Ekspertiz Raporumuz

 Sorunlarımız… İkrarı ve çözümü iktidarın boynuna borçtur, muhalefetin diline, bizim tabiiyitimize. Kendimce “lan bir arkadaşım başbakan olsa da telefonu kaldırıp şu mevzuyu kendisiyle bir konuşsam” kabilinden mırıldandığım “nizam meseleleri”…

Neler mi bunlar;

Kısaca;

İsraf ettiğimiz yalnızca ekmek, su, enerji değildir. En büyük israfımız insan ve zamandır.

Eğitim yalnızca okulla mahdut bir mesele değildir.

Ticaret odaları “ahilik” kutlaması yüzsüzlüğüne son verip, ahi ocağının prensip ve ilkelerine uygun olarak ticari hayatı düzenlemeli, damda olması gereken pabuçlar her ayakta olmamalıdır.

Akademik eğitime uygun olmayan çocuklar zanaat ehli olmalı, tamir sektörünün kesinlikle devamı sağlanmalıdır.

Büyük zincir marketlerin, küçük ve yerli esnafı ezmesine müsaade edilmemeli, bu durumun açtığı yaralar iyi analiz edilmelidir.

Hücre-doku-organ-vücut ile birey-aile-millet-devlet arasında parçadan bütüne giden bir ilişki vardır. Toplumcu fikirler, sağlıklı bireyler ile mümkündür. Bu anlamda hormonlu tavuk etinden, ‘Fatmagül’ün suçu’na kadar her mevzu devlet aygıtını kesinlikle ilgilendirir.

Kanunları uygulamaktan kaçmak zamanla kanunları uygulanmaz hale getirir.

Mesele hiçbir zaman anayasa değildir, mesele baba yasamız olan ‘adalet ve ahlak’tır.

Estetik düşüncesinden mahrum yerel idareciler(iyileri tenzih ile), her ne kadar Sisi karşıtı olsalar da her biri kendi şehrinin firavunudur ve bir çoğu estetik fukarasıdır.

Adam kayırma meselesine dair sözüm şudur; adamsa kayıralım. Ama ne olur kayırdıklarımız “adam” olsunlar. En azından bunu başaralım.

Suriyeli göçmenler bir an önce ülkelerine geri gönderilsinler, zira bu kitle gittiği her yeri Suriye gibi kullanıyor.

Ülkede muhalefet yapıyım derken, fetönün, pkk’nın, ab’nin, abd’nin kucağına oturan eski sosyal güvenlik genel müdürü “sosyal” ve “güvenlik” üzerine bir düşündükten sonra konuşsun.

Tüm alfabenin ihanetine uğramış bir devlet ve milletiz. Buna yıllarca değer verdiğimiz, araba markamızdan, don ölçüsüne kadar istihdam ettiğimiz X de dahildir. Bundan sonra tavsiyem; devletimiz fanteziye kapalı, akıl ise en kamil mürşidimiz olmalıdır.

Yeni Adalet Saraylarının dış görünümleri gayet güzel. Ruhu da güzel olsun. Haa bu arada tavsiyem; icracı bir bakanlığın behemehâl kurulmasıdır; Artan Suçlar Bakanlığı. Suçluyu bulmak için adalet sarayı yapacağımıza, yapacak başka şeyler bulmalıyız.

Fetocu hainlerin ekmeğine yağ süren ‘vicdan ve hakkaniyet’ müptezeli hainlere karşı uyanık olmalı, bunlara asla ve asla zerre taviz verilmemelidir. Zira vicdansız ve adaletsiz hukuk, en temelde onların bıraktığı hukuktur ve en çok da bu fetocu hainler için kullanılmalıdır, bu hukuk neticede onların seçimiydi. Fetocular harici her kimseye, herkese, düşmanımıza dahi önce adalet borçluyuz.

17-25 öncesi, sonrası diye bir ayırım yapmayın fetoculukta. Zira benim bildiğim 25 yıldır her türlü ahlaksızlığı, hainliği, münafıklığı, hırsızlığı ve ihaneti yapan bu yapının ‘A kadrosu’, 17-25 Aralık sonrası zaten Adalet ve Kalkınma Partisini terk edecekti.

Selametle…

 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.