Teğet geçmiyor, delip geçiyor. Gelip geçmiyor, yerleşiyor. Yerleştikçe de tahrip ediyor... Geçtiğimiz günlerde sabık maliye bakanı konuşmuş: "Kriz başbakanı teğet geçiyor ama İstanbul öyle demiyor..." diye.
Büyüme rakamları açıklandı. Bu yılın ilk çeyreğinde %13.8 negatif çıktı oran. Bu gösterge harp yıllarında bile böyle değildi. Sabık Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı, halihazırda Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener demiş ki, "Kriz 2001'den daha beter..."
Muhterem malum bu hükümetlerde yıllarca ekonomi dümeni çevirdi. Şimdi konuşuyor ama krizin bir günün ürünü olmadığını da düşünerek konuşması lazım idi...
Geçtiğimiz günlerde Kayseri'de idim. Orda da çok ilginç ve o kadar da korkunç ekonomi hikayeleri dinledim. Başbakan'ın seçim öncesi açtığı fabrikaların pek çoğu şimdi sizlere ömür. İflas bayrağını çekmiş vaziyette. İstihdamda muazzam bir daralma var. Herkes yıllardan beri yanında çalışan insanları kapı önüne koymaktan dolayı muzdarip. Kalp krizi geçiren geçirene... "Hiç böyle bir şey olmazdı. Herkes sabahtan akşama dükkanını, akşamdan sabaha canını sağ salimen çıkarır mıyım?" kaygısı içinde diyorlar.
İhracat geçtiğimiz yılın bu dönemine göre %41 azalmış. Bu demektir ki, Akdeniz ve Ege çiftçisi de topun ağzında. Yılın bu aylarında malum yaş sebze-meyve ihracatı olur yoğunlukla. Akdeniz ve Ege çiftçisi de ihracata çalışır.
Şimdi turizm gelirleri de umulanı vermez ise yandı gülüm keten helva...
Türkiye'yi kim tarafından ne maksatla imal edildiği belli olmayan bir belgenin peşinden bir aydan beri konuşturanlar sanırım bu hususların bilinmesini, konuşulmasını istemedikleri içindir ki yakın bir zamanda yine bir aylık meşguliyet doğuracak birtakım belgeler daha icat etseler gerektir...
Durumun iyiye gitmediği açık.
Şimdi bu negatif büyüme rakamına rağmen hala birilerinin çıkıp memlekette ekonominin süt liman olduğunu, krizin Türkiye'nin değil dünyanın ortak problemi olduğunu söylemesi de mümkündür. Fakat, kriz öyle sanıldığı gibi dünyanın krizi de değil. Ekonomisini iyi yöneten ülkeler bu işten pekâlâ gül gibi sıyrılmış ve hatta gerçekten de pozitif büyüme sağlamışlardır.
2009'un ilk çeyreğinde büyüyen ülkeler hangileri mi? Sayalım: yüzde 6 büyüyen Çin, yüzde 5.8 büyüyen Hindistan, yüzde 4,4 büyüyen Endonezya, Mısır, Yunanistan, Polonya, Arjantin, Venezuela, İsrail...
Şimdi konuşanlara bakınca, adeta bir suçluluk telaşıyla, ateş topunu başkalarına atmak, millet indinde sorumluluktan sıyrılmak için kendi görevlerini, rollerini, fonksiyonlarını inkâr ettiklerini gördükçe karşı karşıya olduğumuz sıkıntının gerçekten vahim olmakla birlikte, daha tam olarak etkisini hissettirmediği, daha çekeceklerimizin geride olduğunu düşünüyorum...
Sektörlerin içinde bulunduğu sorunları geçtiğimiz son grup toplantısında MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli enine boyuna anlattı. Krizin bu umursamaz tavır ile aşılmasının mümkün olmadığını, yok saymakla yok edilemeyeceğini ifade etti.
Ancak, artık krizde atı alan Üsküdar'ı geçtiği için Hükümetin söylenenleri dinlediği, önerilenleri ciddiye aldığı gibi bir intiba ne yazık ki kimsede yok.
İşadamları, sanayiciler, küçük ve orta boy işletmeler hepsi günlerini sayıyor; akşamdan sabaha krizin kendilerini en acı haliyle nasıl yoklayacağını bekliyorlar...
www.etikhaber.com! |