Cumhurbaşkanı Gül, Çin gezisi dönüşü gündeme ilişkin soruları cevaplarken 12 Eylül "kahramanları"nı yargılanması ile ilgili tartışmaları "sansasyonel" bulduğunu açıklamış. Aynı siyasi çizginin Başbakanlık kanadı ise, "cunta"cıların yargılanma talebini "sulu şaka" olarak nitelendirmişti...
"Bu ne perhiz, ne lahana turşusu" demiyorsanız hâla, bu açıklamaları yadırgamamalıyız...
İki küsür yıldır gündemi "Ergenekon" efsanesi ile işgal edip, emekli paşaların "darbe" fantezilerinden "demokrasi" tehdidi çıkartanların, onlarca kişinin idama, binlerce kişinin işkenceye gitmesinden, sivil siyasetin hemen hemen on yıl rafa kaldırılmasından bir şey çıkartamaması tam olarak nedir?
Başbakan'ın "sulu şaka" dediği bu olsa gerek...
Peki, bu "sulu şaka" yaklaşımının, "yandaş" medya tarafından görmemezlikten gelinmesi...
Fotokopi mi, gerçek mi olduğu eski Adalet Bakanı'nın bile kafasını karıştıracak kadar "muamma" olan bir kâğıt parçasından "rejim" tehlikesi çıkartan yandaş medyanın, milletin neredeyse yarısını kodese tıkan cuntacıların yargılanmasını "sansasyonel" tartışma olarak nitelendirenleri görmezden gelmesi...
Sansasyonun dik alası bu değil midir?
Anlaşılan...
Aslında bizim anladığımız ve bazı "safdil"lerin anlamamakta ısrar ettiği şey...
Bu adamların demokrasi, sivil siyaset, insanca yaşama hakkı gibi meselelerle ilgileri ancak kendi cenahlarına doğru bir hamle olduğu zamandır...
Ertuğrul Özkök ile R. Tayyip'i veya meseleye "sansasyonel" bir cepheden bakanları bir gün önce gırtlak gırtlağa bir kavganın içinde iken, aynı cenaha iten şey, problemlere ideolojik veya insan hakkı çerçevesinden değil "maliyet" çerçevesinden bakmaktaki "zihniyet" ortaklığıdır...
Yani basit kâr/zarar hesabıdır...
Kimisi bunu patronunun serpildiği ortama hizmet adına yapar...
Kimisi de, kendisini yaratan ve büyüten "imaj" dünyasını başkasına kaptırmamak adına yapar...
"Mağdur"un siperini başkasına kaptırmama endişesi, cunta karşıtı düşünceyi "sulu şaka", binlerce kişinin kanına giren darbecilerin yargılanmasını istemeyi "sansasyonel" bir iş haline getirir.
Halbuki demokrasi dediğin şey...
CHP'nin Genel Başkanı "madem darbeye karşısın, hadi yargılayalım" diyene kadar; insan hakkı, cunta tehlikesi, sivil siyasetin devamı, askeri vesayetin ortadan kaldırılması değil miydi?
Tabii ki hayır!...
Demokrasi dediğin şey...
AKP'nin iktidara tutunabilmesi için eğer lazımsa "darbe veya cunta" onu da lüzumlu hale getiren şeydir...
İşte o...
AKP Demokrasisidir...
Ve ey kaari!...
Asıl sulu şaka budur...
Demokrasi diye diye iktidara gelenlerin, iktidara "cunta" sayesinde tutunmasıdır...
O yüzden bu memleketin "Zaman"ı cunta konuşmakla geçer, "Şafak"ında darbe geyikleri bitmez...
Ve bu kavrama ahde vefa olsa gerektir, cuntacıların son yaşayanını yargılatmamak için yırtılan hançereler... www.etikhaber.com! |