Anayasa Mahkemesinden “hak ihlali“ kararı

Saldırgan tavırlarda bulunan şizofren hastasının, hastaneye götürülmek istendiği sırada yaşananlar sonrasında hayatını kaybetmesi nedeniyle ailesine 10 bin lira tazminat ödenmesine karar verildi

Anayasa Mahkemesinden “hak ihlali“ kararı

ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi, saldırgan tavırlarda bulunan şizofren hastasının, hastaneye götürülmek istendiği sırada hayatını kaybetmesi nedeniyle aileye 10 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti.

Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararına göre, şizofren hastası A.Ç, saldırgan tavırlar sergilemesinin ardından eşi tarafından daha önce tedavi gördüğü Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine götürülmek istendi.

Başvurucu eş, A.Ç'nin hastaneye götürülmesi için özel bir hastanenin ambulans şoförü ile belirli bir ücret karşılığında anlaştı. Ambulans ekibince, hastaneye götürülmek için ikna edilemeyen A.Ç, saldırgan tavırlarını sürdürdü. Bunun üzerine çağrılan jandarma ekiplerince ikna edilebilen A.Ç, daha sonra ambulansa bindirildi.

Ambulansta yapılan sakinleştiricinin etkisinin geçmesinin ardından tekrar saldırganlaşan A.Ç, ambulansın kapısını kırdı, daha sonra da ambulansın durmasının ardından ağaçlık alana kaçtı.

A.Ç'nin bir arkadaşının evine gittiğini öğrenen ailesi durumu polise bildirdi. Polis ekiplerinin de bulunduğu sırada getirilen ambulansa binmek için ikna olmayan ve saldırgan tavırlarını sürdüren A.Ç. ile polis arasında arbede yaşandı. Bu sırada polis tarafından göz yaşartıcı gaz ve cop kullanıldı.

Zorla ambulansa bindirilen A.Ç'ye sakinleştirici enjekte edildi. Ambulansla Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine sevk edildiği sırada durumu ağırlaşan A.Ç, bir devlet hastanesine götürüldü. Burada A.Ç'nin yaşamını yitirdiği belirlendi.

Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ise kovuşturmaya yer olmadığına hükmedildi. Bu karara yapılan itiraz ise Çorlu Sulh Ceza Hakimliğince reddedildi.

A.Ç'nin eşi, bunun üzerine Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

Anayasa Mahkemesi, yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğine, aileye 10 bin lira tazminat ödenmesine karar verdi. Yüksek Mahkeme, işkence ve kötü muamele yasağının maddi ve usule ilişkin boyutunun ise ihlal edilmediğini kararlaştırdı.

- Karardan

Güç kullanmanın koşullarının değerlendirildiği anda A.Ç'nin ciddi psikiyatrik rahatsızlığı olduğunun göz önünde tutulması gerektiğine işaret edilen kararda, psikiyatrik rahatsızlığı olan kişilerle iletişime geçmenin özel bir eğitim gerektirdiği belirtildi.

Kararda, bu nitelikte bir eğitime sahip olunmaması durumunda somut olayda olduğu gibi polisin bu tür bir rahatsızlığa sahip kişiyle iletişime geçme çabasının boşa çıkacağı kaydedildi.

Polisin, A.Ç'nin ambulansla hastaneye nakledilmesinde özel bir eğitim almış sağlık personeli bulunmadan girişimde bulunmak zorunda kaldığının aktarıldığı kararda, A.Ç'nin polise saldırıda bulunduğu, sekiz polis memurundan beşinin vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandığı bildirildi.

Kararda, "Bu durumda polis memurlarının ilgili kanun kapsamında ve meşru savunma hükümleri çerçevesinde zor kullanma yetkisini kullanmalarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Polis memurlarının zor kullanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı belirlenmekle birlikte olayda bu yetkinin kullanımının zorunlu olup olmadığı ve kullanımında sınırın aşılıp aşılmadığı da incelenmelidir." değerlendirmesinde bulunuldu.

- "Polisin zor kullanması hukuka uygun"

A.Ç'nin, iri cüsseli, bedensel kuvvet bakımından polis memurlarına karşı üstünlük kurabilen bir yapıya sahip olduğu vurgulanan kararda, uyarı üzerine polislerin tehlike oluşturmaması için silahlarının şarjörlerini çıkarttıkları aktarıldı.

Anayasa Mahkemesinin kararında, şunlar kaydedildi:

"Polis memurlarının müteveffaya yönelik olarak zor kullanmalarının hukuka uygun ve gerekli olduğu sonucuna varılmış, ayrıca memurların bu yetkilerinin sınırlarını, kendilerine saldırılmasından ötürü sırf bir misilleme veya bedensel ceza oluşturması kastıyla ya da taksirle aştıkları tespit edilememiştir. Dolayısıyla olayda hukuka aykırı, gereksiz ve orantısız bir bedeni ve maddi kuvvet uygulanarak müdahalede bulunulduğu söylenemez."

Kronik kalp rahatsızlığı bulunduğu anlaşılan müteveffaya yetkisi ve görevi bulunmayan, bu konuda mesleki eğitime ve yeterliliğe sahip olup olmadığı dahi belirlenmeyen kişiler tarafından birkaç saat arayla iki kez uyuşturucu ilaç enjekte edildiğinin ifade edildiği kararda, bu müdahaleden sonra müteveffanın yeterli teknik donanıma sahip olduğu konusunda şüpheler bulunan bir ambulansla nakledilmeye çalışıldığı belirtildi.

Bu yaşananlar için herhangi bir soruşturma işlemi gerçekleştirilmediğinin ifade edilen kararda, bu konunun A.Ç'nin ölümü üzerinde bir etkisinin bulunup bulunmadığının da araştırılmadığı vurgulandı.

Kararda, olayın tüm yönlerinin aydınlatılması ve A.Ç'nin ölümünde varsa sorumlulukları bulunanların belirlenmesi için gerekli tüm delillerin toplanmadığına işaret edildi.

Yaşama hakkına yönelik ihlalin ortadan kaldırılması amacıyla yeniden soruşturma yapılması için kararın Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine hükmedildi.

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER