'Kapalı Maraş bölgesinde çözüm için 'görev gücü' oluşturulmalı'

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu, "Kapalı Maraş üzerindeki egemenlik Kuzey Kıbrıs'ın, tapular da Türk vakıflarınındır. Bu amaçla bir 'görev gücü' oluşturulmasını arz ve teklif ediyoruz." dedi.

'Kapalı Maraş bölgesinde çözüm için 'görev gücü' oluşturulmalı'

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, "Kapalı Maraş üzerindeki egemenlik Kuzey Kıbrıs'ın, tapular da Türk vakıflarınındır. Bu amaçla bir 'görev gücü' oluşturulmasını arz ve teklif ediyoruz." dedi.

Feyzioğlu, Avukat Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Kıbrıs'ta Son Söz Paneli'nde yaptığı konuşmada, panelin Türkiye'de ve dünyada Kıbrıs konusunda şu ana kadar yapılan en kapsamlı uluslararası toplantı olduğunu ve bunu düzenlemekten gurur duyduklarını vurguladı.

KKTC'nin güvenliğinin Türkiye'den, Türkiye'nin güvenliğinin de Kıbrıs'tan başlayacağını, bunun vazgeçilmez, değiştirilmez, değiştirilmesi teklif bile edilemez bir kural olduğunu aktaran Feyzioğlu, "Buna şu kuralı da aynı kuvvetle ilave etmek durumundayız; Kıbrıs Türkü'nün refahı Türkiye'den başlar. Türkiye'nin refahı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden başlar, başlayacaktır." ifadelerini kullandı.

Feyzioğlu, Türkiye ve KKTC'nin Kıbrıs stratejisinde temel değişikliklere gitmek zorunda olduğunu vurgulayarak, Ada'da Kıbrıs Barış Harekatı'ndan bugüne kadar iki toplumlu, iki federe devletli bir federal devlet oluşturulmasının hedeflendiğini ama 2004'te Annan Planı'nın Rumlar tarafından yüzde 76 oyla reddedilmesinden sonra Rumların asla böyle bir amacının olmadığının ortaya çıktığını anlattı.

"Birlikte yeni bir strateji belirlemek zorundayız"

Bunu zorlamanın artık anlamsız olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İki toplumlu federal bir devlet, her iki toplumun da diğerini eşit kurucu unsur görme kabul ve iradesi varsa kurulabilir. Oysa Rumların ve arkasındaki Yunanistan'ın amacı, Kıbrıs Türkü'nü azınlık statüsüne sokmaktır.

Annan Planı'nı reddeden Rumların ödüllendirilerek, Avrupa Birliği'ne kabul edilmesi, iki toplumlu ve eşitlik ilkesine dayalı bir federal devlet kurma iradesinin Rumlar tarafından bundan sonra kabul edilmesi ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıştır. Bunu artık görmeye direnmemek lazımdır. Gelin direnmeyelim. Öyleyse Türkiye ve Kuzey Kıbrıs birlikte yeni bir strateji belirlemek zorundayız."

Rumların Kıbrıs Türkü'nü azınlık yapmak istediğini ama bunun kabul edilmesinin söz konusu bile olamayacağının altını çizen Feyzioğlu, "Geriye gerçekçi bir tek çözüm kalmıştır; Rum kesimi ile birleşme çabasını bırakmak, enerjimizi buna harcamaktan vazgeçmek ve KKTC'nin bağımsız bir devlet olarak refah ve güvenlik içerisinde yaşamasını sağlamak." diye konuştu.

"Hukuk savaşı açmak zorundayız"

TBB Başkanı Feyzioğlu, konuşmasında bu konudaki önerilerini de sıraladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın da dile getirdiği gibi KKTC'nin mal ve hizmet sektöründe üretim ekonomisine geçmek zorunda olduğunu vurguladı.

Türkiye'den gelen sudan azami şekilde yararlanılarak tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi kurulması gerektiğini belirten Feyzioğlu, "KKTC'nin ihracatının önündeki Rum engellemesi, Türkiye tarafından, teknolojinin tüm imkanları da kullanılarak en pratik şekilde geçersiz kılınmalıdır. Bu ve diğer tüm konularda Sayın Adalet Bakanımızla en yakın şekilde çalışma taahhüdünde bulunuyoruz." ifadelerini kullandı.

Feyzioğlu, şöyle devam etti:

"Uluslararası hava taşımacılığı ambargosuna karşı hukuk savaşı açmak zorundayız. Bu sırada bu haksız ambargoyu etkisiz kılmak için her türlü yolu da denemeliyiz. Kuşkusuz ekonomik sebepler milli menfaatlerin önüne geçmez, geçmemelidir. Uluslararası spor müsabakalarında uygulanan ambargoya karşı da aynı şekilde savaş açılmalıdır. Özetle şu hususu ortaya koyalım; Avrupa Birliği'nden de destek alan Rumların şımarıklığı, koskoca bir toplumun her bireyinin insan haklarını neredeyse yarım yüzyıldır ihlal etmektedir. Burada çok büyük bir insan hakkı ihlali vardır. Bir, iki kişinin değil toplumdaki tüm bireylerin. Bir adada izole edilmiş olmayı ancak yaşayanlar bilir.

Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon yatakları ve mavi vatan üzerindeki Türkiye'nin ve KKTC'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarından hiçbir şekilde taviz verilmeyeceği tüm dünyaya tek bir ayrık ses bile çıkmaksızın en etkili şekilde anlatılmalıdır. Ne Türkiye'den ayrı bir ses çıkmalıdır ne de artık KKTC'den. Çünkü bu en milli meseledir."

"Kapalı Maraş bölgesinde çözüm için 'görev gücü' oluşturulmalı"

Feyzioğlu, Taşınmaz Mal Komisyonu'nun çalışmalarının hızlandırılması, faaliyetlerini kısıtlayan sebepler varsa giderilmesi önerisinde bulunarak, "Kapalı Maraş" konusunun da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından etkili şekilde dile getirildiğini anımsattı.

Kapalı Maraş'ın Osmanlı'nın kurduğu ecdad vakıflarına ait olduğuna dikkati çeken Feyzioğlu, şunları kaydetti:

"Ada'daki geçici İngiliz idaresinin o dönemde yaptığı hukuk dışı işlemler kabul edilemez. Kapalı Maraş üzerindeki egemenlik Kuzey Kıbrıs'ın, tapular da Türk vakıflarınındır. Ancak bu bölgedeki gayrimenkuller üzerinde zamanında zilyetlik tesis etmiş olan Rumlar, İngilizler, başka yabancılar var ise uyuşmazlıkları en aza indirmek ve mutsuzluğu önlemek, çözüm bulmak adına çeşitli pratik çareler üzerinde de egemenlik ve tapular bizde kalmak kaydıyla mutlaka çalışılmalıdır.

Bu amaçla bir 'görev gücü' oluşturulmasını arz ve teklif ediyoruz. Bu görev gücünün içinde de Türkiye Barolar Birliği olarak en etkin şekilde yer almaya biz de hazırız. Görev gücünün tek işi Kapalı Maraş'ın en hızlı şekilde ve uyuşmazlıkları en aza indirecek tarzda açılması olmalıdır."

TBB Başkanı Feyzioğlu, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, KKTC Başbakanı Ersin Tatar olmak üzere panelin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti.

AA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER