Kıbrıs’ta kalıcı çözüm için taraflar arasında sürdürülen müzakerelerde KKTC'ye Euro'ya geçiş ve Avrupa'yla gümrük birliği sürecinin dayatılmaya çalışıldığı endişe ile izlenmektedir. Maalesef Kıbrıs müzakerelerindeki gelişmeler ülkemizin yoğun gündemi içerisinde Türk kamuoyunun gözünden kaçırılmaktadır.

Kıbrıs’ta tek gerçekçi uygulanabilir ve yaşayabilir çözüm; iki bölgeli, iki milletli ve iki devletli bir ortaklık yapılanmasına dayanmasıdır. Kıbrıs’ta tekrar başlayan müzakerelerin; ne yazık ki KKTC’nin tek taraflı AB’ye entegre edilmesi perspektifine dayandırılmaya çalışıldığı gözlenmektedir.

Bu çerçevede taraflar arasında kalıcı çözüme ulaşılmadan KKTC’nin AB’ye tek taraflı ekonomik entegrasyonu hem KKTC’nin müzakere masasında elinin kolunun bağlanması anlamına gelecek, hem de Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin aşındırılması sonucunu doğuracaktır.

Esasen, Kıbrısta “kalıcı çözüm” ve KKTC’ye yönelik izolasyon ve ekonomik ambargonun kaldırılması karşılığında gümrük biriliği ve Euro’ya geçişin dayatılması, AB’nin çözümden önce KKTC’yi ekonomik istilası anlamına gelecektedir. 

Dışişleri ve AB Bakanlıklarımızın konu ile ilgili sessizliği AKP yönetiminin Kıbrıs meselesindeki çözümü, Kıbrıs’ın Türkiye’den çözülmesi olarak gördüğü şüphelerini uyandırmaktadır.

AKP’nin Kıbrıs meselesindeki teslimiyetçi tavrı “Annan Planı”nın Rumlar tarafından reddedilmesi ile hüsrana uğramıştır. Tekrar aynı hatanın yapılarak Türkiye ve Türk tarafını AB ve Rumlar nezdinde zayıflatarak Kıbrısın kaybedilmesine yol açacak  politikalardan bir an evvel vaz geçilmesi gerekmektedir.

Kıbrıs Rumları ile ortak yaşama iradelerini göstererek Ada'da çözümü destekleyen taraf olan Kıbrıs Türkleri'nin yıllardır ekonomik ambargo ve izolasyonlara maruz bırakılması gibi haksız bir uygulama sürdürülürken, çözüm adına AB’nin ekonomik hemegonyasının dayatılması kabul edilemez bir yaklaşımdır.

Kıbrıs AB ilişkilerinde Türkiye aleyhine asimetri yaratacak olan bu durum, aynı zamanda hem ülkemizin hem de KKTC ekonomisine ağır sonuçlar yükleyecek bir yaklaşımdır.

Türkiye’nin Kıbrıs üzerinde kurucu antlaşmalardan kaynaklanan vazgeçilemeyecek ve tartışılamayacak ahdi hak ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Türkiye’nin kırmızı çizgilerini ortadan kaldıracak, iki kesimlilik ve siyasi eşitlik anlayışını zayıflatacak bir düzlemde sürdürülmesi Türkiye için kabul edilebilir bir yaklaşım değildir

Dışişleri ve AB Bakanlıklarımızın konuyla ilgili ulusal menfaatlerimiz ve hassasiyetlerimizi gözeten bir tavır içinde politika belirlemesi ve bunu acilen kamuoyu ile paylaşması elzemdir.

KKTC Türkiye’den kopartıldıkdan sonra AKP hükümeti GKRY ve AB tarafından da kandırıldığını mı iddia edecektir?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol