Kaya Kuzucu Kimdir?
1961 Malatya-Hekimhan doğumlu olan Kaya Kuzucu İlk ve orta okulu doğduğu yer olan Malatya'nın Hekimhan ilçesinde tamamladı. Lise hayatı Kayseri'nin Develi ilçesinde, üniversiteyi ise Ankara İlahiyat Fakültesi Kelam ve İslam Felsefesi Bölümünde bitirdi.
Gençliğinde çalmaya başladığı bağlamayı 1979 yılından itibaren öğretmenlerin gözetiminde çalmaya başlayarak profesyonelliğe adım attı. 1979-1984 yılları arasında Ankara Üniversitesi Türk Halk Müziği korosunda eğitim gördü. Daha sonraları Türk Tasavvuf Müziği alanında konusu "Türk Aşık ve Ozanlık Geleneği ile Türk Tasavvuf Müziği'ndeki ortak makamlar ve kullanıldıkları alanlar" olan master yaptı.
1997 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde doktoraya başladı ve bitirdi.
Hekimhan -Yıldızeli ve Ankara'da 10 yıl öğretmenlik yaptı. 1 yıl Kıbrıs'ta özel bir üniversitede öğretim görevlisi olarak Halk Bilimi derslerine girdi.1995 yılında öğretmenliği bıraktı ve 1993 yılının sonlarına doğru MOTİF MÜZİK SANAT VE KÜLTÜR EVİ ŞİRKETİ'Nİ kurdu. Şirket bünyesinde günümüze dek solo ve grup olmak üzere topla 6 albüm çıkardı.
EtikHaber: Sayın Kuzucu, son albümünüz "Ruhların Göçü"nden bahseder misiniz?
Kaya Kuzucu: Önce gönül sayfanızda yer ayırdığınız için teşekkür ediyorum. Albüme gelince uzun yılların, umutların, acıların buluştuğu bir albüm oldu.
E.H: Albümün içeriğine geçmeden önce ismini nerden aldığından bahseder misiniz?
K.K: Elbette "Ruhların Göçü" isminin nerden alındığını izah edeyim. Türk toplulukların da "küğ" diye geçen sözsüz müzikler vardır. Esasında müzik budur. Sözün olmadığı melodik yapısı olan opera müziktir. Söz katıldığında sözlü müzik demek gerekir. İşte ben uzun yıllar Türk Dünya'sını gezdim Anadolu'da dahi. Türk milletinin geçmişte yaşadıklarını ben orada gezerken yaşadım. Ayrıca Asya'da 5 Türk ve H.Nihal Atsız'ın bozkurtların ölümü ve ruh adam adlı eserlerini okumuş olayların geçtiği yerleri hayal etmiştim. Bir gün bu hayal ettiğim yerlerde gezmek gerçek olunca o duygularımı sözle ifade etmemde mümkün değildi. Atalarım ruhlarıyla beraber oraları gezdim ve ruhlarını göçü oluştu.
E.H: Ruhların Göçü adlı albümünüzde dinleyicilerimize aktarmak istediğiniz genel tema nedir?
K.K: Bir milletin geleceğinin teminatı, milleti millet yapan değerleri korumakla olur. Onun için mücadele eden, her dönemin karakter mühendislerini iyi tanımak, kültürümüz koruyucularını ve nesilden nesile taşıyıcılarını iyi tanımak, kısacası varlarımıza sahip çıkmak gerekliliğini işlemeye çalıştım.
E.H: Biraz açar mısınız?
K.K: Hay hay efendim. Albümdeki eserleri tanıtayım sizlere o zaman daha iyi anlaşılır. Sohbetimize ışık tutarız.
E.H: Tabi iyi olur. Mesela ne tür eserler? Beste türkü var mı? Usta malı okudunuz mu?
K.K: Evet iki tane usta malı var. Bir tanesi Aşık Veysel'den "Türk'üz Türkü Çığırırız" diğeri Pir Sultan Abdal'dan "Şu Kanlı Zalim'in Ettiği İşler" diye başlayan dostluğun yüceliğini anlatan dosttan beklentiyi anlatan bir eser. Bir diğer eser Ziya Gökalp'ten bir ilahi "Tevhid".
Bu kültürmüzün kaybettiği bir eserdi onu canlandırdık. "Bülbüller sazda güller niyazda" adlı ilahisidir. Tevhid Ziya Gökalp'in ikinci ilahisidir bu albümle onu muhafaza altına aldık.
E.H: Albümdeki eserlerden "Turan Yurt" eserine klip çektiniz. Nasıl gerçekleşti? Nerede çektiniz anlatır mısınız?
K.K: Turan turan eseri bir savaş müziğidir. Yani mehterimizin ilk örnek dizisidir diyebiliriz. Vurmalı çalgılar ağırlıktadır. Tuva Türk topluluğuna aittir. Klipin çekimi ise dostlarımızın yardımıyla Tanrı Dağları'nda(Ulu Tağ)ve Issık Göl'ünün kenarında Manas Köy'ünde ve Taşata mıntıkalarında soydaşlarımız ve meslektaşlarımızın yardımıyla sonuca ulaştık. Kırgızistan'daki dostlarımız Erhan Arıklı, Mümtaz Çoban, Zafer, Abdullah, Saltuk Buğra'ya da tekrar teşekkür ediyorum.
E.H: Hatırladığım kadarıyla yörelerle ilgili çalışmalarınız vardı. Son albümünüzde bu çalışmalarınızdan faydalandınız mı?
K.K: Evet bir açıklık getirmek lazım. Yöreden ziyade diziden bahsetsek daha isabetli olur."Arguvan ağzı" dizisi veya "Avşar ağıtlar" dizisi gibi bir örnek var albümde. "Sırma Bacı" Kayseri-Pınarbaşı Kaman köyünden derlenen.
E.H: Peki doktora tezinizin konusunu destekleyen eser mevcut mu albümde?
K.K: Evet tezimizin konusu "Aşıklık ve Ozanlık Geleneğinde Dini ve Ahlaki Motifler" biliyorum bu tezi kitap olarak okuyucularıma "Türkülerin Öte Yanı" adıyla sunacağım. Albümdeki eserlerden "Eyvah eyvah" kitabımızdaki iddia ettiğimiz konuya iyi bir örnektir.
E.H: Bir müzik dershaneniz bir de müzik firmanızın olduğunu biliyoruz. Ancak albümünüz başka bir müzik firmasından çıktı. Neden böyle bir yola başvurdunuz?
K.K: Bizim bir firmamız var. Şimdiye kadar 21 esere imza attık.17'si albüm 4'ü kitap ve dergidir. Lakin dağıtım işi ayrı bir kategoridir. Bizim bu albümümüz sağ olsunlar Atilla Yılmaz ve Yavuz kardeşimiz Yavuz&Burç Plakçılıktan çıkmasına vesile oldular. Ayrıca onlara da teşekkür ediyorum.
E.H: Çalışma metodunuzdan bahseder misiniz?
K.K: Ben bir eğitimciyim. Öğretmenlik benim mesleğimdir.10 yıl öğretmenlik yaptım. Eğitim araştırma ve uygulama 24 saati üç'e bölen sacayaklarıdır. Biraz daha açayım. Bir albüm çıkaracaksam, albümü yapmak için albüm yapmam. Bir kitap veya yazı yazarsam, yazmak için değil gerek duyduğum için yazarım. Bir müzikolog olarak mensubu olduğum milletime ve düşüncelerimi paylaştığım insanlara neyi ulaştırmamız gerekiyorsa zamanımızı onun için harcarız.
E.H: Sık sık ihtisaslaşmadan bahsettiğinizi biliyoruz. Sizce bu düşünceniz ne kadar geçerli?
K.K: Bilim ve sanat alanlarında derinlemesine gidilirse sonuca varırız. Zaten ülkemizde akademik çalışmalar derinlemesinden ziyade yatay gittiğinden işler hantallaşıyor. Örneğin; Ben müzisyensem önce saz sanatçısımı, söz sanatçısımı; söz sanatçısıysam hangi söz? Ya da "bağlama" denildiğinde bağlama ailesinden hangisi diye tarifini yaparsam hakkını vermiş olurum. Aksi taktirde yarım yamalak olur. Enstrüman çalarız ama iyi çaldım diyemeyiz.
E.H: Bundan sonraki çalışma konunuz nedir?
K.K: Ben önce alanımızda birinci dereceden vazifelerimizi tespit ederim. Sonra planımı yapar, sonra yazılı hale getirir daha sonra stüdyoya taşır daha sonrada sahneye uygularım. Ağustos'da 2006 Erciyes'te folklorumuzun bütün hücrelerini genlerimizi zedelemeden sahneye uyguladık. "Ruhların Göçü" adlı esere aynı anda Semah, Sema, Kafkas, Zeybek, Karadeniz eşlik etti. Önümüzde ki yıl Cenab-ı Allah ruhsat verirse o akşam sahneye aksettiren toplam sanatçı sayımız 30 kişiydi. Bu sefer 200 kişiyle icra edeceğiz.
E.H: Sayın Kuzucu ben albüm ve kitabı kastetmiştim. Ruhların Göç'ünden sonrada albüm çalışması olacak mı kitap var mı?
K.K: Evet tabi durmak yok. Yapmam gereken bir iş var. O da Türk Toplulukları'nın yaşadığı her yerde savaş müziklerinden bir albüm çalışmasını başlattım. Alanları tespit ettim. Türkiye'den 2 eser Tuva'dan 1,Kazakistan'dan, Kırgızistan'dan, Altay'dan, Özbekistan'dan ilk albüm için daha sonraki albümlerde diğerlerinden tamamlayacağız inşallah. Birde yarım kalan kitabımız var Türkiye'nin Öte Yanı.
E.H: Ruhların Göçü'nü dinleyicilerimiz nerelerden temin edebilirler?
K.K: Bütün müzik marketlerden dinleyicilerimiz Ruhların Göçü adlı albümü bulabilme imkânına sahiptir. Bu konuda Yavuz Burç Plak titiz davranmakta, en ücra köşedeki dinleyicilerimize kadar ulaşmayı hedeflemektedir.
E.H: Son olarak dinleyicilerimize söylemek istediğiniz birşey var mı?
K.K: İdealist insanların Türk milleti için yapacağı çok iş var. Sorumluluklarımızı iyi bilelim
sahip olduklarımızın kıymetini iyi bilelim. Yaptığımız işlerle kimlere hizmet yaptığımızı iyi bilelim saygılarımla.
EtikHaber olarak Sayın Kaya Kuzucu'ya bu güzel sohbetinden dolayı teşekkür ediyoruz.
www.etikhaber.com! |