'Yaşayan İnsan Hazinesi onların var ettiği bir unvandır'

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Yaşayan İnsan Hazinesi bizlerin verdiği değil, hayatları ve eserleriyle bizzat onların var ettiği bir unvandır" dedi.

'Yaşayan İnsan Hazinesi onların var ettiği bir unvandır'

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Yaşayan İnsan Hazinesi bizlerin verdiği değil, hayatları ve eserleriyle bizzat onların var ettiği bir unvandır." dedi.

Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Yaşayan İnsan Hazineleri Ödül Töreni"nde yaptığı konuşmaya, vatanın ve milletinin güvenliğini sağlamak, kendisinden imdat bekleyen masum ve mazlum insanları korumak için göğsünü siper eden kahraman Mehmetçikleri selamlayarak başladı.

İdlib'de şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine başsağlığı ve sabırlar dileyen Ersoy, yaralı askerlerin bir an evvel sağlıklarına kavuşmalarını temenni etti.

Ersoy, insanlığın bugün küreselleşen dünyada popülizme dayalı olarak sürekli değişen, hızlı üretilen, aynı hızda tüketilen bir kültürün yozlaştırıcı etkisini tecrübe ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türk milletinin kültürü, binlerce yıllık tarihimiz kadar derin bir görgünün, yaşanmışlıkların, ihtiyaç, arayış ve çözümün şekillendirdiği muazzam bir hazinedir. Bizim hayatımızın içinde doğmuş, bizimle birlikte gelişmiş ve olgunlaşmıştır. Farklı kültürlerle olan münasebetlerimizde benimseyip, aldığımız kültür dallarında dahi özgünlüğe ulaştığımız, adımızla anılan yeni tarz ve türler çıkardığımız aşikardır.

Bu tür bir güç, ancak gerçek anlamda kültürel kimliği olan milletlere mahsustur. Dolayısıyla hepimiz, sahibi olduğumuz kültürün değerini bilmekle ve onu korumakla sorumluyuz. Bu sorumluluk onu bize emanet eden geçmişimize vefa borcumuz, geleceğimiz olan çocuklarımıza karşı yerine getirmekle yükümlü olduğumuz asli görevimizdir."

Bakan Ersoy, kültürün merkezinde insan olduğunu vurgulayarak, kültürü meydana getirenin de yaşatıp geliştirenin ve nesilden nesle aktaranın da insan olduğunu söyledi. Herkesin bu durumun bir parçası olduğunu ancak bazı kişilerin hayatlarını bu yola adadıklarını ifade eden Ersoy, şöyle konuştu:

"Dinlediğimiz bir türküde, bir sanat müziği eserinde onların ezgisini, nağmesini duyarız. Çalınan bağlamanın asıl bam teli, kavala, neye biçim veren el, dile getiren nefes yine onlardır. Kah acı, kah sevinçle yoğrulmuş duygu dünyamızın estetiği, onların elinde çini olur, ebru olur. Bu insanlar, milletimizin değerlerinden hayat bulan edep ve adabın yazısız fermanlarıdır. Ondandır ki kendilerini yaşayan insan hazinesi olarak görmekteyiz."

"Somut olmayan kültürel mirası korumanın en etkili yolu"

Bakan Ersoy, Türkiye'nin 2006'da UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi'ne taraf olduğunu hatırlatarak, toplumlardan bireylere, insanların kültürlerinin bir parçası olarak kabul ettikleri uygulamaların, temsillerin, anlatımların, bilgilerin, becerilerin, bunlara ilişkin araçların, gereçlerin ve kültürel mekanların somut olmayan kültürel miras olarak görüldüğünü anlattı.

Bu noktada "Yaşayan İnsan Hazinesi" tanımının ortaya çıktığına dikkati çeken Ersoy, "Yaşayan İnsan Hazineleri, somut olmayan kültürel mirasın belli unsurlarını yeniden yaratmak ve yorumlamak açısından gerekli bilgi ve beceriye, yüksek düzeyde sahip kişilerdir. Bu insanların bilgi ve becerilerinin devamlılığının sağlanması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması ise muhakkak ki somut olmayan kültürel mirası korumanın en etkili yoludur." değerlendirmesinde bulundu.

Kültür ve Turizm Bakanlığının Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünün bünyesinde, koruma çalışmaları gerçekleştirmek amacıyla ülke toprakları üzerinde bulunan somut olmayan kültürel mirasın bir veya birden fazla envanterini oluşturmak ve bunları güncellemek gibi yükümlülükleri bulunduğunu bildiren Ersoy, bu kapsamda yürütülen envanter çalışmalarından birinin de "Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri" olduğunu kaydetti. Ersoy, bu envantere alınacak isimlerin belirlenmesinin, il kültür ve turizm müdürlüklerinden başlayıp, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Uzmanlar Kurulunda devam eden ve Bakanlık makamının onayıyla nihayet bulan uzun soluklu bir süreç olduğunu belirtti.

"Önemli ölçütler aranıyor"

Bu unvan verilirken kişinin en az 10 yıldır ustalığını icra ediyor olmasından mesleğini devam ettirecek çıraklar yetiştirmesine kadar önemli ölçütlerin arandığını dile getiren Ersoy, şu ifadeleri kullandı:

"Öyle ölçütler ki bilgisi ve deneyimini, bunları işine aktarma becerisini, bu sayede ortaya koyduğu ürün ve eserlerin sahip olduğu istisnai değeri ve öğretme kabiliyetini teyit etmiş oluyoruz. Bugün ödül alacaklarla birlikte, 2008'den başlayarak bu unvanla taltif edilmiş insanlarımıza baktığımızda, aradığımız kriterler de hazine ifadesinin içinin ne kadar dolu olduğu da net bir şekilde anlaşılmaktadır. Aslında sürekli unvanı vermekten bahsetsek de şunu açıkça belirtmek gerekir ki Yaşayan İnsan Hazinesi bizlerin verdiği değil, hayatları ve eserleriyle bizzat onların var ettiği bir unvandır."

Ersoy, kültürün yaşatılmasında bir ömürlük emek sarf eden ustalara, onların nezdinde tüm insan hazinelerine şükranlarını sunduğunu, ebediyete intikal edenleri rahmet ve saygıyla andığını belirterek, "Sizler Türk milletinin kültür hafızası olarak, kimliğimizin çok değerli unsurlarını gelecek nesillere aktaracaksınız. Kendimiz kalabilmek yolunda her daim arkanızda olmaya, sizinle birlikte yürümeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Ödül alan ustaları tebrik eden Ersoy, "Himayelerinde gerçekleştirdiğimiz bu ödül töreni vesilesiyle her daim sanatın ve sanatçının yanında olan, gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarda çok kıymetli desteklerini bizlerden esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımıza en derin şükranlarımı arz ediyorum." ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Ödül kazananlar

Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen "Yaşayan İnsan Hazineleri" ödülüne layık görülenler şöyle:

"Eşme Kilimi Dokumacılığı'nda merhume Ümmü Balyemez, "Bitki Yetiştirme ve Ağaç Aşılama"da Orhun Güven, "Damal Bebek Yapımı"nda Fidan Atmaca, "Telkari Sanatı"nda Subhi Hindi Yerli, "Ebru Sanatı"nda Ahmet Hikmet Barutçugil, "Aşıklık Geleneği"nde Ali Rıza Ezgi ve Maksut Koca, "Sipsi Yapımı ve İcrası"nda Halime Özke ve Mehmet Bedel, "İpek Böcekçiliği ve Dokumacılığı"nda Hasan Büyükaşık, "Kemençe Yapımı"nda Hasan Sancak, "Çanakkale Seramiği"nde İsmail Bütün, Abdallık Geleneği, Davul Yapımı ve İcrası"nda Adem Göçer, "Çini Sanatı"nda Hamza Üstünkaya, "Alem Ustalığı"nda Mahmut Efeoğlu."

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER