetti:

"Teröristlere, terör örgütlerine bölgeyi dar edeceğiz. Bölgede terör örgütlerinin ve teröristlerin kökünü kazıyacağız. Son terörist bitene kadar bu harekat devam edecektir. Kimse bu harekata süre ve sınır tayin edemez. Türkiye, koyduğu hedeflere ulaşmadan harekatın süresi ve kapsamı değişmez, değiştirilemez. Biz hedeflerimize ulaştığımızda zaten süresi de bitmiş olur, sınırı da gerçekleşmiş olur. Kaç günse o kadar, kaç aysa o kadar, kaç haftaysa o kadar devam edecektir. Biz başkalarına 'Siz 10 bin kilometre öteden niye geldiniz' diyor muyuz? 'Siz niye bu kadar Irak'ta, Suriye'de, Afganistan'da duruyorsun' diyor muyuz? Onların kendilerine doğrudan bir tehdit olmadığı halde, bunu biz söylemiyoruz. Bizim doğrudan güvenlik tehdidimiz var, risklerimiz var. Onun için de bu noktada adımlarımızı başkalarının dediğine göre değil, Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin menfaatleri neyi emrediyorsa o emre göre gereğini yapmaya devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın."

Bozdağ, "CHP ve bazıları kalkmış 'Bunu iç siyasete alet etmeyin' diyor. Kim siyasete alet ediyor? Zeytin Dalı Harekatı'na destek vermek, Zeytin Dalı Harekatı'na katılan Mehmetçikler için dua etmek, onlar için endişelenmek, onlar için kaygı duymak siyasete alet etmek mi? Ordumuzun, askerimizin, Mehmet'imizin moral ve motivasyonunu yüksek tutmak siyasete alet etmek mi? Esas siyasete siz alet ediyorsunuz." ifadelerini kullandı.

Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"(Hiç bir şeyden tiksinmedim, şehitler ölmez vatan bölünmez, ifadesinden tiksindim) diyen birini parti meclisine alarak, şehitlerimize, gazilerimize, vatanımıza, milletimize, devletimize en büyük saygısızlığı siz yaptınız. Böylelerinin bırakın AK Parti'nin bir yerinden üye olmasını, AK Parti'nin binlerce metre ötesinden dahi Allah'ın izni ile geçemez ama bakın bir partinin genel başkanı ezanımıza, dinimize, şehidimize, gazimize, vatanımıza hakaret edenlerden birini İstanbul'a il başkanı yapıyor, diğerini de parti meclisine alıyor. 'Türkiye ile İran savaşa girerse İran safında yer alırım' diyen birini milletvekili yapıyor. Bu ihanet değil mi? Böyle bir şey olabilir mi? Bir de kalkıp 'Biz yerli ve milliyiz' diyorlar. Yerli ve milli olan birisi 'Şehitler ölmez vatan bölünmez' kelimelerinden rahatsız olan birini parti meclisine koymaz. Yanlışlık yaptıysa disipline verir ve partiden atar. Ben buradan soruyorum, dinimizle, bayrağımızla, vatanımızla alay edenleri CHP'de daha ne kadar barındıracaksınız? Ne zaman bunları partiden atacaksınız? Bunlar atmazlar. Neden atmayacaklarını siz iyi biliyorsunuz. Ama biz bunları sandıkta atacağız. Türkiye'nin önünü açacak adımları atacağız ve onlara en güzel cevabı vermiş olacağız. Siyasete alet etmeyin diyenler, bizimle omuz omuza mücadele eden ÖSO'nun Türk askerinin kahramanlığını gölgelediğini iddia edenler, aynı hedefte şehit olan insanları teröristmiş gibi göstermek isteyen yaklaşımların da karşısında durmamız lazım. Bir yandan bizim yanımızdaymış gibi görünüp diğer yandan askerimizi zayıflatmaya yönelik yaklaşımlar birer sinsi algı operasyonudur. Biz bu algı operasyonlarına karşı da dik duracağız ve net duracağız. AK Parti zaten diktir ve nettir. Kim ne yaparsa yapsın bu millet her şeyi net görüyor ve kararlarını doğru veriyor. Ben inanıyorum ki 2019'da da kararlarını net verecektir."

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, "Türkiye'nin dört bir yanında terör ve şiddetle mücadele edilirken teröre, şiddete destek veren gençlik değil, terörün ve şiddetin karşısında, bayrağının, milletinin, devletinin, vatanının ve hükümetinin yanında bulunan bir gençlik istiyoruz. 'Şiddete ve teröre hayır' diyen bir gençlik istiyoruz ve bunun için de büyük bir mücadeleyi veriyoruz." dedi.

Partisinin Yozgat İl Gençlik Kolları Kongresi'ne katılan Bozdağ, burada yaptığı konuşmada, AK Parti'nin kuruluşundan bugüne kadar gençlik kollarında görev alanlara teşekkür etti.

AK Parti'nin Türkiye'nin en genç partisi olduğunu söyleyen Bozdağ, "Aynı zamanda da gençleri en çok olan partidir, aynı zamanda da gençliğe en büyük değeri veren partidir." diye konuştu.

AK Parti Gençlik Kollarının 1 milyon 444 bine yakın üyesi bulunduğunu dile getiren Bozdağ, yaşı 30'u dolduranların ise buradan ana kademede görev aldığını ifade etti.

AK Parti gençliğinin, gürültünün ve patırtının gençliği olmadığına işaret eden Bozdağ, "Milletimin gençliğidir, onun için çok farklı bir gençlik var. Biz, AK Parti'nin mazisi ve bugünüyüz, siz de bugünüsünüz ama bizden farklı olarak AK Parti'nin ve Türkiye'nin geleceği siz gençlersiniz. Bugün ülkemizde yönetimde bulunuyorsak sizin adınıza bulunuyor, size vekaleten bu görevleri yapıyoruz. Gün gelecek bu vekaleti, vekaletin asıl sahibi olan gençlerimize her birimiz ayrı ayrı tevdi edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de elinde sopa, silah, bıçak ve satır bulunan bir gençlik değil, aksine bilgisayarı, kitabı ve kalemi olan bir gençlik isteyen ve böyle bir gençlik için çalışan bir siyasal hareket olduklarını aktaran Bozdağ, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin dört bir yanında terör ve şiddetle mücadele edilirken, teröre, şiddete destek veren gençlik değil, terörün ve şiddetin karşısında, bayrağının, milletinin, devletinin, vatanının ve hükümetinin yanında bulunan bir gençlik istiyoruz. 'Şiddete ve teröre hayır' diyen bir gençlik istiyoruz ve bunun için de büyük bir mücadele veriyoruz. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet anlayışını şiar edinmiş ve bu anlayış için her şeyini gözünü kırpmadan fedaya hazır bir gençlik istiyoruz. Bugün Türkiye'de terör örgütleri, teröristleri ve bu terör örgütlerini kullanan istihbarat örgütlerinin nüfuz edemediği gençlik AK Parti'nin gençliğidir, sizlersiniz. Allah'ın izniyle terör örgütlerine, teröristlere ve terör sevicilere Osmanlı tokadı olacak gençlik de yine bu aziz gençliktir. Biz, her birinize inanıyor, her birinize güveniyoruz. Buradan çok net söylüyorum, bazı üniversitelerimizde terör örgütlerinin taşeronluğunu yapan, terör örgütlerinin kullandığı aklını ve ruhunu terör örgütlerine teslim etmiş olanlar, Türk gençliğini temsil edemezler. Onlar Yozgat'ın, onlar 81 ilin, onlar ilçelerimizin, beldelerimizin, köylerimizin gençliğini temsil edemezler."

Terör örgütlerinin her zaman gençleri istismar etmek ve kullanmak, onları sokaklara düşürmek, insanları birbirinin karşısına dikmek, birbirine düşman etmek için fırsat gözlediğini söyleyen Bozdağ, bunların etrafta adeta kol gezdiklerini belirtti.

Gençliğin, bu milletin evlatlarını birbirine düşürmek isteyen hainlere, alçaklara, provokatörlere, provokasyonlara asla kapı aralamayacağını ve fırsat vermeyeceğini vurgulayan Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz bir olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız ve birlikte Türkiye olacağız. Zaman zaman Türkiye'nin bütün illerini karıştırmak isteyenler olduğu gibi, vatanına, milletine, bayrağına, devletine, dinine, manevi değerlerine sonuna kadar sadık, Bozok Yaylası'nın yiğit insanlarının arasına da fitne, fesat sokmak isteyenler olabilir. Bunlara da fırsat vermeyeceğiz. Kim sokak diyorsa karşısına dikileceğiz, kim şiddet diyorsa karşısına duracağız. Yanlış bilgilerle, sosyal medyadan yayılan yalan yanlışlarla birbirimizin incitilmesine, horlanmasına, dışlanmasına asla izin vermeyeceğiz. Sadece Yozgat'ta değil, Türkiye'nin dört bir yanında da Türkiye'nin her bir yerinde insanlarımızın arasına fitne, fesat sokmak isteyenler olabilir. Bunların hiçbirisine bu milletin aziz evlatları bugüne kadar izin vermedi, bundan sonra da izin vermeyecek. Bir yerde sorun, bir yerde problem var olabilir, sıkıntı olabilir ama bizim devletimiz, hükümetimiz, hukukumuz, polisimiz, yargıcımız var ve büyük bir ülkeyiz, büyük bir milletiz. Kimse kendisini polisin, hukukun, hükümetin, yargının ve devletin yerine koyamaz. Koyduğu zaman da hukuk ondan bunun hesabını sorar. Ne zaman olur bunlar, 15 Temmuz gibi bir şey olur, işte o zaman bu gençlik çıkar, devletine de hukukuna da milletine de bayrağına da meclisine de cumhurbaşkanına da o zaman sahip çıkar. 15 Temmuz'da Türk gençliği büyük bir destan yazdı. Büyük bir başarı hikayesinin altına imza attı."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gençlere ve kadınlara büyük değer verdiğini dile getiren Bozdağ, Türkiye'nin geleceğini gençlerin ve kadınların aydınlatacağına yürekten inandığını belirtti.

Bozdağ, Türkiye siyasetinde yeni bir döneme girildiğini, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yeni bir dönem olduğunu ifade ederek, "2019'da Türkiye yeni bir sayfa açıyor. Parlamenter sistemden vazgeçip cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yola devam karar aldı. Bu büyük bir karardır, yüzyılın reformudur. Şimdi bu reformu engellemek, geriye döndürmek isteyenler var. Buna da Allah'ın izniyle fırsat vermeyeceğiz. 2019'da bu reformu gerçekleştiren iki siyasi parti yerli ve milli bir duruş ortaya koydu ve seçim ittifaklarının önünü açan kanun teklifini parlamentoya verdi." diye konuştu.

Seçim ittifakında teknik konuların Yüksek Seçim Kurulunun görevi olduğunu anlatan Bozdağ, şöyle devam etti:

"İttifakın teknik konuları bizim işimiz değil. Tek bir kısım Yüksek Seçim Kurulunun, il seçim kurulunun, ilçe seçim kurulunun işidir. İttifakta oylar nasıl çarpılır, nasıl toplanır, nasıl bölünür, oy zayi olursa ne olur, mühür nereye basılırsa nasıl olur, o bizim işimiz değil. O, Seçim Kurulunun işi. Bizim işimiz sandığa gidip, AK Parti gördüğünde altına mührü basmaktır, o kadar. İttifak bu. Geleceğiz, oyumuzu ampulün altına mührü basmak suretiyle ifade edeceğiz. MHP’liler de gelecek, üç hilalin altına oyunu basacak, o da onu ifade edecek. Onun için bu o kadar basit bir şey. Yani bugüne kadar oy pusulasına AK Parti nasıl yer alıyor, Yozgatlı kardeşlerim sandığa gittiği zaman ampulü gördüğünde altına nasıl oyunu basıyorsa, bu oyu AK Parti'ye sayılıyorsa bu dönemde de aynı şey olacak. Sandığa gideceğiz, oy pusulasını alacağız, ampul nerede bakacağız, gördüğümüz yerde altına evet mührünü basacağız. Benim oyum AK Parti'de diyeceğiz. Geri kalan ittifak hesaplarını Seçim Kurulu yapsın. O bizim işimiz değil. Şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum."

Bozdağ, 2019'un, büyük Türkiye'nin şahlanışının yılı olacağını anlatarak, şöyle konuştu:

"Kim hangi hesabı yaparsa yapsın Cumhur İttifakı başarıya şimdiden ulaşmıştır. Bundan sonra yapılacak çalışmalar bu başarıyı değiştiremeyecektir. Bakın CHP aday açıklayamıyor. Bir parti kendi genel başkanını aday göstermekten çekinebilir mi? Şu anda kendi genel başkanlarını aday gösteremiyorlar. Adaydır diyemiyorlar. Niye diyemiyorlar? Ben şimdi soruyorum; niye gösteremiyorsunuz? AK Parti'nin adayı, ittifakın adayı MHP'nin adayı belli, Recep Tayyip Erdoğan. CHP'nin Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye'ye layık değil midir ki siz onu cumhurbaşkanı adayı yapmıyorsunuz? Madem Türkiye'yi yönetmeye layık biri değil, neden CHP'nin başına genel başkan seçtiniz? Genel müdürlükten, genel başkanlığa terfi ettirmişler ama Türkiye'nin cumhurbaşkanlığına terfi ettirmeye genel başkanlarını ehil görmüyorlar. Bu, Sayın Kılıçdaroğlu'na da büyük bir haksızlık olur."

Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 'Televizyona çık, kozlarımızı paylaşalım' dediğini anımsatan Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ben de diyorum ki televizyona çıkmaya, kutuda görünmeye gerek yok. Çık, er meydanına kozlarını Tayyip beyle paylaş. Buyur er meydanı. Erler, meydanlarda boy ölçüşür, siyasetin başpehlivanları seçim meydanlarında, sandıkta boy ölçüşür. Televizyon kutusunda değil, sandık kutusunda yarışalım. Niye kaçıyorsun? Adam meydana güvenemiyor çünkü meydanda takati yetmez, televizyonda da takati yetmez ama atıp atıp tutuyor. Biz diyoruz ki çık meydana, göster kendini."

Bozdağ, CHP'nin daha cumhurbaşkanı adayının belli olmadığını vurgulayarak, "Böyle bir şey olur mu? Kararsız bunlar. Bu kadar karasızlık içinde olanlar Türkiye'nin bir günde yüzlerce, binlerce karar alması gereken bir ortamda Türkiye'yi yönetmeye ehil değildir. Bunu niye açıklamıyorsunuz? Açıklamıyorlar, neden? 'Biz alamayız' diyorlar. Kim alır, 'Alacak birini bulalım' diyorlar. Bulun. 'Bulamadık' diyorlar. 'Biraz daha arayalım.' Ya, arasanız da bulamazsınız, nereye baksanız bulamazsınız. Çünkü bu millet liderini bulmuştur, onun adı Recep Tayyip Erdoğan'dır, bunu değiştiremezsiniz." dedi.

AA

Güncelleme Tarihi: 25 Şubat 2018, 19:19

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER