Yıl 2003 ve 2004… Gazi’den mezuniyetimizin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçmişti. Askerlik vazifemizi aradan çıkaralım dedik. Önce Eğirdir Dağ Komando Okulu ve sonrasında da Tunceli Geyiksuyu Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlığında vazifemizi alnımızın akıyla yaptık.

Anlaşılacağı üzere Kasım 2002 seçimlerinin hemen akabinde Tunceli’ye gitmiştik. Akp iktidarının bölge halkının üzerindeki etkisine ve teröre destek veren kitlenin yüzlerindeki tebessüme bizzat şahit oldum. Buradan uzun uzun askeri strateji ve mücadele usullerini anlatacak değilim. Lakin 1999-2003 arasında neden şehidimiz azdı, sorusuna cevap bulmak arzusundayım.

Öncesinde şunu belirtmek gerekir, devletin huyu olmaz, adaleti, iradesi, gücü ve hukuku olur. İnsani vasıfları devlet iradesine taşımak tek kelimeyle iş bilmezliktir, neticesi de bugünlerin siyasi ve toplumsal ikliminde saklıdır.

Şimdilerde Tunceli’de yaşadığımız sıkıntılı günler aklıma geliyor, lakin terör örgütü ürkek ve korkak bir haldeydi. Peki, buna sebep neydi diye düşünüyorum;

Cevabı, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin üçlü koalisyon döneminde imza altına aldığı bir protokolde gizli. Şöyle yazıyordu o protokolde;

“…

Bilindiği gibi Türkiye’nin de yargı yetkisini kabul etmiş olduğu AİHM’in Türk yargısınca verilmiş kararları değiştirmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir. Anayasamız’dan ve uluslar arası taahhütlerimizden kaynaklanan süreç tamamlandığında, dosya gereği için ivedilikle TBMM’ye gönderilecektir.

Genel başkanlar hukuka saygı içinde aldıkları bu kararın terör örgütü ve yandaşı çevrelerde milleti ve devleti ile Türkiye’nin yüksek menfaatleri aleyhine kullanılmak istediğinin değerlendirilmesi halinde, erteleme süreci kesilerek infaz sürecine derhal geçilmesi hususunda görüş birliğine varmıştır. 12 Ocak 2000”

Bu cümlelerden de anlaşıldığı gibi, apo canisi ve terör örgütü, ininden başını çıkarıp eylem yoluyla devletin ve milletin canını yaktığı anda idam gerçekleştirilecektir. Hülasa, bu yönüyle bir de siz değerlendirin, bu cümlenin milletin huzuruna ve asayişe olan katkısını.

Ayrıca kendisinden bizzat duyduğum şu cümleyi de buradan aktarmak istiyorum;

‘Devletin istikrarı ve milletin huzuru için bu belgenin/imzanın hükümetin elinde bir silah olduğunu başbakan Erdoğan’a hatırlattım’

Son günlerde yaşanan bunca terör olayının ardından kendi gevşeklikleri ve hainliklerini, MHP’ye saldırarak örtmek isteyen akp trolleri, ağız ishali olmuşcasına onlarca iftira üretmektedir.

Bunlara hem bir belge hem de bir video görüntü ile cevap vermek istiyorum. Siyaset Meydanına katılan Sayın Devlet Beğ’in, videonun altmış dördüncü dakikasında (1.04.00) yaptığı açıklamayı (1. Video)  bilhassa izlemenizi isterim. 2011 yılında Nazlı Özçelik’in Sayın Devlet Bahçeli ile Star Tv Ana Haber bülteninde yayınlanan röportajını da izlemenizi istirham ederim (2. Video). Sayın Bahçeli orada, bugün yaşanan sorunları o günlerden fark etmiş, hükümeti tedbire davet etmiştir.

Video;  https://www.youtube.com/watch?v=LOHNeCzzCc8

Video;  http://www.dailymotion.com/video/xgw8ek_star-tv-devlet-bahceli-ile-roportaj-04-02-2011-bl-01_news

Filhakika, öyle üfürmesinler. Açılım haltını yiyenlerin ağızlarından çıkan cümleler halen milletimizin hafızasındadır ve Akp kadroları ayıplarını örtmek için MHP’li yılları açmasınlar, altında kalırlar.

‘Devlette süreklilik esastır’ kaidesine mugayir bir devlet yönetimi ile kendi literatürlerinde ‘yeni Türkiye’ olarak kodlanmış çözülme ve ihanet sürecindeki Akp’nin şu cümlelerini de unutacak değiliz;

23 Ağustos 2010: “PKK ile biz görüşmedik. Görüştüğümüzü söyleyenler şerefsizdir.” (R.Tayyip Erdoğan)

19 Eylül 2011: “Terör örgütü PKK ile biz görüşmedik. Devlet görüştü.” (R.Tayyip Erdoğan)

18 Ekim 2012: “PKK ile görüşen arkadaşı ben gönderdim. Sıkıntısı olan bana söylesin.” (RTE)

28 Aralık 2012: “İmralı ile MİT gibi kurumlar aracılığıyla görüşmeler yapılıyor, bu tür görüşmeler devam ediyor.” (RTE)

30 Ocak 2013: “Halkımın İmralı sürecine bakışı çok olumlu, yaptırdığım kamuoyu araştırmalarında bunu görüyorum.”(RTE)

7 Haziran 2014: “Ben Öcalan'ın süreci diğerlerinden daha doğru okuduğunu düşünüyorum. Olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi var. Dikkat ederseniz onun verdiği mesajlar diğerlerinin verdiği mesajlara göre sürecin geleceğini daha çok düşünen bir hassasiyeti yansıtıyor.” (Yalçın Akdoğan)

25 Temmuz 2013: “(Çözüm süreci döneminde PKK'ya katılımların arttığına dair iddiaların hatırlatılması üzerine) Bu kanaatte değiliz. Dağa çıkışlar eskiye oranla daha nitelikli hal aldı. Bu katılımların bugünkü amacının geçmişte olduğu gibi silahlı eylem yapacak, ölecek veya öldürecek nitelikte değil başka amaçlarla olduğunu düşünüyoruz.”(Bülent Arınç) 7 Haziran 2014: “Abdullah Öcalan'ın İmralı'ya giden HDP heyetiyle verdiği mesajları önemli ve olumlu buluyoruz. Bunlar bizim de düşüncelerimiz.” (Beşir Atalay)

14 Ocak 2014: “Beğenin ya da beğenmeyin, Öcalan Kürtlerin lideri. Bir mekanizma oluşturduk. MİT, Öcalan'la görüşüyor. Biz BDP'lilerle görüşüyoruz, onlar da Kandil'le görüşüyor.” (Beşir Atalay)

18 TEMMUZ 2013: “Abdullah Öcalan, Ortadoğu'da Türkiye'nin önünü açıyor.” (Yiğit Bulut)

19 TEMMUZ 2013: “Öcalan, dünyanın geleceğini iyi okuyup Kürtlerin, PKK'nın, kendi tabanının önüne yeni bir hedef koymuştur.” (Yasin Aktay)

31 Ocak 2014: “Öcalan'ın aslında durduğu yer, Türkiye'nin demokratikleşme sürecine katkı sağlayan bir yer. Öcalan'ın gösterdiği bu istikamete yönelik bir siyasetin henüz yürütülemediği kanaatindeyim. Öcalan, İmralı'da çok anlamlı, çok değerli şeyler söylüyor. Türkiye'nin demokratikleşmesine de katkı sunabilecek çok anlamlı şeyler söylüyor.” (Mehmet Metiner)

Selametle.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol