Cuma günü DTP kapatıldı. Doğal olarak memleketin "demokratları" ayaklandı, Anayasa Mahkemesi'nin kararının "siyasi" olduğu söylendi. Hükümetin sahibi partinin Genel Başkan Yardımcısı kapatılan partiye "geçmiş olsun" ziyaretinde bulundu...
Meseleye pek bi demokrat olan bu zevatın penceresinden bakarsak, yani "sonuç"tan doğru, bir siyasi partinin kapatılması teorik olarak "anti demokratik"tir.
Peki ya süreç?
DTP'nin ortaya koyduğu profil?
Kapatılan partinin, kapatıldıktan sonraki icraatına göz atalım...
DTP'nin 98 belediye başkanı ve 700 delegesi hafta sonu Diyarbakır'da bir araya gelerek bir toplantı yaptılar: Demokratik Toplum Kongresi...
Harıl harıl çalışan kongre delegasyonu bir dizi "çözüm" önerisi sunarak "Demokratik Açılım"a katkı sağladılar...
İşte çözüm önerileri...
- Öcalan ev gözetimine geçirilsin..
- Cezaevindeki tutsakların tümü serbest bırakılsın..
- Askeri operasyonlara son verilsin..
- Özerk Kürdistan'ı içeren yeni bir anayasa hazırlansın..
Kapatılan partinin profili bu, DTP hakkında hala "izahat" isteyen varsa ya okuma yazma öğrenmeli ya da IQ testi yaptırmalı.
İşte yukarıdakilere benzer talepler nedeniyle bu meselede her daim bölücü kanada destek veren AB bile DTP'nin kapatılması hususunda, n PKK ile arasına mesafe koymadığını ve teröre kınamadığından hareketle DTP'yi eleştirdi.
Fakat bizdeki "demokratlar" hala, Anayasa kurallarına dayanarak karar veren mahkemeyi eleştiriyor...
O mahkemeden de "sorumlu" olan siyasi "irade" mahkemesinin kararını eleştiriyor...
Güneydoğu'daki oylarının "ikbali" uğruna teröre destek verdiği mahkeme kararınca sabit olan partiyi ziyaret ederek "geçmiş olsun" diyor...
Temsil ettiği devletin askerini, polisini öldürenleri "kendinden" görenler için neredeyse göz yaşı döküyor...
Tüm bunları da "demokrasi" adına yaptığını iddia ediyor...
Bunları yaparken, her nasılsa içinde kalabilmiş "insaf sahibi" vekillerin basına yaptıkları açıklamalara "ipotek" koyuyor, mahkeme kararını "destekler" mahiyette açıklama yapılmasını yasaklıyor; yapanlara "fırça" atıyor...
Ve bütün bunların hepsinin adı "demokrasi" oluyor...
Tüm bu veriler ışığında Başbakan'ın açıklamalarını dinleyince MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "çocuklar Walt Disney yerine Başbakan'ı seyretsin" açıklamasının, öyle sanıldığı gibi "espri" olmadığı ortaya çıkıyor...
Günedoğu'yu DTP'ye kaptırmamak uğruna her türlü saçmalığı yapan AKP'ye" Allah akıl fikir versin" diye dua etmekten başka yapacak bir şey yok gibi...
www.etikhaber.com! |