TAYYİP, MHP İŞBİRLİKÇİSİ Mİ Kİ?
AKP hakkında açılan kapatma davası sonrası, AKP merkezli başlayan "Biz başörtüsü yasağına düzenleme getirmek istedik, başımıza bunlar geldi" şeklindeki propagandalar, taktik savaşlarında malzeme olarak kullanılmaktadır. AKP'li yetkililerin başlatmış olduğu "MHP tarafından tuzağa düşürüldük, oyuna getirildik" açıklamaları, genişletilerek toplumun tamamına hâkim olması sağlanmak istenmektedir. Kapatılma davasına gerekçe sanki, başörtüsü meselesi imiş gibi lafı getirip getirip başörtüsüne dayandırıyorlar. AKP, suç arıyorsa sırf ABD ve AB'nin noteri gibi çalışmalar yapması
yeterlidir. Kapatma davasında yeralan, yabancı devletlerin projelerine
taşeronluk bile başlı başına AKP'nin kapatma davasındaki en büyük
handikabıdır. "MHP tarafından tuzağa düşürüldük" ifadesini ilk AKP'li
yetkililer kullanmıştır. MHP tarafından nasıl tuzağa düştüler, bunu
anlamak mümkün değildir. Bu ifadeler, akla-mantığa sığmıyor ama bu
ifadeleri ölçü alırsak, Recep Tayyip Erdoğan'ın da iyi bir MHP
işbirlikçisi olduğu anlamını da çıkarmamız lazımdır. AKP'liler "MHP tarafından tuzağa düşürüldük" derken, bunu
slogan olarak değil de, içeriğini doldurarak söylese, belki kamuoyu
daha çok aydınlanacak ama sadece slogan olarak kullanıp, zihinleri
bulandırarak ve haklarında açılan kapatma davasına gölge düşürmeye
çalışmaktadırlar. AKP, bu taktikle hem kapatma davasını sulandırmaya hem de haklarında
açılan kapatma davasının sadece başörtüsü düzenlemesi ile olduğuna dair
görüntü yaratmaya çalışmaktadır. AKP aklınca kurnazlık yapmaktadır. MHP, daha AKP isimli parti hayatta yokken başörtüsü yasağı konusunda,
bugün ne yaptıysa geçmişte de onu düşünmekteydi. 1999-2002-2007 seçim
beyannamesine bakın, MHP'nin fikirlerinde ne bir değişiklik, ne bir
zikzak vardır... MHP, başörtüsü meselesine dün de, bugün de "Özgürlükler çerçevesinde" bakmakta, görüşünü muhafaza etmektedir. MHP nasıl tuzak kurmuş oluyor, o halde? AKP'liler,"başörtüsü yasağını kaldırma konusunda MHP'ye uyduk, böyle oldu" diyorlar demesine de, Recep Tayyip Erdoğan, o meşhur "Velev ki, Türban siyasal simge olabilir" konuşmasını yaptığı İspanya'dan dönüşte "Bunu
beraber aşarız. Biz bu noktada varız. MHP "Ben de varım" diyor. Mesele
yok zaten zaten. CHP, yoksa yok... Olanlarla beraber biz yolumuza devam
ederiz. (Çözüm için yeni Anayasanın beklenilip beklenilmeyeceğinin
sorulması üzerine) Bunun çözümü çok zor birşey değil, kolay. Yeni
anayasayı beklemeye de gerek yok. Mutabık kalınacak bir cümle ile
çözülür." cümlelerini kurmuştur. MHP, AKP'ye, daha AKP hayatta yokken ne düşüncede ise, onu önermiştir. O değişiklikler üzerinde anlaşmalar yapılmış ve asıl MHP'nin istediği
ek-17.madde konusundaki değişikliliği ise savsaklayarak, toplumsal
uzlaşmayı tıkamıştır. AKP'nin çözümden değil, krizden yana olduğu zaten
o tutumu ile iyice ayyuka çıkmıştı. Hadi, bir an "MHP tuzak kurdu" (nasıl oluyorsa?) diye düşünelim... Dediğim gibi, bu mantıkla bakılacak olursa ‘Recep Tayyip Erdoğan'ın en büyük MHP işbirlikçisi olduğu' manasının çıkması lazımdır. Çünkü bu sürecin tuzak olarak yansıtılan
tüm malzemelerini, Recep Tayyip Erdoğan'ın bizzat kendisi vermiştir, o
hazırlamıştır. Saadet Partisi'nin Genel Başkanı Recai Kutan da eski dava
arkadaşlarının paranoyasına katkıda bulunmak için, gelişmeleri "MHP
tuzak kurmuş olabilir" şeklinde değerlendirmiş... Bazı gazeteciler de, bu paranoyayı genişletmek için MHP'den bazı
milletvekillerinin isimlerini hayali tuzak olayı içine çekmeye
çalışmaktadır. MHP Lideri Sayın Dr.Devlet Bahçeli "Demokratik bir yarışı
kendisine ilke edinmiş olan bir siyasi hareketin siyasi rakipleri
üzerinde tuzak kurmak gibi bir düşüncesi olamaz. Milliyetçi Hareket
Partisi'ne de tuzak kurmak gibi bir anlayış yakışmaz" şeklinde yapmış olduğu açıklama ile MHP'nin ilkesini ve siyasi ahlakını açıklamıştır. "MHP tuzak kurdu" şeklindeki hayali senaryoyu ortaya ilk atan AKP'dir, devam ettirenler de AKP'ye hizmet edenlerdir. "MHP tuzak kurdu" diyen kim varsa, Recep Tayyip Erdoğan'ın MHP
işbirlikçisi olduğunu söylüyor demektir. Bu paranoyaya göre, 22 Temmuz
seçimlerinden aylar önce Recep Tayyip Erdoğan'ı kapatma davası
açılabileceği yönünde uyaran Abdüllatif Şener de bu tuzağın içinde MHP
işbirlikçisi oluyor değil mi, paranoya sahipleri? MHP, sizi sadece başörtüsü konusunda "İnançlı insanları bir daha sömürmeme" tuzağına düşürmüş olmasın? MHP, politik adım olarak, bugüne kadar ne adım atmışsa demokratik
düzende, hukuka ve yargıya uygun bir şekilde atmıştır. Aksi olabilecek,
hiçbir örneği göstermek mümkün değildir. AKP'ye açılan kapatma davasını başörtüsü konusu ile sınırlandırmak,
AKP'nin yaptığı inanç hortumculuğunun önünü yeniden açmak demektir. AKP
bunu yaygın kanı haline getirmek için adeta çırpınmaktadır. AKP'yi bu noktaya, yöneticilerinin hatalar bütünlüğü getirmiştir. Kendi kuyusunu en derin şekilde kazıp,"yok şu tuzak kurdu, yok bu tuzak kurdu" diyen AKP, kendini kandırmaktan öteye gidemeyecektir. "MHP tuzak kurdu" diyenler, olayların gelişimine bakarak konuşmalı ve "MHP tuzak kurdu" hayali senaryosunun dillendirilmesinin "Recep Tayyip Erdoğan MHP işbirlikçisidir" demek olduğunu idrak etmelidir.
"MHP tuzak kurdu" demek nasıl aptallıksa, "Recep Tayyip Erdoğan MHP işbirlikçisidir" demekte o derece de aptallık olacaktır. O halde birinci aptallığa inananlar, ikinci aptallığa da inanmak zorundadır. MHP kimseye tuzak kurmayacağı gibi, Recep Tayyip Erdoğan da ABD, AB,
Barzani, Talabani, DTP gibi çevreler dururken MHP ile hiçbir zaman
ittifak yapmaz... Çünkü siyasi genleri müsaade etmez... MHP, doğru siyaset yapıyor diye hayali senaryolarla adı yan yana
getirilmemelidir. Özellikle de akıl tutulması yaşayan AKP, buna çok
dikkat etmelidir.
Yıldıray Çiçek / Ortadoğu Yalnızca üyeler yorum yazabilir. lütfen giriş yapın yada üye olunuz. www.etikhaber.com! |