FAZLA UÇMA YİĞİT BULUT...
Önce kayınpeder (Namık Kemal Zeybek) ABD'ye gitti hidayete(!) erdi, ardından damat (Yiğit Bulut) ABD ziyareti gerçekleştirdi, adeta şimdi bulutların üzerinde uçuyor... ABD'de bir değişim, dönüşüm madeni buldukları kesin... Gerçi kayınpeder sürekli bir dönüşüm, değişim içinde... Onu siyaset arenasında dönerken durdurabilecek hiçbir güç mümkün değildir. Bugünkü, yazı konumuz, damadın (Yiğit Bulut) sıcağı sıcağına olan dönüşümleri, değişimleri ile ilgili olacak... Ciner Grubuna ait Haber Türk televizyon ve gazetesine geçtikten sonra zaten uçma emareleri gösteren Yiğit Bulut, bugünlerde sanki bir dokunuşla beyni sil baştan yeniden programlanmış gibi konuşmalar yapmakta ve yazılar yazmaktadır. 2009 yılının ortasına kadar Vatan Gazetesi'ndeki köşesinde AKP iktidarının Türkiye'ye olan ihanetlerini yazıyor ve hizmet ettiği küresel ilişkilerini ortaya çıkarıyor gözüken Yiğit Bulut, yeni medya mekânında AKP'nin Türkiye'yi "yeni süper güç olma yolunda" götürdüğüne dair akıl sınırlarını zorlayan ve herkesi kör ve sağır yerine koyan yazılar yazıyor ve kendisinin sunduğu programlarda konuşmalar yapıyor. Yiğit Bulut, ilk uçma denemelerine "ülkenin selameti adına Erdoğan'ın bir dönem daha koltuğunu koruması şart" sözleri ile başladı. Kendini o günden sonra tutamadı hala havada kanat çırpmaya devam ediyor. Taklacı güvercinler gibi, uçarken bile saniyede 50 takla atabiliyor. O, uçma noktasında gökyüzünün Yiğidi, Bulutların efendisi olma yolunda kademe kademe yükseliyor. Uçarken yükseldikçe yükseliyor, bu yükselme esnasında iktidara taklalar atmaya hiç ara vermiyor. En son taklasını ise "Her Türk vatandaşı Erdoğan'ın Ortadoğu politikasına destek olmalı!" başlıklı bir yazı ile gösteren Yiğit Bulut, bu yazısında da doğrudan, mantıktan ve akıldan uçtukça nasıl uzaklaştığını bir kez daha göstermiştir. Türkiye'de tüm kurumlar birbirine girmiş, devletin iktidar eliyle yıpranmamış kurumu kalmamış, devlet mekanizması siyasi rant sağlama sistemine dönüştürülmüş, işsizlik Türkiye'nin en büyük meselesi haline gelmiş, etnik ayrıştırma Türkiye'de başarılı bir çaba halinde devam ediyor, toplumun gelecekten umudu gün geçtikçe azalıyor, ahlaki çöküntü toplumu kara bulut gibi sarmış, kendilerine taşeron hizmeti sunduğumuz halde ABD ve İsrail Türkiye'ye her manada kötülük yapmak için fırsat kolluyor, dibimizde kendi elimizle bize sözde Kürdistan'ı kurduruyorlar, ABD uşağı Barzani ve Talabani isimli iki tane çapulcuya sözümüz geçmiyor, tüm milli davalarda yenilgiyi yaşamışız... PKK'nın hizmetkârı olan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı devlete, hükümete dümdüz sövüyor, ağzını açıp cevap verecek cesaretini gösteren yok, ona karşı işleyen hukuk düzeni yok... Yani bu özet bile Türkiye'nin içler acısı halini göstermeye yetecekken, kendisine verilen görev dahilinde uçuşa geçen Yiğit Bulut'a göre Türkiye "yeni süper güç olma yolunda" ilerliyor. Bir Türk vatandaşı olarak Recep Tayyip Erdoğan'ın Ortadoğu politikasına destek verelim de, hangi politikasına destek vereceğiz, ortadaki politika nedir? AKP'nin Ortadoğu politikası olarak görülen uygulamaları ABD'nin İslam ülkelerini işgal projelerine ve ABD'nin sözde Kürdistan hedefine omuz vermek dışında nedir? ABD'nin 1.5 milyon Müslüman'ı şehit etmesine destek verip İsrail'in vahşetlerine sırf seçim yatırımı için sözde tepki vermek Yiğit Bulut'un gözünde AKP'yi kahraman yapıyor ve bu durum Türkiye'yi süper güç yapma yolunda götürüyor! Yiğit Bulut "düşünce geliştirme" toplantısına katılmak için gittiği Amerika'dan düşüncesini bir hayli geliştirerek dönmüş ve aklı başında bir adamın söylemekten utanacağı tahlillerde bulunmaktadır. Yiğit Bulut'un aklını mı aldılar da böyle deli-divane bir şekilde uçuyor, yoksa Haber Türk'e gelmeden önce başka gazetelerde yazdıklarını başkası mı yazıyordu? 1 yıl içinde ne değişti de, ABD ve İsrail'in hizmetinde gördüğü AKP'yi şimdi "AK Parti ve Erdoğan‘sız bir Türkiye özlemi ve stratejisi geliştirme düşüncesi içinde olduklarını kesin delillerle gözlemledim. Bu noktada bundan sonraki süreçte "ABD-İsrail çizgisinde" AK Parti ve Erdoğan "aleyhine" akımların özellikle seçim öncesinde artacağının "kesin" olduğunu da söylemek mümkün!" gibi gözleri gören, kulakları duyan ve beyni çalışan birinin yapmayacağı yorumları yapabilmektedir. ABD ve İsrail, kendisine Recep Tayyip Erdoğan ve AKP'den daha çok hizmet edebilecek birini Türkiye'de bulabilmesi mümkün müdür ki, böylesine bir meyve ağacını taşlasın? AKP'nin zihniyetinde değişen bir şey olmadığına göre, Yiğit Bulut'un yaşadığı bu düşünce değişiminin sebebi nedir? Yiğit Bulut'un bu düşünce değişimine AKP nasıl bir etki sağlamıştır? Maddi ve manevi araçlar nelerdir? Geçtiğimiz yıl "Türkiye'yi yok ediyorlar... "O bunu yaptı, bu bunu yaptı, o parti, bu parti" lüksü çoktan bitti. Türkiye üzerine oyun kuranlar başarılı olursa inanın bu topraklarda "ne Türklük ne de Müslümanlık" kalacak! Bütün "ayrışmışlara" duyurulur! Türkiye'nin "cenaze namazında mı birlikte saf tutacağız"!" (02.02.2009) diyen bir adam şimdi "Süper Güç Türkiye yolundayız" diyorsa bunu nasıl değerlendirmemiz gerekiyor? Yine bir yazısında Türkiye-İsrail ilişkisini "Sevgili siyasi otoritemizin son birkaç aydır "Ortadoğu" ile ilgili çıkışını hatırlıyorsunuz; "yıllardır yapılamayanı yaptık, İsrail-Filistin arasında arabulucuyuz..." İsrail'in son saldırısı sonrası, "arabulucu" Başbakanımız'ın açıklaması; "...İsrail'in yaptığı bize de saygısızlıktır, Başbakanı arayacaktım ama iptal ettim..." Ne oldu sayın "arabulucular"! İsrail "arabulucuyu" pek takmadı galiba! Kendinizi "fasulye modeli nimetten" sayar ve "2000 yıllık kavgada yapılamayanı yaptık, arabulucu olduk" derseniz; size bırakın haberi, işaret dahi vermeden "başlayan saldırı" sonrası ancak bu "Bize de saygısızlık" demekle yetinirsiniz!" (29.12.2008) şeklinde İsrail'in bizi hiç takmadığını söyleyen Yiğit Bulut, o günden bugüne ne değişti de hayali senaryo ve gerçeği yansıtmayan yorumlarla AKP'yi ve Recep Tayyip Erdoğan'ı kurtarmada tuz olup koşmaktadır? Yiğit Bulut eğer Davos'ta yaşanan tiyatro içinden kahraman çıkarmaya çalışıyorsa; oradaki olaydan hemen sonra "Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını ne Cumhurbaşkanı Perez'i ne de Musevi halkını hedef aldım" diyen ve ortaya koyduğu tepkinin arkasında 2 dakika duramayan Recep Tayyip Erdoğan'dan kahraman olamayacağını gibi, bu zihniyetle Türkiye'nin süper güç olması mümkün değildir. Yazısında "NEW York'ta bindiğim taksinin Ortadoğu aksanıyla İngilizce konuşan şoförü, Türk olduğumu öğrenince aynen şunu söyledi: Türkiye galiba yeni süper güç oluyor!" şeklinde aktarımlar yapan Yiğit Bulut, Amerika'daki taksi şoförlerini kendi uçuşlarına arkadaş yapmayı bıraksın da, her gün bir yerden darbe yiyen Türkiye'yi süper(!) bir felakete doğru sürükleyen zihniyetin gerçek yüzünü geçmişte yazdığı gibi yazsın... Yiğit Bulut, senin görüp de bizim göremediğimiz nedir? Seni 1 yıl içinde bu şekilde tamamen değiştiren nedir? Nasıl bir baskı görüyorsun, kimlerin ipi ile kuyuya iniyorsun? Kimler senin düşüncelerine müdahale edip tamamen değiştirdi? Yoksa değişimin, dönüşümün mimarı kayınpederin mi sana yeni rol yükledi? Yoksa ABD'nin ekmeğinde -suyunda mı maharet acaba? ABD'ye gidip dönünce 180 derecelik bir açı ile yazmaya başladığına göre, öyle galiba? Türkiye'nin bu teslimiyetçi zihniyetle süper güç olduğu falan yoktur ama senin süper uçuşlarını hayretle izliyoruz. Ama fazla uçma kendini bir an tiyatro sahnesinde bulabilirsin... Yiğit Bulut yine "İlk önce ‘yalakalar' değişir..." başlıklı bir yazısında "Şimdi hiç "çırpınıp, bağırıp, çağırıp" şov yapmayın! Destek olduğunuz "her olmayan ve pazarlanan proje altında" gizlenen amaçlar şimdi "ortaya döküldü" ve sizler de "var olan siyasi otorite kadar" hatta onları yanlış yönde "gaza getirdiğiniz" için daha fazla suçlusunuz!" (09.04.2008) diyordu... Şimdi iktidarı bile hayrete düşüren gazlar veren Yiğit Bulut kendi düştüğü duruma ne diyecek acaba? Biz kendisini yine de uyaralım; Unutma Yiğidim! Oyun bitince, şah da piyonlar da aynı torbaya konulur.
Yıldıray Çiçek / Ortadoğu www.etikhaber.com! |