'Sudan ve Cezayir değişim talebine daha fazla direnemez'

Ortadoğu Stratejik Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Uysal, "Hem Cezayir hem Sudan için bölgede yeni bir değişim dalgası yaşanıyor. Arap Baharı’nı getiren süreç ve sorunlar bitmiş değil." dedi.

'Sudan ve Cezayir değişim talebine daha fazla direnemez'

Sudan ve Cezayir'deki gösterileri AA muhabirine değerlendiren Kuzey Afrika uzmanları, Arap Baharı’nı getiren süreç ve sorunlar bitmediğini, bu gösterilerin kritik bir nitelik taşıdığını belirterek, yönetici elitlerin basit manevralarla genç jenerasyonlardan gelen kararlı değişim taleplerine karşı daha fazla direnemeyeceklerini savundu. 

Ortadoğu Stratejik Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal, Cezayir'deki gösterilerin sivil bir hareket olarak ortaya çıktığını, bu hareketin gücünün ve hacminin ileriki dönemlerde ülkede belirleyici bir rol üstlenebileceğini söyledi.

Cezayir halkının, Arap dünyasından 20 yıl önce deneyimlediği, büyük kayıplar verdiği iç savaş ve Suriye örneğinden hareketle daha temkinli davrandığını, gerginliği tırmandırmaktan kaçındığını aktaran Prof. Dr. Uysal, "Göstericiler özellikle Suriye benzeri bir durum ortaya çıkmasın diye barışçıl özelliklerini ön plana çıkarıyorlar. Ama olaylar büyürse tahrikler olabilir. Cezayir aslında Arap Baharı’nın ilk denemesini 1990’larda yaşadı. Askeri darbeden sonra ciddi bir iç savaş yaşadı ve 200 bin kişi hayatını kaybetti. Buteflika’nın en büyük başarısı 1990’lardaki kaosu, iç çatışmayı, krizi ve terörü bitirecek adımlar atmasıdır. Fakat Arap Baharı başladıktan sonraki süreçte reform sözleri verilmesine rağmen çok fazla bir gelişme olmadı." diye konuştu.

Prof. Dr. Uysal, Arap Baharı'ndan sonra tüm bölgeyi etkileyen koşulların Cezayir''i de etkilediğini, yoğun genç nüfusun taleplerini yerine getiremeyen bir yapının mevcut olduğunu ve Buteflika'nın Arap baharından sonra söz verdiği reformları yerine getirmemesinin ülkeyi bu duruma taşıdığını belirtti.

Petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte ülkede baş gösteren fakirlik, işsizlik ve yolsuzlukların genç popülasyonu harekete geçirdiğini kaydeden Prof. Dr. Uysal, 20 yıl önce kurulan siyasi denklemin yeni kuşağın ihtiyaçlarını karşılamaktan yoksun olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Uysal, şunları anlattı:

"Hem dünyada hem bölgede hem Cezayir'de ciddi değişimler yaşanırken yeni bir siyasi yapının zorunluluğu ortada. Eski yönetimin, Buteflika dışında dengeyi sağlayacak aday bulamadığı anlaşılıyor. Muhtemelen, 5 yıl yerine 1 yıl süre verilirse ‘her şeyi düzelteceğim’ açıklaması da bu nedenle geldi. Dolayısıyla yönetici elitler, bu bir yıllık süreç içinde yeni bir geçiş tasarlıyor ve bu nedenle zaman istiyor olabilirler. Cezayir, petrol, doğal gaz, altın ve uranyum kaynakların sahip olduğu için ekonomik potansiyeli çok iyi olan bir ülke.

Büyük güçler özellikle Fransa tarafından tek başına bırakılmayan kritik bir ülke. Aynı şekilde Çin ciddi şekilde Cezayir’de mevcut. Cezayir’deki değişim bölgedeki tüm dengeleri etkileyecek. Dolayısıyla bu tip süreçlerde dış güçlerin müdahalelerinin çok fazla olduğunu biliyoruz. Hem iç karışıklık hem darbeye gidecek yöntemler arayacaklardır. Güçlü ve demokratik bir Cezayir’e engel olacaklardır. Sonuçta son sözü yönetici elitler söylese de halk 'ben de buradayım' diyor. Ama halkın gücü sınırlı olduğu için hükümet belli oranda halkı teskin edecek fonlar, sübvansiyonlara başvurarak nabzı düşürebilir"

"Gösterilerden bir devrim çıkmaz"

ORSAM Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal Cezayir’deki gösterilerin dozunun artmayacağını ancak ciddi bir değişimi zorunlu hale getireceğini, dolayısıyla iktidarın, uzlaşmak için bir ara yol bulma arayışına girebileceğini vurguladı.

Hem muhalif partilerin hem de sistem içindeki partilerin, gençlerin isteklerini karşılayacak bir model geliştirmek zorunda olduğunu savunan Prof. Dr. Uysal, "Ama seçime kadar bu tartışmalar, itişmeler, mücadeleler sürer diye düşünüyorum. Hatta Anayasa Komisyonu Buteflika’nın adaylığını onaylarsa ortam daha da gerginleşecektir." dedi.

"Hem Cezayir hem Sudan için bölgede yeni bir değişim dalgası var gibi, Arap Baharı’nı getiren süreç ve sorunlar bitmiş değil." diyen Prof. Dr. Uysal, şu ifadeleri kullandı

"Bunun değişmesi için de ortaya çıkacak araç ve yöntemler maalesef çok sınırlı. Ayrıca bu tip devrim yöntemleri başarılı olmuyor. İç çatışmalar, grupların birbirine hakim olmak istekleri büyük sancılara neden oluyor. Bugün yönetimler ellerindeki imkanlarla büyük kalabalıkları bastırabiliyor, Suriye örneğinde gördüğümüz gibi. Dolayısıyla ne Sudan’da ne de Cezayir’de bu tip gösterilerin rejimi değiştirmesi çok fazla mümkün görünmüyor.

Bence bu gösteriler seçime kadar devam edecek. Sokak tepkili ama bunu geniş kapsamlı bir devrim havasına sokmaları çok zor. Soksalar bile rejim, ordu ve diğer güçler, hatta dış güçler bu konuda açılım yaptırmazlar. Dolayısıyla Sudan ve Cezayir'den bir Arap baharı bir devrim çıkmaz. Uzun vadede siyasi bir değişim ise zorunlu. İnşallah ordu başta olmak üzere elit güçler, meclisteki siyasi partiler ve göstericiler bir ara yol bulabilirler."

"Sudan ekonomik açıdan iflasın eşiğine geldi"

İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) Afrika uzmanı Serhat Orakçı ise Sudan'ın siyasi ve toplumsal arenadaki başarısızlıkları nedeniyle 2011 yılında büyük bir travmanın eşiğine gelerek bölündüğünü kaydetti.

Petrol gelirlerini kaybeden Sudan'ın 2018 yılında ekonomik olarak iflasın eşiğine geldiğini hatırlatan Orakçı, "Ekmek ve akaryakıt kuyrukları baş gösterirken bankalarda nakit akışı da kesintiye uğramıştı. Enflasyon ve işsizlik gibi göstergelerin kötüye gitmesi halk nazarında memnuniyetsizliği daha da tırmandırmıştı. Küçük çaplı lokal protestolar 19 Aralık 2018 tarihinde dikkat çekici bir boyut kazandı. Ekonomik sebeplerle başlayan sokak gösterileri siyasi beklentilerle ilişkili hale gelerek Arap Baharı sürecinde aşina olunan bir hal alarak Devlet Başkanı Ömer el Beşir’i istifaya davet eden sürece evrildi." dedi

Orakçı, sert önlemlerle gösterileri bastırmakta zorlanan iktidarın, halkın taleplerinin meşruluğunu kabul etmek zorunda kaldığını ancak çareyi diyalog çağrısı yapmak yerine ülkede bir yıl süreyle OHAL ilan etmekte bulduğunu anlattı.

Alınan tedbirlerin Sudan sokaklarını sakinleştirmeye yetmediğine dikkati çeken Orakçı, izinsiz gösteri ve yürüyüşlere getirilen ağır cezalara rağmen Sudan’da halk sokağa çıkmaya, grev tertiplemeye, oturma eylemleri yapmaya devam ettiğini söyledi.

"Kararlı değişim talebine direnmek hiç de olası durmuyor"

Orakçı, büyük çoğunluğu gençlerden oluşan protestocuların siyasi, iktisadi ve hatta toplumsal bazda ülkenin önünü açacak umut vadeden projelerden yoksun mevcut iktidara karşı tepkilerini açık açık gösterdiklerini vurguladı.

Sudan'da, temel beklentinin ekonomik ve siyasi yönden halkı tatmin edecek bir kadronun işbaşına gelmesi olduğunu aktaran Orakçı, şunları söyledi.

"Kısaca halkı önceleyen temiz bir yönetim arzulanmaktadır. Ellerinde kesinleşmiş bir yol haritası olmasa da bu gençler Ömer el Beşir’in başarısızlığını kabul ederek görevi bırakmasını ülkeyi daha iyi yarınlara taşıyacak değişim için gerekli başlangıç adımı olarak görmektedirler. Gösterilere katılan kesimlerin beklentisini sadece ekonomik iyileşme ile açıklamanın mümkün değil. Temel argümanlar özgürlük, barış ve adalet etrafında şekillenmektedir. Sudan’da genç kuşaklar sosyo-ekonomik göstergelerin halkı mutlu ettiği daha özgür ve adil bir toplum inşası arzulamaktadırlar."

Orakçı, gösterilerin başladığı günden bu yana Sudan sokakları hareketliliğini sürdürürken iktidarın ise çeşitli yöntemlerle gösterileri bastırmak için birtakım yöntemlere başvurduğu bilgisini paylaştı.

Orakçı, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sudan iş yaptığı dış aktörlerin kapısını çalmak durumunda kalmıştır. Katar ve Mısır’a özel ziyaretler gerçekleştiren Ömer el Beşir Arap dünyasındaki iki kutup da yanında durmaya devam etmeleri için kısmen ikna etmeyi başarmıştır. Bu yaklaşım Batılı ve Asyalı aktörler nezdinde de benimsenmiş bu kutuplardan el-Beşir karşıtı herhangi bir söylem henüz yükselmemiştir. Dış aktörlerin statükonun devamı adına bir yaklaşım benimseyerek 30 yıllık el-Beşir iktidarına en azından menfi bir tavır almamaları iktidarın ömrünü kısa süreliğine uzatmıştır.

Ancak bu hassas denginin bu şekilde sürdürülebilmesi de çok fazla mümkün gözükmemektedir. Gerek Mısır’ın gerekse de Katar’ın el-Beşir’e verdikleri destek şartsız ve koşulsuz değildir. Bu koşulları sağlamak ise iktidar için giderek zorlaşmakta içeriden gelen halkın baskısı da giderek güçlenmektedir. Nihayetinde birtakım önleyici tedbirlerle iktidarın ömrü uzatılmış gibi görünse de Sudan’da siyasi arenada değişim kaçınılmaz gözükmektedir. Basit manevralarla genç jenerasyonlardan gelen kararlı değişim talebine direnmek hiç de olası durmamaktadır."

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER