İzmir'de olası depremlerin büyüklüğü ve tekrarlama aralıkları araştırıldı

İzmir metropol alan ve Karaburun-Çeşme yarımadasında 7 büyüklüğündeki bir depremin 800, 6-7 büyüklüğündeki bir depremin 70-100 ve 5,5-6 ölçeğindeki bir depremin 25-30 yılda bir meydana gelebileceğinin jeodezik yöntemlerle hesaplandığı bildirildi.

İzmir'de olası depremlerin büyüklüğü ve tekrarlama aralıkları araştırıldı

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DAUM) Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir'de meydana gelebilecek depremlerin büyüklükleri ile bunların tekrarlama aralıklarına yönelik araştırma yaptıklarını belirterek, "İzmir metropol alan ve Karaburun-Çeşme yarımadasında 7 büyüklüğündeki bir depremin 800, 6-7 büyüklüğündeki bir depremin 70-100 ve 5,5-6 ölçeğindeki bir depremin 25-30 yılda bir meydana gelebileceği jeodezik yöntemlerle hesaplanmıştır." ifadelerini kullandı.

Ankara Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi'nin (DEÜ) geomatik, jeoloji ve jeofizik mühendisliği bölümlerinden 7 akademisyenin katımıyla yapılan araştırma sonuçlarına yönelik yazılı açıklama yapan Prof. Dr. Sözbilir, çalışmanın TÜBİTAK Yer Bilimleri Dergisinde yayınlandığını aktardı.

Sözbilir, şunları kaydetti:

"Bölgede 1909'da 6 büyüklüğündeki Foça, 1928'de 6,5 büyüklüğündeki Torbalı, 1939'da 6,6 büyüklüğündeki Dikili, 1949'da 6,6 Sakız-Karaburun ve 1992'deki 6 büyüklüğündeki Doğanbey depreminin gerçekleşmiş olması nedeniyle İzmir-Karaburun çevresindeki faylarda 6 ile 7 büyüklüğüne varabilecek depremlerin tekrarlama periyoduna girdiğimizi söyleyebiliriz.

İzmir metropol alan ve Karaburun-Çeşme yarımadasında 7 büyüklüğündeki bir depremin 800, 6-7 büyüklüğündeki bir depremin 70-100 ve 5,5-6 ölçeğindeki bir depremin 25-30 yılda bir meydana gelebileceği jeodezik yöntemlerle hesaplanmıştır."

Bu verilerin İzmir'in depreme hazırlık çalışmalarına öncelik vermesi gerektiğini gösterdiğini, deprem master planlarının bir an önce uygulamaya konulması gerektiğini aktaran Sözbilir, "Kentsel dönüşümün doğal afet riskine göre planlanması ve diri faylarla yapı etkileşimini ortaya koyan yapı stokunun saptanması hayati derecede önem taşımaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Sözbilir, 3 yıl süren ve GPS istasyonlarının da kullanıldığı araştırmada Prof.Dr. Bahadır Aktuğ, Doç. Dr. İbrahim Tiryakioğlu ve Doç.Dr. Çağlar Özkaymak ile doktora ve yüksek lisans öğrencileri Eda Esma Eyübağıl, Halil İbrahim Solak ile Umre Selin Kavak'ın yer aldığını da bildirdi.

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER