İşaret Taşlarımız: Başbuğ Alparslan Türkeş

25 Kasım 1917'de Lefkoşe’de Haydarpaşa mahallesi Kirlizade sokak 13 numaralı evde dünyaya geldi. Babası Tuzlalı Ahmet Hamdi Bey annesi Fatma Zehra Hanım. Adını Ali Arslan koydular.

Ali Arslan’ın ilk okul ve rüştiye yıllarında karakter mimarları; Hüsnü Bey, Selahattin Bey, Mehmet Asım Bey, Ragıp Bey, Turgut Bey, Osman Zeki Bey ve Faiz Kaymak Beyefendilerdir. Türklük ve Türkçülük şuurunu bu kıymetli hocalarından alır.

Osman Zeki Bey Ali Arslan adını Alparslan olarak değiştirir, Sultan Alparslan gibi ol der.

Sevgili canlar Başbuğumuzu anlatmaya elbette köşe yazıları, kitaplar yetmez ama bu yazıda doğumunun yüzüncü yıl dönümünde O’nun sanat ve sanata dair görüşlerini bir iki hatıra ile kısaca aktarmak istiyorum.

1969’lu yıllarda bir konferansı sırasında Aşık Feymanî ağabeyimizle tanışır ve Aşık Feymanî’ye ve arkadaşlarına bir hafta boyunca Türklük, Türkçülük ve ülkücülüğü anlatır. Akabinde kendi çalışma odasında bir kahve içmeye davet eder ve konuyu açar. Meseleyi şöyle anlatır sizler bu davamızın kanatlarısınız bizleri sizler uçuracaksınız der. Doğudan batıya kuzeyden güneye tespit ettiği 350 bölgede üzerinde adresleri olan içerisinde yapılması gereken işi anlatan 350’nin üzerindeki mektupları takdim eder. Türkiye’yi adım adım gezerek bu kutlu davamızı anlatırlar.

O’ nu uzaktan görenler yakından tanımayanlar çok sert biri olduğuna zahiren hükmederler. Halbuki O’nun felsefi ve mistik bir dünyası vardır. Çok merhametli naif bir insandır. Örneğin bir gün genel merkezden çıkıp bir ziyarete giderken arabayı durdurur. Arkasından gelen arabadakiler merak ederler niçin durulduğunu meğer yolda bir kedinin su içtiğini ve onun suyunu içmesini beklediğini öğrenirler.

Sanatçıların sosyal hakları ile ilgili çalışmayı meclise taşımış ve birçok sanatçı bu sayede sosyal haklarına kavuşmuşlardır. Benim şahit olduğum sayıları bir hayli çok olan sanatçı tanıdıklarım rahmetli Başbuğumuzun bu girişimleri neticesinde emekli oldu rahat bir hayat sürüyorlar.

Sanatçıların sahnesini asla bölmez zaman zaman onlara eşlik ederdi. Yemen türküsünde rahmetli Selahaddin Er Orhan abimize söylerken katılır birlikte söylerdi. Birde Doğu Türkistan bölgemize ait şu türküyü de sevdalıydı.

Güzel Türkistan senge ne boldu

Sebeb vakitsiz güllering soldu

Çemenler berbad kuşlar hem feryad

Hemmesi mahsun bolmazmı dilşad

Bilmem niçin kuşlar uçmaz bahçelerinde

Rahmetli Metin Tokdemir’in G.K.S.O Genel Başkanı olduğu dönemde Eskişehir’de Bizim Ocak Dergisi’nin organize ettiği bir konserimiz oldu. Konserde ben, hanım sanatçımız Feryal Feryadi, bir halk müziği sanatçısı, bir de klasik sanat müziği okuyan kadromuz vardı. Ben konser esnasında eserlerimi okurken eser hakkında, söz yazarı, derleyen, bestecisi ile ilgili bilgiler aktarıyordum. Büyüğümüzün huzurunda verdiğimiz konser sonrasında kendisi beni çağırdı heyecanla yanına vardım elini öptüm. Feymani abimize söylediği sözü tekrar ederek başarılar diledi birde istek de bulundu önce şu eseri okudu;

Dün gece,

Çelik testereyle kestim suları

Yıkadım duvara astım suları

Düşümde düşüme girdim dün gece

Kendimi kendime sordum dün gece

Buluta yaslandım ışığı tuttum

Seni hatırlayıp seni unuttum

Kendimi kendime sordum dün gece

Bu eseri de bestelememi istedi. Bende o eseri kendimi onun dünyasına salarak besteledim. Allah mekânını cennet eylesin.

Türk dünyasına olan özlemi bir başka idi yine bir başka buluşmamızda Türk dünyasına ait müziklerin Anadolu’ya aktarılması ile ilgili çalışmamdan bahsedince isabetli bir çalışma olduğunu işaret ederek özellikle oralarda şahsi dostluklar kurmamızın önemini belirtti. Sanat ile bağları güçlendirip köprü oluşturulmasının Türk dünyasının en önemli yol haritası olduğunu vurguladı. Rahmetle ve minnetle anıyorum.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.