Milletimiz AKP'yi fabrikasına iade edecektir

 

AKP’nin kurucu ilkelere geri dönüş ve fabrika ayarlarına yönelme eğilimini her fırsatta dile getirmesi partinin bu gün geldiği noktaya işaret etmektedir.  Siyasi ahlak ve etikten, adaletten nasıl uzaklaşıldığının, yolsuzluklar, kirli iktisadi bağlantılar ve kayırmacılık  batağına düşüldüğünün  adeta  itirafıdır.

Milletimiz AKP’nin; fabrika ayarlarının daha baştan yanlış programlandığını, küresel proje ortakları tarafından hangi amaçlar için nasıl kullanıldığını şimdi daha net anlamaktadır. Son kullanma tarihi tükenen AKP ya ilk fırsatta milletimiz tarafından fabrikaya iade edecek ya da bizzat fabrika tarafından toplatılacaktır.

Ülkemizde makroekonomik çerçevenin yeniden düzenlenme ve dengelenme ihtiyacı bulunmaktadır.  Ancak AKP ekonomi yönetimi makroekonomik yapıyı tahrip etmiş, manipülasyonlarla ekonomiyi kendi dinamiklerinden uzaklaştırmış, fırsat eşitliğini ve kaynak dağılımını bozmuş, makroekonomide parametreleri etkisiz hale getirmiş, manipüle etmiştir.

Ekonominin çıpası kalmamıştır. Ekonomiye güven verecek yeni bir referanslara ihtiyaç vardır. Bunlar, mali disiplin,  siyasi uzlaşma, şeffaf, etkin ve etik devlet yönetimi, öngörülebilir hedefler, büyüme ve yatırım hamlesi olmalıdır.

Son iki yıldır sürekli ekonomideki kırılganlıklara işaret edenler ‘kara tablo çiziyorlar’ diye karalanırken, hatta ‘hainlikle’  suçlanırlarken, o sıralarda bir kesim iktidara ‘güzelleme’ yapmakla  meşguldü. İşte “Faiz düşsün kur yükselsin” diyenler, şimdi 2.7TL’den dolar talep etmeye başlamışlardır. Eğer ekonomik durum iyi ise bunun adı avanta talep etmektir.   Şayet değilse ekonominin hangi boyutlara geldiğini, yandaşların bile bu yükü kaldıramayacağını açıkça göstermektedir.

Türkiye ekonomisi yaklaşmakta olan keskin virajı alamayabilir. Hane halkı, küçük ve orta boy işletmeler ve bankacılık kesiminin dayanıklılığı, kamu kesiminin ise etkinlik ve tarafsızlığı ciddi soru işretidir.

Dış açığın, kredi büyümesinin, kamu harcama etkinliğinin, kamu gelirlerinin kaynak dağılımını bozucu ve iç talebi zayıflatıcı etkisinin, yabancı tasarruflar karşısında yerel tasarrufların, spekülatif olanlar karşısında, üretken yatırımlarının dengelenmesi için yeni düzenleme ve tedbirler gerekmektedir.

AKP ekonomi yönetimi, fırsat eşitliğini ağır bir şekilde tahrip etmesi, ekonomide döviz açıkları konusunda kesimler arasında bir kutuplaşmayı da beraberinde getirmektedir.  Nitekim daha çok spekülatif yatırımlara yönelen yandaş ve havuz sermayesi tarafından kamu kaynakları yoğun bir şekilde kullanılırken, bu imkandan mahrum bırakılan üretken reel kesim yoğunlukla döviz borcu içine sürüklenmiştir.   

AKP Ekonomiyi  tamamen tahakkümü altına almak istemektedir.   Politik gelişmelerin seyrine göre patlamaya hazır  mayınlar ortalıktadır. Bunlardan biri faizlerdir. AKP yönetiminde faiz manipüle edilmektedir.  Likidite parametrelerinde esas belirleyicilerden birisi MB ile bankacılık sektörü arasında ilişkidir. Ancak Bankalar arası para piyasası fiilen ilga edilmiştir. Bankalar arasında gerçek para alışverişi bulunmamakta ve hacim çok düşük seviyeye gerilemiş bulunmaktadır. Özel sektör ve yandaş kamu kredilerinin kesintisiz işletilmesi için  MB - kamu banka ve bankacılık sektörü işbirliği ile faizin manipüle edildiği tartışılmaktadır.

AKP’nin yönetimindeki ekonomide kirli ekonomik ilişkiler şebekesi ekonomiyi ve piyasayı tehdit etmektedir. Enerji Piyasasındaki yandaş hakimiyeti ekonomiye döşenmiş diğer bir mayındır. AKP şalteri indirmeye muktedir olduğunu hissettirmektedir.

 Yandaş firmalar  elektrik üretim ve dağıtımında kritik rol üstlenmektedir. Elektrik üretiminde (HES-termik santral) AKP yönetimi üretim ve dağıtımı istediği gibi değiştirebilme yeteneğine sahiptir.

Elektrik dağıtımda milyarlarca doları bulan özelleştirmenin şu anda kurdan kaynaklanan ağır bir zarar oluşturduğu açıktır.  Mevcut durumdaki kar marjlarıyla dağıtım şirketlerinde yatırım geri dönüş süresi yarım asra yaklaştığı da kamuoyunca yoğun tartışılmaktadır. Oluşan kur zararı ile kredilerin geri ödenmesi güçleşmektedir. 

Burada bağımsız olması gereken kurumlar, gerek EPDK gerekse BDDK, yapılan düzenlemeler ile siyasi iradenin kontrolüne girmiş bulunmaktadır.

Diğer bir tehlike perakende piyasasının organize kısmındaki yandaş firmaların hâkimiyetidir. Bu durum piyasanın sözkonusu firmalar aracılığıyla kolayca yönlendirilebileceğini ortaya koymaktadır. 

Bütün bunlar AKP yönetiminin ekonomideki tuzaklamalarının sadece birkaç tanesidir.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.