Zaman zaman çözülme, bozulma yazıları yazarız. Okuyuculardan bazen o kadar da değil tepkileri alırız. Özellikle yozlaşma, yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet konularında eleştirilerimizi fazla hatta abartılı bulan kardeşlerimiz de olur. Bir kısmı üşenmez, yazılarımıza cevap niyetine açıklamalarda bulunur ve içinde bulunduğumuz toplumda rüşvetin, torpilin, kamu gücü suistimalinin bizim söylediğimiz kadar olmadığını iddia eder.
Aslına bakarsanız, bu milletin bir ferdi, bu toplumda yaşayan bir insan olarak torpilin ve rüşvetin olmadığı bir dünyayı ve özellikle Türkiye'yi tercih ederim. Ama bunun büyük bir ütopik, masalsı düşünce olduğu ısrarımı da sürdürürüm.
Aşağıdaki haber bana ne kadar haklı olduğumu gösteriyor. Haklı çıkmayı istiyor muyum? Tövbe vallahi... İşte size de yemin. Keşke bu konularda hiçbir zaman haklı çıkmasam. Türkiye güllük gülistanlık olsa...
Türkiye ne yazık ki güllük gülistanlık değil. İşte haber. Nerdeyse bütün gazetelerde yayınlandı...
"Denetim şirketi KPMG Türkiye'nin, araştırma şirketi GfK Türkiye ile birlikte yaptığı araştırmaya göre, şirket yöneticilerinin yüzde 28'i rüşvet verilebileceğini belirtiyor.
Bu kişilerin 7 puanlık bölümü ‘rüşvetin iş hayatının gereği' olduğunu düşünüyor. "Yöneticilerin Bakış Açısı ile Türkiye'de Suistimal" adlı raporda, ‘rüşvet olur' diyenlerin 21 puanlık bölümünü oluşturanlar, rüşvetin iş dünyasında kullanımının ancak zorunlu durumlarda kabul edilebileceğini düşünüyor. Katılımcıların yüzde 72'si yönettikleri şirketlerde ‘rüşvete hiç tolerans göstermediklerini' söylüyor.
Araştırmada, katılımcı işadamlarına "Sizce Türkiye'de iş dünyasında rüşvet veriliyor mu ya da destek/bahşiş/ hediye ödemeleri yapılıyor mu?" sorusu da soruldu. Katılımcıların yüzde 88'i bu soruya ‘Evet' yanıtını verirken, buna karşılık yüzde 72'lik bir bölüm bu konuda çalıştıkları şirketlerin hiç tolerans göstermeyeceğini ifade etti.
Kriz, rüşveti tetikliyor
Rapora göre rüşvetin kamu kurumlarına yönelik olanı yani kamu kurumlarına rüşvet verilmesi eylemi şirketlerdeki suistimalde yüzde 62'lik oranla ikinci sırada bulunuyor.
Yöneticiler tüketim ürünleri, otomotiv ve otomotiv yedek parçaları sektörlerindeki şirketlerin kamu kurumlarına en fazla rüşvet verdiklerine inanıyor.
Krizle birlikte daha da öne çıkan ‘suistimal' kavramının Türkiye'deki şirketler üzerindeki etkileri, suistimal risklerine karşı alınması gereken önlemler ve korunma metotlarına odaklanan araştırmaya göre en çok karşılaşılan suistimal çeşidi şirket varlıklarının çalınması. Şirketler özellikle danışmanlık, reklam, temizlik gibi hizmet harcamaları yoluyla hem çalışanlar, hem de tedarikçiler tarafından suistimal ediliyor.
Tanıdık şirketleri
Organize gerçekleştirilen suistimalleri ortaya çıkarmanın güç olduğunu kaydeden KPMG Türkiye Başkanı Bülent Ejder, şirket içindeki kişilerin tanıdıklarına kurdurdukları şirketlere yaptırılan şişirilmiş fiyatlı işlerin, hiç yapılmamış işler karşılığında kesilen faturaların ekonominin büyüdüğü dönemlerde kolaylıkla gözden kaçabileceğinin altını çiziyor."
Bir toplumu iki şey çürütür. Birincisi torpildir. Kamu görevleri ehliyet ve liyakat kriterlerine bakılmaksızın eş, dost, akraba, yandaş vs. tiplere dağıtılırsa o toplum çürür. İkinci olarak da rüşvet dediğimiz kamu gücünün birtakım çıkarlar karşılığı kullanılması olayıdır ki, bu da devleti yıkar...
İnsanlarımızın %28'inin rüşvetin alınacağına da verileceğine de inanıyor olması çürümenin ulaştığı boyutu göstermektedir. Halimize gülelim mi, ağlayalım mı? www.etikhaber.com! |