Adalet Bakanı Bozdağ: İnsanlık Suriye'de kaybetmiştir

"İnsanlık Suriye'de kaybetmiştir. Terör, silah ve bu tekeli elinde tutanlar kazanmıştır. Ama bunlar da eninde sonunda kaybedecek, yine insanlık kazanacaktır. Türkiye bu anlamda insanlığın sözcüsü, hakkın, vicdanın yegane seslendiricisi olmuş, adaletin tecellisi için üzerine düşeni büyük bir gayretle yapmış, yapmaya da devam edecektir."

Adalet Bakanı Bozdağ: İnsanlık Suriye'de kaybetmiştir

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Suriye'deki savaşa ilişkin "Çok net bir şekilde görüyoruz ki insanlık ölmüştür. Vicdan ayaklar altındadır. Vicdan da ölmüştür. Eğer bir vicdan olsa bu olup bitenler karşısında o vicdan ayağa kalkar ve bunun gereğini yapar. Ama maalesef yapmıyor." dedi

Bozdağ, Kırıkkale Üniversitesince düzenlenen 2. Uluslararası Savunma Sanayi Sempozyumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, savunma sanayisinin insanlığın ilk gününden bugüne kadar her daim gündemde olan çok önemli bir konu olduğunu ve kıyamete kadar da en önemli konulardan birisi olacağını belirtti.

Savunma sanayi konusunda uluslararası bir tekelleşmenin bütün dünyayı etkisi altına aldığını aktaran Bozdağ, "Bu tekelleşmenin de dünyanın huzuruna, barışına, en büyük kötülüğü yaptığını görüyoruz. BM Güvenlik Konseyindeki belirli sayıdaki üyenin dünyanın huzuru ve güveni konusunda karar alırken uluslararası hukuku göz ardı eden ama sadece kendi çıkarlarını esas alan kararlar alması da dünya barışını tehdit etmektedir. Bugün Suriye'de yaşananlara baktığımızda gerçekten çok büyük bir dramla karşı karşıyayız. Esed yönetimi İdlib'de kimyasal silah kullandı ve pek çok çocuk, kadın, erkek masum insan bu kimyasal silah kullanımı sonucu hayatını kaybetti." diye konuştu.

Bakan Bozdağ, "İnsanlık, uluslararası hukuk, vicdan öldü mü?" diye seslenerek, şunları söyledi:

"Bütün dünya insanlara ve insanların yaşamına değer verme konusunda birbirinden daha üstününü tanımıyor. 'En iyi ben verdim' diyor. İnsanların hakları tartışılmaz. Bütün devletlerin ve uluslararası örgütlerin görevi de bu hakları teminat altına almak ve özgürce kullanımını sağlamaktır. Her defasında Türkiye'yi eleştirenler, 'insan hakları, insan hakları' diyenlere soruyorum. Suriye'de öldürülenlerin yaşam hakkı karşısında neden sesinizi yükseltmiyorsunuz? Neden konuşmuyorsunuz? Onların yaşam hakkı yok mu? Uluslararası hukuk gereği altına imza attığımız metinlerin gereğini neden BM yapmıyor? Neden BM Güvenlik Konseyi, uluslararası örgütler yapmıyor? Neden bu vahşet karşısında ortak bir tavır ortaya koymuyor. Çok net bir şekilde görüyoruz ki insanlık ölmüştür. Vicdan ayaklar altındadır. Vicdan da ölmüştür. Eğer bir vicdan olsa bu olup bitenler karşısında o vicdan ayağa kalkar ve bunun gereğini yapar. Ama maalesef yapmıyor."

- "İnsanlık Suriye'de kaybetmiştir"

Avrupa'dan gelip her defasında insan hakları dersi vermeye kalkanlara da seslenen Bozdağ, "Niye gidip de bunu Esed'e veya bunu yapanlara, ses çıkarmayanlara söylemiyorsunuz? dedi.

Bozdağ, bunları engelleme imkanı olup da engellemeyen, mani olma imkanı olup da mani olmayanların sorumluluklarının da tartışmasız olduğunu kaydetti.

Putin'in de Trump'ın da başka ülkelerin ve liderlerinin de ölen insanlardan dolayı mesuliyeti olduğunu dile getiren Bozdağ, şöyle devam etti:

"Vazifelerini yapıp, altlarına imza attıkları uluslararası hukukun gereğini yapmadıkları için mesuliyetleri var. Ülkelerin elbette çıkarı olacaktır ve çıkarlarını elbette esas alacaktır. Ama hiçbir ülkenin çıkarı, insanlığı yok etmek üzerine kurulamaz. Masum insanların öldürülmesini kendi ülkesinin menfaati gibi gören bir anlayışla dünya daha fazla yoluna devam edemez. Gördüğümüz şey maalesef böyle bir fotoğrafı veriyor. İnsanlık Suriye'de kaybetmiştir. Terör, silah ve bu tekeli elinde tutanlar kazanmıştır. Ama bunlar da eninde sonunda kaybedecek, yine insanlık kazanacaktır. Türkiye bu anlamda insanlığın sözcüsü, hakkın, vicdanın yegane seslendiricisi olmuş, adaletin tecellisi için üzerine düşeni büyük bir gayretle yapmış, yapmaya da devam edecektir. Biz hep hakkı söyledik. Onun içinde bizden rahatsız oluyorlar. Haksızlıkları yüze vurduğumuz için rahatsız oluyorlar. Biz öldürmekte kimseyle yarış yapamayız. Masumların üzerine ölüm kusan silahları göndermekte bizim kimseyle yarış yapma niyetimiz yok. Biz yaşatmakta, yaşam hakkını korumakta, her türlü yarışa varız. İyilikte, güzellikte, insanlığı barış ortamına çekmekte yarışa varız."

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "DEAŞ uluslararası proje bir terör örgütüdür. Bölgedeki misyonu tamamlanana kadar bir yandan dövülecek bir yandan da parlatılacak. Misyonu bittiğinde de fişi çekilecek." dedi.

Bozdağ, Kırıkkale Üniversitesince Mavi Salon'da düzenlenen 2. Uluslararası Savunma Sanayi Sempozyumu açılışında yaptığı konuşmada, savunma sanayisinin güçlü olunması gereken en büyük alanlardan biri olduğunu söyledi.

Kendi kendine yeten bir Türkiye'nin varlığının bölgede huzur ve barışın sigortası olacağını anlatan Bozdağ, şöyle konuştu:

"Türkiye'nin savunma sanayi gücü bugünkünün çok çok üstünde olmuş olsaydı, bu kadar olumsuzluk, bu kadar vahşete bütün dünya seyirci kalmazdı. Bu vahşeti yapmaya da cesaret edemezdi. Biz savunma sanayimizi barışı, huzuru, güveni ayakta tutmak için güçlendirmek zorundayız. Türkiye her alanda kendini geliştirmek, yerli ve milli bir düşünceyi hayata geçirmek zorundadır. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, onun talimatlarıyla Türkiye yerli ve milli savunma sanayisini kurmak üzere büyük bir karar aldı ve bu kararı büyük bir kararlılıkla uyguluyoruz. Yerli üretimde yüzde 20'lerden 60'lara geldik. Hedefimiz 80'i bulmak, mümkünse daha yukarılara çıkmaktır. Terör örgütlerini ve onların iplerini elinde tutanları perişan edecektir. Kendi savaş uçaklarını, helikopterlerini, insansız hava araçlarını, tanklarını, gemilerini ve pek çok gerekli olan silahlarını üretebilen Türkiye, kendi füzelerini üretebilen bir Türkiye, büyük bir Türkiye'dir. 500, bin ve 2 bin kilometre mesafeli Türkiye'nin elinde savunma sanayi materyali olmuş olsa Türkiye, güçlü bir Türkiye olur mu, olmaz mı?"

Bozdağ, AK Parti hükümet olduğunda Türkiye'nin insansız hava araçlarını İsrail'den aldığını ve büyük bir kısmının teslim edilemediğini ifade etti.

Teslim alınanların da bozulduğunu ve bozulanların, tamir edilenlerin de verilmediğine dikkati çeken Bozdağ, "Parayı biz vermişiz yalvarıyoruz araç yok. Baskı yapıyoruz araç yok. Kardeşim bunu biz yapamaz mıyız? 'Yaparız' diyorlar. O zaman niye yapmıyoruz. İrade lazım. Şimdi irade kondu, Türkiye artık bu araçları kendi yapıyor. Şimdi akıllı silahları da Türkiye kendi yapacak. Daha ileri adımları da kendimiz atacağız. Savunma sanayi konusunda sadece kar hesaplı bir düşünceyle hareket edersek hata ederiz. Türkiye kendi güvenliği ve bölgenin güvenliği, huzur ve barış için bu adımları atmak durumundadır. Göktürk uydusu şu anda semada. Bütün dünyayı Türkiye oradan takip edebiliyor." diye konuştu.

AK Parti hükümetlerinin Ar-Ge'ye ayırdığı kaynakların önceki dönemlerle mukayese edilemeyecek derece de yüksek olduğunu vurgulayan Bozdağ, Ar-Ge konusunda yenilikçiliğe büyük değer verdiklerini, bunu sadece lafla değil desteklemek suretiyle de yaptıklarını belirtti.

Bozdağ, AK Parti hükümetlerinin Türkiye'nin büyük ve gelecekte de huzur ve barış içerisinde bir ülke olarak varlığını devam ettirmesi için savunma sanayisine öncelik verdiğini dile getirerek, "Yerlileştirme, millileştirme ve yazılımıyla her şeyiyle kendimize ait olan yeni bir düzeni kurmak kararı almış ve bu kararı da kararlılıkla uygulamaktadır. Eğer milletimizin desteği ve duası arkamızda olursa 2023'te yüzde 80 savunma sanayinde yerliliği yakalayacaktır." ifadelerini kullandı.

- "DEAŞ ile mücadele eden tek ülke Türkiye'dir"

"Bütün terör örgütleri silahlarını kimden alıyor? Bu DEAŞ terör örgütü ne zaman peydah oldu? 4-5 yıllık mazisi ya var ya yok" ifadesini kullanan Bozdağ, "Bu DEAŞ terör örgütünde dünyanın 152 ayrı ülkesinden 95 ayrı etnik kökenden terörist var. Anaları, babaları, kültürleri, eğitimleri ayrı inançları, yaşam tarzları farklı bu kadar insanı öldürmek ve ölmek üzere Suriye ve Irak'a gelmeye kim ikna ediyor?" diye sordu.

"66 ülke var koalisyon ülkesi, bu terör örgütünü bombalıyor, bombalıyor bitmiyor" görüşünü dile getiren Bozdağ, şöyle devam etti:

"Amerika bir yandan Rusya bir yandan herkes bir yandan bombalıyor. Çok net söylüyorum doğru adreslere bombalar gitmiyor. DEAŞ ile mücadele eden tek ülke Türkiye'dir. Ama öte yandan Türkiye ile DEAŞ'a yardım yataklık yapan bir ülke gibi göstermek isteyen uluslararası çevreler bunun taşeronluğunu yapan FETÖ ve onun alçakları da var. Siz tek mücadele eden ülkesiniz. Sizi de mücadele ettiğiniz terör örgütüne yardım ve yataklık eden bir ülke olarak göstermek isteyen bir uluslararası organizasyonla da karşı karşıyayız. Bu örgüte silahları kim veriyor? Öyle silahlar var ki uçakları, helikopterleri düşürebiliyorlar. Bu silahları sıradan insanlar kullanamaz. Lisans eğitimi almış insanların bile belli bir eğitimi almadan onları kullanması mümkün değil. Kim veriyor bu silahları? Çok net ve inanarak söylüyorum DEAŞ uluslararası proje bir terör örgütüdür. Bölgedeki misyonu tamamlanana kadar bir yandan dövülecek bir yandan da parlatılacak. Misyonu bittiğinde de fişi çekilecek. Bu bölgedeki dizayn çalışmalarının motor gücüdür. Onun için Türkiye'de yaşayan bizlerin bu olup bitenleri çok yakından görmesi ve iyi değerlendirmesi gerekiyor."

Bozdağ, bu terör örgütlerinin silahlarını kestiklerinde hiç mücadeleye gerek kalmadan 6 ay sonra biteceğini vurguladı.

Terörü destekleyen bu ülkelerin hepsine de terörü desteklemekten vazgeçmeleri çağrısında bulunduklarını anlatan Bozdağ, terörün vatanının, dininin olmadığını terör örgütlerinin insanlığın, devletlerin ve halkların düşmanı olduğunu söyledi.

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER